Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2105 E. 2025/2022 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2105
Karar No
2025/2022
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2105 - 2025/2022 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/2105 KARAR NO : 2025/2022

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2024 NUMARASI : 2023/173 Esas - 2024/607 Karar

İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : VEKİLİ : Av. ...

DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

BAŞVURU TARİHİ : 12/11/2024 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 18/12/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2025 YAZIM TARİHİ : 06/11/2025

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların oğlu Bahtiyar ...'un 14.01.2013 tarihinde 54 ... 964 plakalı aracı kullanırken meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/566 Esas ve 2014/567 Karar sayılı dosyasında, miras bırakan ...'un kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarını, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağını, dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğini ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten tam kusurlu, destekten yoksun kalan davacıların da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, davalı sigorta şirketinin zararın tamamından sorumlu olduğunu ve davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı istenebileceğini, bu sebeplerle şimdilik 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 14.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu trafik kazasının, sigortalı araç sürücüsü olan müteveffanın kendi kusuru ile meydana gelmiş olduğundan destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, ayrıca Türk Borçlar Kanunu 135. maddesi kapsamında alacaklı ve borçlu sıfatı davacılarda birleştiğinden müvekkili şirket yönünden dava konusu borç sona ermiş bulunduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 06/05/2024 tarihli ıslah dilekçesinde; dava dilekçesindeki taleplerini müvekkili Şayibe için 158.613,42 TL destekten yoksun kalma tazminatı, müvekkili Mikdat için 66.386,58 TL destekten yoksun kalma tazminatı olarak ıslah ettiklerini beyan etmiş olup işbu tazminat tutarlarına kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının kabulü ile, davacı anne Şaibe ... için hesaplanan 158.613,42-TL ve davacı baba Mikdat ... için hesaplanan 66.386,58.-TL olmak üzere toplam 225.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı AK Sigorta A.Ş'den temerrüt tarihi olan 20/02/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle geçerli sigorta teminatı limitiyle sınırlı sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sigortalı adına hareket eden sigortalı araç sürücüsünün %100 kendi kusuru ile meydana gelen trafik kazasında ZMMS poliçesi kapsamında davacılar üçüncü kişi sayılamayacağından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, her halde dosyada rücu durumu bulunduğundan TBK 135. maddesi uyarınca alacaklı borçlu sıfatlarının birleşmesi söz konusu olduğundan davanın reddinin gerektiğini, dava konusu kaza sırasında müteveffanın sürücü belgesinin bulunmaması nedeniyle müvekkili şirketin müteveffanın yasal mirasçıları olan davacılara rücu hakkının doğmakta olup Türk Borçlar Kanunu 135. maddesi kapsamında alacaklı ve borçlu sıfatı davacılarda birleştiğinden müvekkili şirket yönünden dava konusu borcun sona ermiş bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili sigorta şirketinin ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava trafik kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden, davacı anne ve babanın çocukları sürücü Bahtiyar'ın 14.01.2013 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında asli ve tam kusuruyla öldüğü anlaşılmakta olup, dava desteğin sürücüsü olduğu kazalı araç sigortacısına karşı açılmıştır. Kaza, Sigorta Genel Şartlarının 01.06.2015 yürürlük tarihinden önce gerçekleşmiş olup kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığından ve destekten yoksun kalan davacı anne zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan davalı sigorta şirketi adı geçen yönünden oluşan zarardan sorumludur. (YHGK’nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 kararı; YHGK’nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 kararı; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar, Yargıtay 4. HD 2025/4022 karar sayılı ilamı). Ancak, davacı Mikdat kaza tarihi itibariyle kazalı aracın işleteni olup 3. kişi konumunda olmadığından davalı sigorta şirketinin adı geçenin destek tazminatından sorumlu tutulması ise mümkün değildir. (Yargıtay 4. HD 07.02.2022 tarihli ve 2021/7026 esas ve 17. Hd 2016/15783 esas sayılı ilamları). Bu durumda, davacı baba yönünden davanın reddi yerine kabulü doğru görülmemiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf sebepleri davacı baba yönünden kabulü gerekir. Destek tazminatını hesaplanırken TRH2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken bilinen son gelirin her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması gerekir. (aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 16/3/2022 tarih, 2021/10279 Esas ve 2022/5016 Karar sayılı ilamı). Yargıtay uygulamasına göre tazminat hesabı yapılırken Sosyal Güvenlik gelir bağlama oranına göre hesaplama yapılması mümkün değildir. Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda sigorta şirketi poliçe limitine göre belirlenen garame hesabına göre sorumlu tutulmuştur. Ancak, aktüer bilirkişi raporunda hesaplamanın teknik faiz uygulanmaksızın TRH2010 yaşam tablosuna göre yapılması ve sigorta şirketinin yazılı nedenlerle temerrüt tarihinden itibaren sorumlu tutulması yerinde ise de, raporda desteğin gelirine ilişkin bilinmeyen devre hesabı yapılırken %10 artırım ve %10 indirime tabi tutulması yerine %5 artırım ve %5 indirime tabi tutulması hatalıdır. Davalı vekilinin tazminatın belirlenen miktarına ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. İlk derece mahkemesinin yaptığı yargılama, hükme esas aldığı bilirkişi raporu ve verdiği kararda tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar Dairemizce HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/10/2024 tarih ve 2023/173 Esas, 2024/607 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine, 6- Pamukova İcra Dairesi 2024/367 esas sayılı dosyasına davalı Ak Sigorta A.Ş tarafından yatırılan 443.629,24 TL nakit teminatın İİK 36 maddesi uyarınca talep halinde yatırana iadesine, 7-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/11/2025

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/2105, K. 2025/2022, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2105-e-2025-2022-k-3e1330ec01dc