Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1398 E. 2026/211 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1398
- Karar No
- 2026/211
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1398 Esas
KARAR NO: 2026/211
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/06/2024
NUMARASI : 2023/152 Esas, 2024/168 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/02/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; turizm sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirket adına tescilli “...” ibaresi ve “...” esas unsurlu çok sayıda marka bulunduğunu, “...” ve “...” markasının TPMK nezdinde sırasıyla ... ve .... tescil sayısı ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini, davalının nisbi ve mutlak ret nedenleri gözetmeksizin, kötü niyetli olarak, .. numaralı "... ...+....." markasını tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın SMK nun 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... harflerinin açılımı "..."' olduğunu, marka isminin ingilizce olması sebebiyle okunuşunun da ingilizce olduğunu, davalı markasının davacının tanınmış markaları ile aynı yazı stili ve aynı renk kullanılmak suretiyle yazıldığı şeklindeki beyan ve iddiaların asılsız olduğunu, müvekkilinin logosunda kullanılan yazı fontlarının ve renk kodlarının ... ...... firmasının kullandığı yazı fontları ve renklerinden farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tarafların marka tescil kayıtları incelendiğinde incelendiğinde; davacı adına ... ibareli çok sayıda tescilli marka bulunduğu, “...” ve “...” markalarının davacı şirket adına TPMK nezdinde sırasıyla ..... ve ....tescil sayısı ile 39, 41 ve 43. sınıfta yer alan hizmetlerde tanınmış marka olarak tescil edildiği, davacı ve davalı tarafın faaliyet alanlarının turizm alanı olduğu, markaların da bu emtia sınıfında tescilli olduğu, davacının şeklindeki markaları olduğu, “.......” olarak okunduğu, tüm markaların tertip, renk ve kompozisyon olarak ... zemin üzerinde .... renkli puntolarla yazılmış olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun ... zemin üzerine ... renkli puntolarla yazılmış olan “...” ibaresi olduğu, davalının ibareli markasının “...” harflerinden oluştuğu, ...... ve..... harfinin alt kısımda birleşmiş olduğu ve bu sırada ... puntolarla “...” (Türkçe karşılığı; ...” ibaresinin yer aldığı, sözkonusu ibarenin marka üzerinde çok küçük ve dikkat çekici olmayacak şekilde yer aldığı, ibarenin marka altında verilmiş olan hizmetleri nitelediği ve markaya ayırt edicilik katmadığı, markanın tertip, renk ve kompozisyon olarak .... zemin üzerinde.... renkli puntolarla yazılmış olduğu, bütünsel bakış açısı ile markanın esas unsurunun .... zemin üzerine .... renkli puntolarla yazılmış olan “...” ibaresi olduğu, markanın “.....” olarak okunduğu, davalının markasının davacı markaları ile fonetik ve görsel ( tertip tarzı ve kompozisyon) olarak benzer olduğu, bu haliyle SMK'nın 6/1maddesi gereği markalar arasında iltibasın oluşacağı, ... ibaresinin davacı markalarını çağrıştırdığı, davalı markasının davacı markası ile bir harf farkla aynı ses ve ifade şekliyle fade edildiği, bu durumu davalı tarafın bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve seçilen ... kısaltmasının tesadüfen bulunacak bir kısaltma olmadığı dikkate alındığında davalı tarafın kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalı adına tescilli .... tescil numaralı "... ...+şekil" markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek; müvekkili adına tescilli markadaki ... harflerinin açılımının "..." olduğunu, ...'nin Türkçe okunuşunun da davacının iddia ettiği gibi "..." değil, "..."' olduğunu, davalı markasının davacının tanınmış markaları ile aynı yazı stili ve aynı renk kullanılmak suretiyle yazıldığı şeklindeki beyan ve iddiaların asılsız olduğunu, müvekkilinin logosunda kullanılan yazı fontlarının ve renk kodlarının ... ...... firmasının kullandığı yazı fontları ve renklerinden farklı olduğunu, iki firmanın ........tasarımlarına bakıldığında da görüleceği üzere, müvekkil firmanın davacı firmayı taklit amacının olmadığının açık bir şekilde ortada olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ...” ve “...” markalarının davacı şirket adına TPMK nezdinde .... ve ....tescil sayısı ile 39, 41 ve 43. sınıfta yer alan hizmetlerde tanınmış marka olarak tescil edildiği, davacı markaları ile davalı adına 39.sınıfta tescilli ...numaralı "... ...+......." markası karşılaştırıldığında, davalı markasındaki asli unsurun davacı markasındaki ... ibaresinden bir harf farklı ... ibaresi olup, “...” ibaresinin marka üzerinde çok küçük ve dikkat çekici olmayacak şekilde yer aldığı, davalı markasında davacı markalarındaki renk ve kompozisyonların yer aldığı, bu nedenlerle SMK'nın 6/1 ve 6/9 maddeleri gereği markalar arasında iltibasın oluştuğu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/02/2026