Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/936 E. 2025/1839 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/936
- Karar No
- 2025/1839
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/936 KARAR NO : 2025/1839
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.04.2023 NUMARASI : 2022/757 Esas 2023/334 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 18.12.2025
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.04.2023 tarih 2022/757 Esas 2023/334 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 07/06/2022 tarihli trafik kazası nedeniyle sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralandığını, davacının sürekli maluliyet oranının yargılama sırasında alınacak maluliyet raporuyla belirleneceğini, kazanın oluşumunda araç sürücüsü ...'un kusurlu olduğunu, aracın kaza tarihinde davalı nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 100,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının yazılı başvuru dava şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, davacıdan SGK'dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının araştırılması ve ödenek almış olması halinde bu talebinin reddi gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, ceza dava dosyası sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin faizden sorumlu tutulamayacağını, davalı temerrüde düşürülmeksizin dava açıldığından yargılama giderlerinin davalıya yükletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece davacı vekilinin 11.04.2023 tarihli feragat dilekçesi dikkate alınarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, davacı vekilinin feragatinin hakkın özünden feragat olmayıp davacının yargılama sırasında alacağına kavuşmuş olması nedeniyle davanın konusuz kalmasına dayalı olduğu, davalının dava açılmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili gerekirken davacıdan tahsili yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle açılmış maddi tzminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, yalnızca arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi yerinde olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde, davacı vekili tarafından sunulan 11.04.2023 tarihli feragat dilekçesinde yer alan açıklamalar arasında feragatin davalı tarafça gerçekleştirilen ödeme nedeniyle yapıldığına dair bir açıklama bulunmadığı gibi dosya kapsamında davalı tarafça davacıya ödeme gerçekleştirildiğine dair bir açıklama, beyan veya makbuz da bulunmamaktadır. Davacı tarafça istinaf aşamasında feragatin davacının alacağına kavuşmasından kaynaklandığı ileri sürülmüş ise de ilk derece mahkemesinde yazılı ve sözlü beyanlarda bu yönde bir açıklamaya yer verilmediği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 357.maddesi uyarınca istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Buna göre davacı tarafça ilk derece mahkemesine sunulan feragat beyanı ve aşamalardaki beyanlarda davadan feragatin davalı ödemesine dayandığına yönelik bir açıklama ve delil sunulmadığı, davacı vekilinin ödeme açıklaması içermeyen feragat dilekçesine binaen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf itirazlarının açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.