Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1399 E. 2026/221 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1399
Karar No
2026/221
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1399 Esas

KARAR NO: 2026/221

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/05/2024

NUMARASI: 2022/237 2024/127

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/02/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... numaralı "......" markasının 43. sınıfta tescilli sahibi olduğunu, müvekkilinin markası tescil edilmeden çok önce de '...' adı altında ticari işletme olarak kullanılmakta olduğunu ve bu ad altında hizmet verdiğini, ...bar', ...'lı yıllardan itibaren bilinirliği oldukça yüksek, tescilli bulunduğu sınıfa ilişkin mal ve hizmetler sunan, ünü ticari işletmenin bulunduğu ... ilinin sınırlarına taşmış bir kuruluş olduğunu, "....." ‘ın ...'nın ilk ......dan biri olmakla mezkur tarihten itibaren ..... türündeki işletmelerin en popülerleri arasında yerini koruduğunu, ... yılı aşkın süredir, marka logosunu ve logosunda yer alan "....." ismini de ticari faaliyetlerinde kullandığını, o tarihlerde sicile kayıtlı bir marka olmasa da aynı adı taşıyan ve bu adın bilinirliğini ve tanınırlığını kendisi yaratan işletme hakkında popüler sosyal medya platformu ".....com" adresinde de 2000 yılından kalma girdiler görüldüğünü, . "...." kelimesi aratıldığında karşımıza ilk çıkanın müvekkiline ait işletmeye ilişkin içerikler olmakla müvekkiline ait işletmenin tanınmışlığı ve popülerliğini bu husus dahi başlı başına ortaya koyduğunu, marka olarak tescili için başvurusunun ....01.2011 tarihinde yapıldığını, .. numarasıyla dosyalanmış olduğunu, davacıya ait "..." ibareli markanın faaliyetine başladığı 1990'lı yıllardan, tescili için başvuruda bulunulan 2011 yılına kadar tescilsiz marka olarak statüsünü koruduğunu, davalıya ait "... ..." ibareli markanın davacı markası ile aynı sınıfta tescil edilmesi nedeniyle iltibas oluşturduğunu, bu nedenle davalı adına tescilli... numaralı "... ..." ibareli marka tescil belgesinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı davasını 5 yıllık yasal süre içinde açmadığından davanın usulden reddini talep ettiklerini, davalı şirketin '... ...' markasını ... başvuru numarasıyla ...../05/2016 tarihinde kuruma başvurarak markaya herhangi bir itiraz olmaması üzerine .../11/2016 tescil tarihinden itibaren kullandığını, davacı tarafın '......' ibareli markayı ".... sağlanması hizmetleri. ... ve .. hizmetleri" olarak tescilli olarak aktif olarak kullandıklarını beyanla davalı şirketin '... ...' markası ile davacı şirketin markasının benzer karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimaline ilişkin iddia ve beyanları yerinde olmamakla davanın reddi gerektiğini, markaların aynı veya ayırt edemeyecek derecede benzer olması, aynı veya aynı tür mal/hizmetleri kapsaması ve karıştırılma ihtimali koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, markaların benzer ve karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığının tespitinde ; görsel, işitsel, anlamsal, biçimsel benzerlikler, mal ve hizmet benzerliği, önceki markanın ayırt edici özelliği, söz konusu markaların ayırt edici ve baskın unsurları, markaların esas unsuru ve tamamlayıcı unsurları bir bütün olarak dikkate alınması gerektiğini, benzerliğin tespitinde genel görünüm yani bütünsel benzerliğin dikkate alınacağını, Yüksek Mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere markalar incelenirken sadece kendisini oluşturan sözcüklerin dikkate alınmamasını, markaya ayırt edici nitelik katan her unsurun dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin markası olan '... ...' ibaresinin kullanılan harfler ve oluşturulan... olarak farklı olup, davacı markasından ayırt edici özelliği sağlanmış olduğunu, davalı şirketin markasının ... olduğunu ve markanın... ... markasıyla birlikte kullanıldığını, davalı şirkete ait '... ...' markalarının, yeme-içme sektöründe Türkiye'nin ....."..." grubunun markası olmakla davalı şirkete ait markaların bu sayede daha çok tanınmış bir marka olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde söz konusu markasını ... ilinde kullandığına dair beyanının davacının ... ilinde sadece küçük bir müşteri çevresi içerisinde bilindiğini göstermekte olup, bu da tanınmışlık düzeyine ulaşmadığını gösterdiğini, davalı şirketin tanınmış markası olan "..." ile birlikte düşünüldüğünde davalı şirketin kötü niyetli olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığını, haksız ve hukuka aykırı olan davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İstanbul Anadolu ...... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../05/2024 tarih ve 2022/... Esas - 2024/..... Karar sayılı kararıyla; ''...Somut olayda, .... tescil numaralı ...+... markasının davacı adına tescilli olduğu, ....... tescil numaralı ...