Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2024/1928 E. 2025/135 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1928
- Karar No
- 2025/135
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ........ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ........ KARAR NO : ........ KARAR TARİHİ : 14/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ........ (...........) ÜYE : ........ (...........) ÜYE : ........ (...........) KATİP : ........ (...........)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 11/07/2024 NUMARASI : ........... Esas ........... Karar
DAVACI : ........... VEKİLİ : Av. ........ DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av......... - Av. ........ - Av......... DAVALI : 2- ........... VEKİLİ : Av......... DAVA : Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ : 14/02/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 14/02/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkili ...........'in kullanımındaki ........... plaka sayılı kamyonet ile ........... sevk idaresindeki ........... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, müvekkil ........... sevk ve idaresindeki ........... plaka sayılı kamyonet ile ........... Caddesinden Kalenderhane Mahallesi ile Aile Sağlığı merkezi yönüne karşı istikamette seyir halinde iken ........... Caddesi yönünden karşı istikamet yönünden gelen ...........'in sevk ve idaresindeki ........... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada, müvekkilin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, müvekkiline ait ........... plaka sayılı aracın kullanılamaz hale geldiğini, Trafik kazası tespit tutanağına göre; kazanın oluşumunda davalı sürücü ...........'in ASLİ KUSURLU, müvekkilin ise TALİ KUSURLU olduğu kanaatine varıldığını, Konya.... Asliye Ceza Mahkemesinin ........... esas sayılı dosyasında kazaya ilişkin yargılamaya devam edildiğini, 10.04.2023 tarihinde Ticari Uyuşmazlıktan Kaynaklanan Zorunlu Arabuluculuğa (Trafik Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)'a başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini, ........... plakalı aracın halen davalı ........... adına kayıtlı olması halinde bu aracın kaydına dava sonucunda verilen karar kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devir, satış veya temlikini önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ve bilirkişi raporundan sonra artırılmak üzere; müvekkil için 500 TL geçici iş görememezlik, 500 TL sürekli iş görememezlik, 500 TL fatura edilemeyen tedavi giderleri, 500 TL bakıcı giderleri maddi tazminatın sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi, diğer davalı ........... açısından ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte şimdilik toplamda 2.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, davalının kusur durumu gözetilerek, telafi edici ve caydırıcı unsurları etkin olmak üzere müvekkil ........... için 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30/09/2022'den itibaren avans faizi ile ödenmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ve bilirkişi raporundan sonra artırılmak üzere; şimdilik 1.000 TL araç değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........... vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; 30.09.2022 tarihinde sürücü ...........'in sevk ve idaresindeki ........... plakalı kamyoneti ile ........... Caddesinden ........... Merkezi yönüne karşı istikamete seyir halinde iken ........... Caddesi yönünden gelip ........... Caddesi yönüne karşı istikamete sürücü ........... ........... plakalı otomobili ile kavşağa girerek kavşak içerisinde aracının sol yan kısımları ile kamyonetin ön kısımlarının çarpışarak ve çarpmanın etkisiyle ........... plakalı aracın ........... Merkezi önünde kaldırımda bulunan telekoma ait metal kutuya çarparak durmaları sonucu çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davacının aksine işbu kazada müvekkilen BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, müvekkilinde radius distal uç kırığı ve sağ el bileğinde şekil bozukluğu meydana geldiğini, ayrıca Konya.... Asliye Ceza Mahkemesi ........... E. sayılı dosya mündericatında bulunan; Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi hastanesince 30.09.2022 tarihinde düzenlenen genel adli muayene raporunda "basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesi olmadığı, kemik kırığı olmadığı" şeklinde rapor tanzim edildiğini, davacı tarafın aracında değer kaybı oluştuğuna ilişkin iddialarını kabul etmemekle birlikte, değer kaybı bedeli belirlenirken aracın somut özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini, davacının ihtiyati tedbir talebine dair bir gerekçesinin bulunmadığını, sırf davacının soyut talepleri üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğinin, izahtan vareste olduğunun Yargıtay kararlarıyla da sabit bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının ve ihtiyati tedbir talebinin reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafça dava öncesi müvekkil şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığının, kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 1.000.000-TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat poliçe teminatına dahil değil olmadığını, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, dolayısıyla, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun da bulunmadığını, müvekkil şirkete sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru olmadığını, davacı ...........'in kaza