Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1890 E. 2024/2085 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1890
- Karar No
- 2024/2085
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1890
KARAR NO: 2024/2085
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/06/2024
ESAS NO: 2024/200
KARAR NO: 2024/641
DAVANIN KONUSU: Konkordatonun Feshi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 25/10/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/06/2024 tarih ve 2024/200 E - 2024/641 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/275 Esas ve 2021/182 Karar sayılı dosyasından davalının konkordatonun tasdiki kararı verildiğini, kararda davalının 15/02/2022 tarihinde ilk taksit olmak üzere birer ay süre ile 36 eşit taksitle ödenmesine karar verildiğini, davalı şirketin bir kısım ödemeler yaptığını fakat davalının yaptığı ödemelerin hem geç olarak ödendiğini hemde eksik ödediğini, davalı şirketin son zamanlarda ödeme dengesinin bozulduğunu ve konkordato taksit ödemelerini yapmadığını belirterek davalı borçlu hakkındaki konkordatonun müvekkili şirket yönünden feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili şirketin tasdikli konkordato ödeme planı uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediği, 15/02/2023 tarihinde ilk taksit olmak üzere 1.600.000,00-TL tutarındaki alacağın 36 ay eşit taksitle ödenmesi gerektiğini, 15/02/2023 tarihinden itibaren ödemelerin yapılmadığını iddia ettiklerini, öncelikle husumet, derdestlik, yetki, hak düşürücü süre, zamanaşımı ve dava şartlarının yokluğuna ilişkin itirazlarını sunduklarını, müvekkili ... Oto'nun borçlarını ödeyemez hale gelmesi sebebi ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden konkordato talebinde bulunduğunu, 2019/275 Esas ve 2021/182 Karar sayılı ilamı ile konkordato talebinin kabul edildiğini, mahkemece davalının toplam borcunun 34.000,00-TL olarak belirlenmiş olup söz konusu miktarın 36 aylık taksit halinde ödenmesine karar verildiğini, buna göre her taksit tutarı 944,44-TL olarak belirlendiğini, ilgili mahkeme ilamına göre konkordato projesinde belirlenen toplam tutar ve buna bağlı olarak ödenecek taksitler borçlu şirketin ticari faaliyetlerini yerine getirmesi noktasında külfet haline gelmiş olsa da müvekkili şirketin konkordato projesi kapsamında sunulacak dekontlarla da görüleceği üzere yapmış olduğu ödemelerle ödeme yapma iradesini ortaya koyduğunu, davacıya olan borcunun büyük bir kısmını da ödediğini, müvekkili şirketin, davacı yanın bildirdiği banka hesabına borcun 15/02/2022 tarihinde 944,44-TL, 15/03/2022 tarihinde 944,44-TL, 29/04/2022 tarihinde 944,44-TL, 25/05/2022 tarihinde 944,44-TL, 29/06/2022 tarihinde 944,44-TL, 01/08/2022 tarihinde 944,44-TL, 28/10/2022 tarihinde 2.833,32-TL, 05/01/2023 tarihinde 1.888,88-TL, 20/02/2023 tarihinde 944,44-TL, 10/05/2023 tarihinde 2.833,32-TL ve 25/10/2023 tarihinde 944,44-TL'lık kısmını ödediğini, müvekkili ...Ltd. Şti.'nin konkordato süreci boyunca davacı ...Bankası nezdinde olan ve 36 ay vade ile taksitlendirilen borcunun belli bir kısmını ödediğini, HMK'nun 114/1-h maddesine göre hukuki yararın dava şartı olduğunun da göz önüne alınması gerektiğinin yanı sıra müvekkilinin borcunun büyük bir kısmını ödediğini ve kalan kısmı ödemekten ise kaçınmamakta olduğunu, bu itibarla da davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından somutlaştırılmayan davasının usulden ve esastan reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin özellikle Türkiye'de içinde bulunduğu ekonomik kriz ve meydana gelen deprem münasebetiyle kendi alacaklarını tahsil edememekte; ticari faaliyet gösteren diğer şirketlerde de dönem dönem yaşanması olağan olan nakit sıkıntısına düşebilmekte olduğunu, kaldı ki; müvekkili şirketin banka hesaplarındaki blokenin uzun süredir kalkmamasının da ödemenin aksamasına sebep olduğunu, bu güçlüklere rağmen müvekkilinin borcunu ödeme konusunda samimi şekilde gayret gösterdiğini, ancak bu durumun ödemeden kaçınma şeklinde anlaşılmaması gerektiğini, zira konkordato kapsamında muaccel olmuş ve olacak olan bütün ödemelerin, konkordatoya uygun şekilde müvekkili tarafından davacıya ödenecek olduğunu, davacı yanın bu halde konkordatonun feshini talep etmesi dürüstlük ilkesiyle de bağdaşmadığını, konkordatonun feshini gerektirecek bir durumun şu aşamada söz konusu olmadığını, müvekkili ... Oto tarafından ödenen kısımların, tüm beyan ve deliller ve davacı yanın ikrarı ile de sabit olduğu üzere davacıya çek keşide edildiğini, çekin işleme alınmamış olmasının konkordato komiseri kararının bir sonucu olduğunu, müvekkilinin çeki keşide ederek dürüstlüğünü