Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1086 E. 2025/312 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1086
- Karar No
- 2025/312
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...... KARAR NO : ......
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...... (.........) ÜYE : ...... (.........) ÜYE : ...... (.........) KATİP : ...... (.........)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/03/2024 NUMARASI : ......... Esas- ......... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ......... VEKİLLERİ : Av.......& Av. ......
DAVALI : ......... VEKİLİ : Av...... DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 20/02/2025 YAZIM TARİHİ : 21/02/2025 Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas -......... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ......... Bölge Müdürlüğü'nün düzenlediği ihaleye katılarak, Isparta İli, Şarkikaraağaç İlçesi, ......... inşaatı için davalıdan C20-25, C25-30 niteliğinde hazır beton aldığını ancak, teslim edilen betonun C8-C10-C12 seviyesinde ve sözleşme şartlarından çok düşük kalitede olduğunun tespit edildiğini, bu durumun ......tarafından yapılan testlerle belirlendiğini ve müvekkilinin hak ediş tutarından ayıplı ifa gerekçesi ile 30.490,78 TL kesinti yapılmasına neden olduğunu, betonun ayıplı olduğunun tespit edilmesi üzerine noter kanalıyla ayıp ihbarı yapıldığını, ayıplı mal teslimi nedeniyle davalıya ödenecek tutardan kesinti yapılmak istendiğini ancak davalı tarafından aleyhlerine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açıldığını ve davanın kabul edildiğini, müvekkilinin, dava dışı ...... tarafından kesilen 30.490,78 TL bedel ve 20.998,54 TL işlemiş faiz için Konya...... İcra Müdürlüğü'nün ......... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattığını ancak, davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, icra takibinden önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığını, aynı ihtilafa ilişkin olarak kesinleşmiş olan Konya.... ATM'nin ......... E. sayılı dosyasında verilen karar nedeniyle işbu davaya ilişkin kesin hüküm itirazında bulunduklarını, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından yasal süre içinde usulüne uygun olarak yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, yasal süresinden sonra gönderilen ayıp ihbarından sonra taraflar arasında hesap mutabakatı yapılmış olup, yapılan hesap mutabakatı karşısında davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazları olduğunu, müvekkili tarafından ayıplı beton teslimi yapılmadığını, söz konusu betonun sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğini, davacının işbu davada hak ve talepte bulunamayacağını bilmesine rağmen talepte bulunduğundan kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas, ......... Karar sayılı ilamında işbu davamız açısından uyuşmazlık konusu olan hususa ilişkin "Taraflar arasındaki çekişme; dava dışı ihale makamı olan DSİ 18. Bölge Müdürlüğü' nün davalının yaptığı inşaattaki beton kalitesinin düşüklüğü nedeniyle yaptığı fiyat kırımından davacının sorumlu olup olmadığı ve davacının davalıya teslim ettiği betonların sözleşmeye uygun olup olmadığı noktasındadır. İnşaat mühendisi bilirkişi Serkan Kaya' nın rapor ve ek raporuna göre idarenin düzenlediği kayıt ve belgelere göre beton kalitesinde düşüklük olduğu ve idarenin yaptığı belirlemelerle yetinilmesi gerektiği ayrıca karot numunesi alınmasına gerek olmadığını bildirmiş ve bu yönde idarenin düzenlediği belgelerle sonuca gitmiş ise de bu kabul edilemez. İdarenin düzenlediği belgeler davacıyı bağlamaz. Bu nedenlerle işin esasının incelenmesi ve gerekirse karot numuneleri alınarak inceleme yaptırılması ve teslim edilen betonların sözleşmeye uygun olup olmadığının mahkememizce belirlenmesi gerekir. Ancak ne var ki usul ekonomisi gereği karot numunesi alınarak inceleme yaptırılmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizce karot numuneleri aldırılarak davalının lehine ayıplı mal teslimi yapıldığı sonucuna ulaşılsa bile davaya sebep teşkil eden hazır betonlara konu inşaat 03/08/2012 tarihinde başlamış, 27/10/2013 tarihinde inşaat bitirilmiş, 31/01/2014 tarihinde geçici kabulü ve 06/07/2015 tarihinde de kesin kabulü yapılmıştır. Davacı iş bitiminden çok sonra 19/09/2013 tarihinde davacıya ayıp ihtarnamesi göndermiş, 31/12/2013 tarihinde de davalı defterlerine göre taraflar arasında mutabakat yapılmıştır. İşbu dava 18/05/2015 tarihinde açılarak davalı 12/06/2015 tarihli cevap dilekçesi ile gizli ayıp nedeniyle mahsup talebinde bulunmuştur. Davalı süresinde kontrol ve muayene işlemini kendisi yapmamıştır. İdarenin sonradan yaptığı belirleme davacımızı birebir bağlamaz. İdare ile davalı arasındaki çekişme kendi aralarında sonuç doğurur. Ayıp ihbarı ve gizli ayıp def' i yasal süresinde olsalar bile davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre taraflar arasında 31/12/2013 tarihi itibari ile mutabakat sağlanmış ve davalının kendi ticari defterlerine göre davalı davacıya dava konusu miktar olan 17.249,57 TL den daha fazla 17.770,00 TL borçludur. Talep aşılamayacağından talep kadar davalının 17.249,57 TL borçlu olduğunun kabulü gerekmiştir. Davacının ticari defterlerine göre de davacı davalıdan dava konusu miktar olan 17.249,57 TL alacaklıdır. Davalının kendi ticari defter ve belgelerine göre davacıya olan borcu nedeniyle inşaatta kullanılan