Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/256 E. 2025/1341 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/256
- Karar No
- 2025/1341
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/256 Esas
KARAR NO : 2025/1341 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/12/2023
NUMARASI : 2022/86 E. - 2023/211 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 2020/00747 numarasıyla tescil başvurusunda bulunduğu 35.1, 35.2 numaralı tasarım ile başkaca tescilli/ tescilsiz tasarım taklitlerinin, aleyhine delil tespit isteminde bulunulan ... (... GİYİM) tarafından “...” markası ile üretim ve satışının yapıldığını, ürün örneği ibraz edilerek Kocaeli 4.SHM'nin 2021/67 D.İş sayılı delil tespit dosyası ile davalı ...'ın işyerinde 22.10.2021 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, raporda Endüstriyel Tasarım konusunda uzmanlığı bulunmayan bir bilirkişi tarafından rapor tanzim edildiğini, yapılacak bilirkişi incelemesi ile tasarım hakkına tecavüzün varlığının tespit edileceğini, Davacıya ait 2020/00747 nolu ETB'nin (35.1,35.2 nolu tasarımlarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti durdurulmasını, önlenmesini, SMK 151/2-a kapsamında şimdilik 1000 TL maddi 100 TL itibar 20.000 TL manevi tazminata ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
"... Değişik iş dosyasında tek imzalı olarak rapor düzenleyen bilirkişinin avukat olması nedeniyle tasarım konusunda uzman olmadığı gözetilerek mahkeme aşamasında alınan rapora itibar edilmesi gerekmiştir. Mahkememizce itirazlar kapsamında yeniden rapor alınması için ara karar oluşturulmuş ve davacı yana kesin süre verilmiş ise de belirlenen kesin sürede bilirkişi ücretinin davacı yanca yatırılmadığı anlaşılmış, bu nedenle toplanan delillere göre bir karar verilmesi gerekmiştir.21.3.2023 tarihli celsenin 4 nolu ara kararında ayrıntılı olarak bilirkişinin hangi konuda görevlendirildiği açık olduğundan davacı vekilinin ara karardan rûcu isteminin yerinde olmadığı ve belirlenen kesin sürede ücret yatırılmadığından mevcut delillere göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce 21/03/2023 tarihli ara karar ile içinde sektör bilirkişinin de bulunduğu bir heyet oluşturulmuş ve ara kararımız da da açıkça davacının dava konusu tasarım ile kaç adet üretim yaptığı , kaç adet sipariş aldığı ne kadar satış yaptığı, iade olan ürün varsa iade ürünün fatura ve ticari defter belgeler kapsamında incelenmesine bu kapsamda davalıdan ele geçen ürün nedeniyle davacının mahrum kaldığı karın denetime uygun şekilde raporlanmasına, farazi ihtimallere göre tazminat hesabı yapılmamasına, tarafların ticari kapasitesi, tasarımın niteliği, ticari defter ve belgelerle denetime uygun şekilde ve gerçek satış ve üretim verilerine göre denetime uygun şekilde SMK 151/2-A kapsamında heyetçe rapor tanzim edilmesine ilişkin ara karar oluşturulduğu halde davacı vekilinin bilirkişi ücretinin kendilerince yatırılması yönündeki ara kararın adil yargılanma hakkının ihlali olduğu yönünde beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece değişik iş dosyasında alınan rapor ile mahkeme aşamasında alınan rapor arasında çelişki olduğu takdirde bu hususun yeni bir heyet ile incelenmesi hususu Yüksek Yargıtay uygulaması ile nettir. Davacı vekilinin talep olmadan mahkemenin res’en inceleme yapma yetkisinin bulunmadığı yönündeki beyanlarının ise yerinde olmadığı açıktır. Üstelik hazırlanan rapor farazi ihtimallere göre hazırlandığından mahkememizce 21.3.2023 tarihli celsede 4 nolu ara karar ile son derece açık olarak heyetin yapacağı iş ve görev tanımı belirlenmiş olup, öte yandan ek rapor düzenlemesi halinde dahi bilirkişilere yeni bir inceleme yapılması halinde aynı ücretin mahkememizce takdir edilmekte olduğu dolayısıyla davacının belirlenen kesin sürede bilirkişi ücretini yatırmamak için dosya gerçekleri ile ve Yargıtay uygulamasına yönelik olarak hazırlanan ara kararın afaki beyanlar ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki gerekçesiz beyanları ile yatırılmadığı sabit olduğundan ve belirlenen kesin süre içinde masraf verilmediği takdirde dosya içindeki mevcut deliller ile inceleme yapılacağı hususunun davacı vekiline ihtarına da karar verildiğinden dosyada mevcut raporlara ve toplanan delillere göre bir karar verilmesi gerekmiştir. ... Kocaeli 4.Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/67 Değişik İş dosyası kapsamında 22.12.2021 tarihinde, Bilirkişi ...tarafından yapılan tespitte işyerinde toplamda 4 adet ürün ele geçirildiği anlaşılmıştır. Değişik iş dosyasında tek imzalı olarak rapor düzenleyen bilirkişinin avukat olması nedeniyle tasarım konusunda uzman olmadığı gözetilerek mahkeme aşamasında alınan rapora itibar edilmesi gerekmiş ve mahkeme aşamasında alınan raporda tasarım uzmanı bilirkişinin karşılaştırılan ürünlerin benzer olması nedeniyle iltibasın oluşacağı yönündeki görüşü gözetildiğinde davacıya ait tescilli tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmese gerekmiştir....Mahkeme aşamasında alınan raporda bilirkişilerce farazi ihtimale göre ancak dayanaksız şekilde bir tazminat belirlemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişilerce davalı firmanın sadece 5 farklı renkte üretim yaptığı varsayılsa dahi, her renkten 36-38-40- 42-44 ana bedenleri olmak üzere en az 5 ayrı bedende, her bedenden de en az 20'şer adet üretim yaptığı düşünülürse; Davalı firmanın iş bu modelden toplamda ortalama 500 adet üretim yaptığının düşünüleceğini, Üretimde Farklı kumaş seçenekleri bunun pastala yansıması sonucu ürün adedi 500 katları söz konusu olacağı ve üç kumaştan oluşan koleksiyon üzerinden 1500 adet kesim ve üretim yapılabileceğini SMK 151/2-a maddesi uyarınca 3000 adet üretildiği varsayıldığında 120.000 TL, 1500 adet üretildiği varsayıldığında 60.000 TL, 1000 adet üretildiği varsayıldığında 40.000 TL davacının kardan mahrum olabileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.Ancak rapor tamamen farazi ihtimale göre ve dayanağı belirlenmeden düzenlendiğinden hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmamıştır. Davacı yana ait 2020/00747 nolu “Giysi” Bayan Elbise Çoklu Tasarımın 29.01.2025 tarihine kadar koruma altında olduğu, 29.1.2020 tarihinde tescil edildiği ve bir başkasına lisans verilmediği anlaşılmıştır.Mahkememizin ihtisas mahkemesi olması dolayısıyla her bir yıl /dönem tekstil sektörünün yani sezon itibarıyla rağbet gören ve satışı yapılan ürün modellerinin farklılık gösterdiği, hatta iklimin dahi ürünler üzerinde satışa doğrudan etkisinin bulunduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bir önceki dönem daha çok satılabilen tescilli yada tescilsiz bir tasarım ürününün diğer dönem de aynı hızla ve sayıda satılması her sezonun (yılın) modası, rengi ve trendi farklılık gösterdiğinden, tüketicinin içinde bulunduğu ekonomik ortamın dahi satış rakamlarını değiştirdiği bilinmektedir. Ayrıca bilirkişilerin farazi kesim ve dikim üretimleri ancak sektörde bir çok kişinin peşin ve iş garantisi olarak çalıştığı yurtdışında dahi şubeleri olan, franchaise mağazaları bulunan , en azından yurt içinde şubesi bulunan tanınmış firmalarda dahi söz konusu değilken küçük işletmelerde 3000/1000 yada 500 adet kesim yapılacağı, üretileceği öngörüsünden hareket edilerek değerlendirme yapılması sebepsiz zenginleşmeye yol açacağından farazi ihtimallere göre hazırlanan rapora itibar edilmesi mümkün bulunmamıştır. Öte yandan davacının tasarımının özel bir ödül almadığı, sosyal medya kullanıcıları tarafından best seller olarak tabir edilecek derecede bir tasarım olmadığı, benzerlerinin piyasada bulunması muhtemel kesimlerden olduğu, dolayısıyla tüketicinin ürünü ancak detaylarda beğenip satın alabileceği dolayısıyla ürünün ancak uygun fiyat yada kalite sembolü/marka olması halinde tercih edebileceği hususu bilinen bir gerçekliktir. Değişik iş dosyasında ürün bir mağazada ve 4 adet olarak ele geçmiştir. Davalının üretici olduğu yönünde dosyada hiçbir delil bulunmamaktadır. Davalı vekili de rapora itiraz dilekçesinde üretici olmadıklarını, satışa sunan firmalar yönünden de tazminat sorumluluğu için malın tüketilme sıklığı, satıcıların sattığı ürünün tasarıma konu olup olmadığını bilebilecek durumda olup olmadıklarının araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Toplanan delillere göre davalının üretici olduğu yönünde somut bir veri olmadığı halde davacının beyanı esas alınarak bilirkişilerin farazi ihtimallere göre dayanaksız olarak yüksek üretim adedi üzerinden bir tazminat hesabı yapması ve davacının da buna göre ıslah dilekçesi sunması sonuca etkili görülmemiştir. Bilirkişilerce davalı ve davalının ürünleri incelenmiş ve davacıya ait tasarım ile ve davalıya ait ürünler kıyaslanması neticesinde benzer olduğundan , ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimin davacıya ait tasarım tescili ile belirgin derecede aynı olduğundan tasarıma tecavüzün tespitine , durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir. Bir tür haksız eylem niteliği taşıyan davalının tasarıma tecavüzü sonucu, davacı tasarım sahibinin piyasada edindiği imaj ve güvenden oluşan manevi ticari varlığında meydana gelen zedelenme nedeniyle manevi tazminat isteminin yerinde olduğu, davalının basiretli tacir gibi davranmayarak, gerekli izni almaksızın davacı tasarımını kullanması davacı adına tescilli tasarımı ticari faaliyetlerinde kullanmaya devam etmesi kusurlu bir davranış olup, izinsiz olarak davacıya ait tasarımın kullanılması suretiyle oluşan haksız eylemin manevi tazminatı gerektirdiği sonucuna ulaşılmış bu nedenle 5.000 TL manevi tazminatın olay bakımından uygun kabul edilebileceği kanaatine varılmış, manevi tazminat sebepsiz zenginleşme aracı olmadığından fazla isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacının farazi ihtimallere göre hazırlanan rapora göre davasını ıslah etmesi ve 40.000 TL maddi tazminat talep etmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı anlaşılmıştır. Somut dava dosyasında sunulu delillere göre; diş sayılı dosyasında toplamda 4 adet ürün ele geçtiği bilirkişi raporunun 13.sayfasında elbisenin 300 yada 400 TL satış fiyatının kabul edilmesi gerektiği belirtildiğinden 4 ürünX400 TL=1600 TL nin maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Fazla istem yönünden davacı davasını ispat etmediği gibi farazi ihtimallere göre bir tazminat belirlenmesi sebepsiz zenginleşmeye neden olacağından fazla isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Sunulu deliller, taraf iddia ve savunmaları, tasarımın tescil tarihi, davalının kullanımı, ele geçen ürün miktarı, ürün satış fiyatı, davacı yanca sunulu mali kayıtlarına göre tarafların salt bu tasarımın satışı ile gelir elde eden firma olmadıkları , davalının da salt bu tasarımın satışı ile geçimini idame ettirmediği, üretici firma olmadığı, satıcı firma olması karşısında ancak sattığı/stoğunda bulanan ürün kadar davacının kardan mahrum kalacağı gerçeği karşısında maddi tazminat ancak ele geçen ürün kapsamında mahkememizce BK hükümlerine göre tespit edilmiştir. Zira ancak büyük firmalara hasredilecek 3000 -1000-500 adet kesim üretim yapıldığı yönünde hiçbir somut delil bulunmadığından ve davalının üretici olduğu yönünde hiçbir delil bulunmadığından buna dayalı olarak ıslah edilen fazla maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Öte yandan davacı konusu tasarımın itibarının ne şekilde zedelendiği yönünde davacının somut delil sunmadığı gözetilerek itibar tazminatı isteminin reddine, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.1-Davalının davacıya ait tescilli tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,2-İhlal nedeniyle BK hükümlerine göre takdiren 1.600- TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 22.10.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine,3-İhlal nedeniyle takdiren 5.000 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 22.10.2021 tarihinden itibaren değişir oranlı ticari faiz ile davalıdan tahsiline,fazlaya ilişkin istemin reddine,4- İtibar tazminatı isteminin reddine,5-İhlal Teşkil eden ürünün davalı yanca satışının, ticari mevkiye konulmasının önlenmesine, Karar kesinleştiği takdirde davalının işyerinde davaya konu ürün bulunduğu takdirde el konularak toplanmasına, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, " Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf isteminde özetle;
mahkemece 01.03.2023 tarihinde alınan bilirkişi raporu denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli iken herhangi bir gerekçe gösterilmeden ve tarafların da bu yönde bir talebi olmamasına rağmen yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasınına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeni rapor alınmasının adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacağını, ara karardan dönülmesi talep edilmiş ise de kabul edilmediğini, yeni rapor alınmasının gerekçesinin gerekçeli olarak ortaya konulmadığını, karşı tarafın da rapor talebi olmadığını, usul ekonomisinin dikkate alınması gerektiğini, gerekçeli karar incelendiğinde yerel mahkemenin maddi tazminat hesaplaması yönünden bir rapor aldırmak istediği anlaşıldığını bu durumda ise sadece mali bilirkişiden rapor aldırılabileceğini, 01.