Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1075 E. 2026/46 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1075
- Karar No
- 2026/46
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:19/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:04/10/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:19/01/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı, ... model ... marka araç ile 04.11.2019 tarihinde Ankara ili, ... ilçesi, ... mahallesinde kendi şeridinde, normal hızda ve kurallara uygun olarak seyir halindeyken, maliki İnebolu ... Turizm Ltd. Şti. ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarptığını, tam kusurlu olarak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, oluşan bu kaza sonucunda kaza tespit tutanağı tutulduğunu, bu tutanakta karşı yanın 2918 sayılı KTK'nin 46/2-f maddesi gereğince aksine bir işaret bulunmadıkça emniyet şeritleri ve banketleri kullanmak kuralını ihlal ettiği ve asli kusurlu olduğu, müvekkilinin ise, aracının hızını yük ve teknik özelliklere uydurmamak kuralını ihlal ettiği ve tali kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, hiçbir somut delile dayanmadan müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, mahkemece alınacak bilirkişi raporu ile müvekkilinin kusursuzluğunun tespit edildiğini, oluşan rizikonun hemen akabinde davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası oluşturulduğunu ve müvekkilinin aracının ağır hasar görmesi sebebiyle pert olduğuna kanaat getirildiğini, davalı sigorta şirketine 31.05.2021 tarihinde pert bedeli ile başvuruda bulunulduğunu, başvuru dilekçesinin 02.06.2021 tarihinde sigorta şirketine tebliğ edildiğini ancak yasal süresi içerisinde herhangi bir ödemede bulunulmadığını, davadan önce yasa gereği arabulucuya başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; şimdilik müvekkilinin aracının hasar görmesi nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından ödenmeyen 50,00 TL pert bedelinin davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davadan önce arabuluculuk aşamasındaki vekalet ücretinin de 1.080,00 TL, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili,kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dosyanın kusur bilirkişisine tevdii gerektiğini, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için davaya konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespiti gerektiğini savunarak; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ".. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartlarının “Sigortanın Kapsamı” başlığını taşıyan A.1. maddesi uyarınca Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. Fakat dosyada mevcut, olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun olan ve Mahkememizce de itibar edilen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda davacının meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu görüş ve mütalaa olunmuş, ilgili rapor mahkememizce hükme esas alınmış; buna göre kazada tam kusurlu olan davacının davalı sigorta şirketinden araç değer kaybı talep edemeyeceği kanaatiyle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. . ) " şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, banket ve güvenlik şeridini kullanmanın yasak olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, araçta oluşan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dosyada alınan raporlarda olayın oluş şeklinin aynı kabul edilmesine, kusur dağılımı noktasında hakimin bilirkişi raporu ile bağlı olmamasına, somut olayda ise davacının otomobilinin ön kısmı ile seyir istikametine göre ön ilerisinde emniyet şeridinde yavaşça ilerleyen otobüsün sol arka kısmına çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacının % 100 oranında kusurlu kabul edilmesine dair verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...