Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/944 E. 2026/184 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/944
Karar No
2026/184
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/944 Esas

KARAR NO: 2026/184 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2017/454 Esas- 2022/1207 Karar

TARİH:27/12/2022

DAVA :İtirazın İptali - Alacak

KARAR TARİHİ: 29/01/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sahip olduğu dağıtıcı lisansı ile akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren ve Türkiye genelinde bayileri bulunan ana dağıtım firmalarından birisi olduğunu, davalılardan ...'nın müvekkilinin istasyonlu bayilerinden biri olduğunu, işbu davalının müvekkili ile olan ticari ilişkileri neticesinde icra takibi tarihi itibariyle müvekkiline 59.820,23 TL tutannda ana para carı hesap borcunun bulunduğunu, davalı ...’nın söz konusu borcun 51.855,00 TL’sini ödeme amacıyla davacı şirkete verdiği 31.12.2015 ödeme tarihli bononun vadesinde ödenmediğini, davacının var olan ticari ilişkinin iyi niyet çerçevesinde devamını sağlamak adına davalı bayi ile görüşmeler yaptığını, kendisine müteaddit defalar süre verdiğini, iyi niyetli bu girişimlerden sonuç alınmaması üzerine davacının son çare olarak vadesinde ödenmeyen 51.855,00 TL bedelli senet hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, icra takibine rağmen borcun ödenmemesi ve haczi kabil malvarlığının bulunmaması üzerine bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini, cari hesaptan kaynaklı olarak Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde gönderilen ödeme emrine haksız olarak itiraz edildiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itirazları nedeni ile davalılar aleyhine ayrı ayrı alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletiltnesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH:Davacılar vekili 06/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; Yargıtay kararları doğrultusunda itirazın iptali davalarının ıslah yoluyla alacak davasına dönüştürülmesinin hukuken mümkün olduğunu, gelinen aşamada Vezirköprü 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/115 E sayılı davasında verilen ipoteğin fekkine yönelik kararın kesinleşmesi neticesinde işbu itirazın iptali davasını bütünüyle ıslah ettiklerini beyanla davanın alacak davasına dönüştürülerek Bakırköy ... Noterliği'nden keşide edilmiş ihtarnamenin tebliğini (11.04.2016) takip eden 7. günden (18.04.2016) itibaren aylık %6 oranında işleyecek sözleşmesel faiziyle birlikte davalı asıl borçlu ...'dan 81.025,12 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 8.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolundaki icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı alacak ile ilgili iki ayrı teminatın söz konusu olduğunu, alacak ile ilgili bir adet emre muharrer senet ve ayrıca usul ve yasaya aykırı davacının eşinin muvafakatı alınmadan kefalet ile ilgili teminat ipoteğinin alındığını, ipoteğin yasal olarak hiçbir geçerliğinin olmadığını, diğer taraftan kötüniyetli alacaklının müvekkillerinin aleyhine ayrı ayrı her iki davalı aleyhine %20 inkar tazminatı talebinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava kabul edildiği takdirde alacak miktarı ile ilgili tek bir inkar tazminatına hükmedilebileceğini, borçlu sayısına göre tazminata hükmedilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, davacı kötüniyetli olduğundan alacak miktarının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın davalı ... yönünden 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali, davalı ... yönünden ıslahla birlikte alacak isteminden ibaret olduğu, davacı şirket tarafından davalılar aleyhine 59.820,23 TL asıl alacak ile 21.204,89 TL faizsiz esas alacak olmak üzere 81.025,12 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilinin talep edildiği, dava konusu miktarın 81.025,12 TL olduğu, takibe konu davalı ... adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipotek Vezirköprü 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/115 E. - 2018/231 K. sayılı ilamı ile iptal edildiğinden ve davalı ... açısından usulüne uygun takip bulunmadığı, dava tarihi itibariyle usulüne uygun ipotek ve takip mevcut olup, iş bu yargılama dosyasına ilişkin dava açıldıktan sonra ipoteğin kaldırılması davası açılıp karar verildiğinden, davacının davalı ... yönünden herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumluluğu olmadığı, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede tarafların tacir olduğu, davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu, davalı ...'nın ticari defterlerini dosya içerisine sunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporunda davacının alacağının 13 adet faturadan kaynaklandığı, bu faturalardan ikisinde teslim alan imzasının olduğu, kalan 11 adedin imzasız olduğunun tespit edildiği, bu haliyle icra takibine konu faturalardan kaynaklı olarak davacının 49.645,20 TL' lik 2 adet faturadan kaynaklı teslimi ispat etmesi sebebiyle davalıdan alacağının olduğu, geri kalan 11 adet fatura yönünden herhangi bir kesin yazılı delil ileri süremediği ve dava dilekçesinde de açıkça yemine dayanmadığı, davacının davalılara gönderdiği ihtarname ile tebliği tarihi olan 11.04.2016 tarihinden itibaren 7 günlük ödeme süresi tanındığından, müddetin sona erdiği 18.04.2016 tarihinden itibaren temerrüdün gerçekleştiği gerekçesi ile davalı ... yönünden açılan davanın usulden reddine, davalı ... yönünden açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece 11 adet fatura yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, faturanın tebliğ edilmesi yada edilmemesinin alacağın varlığı ile bir ilintisinin bulunmadığı, alacağın varlığına ilişkin