ve iyi niyetini ortaya koyduğunu, çekin işleme alınmamış olmasının müvekkilinin iradesi ve kontrolünde gerçekleşmediğinden, müvekkilinin alacaklılarını zarara uğratma saiki ile hareket ettiğine yönelik iddiaların karalama kastı ile verilmiş olup soyut beyanlardan ibaret olduğunu, konkordato tasdiki ile belirlenmiş olan miktarın fahiş olduğunu, açık ve bariz hesap hataları içerdiğini, kaldı ki; konkordatonun yürütülmesini sağlamak için kayyım tayin edildiğini, mezkur konkordato sürecinin yürütülmesi bakımından tayin edilmiş olan kayyımın sorumluluğunun gözardı edilmemesi gerektiğini, zira kayyımlık ücretinin düzenli şekilde ödendiğinin banka kayıtlarında görüleceğini, tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevlendirilmiş olan olan kayyımın, belirlenen taksitlerin ödenmesi hususunda kayyımlık ücretinin ödenmesine gösterdiği hassasiyeti göstermesi gerektiğini, müvekkilinin konkordatonun gereklerini yerine getirmekten kaçındığına ilişkin beyanları kabul etmediklerini, davacının iddia ve davasının haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK'nun 308/e maddesi uyarınca konkordatonun kısmen feshi koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda toplanmaktadır. Mahkeme içi, iflas öncesi adi konkordato İİK'nun 285. ve izleyen maddelerinde düzenlenmiştir. Yasada konkordato tanımlanmamıştır fakat öğretide yaygın olarak kabul edilen tanıma göre konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından yasada gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan bir kolektif icra biçimidir (Kuru, B.: İcra İflas Hukuku, C.IV, 3.b., İstanbul 1997, s.3585; Arslan, R./Yılmaz, E./Taşpınar Ayvaz, S.: İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 3.b., Ankara 2017, s.541; Ulukapı, Ö.: Konkordatonun Feshi, Konya 1991, s.8; Tanrıver, S./Deynekli, A.: Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s.29; Kale, S.: Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s.2). Bu ilkelere göre konkordato borçlu için borçlarını ödemesi ve işletmesini olası bir iflas durumundan kurtararak faaliyetini sürdürmesi ve bu arada istihdam ve katma değer yaratarak ekonomiye katkıda bulunmasını amacını da güder. Konkordatosu tasdik edilen borçlunun tasdik edilen proje çerçevesinde borçlarını ödemesi gerekir. Çünkü konkordato onun için tanınmış bir imkandır ve tasdik edilen konkordato projesi, alacaklılara yönelik bir zorlama içerir. Borçların projeye uygun biçimde ödenmesi, toplantıda red oyu kullanmış alacaklılar üzerine mahkeme kararı ile oluşturulan hukuki baskı karşısında artık bir zorunluktur. Ödeme aşamasında borçluya ilave tolerans gösterilmesi beklenemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 308/e maddesi düzenlemesine göre "Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir." Konkordatonun bir alacaklısınca feshinden söz edebilmek için öncelikle tasdik edilmiş bir konkordato projesinin bulunması gerekmektedir. Konkordatoya tabi borcun yani konkordato alacağının proje gereğince ifa edilmemiş olması davanın sebebini teşkil eder. Ademi ifayı takiben yeni bir mühlete yahut borçlunun ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Bu davanın açılabilmesi bakımından konkordatoya tabi borcun projede yazılı taksitlerden birinin gününde ödenmemesi yeterlidir. Konkordatonun kısmen feshi eş zamanlı olarak iflas sonucuna da yol açmaz. Konkordatonun kısmen feshi ile birlikte alacaklı artık projenin mecburiliğinden kurtulmakta, adeta eski hale dönerek tüm alacağına geri kavuşmaktadır. Tasdik edilen konkordato projesinde kararlaştırılan taksitlerin gününde ve tam olarak ödememesi, konkordatonun davacı açısından feshi için yeterli bir nedendir. Borcun sonradan ödenmiş olması davacının fesih isteme hakkını ortadan kaldırmadığı gibi mahkemeyi de bağlamaz (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 07/07/2020 tarihli, 2020/809 Esas ve 2020/2498 Karar sayılı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2021 tarihli, 2021/2108 Esas ve 2021/2043 Karar sayılı emsal kararları). Konkordato projesi kapsamında borçlunun ödeme yapması için alacaklı ile ödeme planı yapması da gerekli ve zorunlu değildir. Dosya kapsamına göre, İİK'nun 308/e maddesi hükmü ve tüm beyan ve deliller birlikte dikkate alındığında, davalı borçlu ... Limited Şirketi'nin davacı ... Ltd. Şti.'ne konkordato projesi kapsamında ödemesi gereken borcundan bir kısmını dava tarihi itibariyle tasdik edilen konkordato hükmünde kararlaştırılan vadelendirmenin dışında gecikmeli olarak ödediği, bir kısmını ise hiç ödemediği, konkordatoya tabi borcun yani konkordato alacağının proje gereğince ifa edilmemiş olmasının eldeki davanın