+... ibareli markasının davalı adına tescilli olduğu, her iki markanın da 43. Sınıfta tescilli oldukları, her iki markanın ana unsurunun da ...ibaresi olduğu, davalı tarafın markasını ayrıştırmak maksadı ile ... ibaresini markasına eklediği, ancak her iki markanın da ana unsurunun ...ibaresi olduğu, bu haliyle davalı markasının davacı markası yönünden iltibas oluşturacağı ve SMK'nın 6/1. Maddesi gereği hükümsülük şartlarının oluşacağı açıktır. Ancak davalı taraf cevap süresi içinde davalı tarafın 5 yıl süre ile sessiz kaldığını ve hükümsülük talebinde bulunmadığını defi olarak ileri sürmüştür. SMK'nın 19/2 maddesi gereği SMK'nın 6. Maddesi gereği yapılacak itiraz süresinin 5 yıl olduğu, davalı markasının tescil tarihinin ......11.2016 tarihi olduğu ve dava tarihinin ....10.2022 tarihi olduğu dikkate alındığında 5 yıllık sürenin geçtiği, tarafların aynı sektörde ve oldukları dikkate alındığında birbirlerinden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu dikkate alındığında davacı tarafın 5 yıllık süre içerisinden hükümsüzlük talep etmediğinden, davalının markası yönünden hükümsüzlük talebinde bulunamayacağı kabul edilmiş ve SMK'nın 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Makanın tekliği ilkesi yönünden yapılan değerlendirme de de davalı tarafın markasına ... ibaresi ile... unsuru eklemek suretiyle farklılık kazandırmaya çalıştığı, bu unsurların markalar arasında iltibası engellemese de markanın tekliği ilkesini de ortadan kaldıracak düzeyde olmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafın SMK'nın 6/9. Maddesi gereği hükümsüzlük talebi de incelenmiş, davalı tarafın dava konusu markayı devir suretiyle elde ettiği, davacının markasının tanınmış marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının davalının faaliyetlerini engelleyecek bir faaliyeti ya da markayı biriktirme kastı ile hareket ettiğine dair ve davacı tarafça davalının dava konusu markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini ispat eder bir delil de sunulmadığı dikkate alındığında SMK'nın 6/9. Maddesi gereği hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı tarafça dava konusu markanın tescili için ....05.2016 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup mezkur marka ......11.2016 tarihinde tescil edilmiştir. İlgili tarihlerde müvekkile ait markamızın sahibi ..... olup sahibi olmadığı bir markanın korunmasına ilişkin işlemlerin müvekkili tarafından gerçekleştirilmesinin beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin .......06.2021 tarihinde dava konusu markayı devraldığını, dava konusu davalı markanın varlığından da ilgili tarihten sonra haberdar olduğunu, 5 yıllık sürenin, sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği tarihten itibaren başlatılacağını, hükümsüzlüğü istenen marka tescilinin kötü niyetli olması halinde bu süre dikkate alınmayacağını, nitekim bu hususun gerekçeli kararda da " tarafların aynı sektörde ve oldukları dikkate alındığında birbirlerinden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" ifadeleri ile yer bulduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılan resen inceleme esnasında SMK madde 5/1-ç hükmü kapsamında reddi gerekmekteyken tesciline karar verildiğini, MÜVEKKİLE AİT MARKAnın TANINMIŞ MARKA OLduğunu, DAVALIYA AİT TESCİL KÖTÜ NİYETLİ olduğunu,müvekkiline ait "..." markasının Türkiye'de ...... yılı aşkındır faaliyet süren, oldukça popüler ve tanınmış bir marka olduğunu, her ne kadar dosya kapsamında markamızın tanınmışlığına ilişkin herhangi bir kanıt sunulmadığı, markanın tanınmış olmadığına kanaat getirilmişse de dava dilekçe ekinde somut delillerin yer aldığını, marka hakkında popüler sosyal medya platformu "....com" adresinde de 2000 yılından kalma girdiler, ...."..." kelimesi aratıldığında müvekkiline ait markanın ilk olarak çıkması, internet üzerinden şehirlerdeki bilinen yerlerin tanıtımına ilişkin olarak çalışanların ve müşterilerin müvekkile ait markaya ilişkin olarak yapmış oldukları yorumlar ve görüşler, geniş kitlelerece bilinen ve ...... gişe rekorları kırmış olan '...' adlı sinema filminde müvekkile ait işletmenin mekan olarak kullanılması ve filmin içinde yer alması... Bütün bu hususlara ek olarak; yıllardır ....... sahne aldığı ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapan, Türkiye'de ..... kültürünün yerleşmesine katkı sağlayan işletmeye ait markanın tanınmamasına imkan bulunmadığını, dava konusu markanın müvekkiline ait marka ile aynı asli unsura sahip olduğunu, aynı sınıfta tescile konu edildiğinden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı şirkete ait ... numaralı '... ...' ibareli markasının esas unsuru ise açık bir şekilde "..." ibaresi olduğunu, bu hususun yanı sıra müvekkilinin markası ile davalı şirkete ait markanın FAALİYET GÖSTERDİKLERİ SEKTÖRLER TAMAMEN AYNI olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, Marka hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacı vekili yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6769 sayılı SMK "Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı Madde 6– "(1)Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.""Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi" başlıklı Madde 25- "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir." Madde 25/(6) ; "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." düzenlemeleri mevcuttur.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından marka tescilinde nispi red nedenlerinin düzenlendiği SMK 6/1. Maddesine dayalı olarak aynı kanunun 25. Maddesine dayalı hükümsüzlük istemiyle huzurdaki dava açılmış olup, davaya konu "cafe ..." ibareli markanın 43. Sınıfta "Yiyecek, içecek hizmetlerinin sağlanması" hizmetlerinde 21/11/2016 tarihinde davalı adına tescil edildiği, huzurdaki davanın 20/10/2022 tarihinde açıldığı, davanın SMK 25/6. Maddesinde düzenlenen 5 yıllık süreden sonra açıldığı anlaşıldığı gibi tescilin kötüniyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmaması karşısında davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1399, K. 2026/221, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1399-e-2026-221-k-d855fa6facc2