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesaplaması usul ve yasaya uygun olduğunu, maddi tazminat talebinin tamamen kabulü gerektiğini, davalının üretim miktarının belirlenememesi halinde davalının üretim miktarının TBK'nın 50. maddesine göre (piyasa ortalamalarına göre) belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde talep doğrultusunda ve seri üretim miktarları da dikkate alınarak doğru bir şekilde hesaplama yapıldığını, 4 adet ürün üzerinden hesaplama yapılması hakkaniyete aykırı olduğunu, Manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini, tazminat miktarının hiçbir caydırıcılığı bulunmadığını, eksik yargılama giderine hükmedildiğini, delil tespit dosyasında yapılan masrafların da hüküm altına alınmasını gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf isteminde özetle;
yetkili mahkemenin Kocaeli Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, Davacı tarafça yapılan arabuluculuk başvurusu ve neticesindeki anlaşmazlık tutanağında, dosyada mevcut taleplerin istenilmediğini, bu sebeple de davanın reddi gerektiğini, Dava konusu ürünün, dava dışı ...'nun tasarımını yaptığı, ... Tekstil Makina İnşaat Gıda ve Emlak Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden aldıklarını, ... adına Türk Patent ve Marka Kurumu Tescil Belgesi (2021/001578) ile tescilli olduğunu, tasarım belgesine istinaden yaptığı küçük miktarda alım karşısında müvekkilinin herhangi bir kusuru veya sorumluluğu olmadığını, Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2022/228 esasıyla görülen hükümsüzlük davası kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafından aynı ürünlere ilişkin birden fazla dava açılmış olup bu dosyalarda aynı taleplerde bulunulduğunu, ancak bu dosyalardaki raporlar çelişki arz ettiğini, manevi tazminatın unsurlarının oluşmadığını, taklitçilik iddiasının ispat edilemediğini, 3.kişi adına tescilli ürünün satıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
G E R E K Ç E :
Dava, tasarıma tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekili istinafında yetki itirazında bulunmuş ise de, yargılama sırasında süresi içinde yetki itirazında bulunmadığından HMK 357/1. md gereğince bu husus istinaf aşamasında dikkate alınmamıştır.Esas yargılamada alınan bilirkişi raporu ile delil tespiti aşamasında alınan bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğundan mahkemece çelişkinin giderilmesi için yeni rapor alınmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Somut olayda ispat yükünün davacıda olduğu, kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin ara kararın davacı tarafça yerine getirilmediği dikkate alındığında mahkemece mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiş davacı vekilinin bu hususlardaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Mahkemece tasarımların benzer olduğu kabul edilerek karar verilmiş, davalı vekili istinafında bilirkişi raporlarına itirazda bulunmamıştır. Bu durumda, davacı tasarımı ile davalı ürünün benzer olduğu kabul edilerek tasarıma tecavüzün tespiti ve menine karar verilmesi yerindedir. Davalı istinafında, ürünlerin taklit olmadığını, 3.kişi adına tescilli tasarımlar olduğunu ileri sürmüş ise de; davaya süresi içinde delil ibraz edilmediği, cevap dilekçesi sunmadığı, savunmaya konu tasarımın davacının tasarımından sonraki tarihli olduğu dikkate alındığında SMK 155.maddesi gereğince bu yöndeki itirazlar ve bekletici mesele talebine ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davacı, maddi tazminat talebini SMK 151/2-a maddesine dayandırmıştır. Mahkemece alınan raporda davalının üretim yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ve neticeten 40.000TL maddi tazminat hesaplanmış ise de; davalının üretici olduğuna dair dosyada bilgi ve belge yahut kabul olmadığı, delil tespit dosyasında ise işyerinde 4 adet ürüne rastlandığı, mahkemece hükmolunan tazminat tutarının yerinde olduğu, ihlalin boyutu, süresi, tasarım dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminat miktarının ve hükmolunan yargılama giderlerinin yerinde olduğu dikkate alınarak bu hususlardaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak davacının gider avansının kullanıldığı anlaşıldığından 210,00TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2'si olan 105,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.