esansında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı ve alkollü olup olmadığının tespitinin gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatı belirlenirken; vergilendirilmiş gelirin, yoksa asgari ücretin baz alınmasının gerektiğini, davaya konu aracın 2017 model olup kullanılmışlık ve yıpranmışlık düzeyi had safhada olan araçta ödenen bedelden daha fazla değer kaybının meydana geldiğinin düşünülemeyeceğini, araçta değer kaybından bahsedebilmek için aracın ilk ve tek hasarının olmasının bu sebeple başvuru konusu aracın geçmiş hasarlarının da araştırılmasının gerektiğini, davacı tarafça usulüne uygun bir başvuru yapılıp yasada belirlenen süre dolmadan müvekkil şirket yönünden alacağın muacceliyetinden söz edilmeyeceğini, müvekkil şirketin davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olduğunu, temerrüte düşmediğini ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla usulüne uygun başvuru yoksa temerrüdün dava tarihi olduğunun kabulü gerekli olduğunu ve davacı lehine faize hükmedilmesi durumunda da davacı yanın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, açıklanan nedenlerle açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davacının % 25, davalı ...........'in ise % 75 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının kusur durumuna göre talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 12.375,79 TL, tedavi gideri tazminatı tutarının ise 4.500,00 TL olduğu, yine kaza nedeniyle davacının aracında değer kaybı oluştuğu, oluşan değer kaybı nedeniyle kusur durumuna göre davacının talep edebileceği tazminat tutarının 60.000,00 TL olduğu, davalı ...........'in ........... plakalı aracın işleteni ve sürücüsü olması, davalı sigorta şirketinin ise bu aracın ZMM sigortacısı olması nedeniyle davacının bu zararlarından sorumlu oldukları sonucuna varıldığından maddi tazminat davasının bu tutarlar üzerinden kabulüne, davacının yaralanmasının kalıcı sakatlık niteliğinde olmaması ve iyileşme sürecinde başkasının yardımına muhtaç olmaması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 ) Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davacının yaralanması nedeniyle, 12.375,79 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 4.500,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 16.875,79 TL tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 23/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........... yönünden ise 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminat isteminin reddine, Davacının yaralanması nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...........'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının aracının hasar görmesi nedeniyle, 60.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 23/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........... yönünden ise 30/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıya ait ........... plakalı araçta değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığını, davaya konu kazanın davacıya ait ........... plakalı araçta değer kaybı oluşturmadığını, değer kaybının Genel Şartlar formülüne göre hesaplanması gerektiğini, davacı müvekkili şirket aleyhine de manevi tazminat talep etmiş olup reddedilen bu kısım yönünden müvekkili şirket lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerine ilişkin zararların SGK sorumluluğunda olduğunu, belirlenen tedavi giderlerinin fahiş olup herhangi bir dayanağı bulunmadığını, yapıldığı iddia edilen tedavi giderlerinin ispatlanması gerektiğini, SGK'nın 05/09/2023 tarihli yazısında tedavi giderlerinin davacı yana ödendiğini belirttiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak itirazları doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada hükme esas alınan maluliyet raporuna itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, raporda belirlenen geçici iş göremezlik süresinin fahiş olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu'na sevk edilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tutarı ve tedavi giderlerinin SGK sorumluluğunda olduğunu, husumet itirazları bulunduğunu, değer kaybı yönünden müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, keşif yapılmadan, hatalı şekilde düzenlenen kusur raporuna ve müvekkiline isnat edilen kusur oranına itiraz ettiklerini, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, belirlenen değer kaybı tutarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davacının aracında belirtilen şekilde bir değer kaybı bulunmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklı, sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri ile araç değer kaybı ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılarca aşağıdaki sebeplerle istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Kusura itirazın değerlendirilmesinde; Kaza nedeniyle tutulan yaralamalı trafik kazası tespit tutanağında, kazanın oluşumunda ........... plakalı araç sürücüsü davalı ...........'in kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak kuralını, davacı sürücünün KTK2nın 72/1-a maddesinde düzenlenen kuralını ihlal ettiği kanaatinin bildirildiği, mahkemece adli trafik bilirkişinden alınan 05.02.2024 tarihli raporda, kazanın oluşumunda davalı sürücünün %75 oranında, davacı sürücünün ise %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, kusura ilişkin bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağı ve olayla da uyumlu olmakla, itiraz yersizdir. 