İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/113 E. 2025/915 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/113
Karar No
2025/915
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/113 Esas KARAR NO:2025/915

DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:16/09/2014 KARAR TARİHİ:19/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in eşi diğer davacının babası olan ...'in ... plaka sayılı kendi kullandığı araç ile seyir halinde iken 04/04/2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasında vefat ettiğini, söz konusu aracın trafik sigortasının bulunmadığını, ... hesabının davacıların uğradıkları destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu bulunduğunu belirterek şimdilik kişi başına 1.000,00'er TL'den 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş vermiş olduğu cevap dilekçesince özetle; ... hesabının trafik sigortası bulunmayan araç sürüsünün kusur oranı ve gerçek zarar miktarı ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, ... hesabının yasada belirtilen nedenlerle yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara rucu hakkının bulunduğunu, ödeme yapıldığında davacılara rucu edileceğini, bu nedenle alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, ölenin mütefarik kusurunun tazminattan indirim sebebi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkememizin işbu dosyası 06.02.2014 tarihinde açılmakla .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapılmış olduğu, yapılan yargılama esnasında .... Asliye Ticaret Mahkemesinin kapatılması sebebiyle dosyanın mahkememizin ... Esasına kaydının yapılmış olduğu, bu esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi raporu akabinde davacılar vekili tarafından ibraz edilen 03/11/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile; davacı ... için dava dilekçesinde istenen miktarı ıslah ederek toplamda 106.953,53-TL'ye yükseltmiş, diğer davacı ... için ise istenen miktarı toplamda 39.605,59 TL'ye yükseltmiş olduğu, yargılama neticesinde "26/07/2007 tarihli ... Hesabı yönetmeliği nin 9/b maddesi uyarınca, motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına neden olduğunda, kaza tarihinde geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlardan davalı kurum sorumludur. Bu düzenlemeye göre somut olayda ilke olarak davalı ... Hesabının sorumluluğu esastır. Anılan yönetmeliğin 16. maddesinde ise kurumca ödenen tazminatlar, aracını sigorta ettirmeyen araç işleteni ile araç sürücüsünden rucüen tazmin edileceği öngörülmüştür. Bu bağlamda, aracını sigorta ettirmeyen işleten ve araç ile kaza yapan sürücünün veya bu kişilerin ölümü halinde yasal mirasçılarının yansıma yolu ile gördüğü zararların daha sonra bu kişilerden rucü edilebileceğinden, Mülga B.K 116, TBK 135. maddesi gereğince alacaklı ve borçlunun birleşmesi sonucunu doğuracağından davalı ... Hesabından tazminin istenmesi mümkün değildir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 12/04/2004 tarih 2009/10424 E 2010/3332 K nolu ilamı). Dosya içerisinde bulunan ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 15/04/2014 tarihli yazı cevabı incelendiğinde , ... plakalı aracın kaza tarihinde davacıların murisi ... adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından , yukarıda özetlenen TBK 135, ... Hesabı yönetmeliğinin 16.maddelerine göre alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olduğu, işbu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/8900 Esas, 2015/15047 Karar Sayılı, 24.12.2015 Tarihli "... Davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağına, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar, HGK'nun 16.01.2013 gün ve 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca) O halde mahkemece, davacıların kazada hayatını kaybeden araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalıp kalmadıkları değerlendirilerek, destekten yoksun kaldıklarının kabulü halinde davalı ... Hesabı karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile kaldırıldığı, işbu karara karşı karar düzeltme yasa yoluna başvuru yapıldığı, bu talebin de reddine karar verilmekle birlikte dosya mahkememizin ... Esasına kaydedilmiş olduğu, mahkememizce "Mahkememizin 27/11/2014 tarih, 2014/... Esas ve 2014/... Karar sayılı kararında direnilmesine," karar verilmiş olduğu, bu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/17-111 Esas, 2020/422 Karar Sayılı, 16.06.2020 Tarihli "... O hâlde mahkemece; davacıların davalı ... Hesabı karşısında üçüncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek davacıların destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı usulünce tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." şeklindeki gerekçeli bozma ilamı uyarınca dosya işbu kez mahkememizin ... Esasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama akabinde 02.03.2021 tarihinde verilen "1-Davacıların Davalarının KABULÜ İLE, 146.559,12-TL nin - davacı ... için 106.953,53-TL, Davacı ... için 39.605,59-TL olmak üzere - dava tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itiraben işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine," dair verilen karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/22791 Esas, 2023/3074 Karar Sayılı, 08.03.2023 Tarihli "...