sebebini teşkil ettiği, ademi ifayı takiben yeni bir mühlete yahut borçlunun ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığı, eldeki davayı açabilmek için konkordatoya tabi borcun projede yazılı taksitlerden birinin gününde ödenmemesinin yeterli olduğu ve somut uyuşmazlıkta konkordato projesinde yazılı taksitlerin gününde ödenmediğinin ve bir kısımın ise hiç ödenmediğinin kayyım raporu ve dosya kapsamıyla sabit olduğu, bu nedenle davalının konkordato projesine aykırı davranışı nedeniyle davacının konkordatonun kısmen feshini talep etmekte haklı olduğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davanın KABULÜ ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2021 tarihli, 2019/275 Esas ve 2021/182 Karar sayılı konkordatonun tasdiki kararının İİK'nun 308/e maddesi uyarınca davacı ...Ltd. Şti. yönünden KISMEN FESHİNE, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı ... Limited Şirketi vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... Limited Şirketi vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından davacı yana yapılan ödeme taksitlerinin miktarı, konkordato projesinde planlanan ödeme miktarının oldukça üzerinde olduğunu, müvekkili tarafından 36 ayda ödenerek bitirilmesi planlanan taksitlerin oldukça büyük bir kısmı ödendiğini, müvekkili tarafından taksit taksit olmak üzere ödeme yapılmış olup, müvekkil şirketin ödeme isteğinin olduğunu, müvekkil tarafından davalı yana konkordato projesinde öngörülen ödeme planından daha fazla ödeme yapıldığını, ilgili ödemelerin fazla olmasına binaen muaccel olmayan borçlara ilişkin taksit ödemesine mahsup edilmiş sayılması gerektiğini, Yargıtay 02.03.1989 tarih ve 1989/699 E. ve 1989/1243 K. Sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğunu, yüksek mahkeme kararları bu denli açık ve aksi ispatı mümkün değilken, yerel mahkeme tarafından bu iddiaların hükme esas alınmaması ve müvekkilinin ödediği miktarlar ile kaç taksit ödemiş olduğunun hesaplanması ve davacının dava tarihi itibariyle kaç taksit ödemesi alması gerektiği araştırılması gerekirken haksız karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, yüksek mahkeme kararının gösterdiği üzere, mevcut dosyanın konkordato dosyası olması, müvekkil tarafından yapılan ödemelerin 10 aylık taksit döneminde yapıldığı, ancak ödenen tutarların konkordato projesi kapsamında belirtilen rakamların üzerinde olması sebebiyle, dava tarihi itibariyle bakiyenin uyuşması ihtimaline binaen; bilirkişi incelemesi ve dosyayı aydınlatmaya yarar diğer delil unsurlarına başvurmadan karar verilmesi açıkça bozma sebebi olduğunu, davacı şirket, konkordato amaç ve kapsamı doğrultusunda kötüniyetle ihdas etmiş olduğu davada, konkordato feshi talebinin ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmesi gerekirken, konkordato feshinin kabul edilmesi usule ve hukuka aykırı olduğunu, davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte kötü niyetle hareket edildiği açık olduğunu, bu koşullar altında davalı müvekkili şirket tarafından vadedilen ödeme planına uyulmasının beklenilmesi hakkaniyete ve dürüstlük kuralına tamamen aykırı olduğunu, istinaf başvurumuzun kabulü ile, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.07.2024 tarihli ve 2024/200 E. 202/641 K. sayılı kararının kaldırılmasına, işbu haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın REDDİ ile yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesindeki itirazlarının aksine davalı, konkordato projesi gereğince ödemesi gereken taksitlerin yalnızca cüz’i bir kısmını ödediğini, üstelik bu ödemeleri de gecikmeli olarak yaptığını, davalı dava tarihi olan 5.03.2024 tarihi itibariyle ödemesi gereken 10 taksiti ise hiç ödemediğini, ödenen taksitler hem geç hem de eksik ödendiğini, borçlu şirket son ödemesini ise (mayıs 2023 yılına ait olan taksit tutarı) ekim 2023 tarihinde yaptığını, davalı istinaf başvuru dilekçesinde davacıya yapılan ödeme taksit miktarlarının konkordato projesinde planlanan ödeme miktarının oldukça üzerinde olduğu iddiası tamamen gerçek dışı olduğunu, davalının yersiz, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf kanun yolu başvurusunun esastan Reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, İİK'nun 308/e maddesi gereği konkordatonun kısmen feshine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, konkordato projesi kapsamında davacıya alacağının tam ve düzenli ödenmemesi nedeniyle davanın kabulüne ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 10/06/2024 tarih ve 2024/200 E - 2024/641 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile,HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024