olarak yasal mevzuat hükümleri, bayilik sözleşmesi ve eklerinde yer alan hükümler ile davacı şirket ticari defter ve kayıtları göz ardı edilerek salt faturada imza olmaması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, kabul edilmeyen faturaların bir kısmı davalının ödemelerini süresi içinde yapmaması nedeniyle taraflar arasında imzalanmış Bayilik Sözleşmesi'nin 21. maddesi kapsamında düzenlenen vade farkı alacaklarından kaynaklandığı, kabul edilmeyen faturaların diğer kısmının ise aylık bazda "otomasyon bakım giderine" ilişkin olarak düzenli ödenen davacı alacağı olduğu, taraflar arasındaki imzalanmış sözleşme ve eklerinde her iki alacağa ilişkin hükümler bulunmasına rağmen Mahkemece salt fatura tebliği yapılamadığı gerekçesiyle alacaklarının reddine karar verildiği, ayrıca her ne kadar Mahkemece dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı kabul edilmiş ise de, tanık vs yasal delil denilmek suretiyle yemin deliline dayandıkları ve bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Davalılar vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; davanın itirazın iptali davacı olarak açıldığı ve ıslah ile alacak davasına dönüştürülemeyeceği, takip konusu ipotek iptal edildiğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği, icra takibinin ve davanın yetkili mahkemede açılmadığı, davacı tarafından aynı alacak için iki ayrı takip başlatılamayacağı, kefalet ve ipoteğin geçerli olmadığı, bilirkişi raporunda kısmende olsa davacı tarafın sunduğu faturalarda teslim edildiğine dair tarafların imzasının bulunmadığı şeklinde bir tespit yapıldığı, bu tespitin dahi davacının alacağının dayandığı belgelerin usul ve yasaya uygun olmadığını açıkca ortaya koyduğu, davacı tarafından ibraz edilen belgelere göre tek taraflı inceleme ile sonuca varıldığı, % 6 aylık gecikme faizi fahiş olup hiçbir yasal dayanağının olmadığı, davalı ... yönünden vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmemesinin hatalı olduğu, red sebebi farklı olduğu için ... yönünden de vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebi ile açılmış, yargılama sırasında davalı ... yönünden tamamen ıslah edilerek alacak davasına dönüştürülmüştür. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın davalı ... yönünden usulden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.6100 sayılı HMK'nın 180. maddesi uyarınca davanın tamamen ıslahı mümkündür. Davasını tamamen ıslah ettiğini bildirilen tarafın bir haftalık süre içerisinde yeni bir dava dilekçesi sunması zorunludur. Aksi halde ıslah yapılmamış sayılır.Somut olayda; davacı vekili 06/06/2022 tarihli dilekçesi ile davayı davalı ... yönünden alacak davası olarak tamamen ıslah etmiş, yeni dava dilekçesi, davalılar vekiline iki haftalık süre içerisinde beyanda bulunulabileceği ihtarı ile tebliğ edilmiş, davalılar vekili 27/06/2022 tarihli dilekçesinde, davanın ıslah ile alacak davasına dönüştürülemeyeceğini ve alacağın zamanaşımına uğradığını beyan etmiştir. Davacının, davalı ... yönünden yapmış olduğu ıslah geçerli olup davalılar vekilinin, davanın itirazın iptali davası olduğu ve ıslah ile alacak davasına dönüştürülemeyeceğine dair istinaf sebebi ile davanın itirazın iptali davası olduğundan bahisle takibin ve davanın ancak taşınmazın bulunduğu yer icra daireleri ile mahkemelerinde açılabileceği, mükerrer takip bulunduğu, ipoteğin geçersiz olduğuna dair istinaf sebepleri haksız bulunmuştur. Her ne kadar davalı taraf %6 oranında işletilen faizin fahiş olduğuna dair istinaf sebebi ileri sürmüş ise de, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile bu faiz oranı kabul edilmiş olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Son olarak davalı ... yönünden Mahkemece ipoteğin iptal edilmiş olması nazara alınarak davanın usulden reddine karar verilmiş olması karşısında, ipoteğin iptalinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediğine dair istinaf sebebi ile dava tarihindeki haklılık durumuna göre davalı ... yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi ve mahkeme gerekçesi yerinde olduğundan bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.Davacı taraf, davalı ... yönünden davasını 81.025,12 TL alacağın tahsili olarak ıslah etmiştir. Bilirkişi raporlarında davacının cari hesapta 31/12/2017 tarihinde 64.564,36 TL alacaklı olduğu ve bu alacağın 59.820,23 TL'lik kısmının toplam 13 adet faturadan kaynaklandığı, faturalardan iki tanesinin imzalı olduğu, kalan 11 adet faturada imza olmadığı tespit edilmiş,Mahkemece bilirkişi raporları hükme esas alınarak davanın 49.645,20 TL alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının ıslah ile talep ettiği alacağın 59.820,23 TL'si fatura alacağı olup mahkemece fatura alacağından kabul edilmeyen kısım ise 10.175,03 TL'dir. Davacı tarafından söz konusu faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine, faturalara konu hizmetin verildiğine ve vade farkı faturalarının hangi tarihler için düzenlendiğine dair bir delil sunulmamış, davalı taraf ticari defterlerini incelemeye ibraz etmediğinden ticari defterler karşılıklı olarak incelenememiş olup, dava dilekçesinde açık bir şekilde yemin deliline dayanılmadığı ve "vs yasal delil" ibaresinden yemin deliline başvurulduğu sonucu da çıkarılamayacağından Mahkemece davacıya yemin delili hatırlatılmaksızın, 10.175,03 TL yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 3.391,26 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 847,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.543,44 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,

6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/944, K. 2026/184, T. 29.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-944-e-2026-184-k-1c6454ae6579