Şu durumda mahkemece; desteğin nüfus kayıtları celp edilerek kaza tarihinde desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadığı hususunun araştırılması suretiyle Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle, davacı eş ve çocukların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı miktarlarının belirlenmesi için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, destek paylarının hatalı belirlendiği rapordaki hesaplamanın kabulü doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca dosya 3. Kez bozma geçirmiş olup neticeten işbu esasa kaydedilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda davacıların murisi ...'in zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan kendi kullanımındaki ... plakalı araç ile birlikte 04.04.2013 tarihinde karışmış olduğu tek taraflı trafik kazasından kaynaklı olarak davacıların davalı ... Hesabından destekten yoksun kalma talebinde bulunmuş oldukları görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereği, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... Hesabı karşılayacaktır. Yargılama esnasında celp edilen evraklar incelendiğinde müteveffanın tek taraflı olarak karışmış olduğu trafik kazası neticesinde vefat etmiş olması, olaya karışan başka bir tarafın bulunmaması sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılı Nezdinde yürütülmekte olan 2013/427 soruşturma sayılı dosyasından kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmiş olduğu görülmekle celp edilen tüm evraklar bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle aktüerya uzmanı bilirkişisinden 03.06.2014 tarihinde rapor alınmış olup bu rapora göre hüküm tesis edilmiş ise de yargıtay ilgili bozma ilamında bilirkişiden ek raqpor alınması gerektiğinden bahisle mahkememizin kararın bozulmuş sebebiyle UYAP sisteminden yapılan incelemede önceki bilirkişinin kilitli olması, kendisine dosya teslim edilerek ek rapor alınmasının mümkün olmaması, kilidin açılmasının beklenilmesi halinde ise yargılamanın uzamasına sebebiyet verileceği anlaşılmakla güncel içtihatlar da göz önünde bulundurularak hesap yapılabilmesi amacıyla müteveffanın aile nüfus kayıt örneği de dosyamız arasına alınarak dosya yeni bir aktüerya uzmanı bilirkişine (...) tevdi edilmiş ise de alınan rapor ile kök rapor arasında çelişkiler olması, alınan raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmaması sebebiyle çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişiden (...) rapor alınmış olup bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan kök ve ek raporda özetle; Kaza 04.04.2013 tarihinde meydana gelmiş olup, ölüm halinde ceza zamanaşımı 15 yıldır. Kaza davacılar desteğinin kontrolündeki aracın direksiyon hakimiyetine kaybetmesi şeklinde tek taraflı olarak meydana geldiğinden kazaya başkaca kişi ve araç karışmadığından davacılar desteği ...'in %100 kusurlu olduğu kabul edilecektir. Sigorta poliçesinin düzenlenme tarihi 01.06.2015 tarihinden öncesine ait olduğundan dosyada mevcut Yargıtay kararlarına göre davalıya karşı 3.kişi sıfatına sahip olan davacılar, müteveffanın %100 kusuru nispetinde anılan davalıdan tazminat talebinde bulunabileceğinden, davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre hesaplama yapılarak takdire sunulacaktır. Her ne kadar işbu davada müteveffanın anne ve babası davacı değil ise de; Yargıtay ilamı da dikkate alınarak anılan hak sahiplerinin de destek tazminatı talep hakkı bulunduğundan hesaplamalarda dava dışı hak sahipleri de dikkate alınacaktır. 04.04.2013 kaza tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre davalının zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden ölüm/sakatlık ve tedavi gideri teminatı dahilinde sorumluluk üst limiti ayrı ayrı 250.000,00 TL. dır. 1.Seçenekte: TRH 2010 yaşam tablosu ve güncel asgari ücretlere göre; a)Davacı Eş ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 3.675.703,68 TL, b)Davacı Oğlu ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 315.673,46 TL. olduğu, c)Tüm hak sahiplerinin maddi zararının zorunlu trafik sigorta poliçesindeki limiti aşması nedeniyle davalının sorumluluğunun 250.000,00 TL. limit ile sınırlı olacağı, limitin davacılar ile birlikte tüm hak sahiplerinin payına isabet eden tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu,¸ 2.Seçenekte: PMF yaşam tablosu ve güncel asgari ücretlere göre; a)Davacı Eş ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 3.092.140,39 TL, b)Davacı Oğlu ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 315.673,46 TL. olduğu, c)Tüm hak sahiplerinin maddi zararının zorunlu trafik sigorta poliçesindeki limiti aşması nedeniyle davalının sorumluluğunun 250.000,00 TL. limit ile sınırlı olacağı, limitin davacılar ile birlikte tüm hak sahiplerinin payına isabet eden tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu, 3.Seçenekte: TRH 2010 yaşam tablosu ve 03.06.2014 rapor tarihindeki verilere göre; a)Davacı Eş ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 124.045,46 TL, b)Davacı Oğlu ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 27.332,84 TL. olduğu, c)Yukarıda belirlendiği üzere davacılar ile birlikte dava dışı anne ve babanın destek zararı toplamı olan 240.972,36 TL.nın, 250.000,00 TL.lık poliçe limiti içinde kalması nedeniyle 3.seçenekte poliçe limitinin garame edilmesine gerektirecek durum bulunmayacağı, 4.Seçenekte: PMF yaşam tablosu ve 03.06.2014 rapor tarihindeki verilere göre; a)Davacı Eş ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 108.863,38 TL, b)Davacı Oğlu ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 27.332,84 TL. olduğu, c)Yukarıda belirlendiği üzere davacılar ile birlikte dava dışı anne ve babanın destek zararı toplamı olan 204.405,56 TL.nın, 250.000,00 TL.lık poliçe limiti içinde kalması nedeniyle 4.seçenekte poliçe limitinin garame edilmesine gerektirecek durum bulunmayacağı, Davalının 06.02.2014 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, dava dilekçesinde de yasal faiz talep edildiği, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede yargılama esnasında alınan 03.06.2014 tarihli bilirkişi raporuna yönelik beyan