Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1857 E. 2025/172 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1857
Karar No
2025/172
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1857 Esas

KARAR NO: 2025/172

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/05/2024

NUMARASI: 2021/571 E. - 2024/477 K.

ASIL DAVA DOSYASINDA

BİRLEŞEN İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

2021/707 ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)|İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/01/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA: Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; Dava konusu çekin müvekkili tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğini, karşılıksızdır işlemi görünce de müvekkili tarafından ciranta olan ... ve keşideci ... İnşaat Kuyumculuk İth. İhr. ve San. Tic. A.Ş. Aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, dava konusu çekin ... ile olan ilişkiye istinaden davacıya verildiğini, davalının çekte ciranta olarak görünmesine rağmen gerçekte çekin kefili olduğunu, buna ilişkin olarak tutanak düzenlendiğini, icra takibi sürecinde dosya borcunun davalı ... tarafından ödenerek çekin icra müdürlüğünün kasasından teslim alındığını, akabinde davalı ...'in çeki işleme koyarak haciz işlemleri yapacağından bahisle müvekkiline mesajlar attığını, yanı sıra kim oldukları belli olmayan mevhum şahıslara bu doğrultuda aramalar yaptırdığını, davalının İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/554 D. İş sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından bu dosyaya itiraz edildiğini, davalının çeke dayalı istem hakkının bulunmadığını, beyanla yargılama süresince müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmaması, şayet başlatılan icra takibi var ise icra takibinin dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması yönünde bila teminat bu talep kabul görmezse makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacının ... Alibeyköy Şubesine ait keşide yeri İstanbul olan 28/12/2020 tarihli ... seri numaralı 155.000,00-TL çeke istinaden müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyası ile takip başlattığını ve müvekkilinden tahsil edilen bedelin haksız olduğunu, davacının haksız tahsilatı sebebi ile müvekkilinden tahsil etmiş olduğu bedeli iade etmesi gerektiğini ancak etmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas numaralı dosyası üzerinden tahsil edilen bedel üzerinden davacı ve icra dosyasının dayanağı olan çekin keşidecisi hakkında İstanbul 6. ATM 2021/554 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin bu başvurusunun akabinde davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, ticari niteliği bulunan menfi tespit davalarının arabuluculuğa tabi olduğunu ancak davacının arabuluculuğa başvurmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin anılı icra dosyasına ödemiş olduğu bedeli icra tehdidi altında ödediğini, İstanbul 6. ATM 2021/554 değişik iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararının ardından bu kararı İstanbul ... İcra Müd.nün ... esas sayılı dosyası ile takibe koyduklarını ve takip sonrasında davacının malvarlığına haciz konulduğunu, davacının itirazı üzerine takibin durduğunu, bunun üzerine davacı aleyhine itirazın iptali davası açmak üzere arabuluculuğa başvurduklarını, davacı tarafından dava dilekçesi ile beyan edilen müvekkilinin dava dışı ...'nın finansörü olduğu hususu ile çekte kefil olduğu hususlarındaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, senede karşı senetle ispat zorunluluğu olduğunu, huzurdaki dava konusu çekle ilgili olarak gerçek olmayan soyut iddiaların müvekkilinin imzası olmayan alakasız sözleşmelerin davanın ispatı için yeterli olmadığını, çekte bulunan ciro silsilesine bakıldığında TTK 709.md. Gereğince ciranta konumunda bulunan müvekkilinin çeki ödemesi sebebiyle kendisinden öncekilere rücu edebileceği kanunen düzenlendiği için davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin ödemiş olduğu bedelin tamamı için her iki borçlunun sorumlu olduğu dikkate alınarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

