Bölge Adliye Mahkemesi · Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2024/2403 E. 2024/2133 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2403
- Karar No
- 2024/2133
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:..... T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A G E R E K Ç E L İ İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO : ..... KARAR NO : .....
BAŞKAN :..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP :.....
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ..... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ..... NUMARASI : v
DAVACI : ..... VEKİLİ : Av DAVALI : ..... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 22/2 maddesi gereğince ..... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ve ..... 1. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile dosya yargı yerinin belirlenmesi için dairemize gönderilmekle dosya içindeki tüm belgeler ile dairemiz üyesi tarafından hazırlanan ön inceleme raporu incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ..... Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen ..... plaka sayılı araç; ..... ..... maliki ve sürücüsü olduğu ..... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 27.03.2022 tarihli trafik kazası neticesi ağır şekilde hasarlandığını, mezkur olay ve hasarın meydana gelmesinde Kaza Tespit Tutanağından da anlaşıldığı üzere ..... plaka sayılı araç sürücüsü ..... ..... tamamen kusurlu olup meydana gelen hasarın tamamından araç maliki ve sürücüsünün sorumlu bulunduğunu, mezkur kaza nedeniyle sigortalı araç üzerinde yapılan ekspertiz incelemesi neticesi belirlenen 144.155,73-TL hasar bedeli 18.11.2022 tarihinde sigortalımıza ödenmiştir. ..... plaka sayılı aracın ZMMS poliçesinden tahsil edilen 50.000,00-TL'nin müddeabihten tenzili sonrası müvekkil şirketin bakiye zararı 94.155,73-TL olarak devam ettiğini, huzurdaki dava öncesinde sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili hususunda karşı tarafa başvurulmuşsa da bu başvurunun sonuçsuz kaldığını, bu kapsamda karşı taraf aleyhine ..... İcra Dairesi .....Esas sayılı dosya ile alacağın tahsili amacıyla (Örnek 7) ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak karşı tarafın haksız itirazları ile takibin durmasına sebebiyet verdiğini, devam ile ..... Arabuluculuk Bürosu ...../..... Büro, ...../..... Arabuluculuk dosya numarasına kayıtlı başvuru ile dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesi karşı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, kasko tazminatını ödeyen müvekkili şirket TTK m.1472 gereğince sigortalısının hukukuna halef olduğundan, bu kanuni halefiyete dayanılarak haksız itirazın iptali amacıyla dava açtıklarını, açıklanan ve mahkemece resen göz önünde bulundurulacak nedenlere binaen; davalı/borçlu yanın ..... İcra Dairesi ...../..... E. sayılı dosyasına ileri sürdüğü borca itirazlarının iptaline ve duran icra takibinin devamına, davalı yanın % 20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama ve icra giderleri ile avukatlık ücretinin davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
..... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 09/02/2024 tarihli ...../..... Esas, ...../..... Karar sayılı karar ile, "Somut olayda; davacılar tarafından, haksız fiil teşkil eden trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak, araç işleteni ve araç sürücüsü olan davalılar ile ZMMS sigortacısı olan sigorta şirketine karşı birlikte açılmıştır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme, genel hukuk mahkemesi olan asliye hukuk mahkemesi ise de dava, gerçek kişiler ile birlikte karşı tarafın ZMMS yaptırdığı sigorta şirketine karşı da açılmıştır. Davalı sigorta şirketi, sigorta poliçesi nedeniyle sorumlu tutulmuş olup, zorunlu sigortalar, TTK'nın 1483 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 4/1-(a) ve 5. maddeleri gereğince mutlak ticari nitelikteki bu davada asliye ticaret mahkemesi görevli bulunmaktadır." somut uyuşmazlıkta; belirtilen BAM kararı da uyarınca uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlanması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ..... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince, dava konusunun TTK 1472 maddesi gereğince davacı sigorta şirketinin haksız fiil nedeniyle sigortalısına ödemiş olduğu tazminat bedelinin zarara sebebiyet verenlerden ve bu fiilden sorumlu olanlardan kendi sigortalısına halef olarak açmış olduğu rücuen tazminine dair itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında vurgulandığı üzere davacı sigorta şirketi eldeki davayı sigortalısının halef olarak açmış olmasına göre görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin nazara alınacağı, bu hususa ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22/03/1944 tarihli 37 Esas 9 karar sayılı ilamında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava , sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir, bu nedenle halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz, bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde olup, davacının sigortalısının tacir olmadığı, sigortalı aracın ticari niteliğinin bulunmadığı ve davanın sigorta sözleşmesinden değil davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı, dolayısıyla uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: HMK 23/1 maddesinde yargı yerinin belirlenmesine ilişkin incelemenin dosya üzerinden yapılabileceği düzenlenmektedir. Bu nedenle dairemizce dosya üzerinden yapılan incelemede; Bilindiği üzere, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Somut olayda; davanın trafik kazasından kaynaklı bakiye zarara yönelik itirazın iptali davası olduğu, halefiyet ilkesine dayanarak açılan davada dava dışı sigortalının tacir davalının ise esnaf olduğu, aracın hususi kaydının da bulunduğu, görevli mahkemenin mevcut durumda asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmış ve yargı yeri olarak belirlenmesi gerekmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK’nun 21. ve 22. maddeleri gereğince ..... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dava dosyasının, dosyayı dairemize gönderen mahkemeye iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 19/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
KANUN YOLU : HMK'nun 362/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 20/09/2024
..... Başkan ... e-imza ..... Üye ... e-imza ..... Üye -... e-imza ..... Katip ... e-imza