2-Davalı ...........'in maluliyete, geçici iş göremezlik ve tedavi giderinden sorumlu olmadığı itirazının değerlendirilmesinde; 2918 sayılı KTK'nın 85/1.maddesi: Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. hükmü düzenlenmiş olup, yasa hükmünde belirtilen zararlar nedeniyle davalı işleten/sürücü, ve sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunmaktadırlar. İlk derece mahkemesince NEÜ Tıp Pakültesi Adli Tıp ABD'dan alınan 23.11.2023 tarihli raporunda, davacının film, grafi, rapor ve sair tedavi evrakları da incelenmek suretiyle, davacının kazada yaralanması sebebiyle mevcut arızasının iyileşme süresinin 3 ayı bulacağı, bu sür zarfında kişinin herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, bu sürenin geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği, kanaati bildirilmiştir. Dava konusu yaralanmaya ilişkin olarak raporun Adli Tıp/Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlar tarafından uzmanlık alanlarına göre, HMK'nun 275 inci maddesi gereğince oluşturulacak uzman doktor heyetinden alınması gerekmektedir. Mahkemece NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'dan alınan 23.11.2023 tarihli raporun belirtilen esaslara göre hazırlandığı, rapor hükme esas alınabilir nitelikte olduğundan, Maluliyete yönelik itiraz yersizdir. 3-Davalı sigorta vekilinin geçici iş göremezliğin ve tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığına ilişkin yapılan istinaf incelemesinde: 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE GENEL ŞARTLARDA " İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR. Bu halde davalı vekilinin geçici işgörmezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir. 4-Davalıların değer kaybına ve hesabına itirazının değerlendirilmesinde; Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Davacı, davalılardan kaza nedeniyle aracında oluşan değer kaybı zararını talep etmiştir. Araçta kaza nedeniyle oluşan değer kaybı, aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış, davalıdan bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın önceki kazaları, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davacı talepleri yönünden aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, davalının haksız fiil sorumlusu olarak zarardan sorumlu olduğu, kaza sonrası araç fotoğrafları ve belgelerin de değerlendirildiği 05.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen değer kaybına ilişkin zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre davalıların zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, itirazının reddine karar verilmiştir. 5-Davalı ...........'in Manevi tazminata yönelik istinafı yönünden; Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Hükme esas alınan mevcut rapora göre değerlendirildiğinde, meydana gelen kaza nedeniyle davacıda depresif uyum bozukluğu arızası tespit edildiği, bu arızanın kaza ile illiyet bağının olduğu, iyileşme süresinin 3 ayı bulacağı kanaatini bildirildiği anlaşılmakla manevi tazminat şartlarının olayda bulunduğu ve mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olmadığı kanaatine varılmış olmakla, İtiraz yersizdir. 6-Davalı sigorta şirketi vekilinin Manevi Tazminatın reddi nedeniyle lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği itirazının değerlendirilmesinde; Davacı tarafça, dava dilekçesinin konu kısmında 50.000,00 TL manevi tazminatın karşı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsilinin, dilekçenin sonuç ve istem kısmında 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faizi ile ödenmesine, şeklinde talepte bulunulduğu, mahkemece 26.10.2023 tarihli Ön İnceleme duruşmasında davacı vekiline "talep edilen manevi tazminatın hangi davalı ya da davalılardan ve hangi oranda tahsilini istediklerini" açıklamak ve dava dilekçesinin konu ile sonuç ve istem kısmı arasındaki çelişkileri gidermek suretiyle tavzih dilekçesi ibraz etmesi için 2 hafta kesin süre verildiği, Davacı vekilince süresinde sunulan 13.11.2023 tarihli tavzih dilekçesinde ise manevi tazminatın davalı ...........'e ödettirilmesini talep ettirdiklerinin bildirildiği görülmüştür. Dava dilekçesi konu kısmında her ne kadar, manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiş ise de, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında bu ifadenin yer almadığı yine dilekçe metninde de davalı sigortaya yönelik bir manevi tazminat istemi bulunmadığı, dava dilekçesinde bu hususta yer alan çelişki ve belirsizliğin giderilebilmesi için mahkemece davacıya açıklama yapılması için süre verildiği, davacı tarafça da manevi tazminatın sadece davalı ...........'den talep edildiğinin bildirilmiş olması nedeniyle, mahkemece manevi tazminat talebi yönünden davalı sigorta lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir yanışlık bulunmadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı ........... vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........... vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.251,38 TL harçtan peşin alınan 1.570,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.681,38 TL harç giderinin davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Alınması gereken 6.276,03 TL harçtan peşin alınan 1.569,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.707,02 TL harç giderinin davalı ...........'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.470,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 14/02/2025
........ Başkan ........... e-imzalı ........ Üye ........... e-imzalı ........ Üye ........... e-imzalı ........ Katip ........... e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.