BİRLEŞEN İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/707 ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVA: Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine "28/12/2020 vadeli Keşide Yeri İstanbul Olan 155.000,00 TL bedelli çeke dayalı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, icra takibi sonrasında müvekkilinin icra tehdidi altında icra dairesine başvuruda bulunduğunu ve borçlu olmadığı halde icra dosyasının kapak hesabını ödemek zorunda kaldığını, akabinde kendinden önceki lehtara ve keşideciye başvurulabilmek için çeki teslim aldığını, müvekkilinin çeki elinde bulundururken, yani yetkili ve meşru hamil iken, iradesi sakatlanarak kendinden öncesindeki borçlu olan ...'a çeki teslim ettiğini, çeki teslim alan ...'ın çeki cirolayarak bankaya ibraz ederek, çeki icraya koyduğunu, icra dosyasının kapak hesabını ödemek zorunda kalan müvekkilinin, ödemiş olduğu kapak hesabını kendinden önceki cirantalardan tahsili için; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/554 Esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/554 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan kararın, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konulduğunu, asıl takibe geçildikten sonra davalı borçlu tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, bunun üzerine huzurdaki itirazın iptali davası açıldığını, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin alacağının garanti altına alınması için, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muvafazası için teminatsız veya uygun bir teminat mukabilinde ihtiyaten haczine karar verilmesine, huzurdaki davanın dayanağı olan çeke dayalı, aynı taraflar arasında İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/571 E sayılı dosyası üzerinden dava açılmış olduğundan ve yargılaması devam ettiğinden, huzurdaki dosyanın İstanbul 8.Asliye Ticaret mahkemesi'nin 2021/571 E sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu menfi tespit dava dilekçesi ekinde sunulan ... Alibeyköy İstanbul Şubesine ait keşide yeri İstanbul olan, 28/12/2020 tarihli ... seri numaralı 155.000,00-TL bedelli çekin davalı birleşen dosya davacısı tarafından müvekkiline verildiğini, çekin keşide tarihinde müvekkili tarafından muhatap bankaya ibraz edildiğini, karşılıksızdır işlemi görünce de müvekkili tarafından ciranta olan ... ve keşideci ... A.Ş. Aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, icra takibi sürecinde dosya borcunun davalı birleşen dosya davacısı ... tarafından ödenerek çekin icra müdürlüğü kasasından teslim alındığını, akabinde ...'in İstanbul 6. ATM 2021/554 değişik iş sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve taraflarınca bu dosyaya da itirazda bulunduklarını ancak itirazın reddine karar verildiğini, verilen ihtiyati haciz kararı üzerine davalı birleşen dosya davacısı tarafından İstanbul ... İcra Müd.nün ... esas sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili tarafından anılan takibe de itiraz edildiğini, davalı birleşen dosya davacısı ...'in icra takibi içerisinde ödemiş olduğu uyuşmazlık konusu aynı çeki ihtiyati hacze konu ederek müvekkile ödenen parayı tekrar geri almaya çalışmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, öncelikle davalı birleşen dosya davacısının haksız ve dayanaktan yoksun ihtiyati haciz talebinin reddini, davalı birleşen dosya davacısının müvekkiline ödemiş olduğu parayı geri alabilmek amacıyla başlattığı takip akabinde açtığı itirazın iptali davasının reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2024 tarihli 2021/571 E- 2024/477 K sayılı kararıyla; asıl davanın kabulüne, davacının ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın reddine, dava değeri üzerinden %20 oranında hesaplanan 44.586,81 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSU; Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; çek üzerinde birleşen dava davalısının iş bu ciroyu kefil sıfatıyla yaptığına dair ibare bulunmadığını, asıl dava davacısı tarafından sunulan 14/12/2018 tarihli satış vaadi sözleşmesinde yapılacak olan binanın 2. Kat 11 nolu dairesi için dava dışı ... tarafından 240.000,00 TL peşin ödeme yapıldığının yazıldığını, daire tesliminde ... tarafından herhangi başka bir ödeme talep edilmeyeceği ile daire tesliminde ... tarafından herhangi başka bir ödeme talep edilemeyeceği ile daire teslim tarihinin 15/10/2019 ve anahtar teslim olduğunun ayrıca belirtildiği ve imzalandığını, bu yazı dikkate alındığında, davaya konu çekin (seri numarası aynı) dava dışı ... tarafından asıl dava davacısına teslimi ile ilgili birleşen dava davacısının kefil olarak yazıya imza koyduğunu, çekin fotokopisi üzerinde yapılan incelemede, davacı ...'ın cirosu sonrasında davalı ...'in cirosu sonrasında da yine davacı ... cirosunun olduğunu, davalı ...'in kambiyo ilişkisinde cirantadan daha çok, kefil olarak hareket ettiğini, taraflar arasında düzenlenen protokolden anlaşıldığının belirtildiğini. -Müvekkilinin davacı ...'a borcunun bulunmadığının alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğinin müvekkilinin cirosundan önce lehtar konumunda ve müvekkilin cirosundan sonra da ...'in cirosunun bulunduğunun müvekkilinin borcunun son bulduğunu, müvekkiline takip yapılamayacağını. -Davacının müvekkiline karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatma hakkı bulunmadığına, müvekkilinin avalist olmadığına mahkemenin avalist vasfı ile değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, davacının müvekkilinin kefil olduğuna dair ileri sürdüğü iddiaların hukuka uygun olmadığına, dava konusu çekin temelinde yatan satış vaadi sözleşmesinin hukuken geçerli olmadığının geçerli olduğu varsayılsa dahi müvekkilinin alacaklı ile bir ilgisi bulunmadığını. -Birleşen itirazın iptali davasında müvekkilini kanun gereği davacıdan alacaklı olduğunu, davacının senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, ancak ispat külfetinin yerine getirilemediğini beyanla mahkeme kararının kaldırılarak menfi tespit davasının reddine müvekkilini açtığı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İstinaf başvurusuna konu menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İstinaf incelemesinin HMK 355. Madde gereğince kamu düzeniyle ilgili hususlarda resen ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlarla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.Mahkemenin gerekçeli kararının incelenmesinde; gerekçeli kararın içeriğinde dosyaya delil olarak sunulan taraflar arasındaki sözleşmenin fotoğraf olarak görüntüsünün yer aldığı anlaşılmıştır.T.C. Anayasası'nın 141/3 maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). (bkz Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2021 tarihli, 2020/931 Esas- 2021/4270 Karar sayılı kararı) 6100 sayılı HMK'nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. Maddesinde, gerekçeli kararda bulunması gereken hususların tek tek sayıldığı, sözleşmenin mahkemece kararda tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, gerekçe içeriğinde fotoğraf olarak görüntüsüne yer verilmesinin kararın gerekçesinde boşluklara neden olduğu, kararın bütünlüğünü bozduğu gibi HMK 297. Madde de düzenlenen usul hükmüne de uygun olmadığı görülmüştür. Mahkemenin kabulüne göre de; birleşen davada davanın reddine karar verilmesine rağmen, maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, nispi harca hükmedilmesi de yerinde olmamıştır. Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan incelemede; kararın HMK 297. Maddesine uygun olarak gerekçe içermemesi ve birleşen davada hükmedilen harcın hatalı olması nedeniyle HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince, Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulü, mahkeme kararının kaldırılması ve Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, resen gözetilen sebeplerle istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2024 tarihli 2021/571 E- 2024/477 K sayılı Kararının HMK 355, HMK 297 ve HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1857, K. 2025/172, T. 30.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1857-e-2025-172-k-f8d0e5954873