hazır betonlar üzerinde karot numune alınmasına gerek görülmeksizin (sonuca etkisi olmadığından) davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçede yer verildiği üzere davacı taleplerinin mahkemece tartışıldığı ve karara bağlandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar söz konusu karar davamız bakımından kesin hüküm oluşturmasa da Bam Kaldırma Kararıyla yukarıda vurgulandığı üzere anılan karardaki tespitler iş bu davanın davalısı lehine delil oluşturacaktır. Bu kapsamda Mahkememizce toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın reddine..." gerekçesiyle, davanın ve davalı tarafın koşulları bulunmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, yargılamanın konusunun ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye satış bedelinin tahsili değil, satıcının ayıplı mal teslim edip etmediği, ayıplı maldan sorumlu olup olmadığı ve müvekkilin uğradığı zararın karşılanmasına ilişkin olduğunu, davalının teslim ettiği hazır betonun istenilen kalitede olmadığını ve ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olduğundan ihbar süresinin TTK'nın 23. maddesine göre değil, TBK'nın 223. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiğini ayrıca, mahkemece 6502 sayılı Yasa'nın 8, 9,10,11 maddelerinin de yok sayıldığını, malın ayıplı olmadığının ispatının satıcıya ait olduğunu, mahkemenin satıcıdan malın ayıplı olmadığının ispatını istemediğini, kendisinin de bilirkişi marifetiyle bu hususun tespitini yapmadığını, ......'nin yapmış olduğu testler neticesinde 13.09.2013 tarihli yazısında ayıplı beton nedeniyle müvekkilinin alacağından 30.490,78 TL kesinti yapılacağını tebliğ ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin 19.12.2023 tarihli noter ihtarı ile ayıplı beton nedeniyle bakiye 17.247,57 TL'nin uğradığı 30.490,78 TL zarardan mahsup edilerek kalan 13.241,21 TL'nin ödenmesini ihtar ettiğini, mahkemenin tüm bu belgelere, malın ayıplı olduğunu tespit eden bilirkişi kök ve ek raporlarına itibar etmediği gibi, tekrar karot aldırarak betonun ayıplı olup olmadığını da belirlemediğini, mahkeme gerekçesinde, idarenin düzenlediği belgelerin davalıyı bağlamayacağı ve usul ekonomisi gereği karot numunesi alınıp inceleme yaptırılmasına gerek olmadığı gerekesine yer verildiğini, ayıp ihbarının iş bitim tarihinden önce ve idarenin müvekkiline ayıp bildirimi yapmasından hemen sonra hiç gecikmeksizin gönderildiğini, tarafların ticari defterlerindeki hesap tutarlılığının gereke yapılmasının da kabul edilemeyeceğini, defterlerin olması gerektiği gibi tutulmuş olmasının maldaki ayıbı ortadan kaldırmayacağını, malın bir kısmının gizli ayıplı olduğunun kesin olduğunu, mahkeme kararının davalının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ayıplı mal teslimi nedeniyle uğranılan zararın rücuan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ......... E- ......... K. sayılı ilamı ile ''....Somut olayda, ilk derece mahkemesinin, kesin hüküm nedeniyle usulden red kararına dayanak yaptığı Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas, ......... Karar sayılı dosyanda, eldeki dosyada davalı olan dosya davacısı ......... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından, eldeki dosya davacının yüklenici olarak bulunduğu taşkın koruma seti inşaatı için davacıya hazır beton satışı yaptığı, bu satıştan kaynaklı olarak bakiye alacağı nedeniyle yapılan icra takibine borçlunun vaki itirazı üzerine açılan itirazın iptali talebine yönelik olduğu, mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, eldeki davada ise davacı talebinin davalının satışını yaptığı hazır betonun , ihale şartnamesine uygun olmaması nedeniyle ihale yapan kuruluşça hak edişten yapılan kesintinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, kesin hüküm nedeniyle usulden red kararına dayanak yapılan mahkeme dosyasında her ne kadar, dosyamız davacının savunma olarak ileri sürdüğü hususlarda da gerekçede bir değerlendirme yapılmış ise de hüküm kısmında, eldeki dosyadaki talepler hakkında bir karar verilmediği, her iki dosyada taraflar aynı ise de HMK'nın 303/1.maddesinde düzenlen diğer şartlardan "dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği" şartları eldeki dosyada bulunmamakta olup, Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas, ......... Karar sayılı dosyasının, eldeki dosya açısından davalı lehine delil olarak kabul edilebileceği kuşkusuzdur. Şu halde Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas, ......... Karar sayılı dosyası hükmünün eldeki dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini kabul etme olanağı yoktur. Bu nedenle mahkemece, işin esasına girilerek toplanan deliller ve dosya kapsamı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kesin hükmün varlığından bahisle usulden red kararı verilmesi doğru olmamıştır...'' gerekçesiyle kaldırılmasına ve Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri ile Konya.... ATM'nin ......... E-......... K. sayılı kararı ve işbu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM ...... HD'nin ......... E-...... K. sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kesin karar da nazara alındığında, anılan ilamların somut uyuşmazlık yönünden kuvvetli delil teşkil ettiği ve bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ......... e-imzalıdır
Üye ......... e-imzalıdır
Üye ......... e-imzalıdır
Katip ......... e-imzalıdır
......