dilekçesinde davacı vekilinin yapılan hesaplamaya bir itirazlarının olmadığını beyan etmiş olduğu, verilen ilk karara karşı temyiz yasa yoluna başvuru dilekçesinde de bilirkişi raporuna, hesaplamaya yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığı, mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından vermiş olduğu direnme kararına karşı temyiz yasa yoluna başvuru dilekçesinde de bilirkişi raporuna, hesaplamaya yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığı, 2. Bozma ilamı üzerine mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından yapılan yargılamada 02/02/2021 tarihli celsede "ıslah dilekçemiz doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilsin" şeklinde talepte bulunduğu, yeniden rapor alınması taleplerinin olmadığı, işbu kez talep doğrultusunda verilen 02.03.2021 tarihli "1-Davacıların Davalarının KABULÜ İLE, 146.559,12-TL nin - davacı ... için 106.953,53-TL, Davacı ... için 39.605,59-TL olmak üzere - dava tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itiraben işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine," dair karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulmadığı, davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, bozma ilamında ise "...Şu durumda mahkemece; desteğin nüfus kayıtları celp edilerek kaza tarihinde desteğin anne ve babasının hayatta olup olmadığı hususunun araştırılması suretiyle Dairemiz'in yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle, davacı eş ve çocukların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatı miktarlarının belirlenmesi için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, destek paylarının hatalı belirlendiği rapordaki hesaplamanın kabulü doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklindeki ilamı kapsamında yargılama esnasında seçenekli olarak hesaplama yapılmak kaydıyla yeni rapor alınmıştır. Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan Yargıtay 4. Hukuk 2024/3435 Esas, 2024/3699 Karar Sayılı, 24.04.2024 Tarihli " ... Mahkemenin bozma öncesi kararı davalı vekilinin temyiz istemi üzerine davalı lehine bozulmuştur. Bozma kapsamında Mahkemece yapılan yargılamada alınan 05.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda bozma uyarınca hesaplamaya ilişkin diğer hususlar bakımından usuli kazanılmış haklar gözetilmeden güncel asgari ücret verileri ile hesaplama yapılmıştır. Oysa sadece davalı vekili lehine ilk hükmün bozulduğu, bozma kapsamında belirtilen yön dışında 10.09.2020 tarihli kök rapordaki veriler yönünden (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, yaşam tablosu, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınması gerekirken davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal eden ek hesap raporu hükme esas almaya elverişli değildir. Şu hâlde; bozma sonrası alınan ek rapordaki güncel asgari ücret hatalı olup bozma ilamı öncesinde ilk hükme esas alınan 10.09.2020 tarihindeki veriler esas alınarak bozma ilamında belirtildiği şekilde ek rapor alındıktan sonra sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı, davacı vekilinin mahkememizce hükme esas alınan ilk 03.06.2014 tarihli rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesaplama uyarınca (Bilirkişi raporundaki 4.Seçenek : PMF yaşam tablosu ve 03.06.2014 rapor tarihindeki verilere göre;) Davacı Eş ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 108.863,38 TL, Davacı Oğlu ...'in destekten yoksun kalma nedeniyle maddi zararının 27.332,84 TL olduğu, 03.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi göz önünde bulundurulduğunda davacı ...'in talebinin 106.953,53 TL olduğu görülmekle bu miktar üzerinden davasının tam kabulüne; davacı ...'in ise talebinin 39.605,59 TL olması sebebiyle 27.332,84 TL üzerinden davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacı ...'in davasının KABULÜ ile 106.953,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itiraben işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı ...'in davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile 27.332,84 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itiraben işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine, 3-Alınması gerekli olan 9.173,10-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 25,20-TL, ıslah harcı olarak alınan 493,75-TL harcın toplamı olan 518,95-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 8.654,15-TL harcın davalıdan alınarak hazineye iradına, 4-Davacı tarafından yatırılmış olan peşin harç ve ıslah harcı toplamı olan 518,95-TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacılar tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 29,00-TL (başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 241,80-TL, bilirkişi ücreti 3.000,00-TL olmak üzere toplam: 3.270,80-TL yargılama giderinin %91 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 2.976,43-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalanının davacılar üzerinde bırakılmasına 6-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 7-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 27.332,84-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 12.272,75-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, 9-Davalı tarafından sarf edilen toplam 7.250,00-TL yargılama giderinin %91 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 625,50-TL'sinin davacı ...'den alınarak davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerinde bırakılmasına 10- Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile YARGITAY ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/113, K. 2025/915, T. 19.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-113-e-2025-915-k-6493b37fd34a