Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/864 E. 2025/1516 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/864
- Karar No
- 2025/1516
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/864
KARAR NO : 2025/1516
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 24/03/2023
NUMARASI : 2022/201 E. - 2023/99 K.
DAVANIN KONUSU: Markanın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin soyadıyla özdeş "..." ibareli markasını TPMK nezdinde 33.sınıfta yazılı "Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller." emtialar yönünden tescilini almak istediğini, ancak davalının adına tescilli ve ayırt edilemeyecek derecede benzer markanın 33.sınıfta kurum nezdinde hali hazırda tescilli olması sebebiyle bu işlemi gerçekleştiremediğini, müvekkilinin bu konuda uzman görüşü dahi aldığını, davalıya ait markanın otomotive lojistik alanında kullanıldığını, 33.sınıfta kullanmadığını, davalı yana ait 2013/02745 kod numaralı "..." ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ'in 33. sınıfında yer alan emtialar bakımından tescil tarihinden itibaren beş yıl boyunca kesintisiz veya ciddi anlamda bir kullanımı olmaması sebebiyle iptaline ve sicilden terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın huzurda bulunan davayı açmakta hukuki yarının olmadığını, müvekkilinin Sirkeci'de 5 yıldızlı otel inşa etmekte olduğunu, markasını otel işletmesindeki lokanta ve içecek kısmında kullanılacağını, müvekkili olan şirketin Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden birisi olduğunu, davacının benzerlik iddialarının yerinde olmadığını, davacı yanın müvekkilinin en az 5 yıldır ilgili olduğu mal veya hizmetler bakımından markayı ciddi bir şekilde kullanmadığını iddia ve ispatının elzem olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/201 esas, 2023/99 karar sayılı, 24/03/2023 tarihli kararı ile; "Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu sınıflarda kullandığını ispat yükü davalıdadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5260 Esas, 2020/3381 Karar, 01/07/2020 Tarih) Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi gerekli olan davalının kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir emtia için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Buna göre bir markanın bir ürün için kullanımının diğer bir ürün için kullanım sayılmaz. Davalının sunmuş olduğu deliller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davaya konu markanın tescilli olduğu 33. Sınıftaki "Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller." emtialarda yukarıda anılı ilkeler çerçevesinde ciddi ve kesintisiz bir kullanımın isatlanamadığından davacının davasının KABULÜ ile, davalıya ait 2013/02745 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 33. Sınıf yönünden KISMEN KULLANILMAMA nedeniyle iptaline, karar kesinleştiğinde iptal edilen sınıf yönünden sicilden terkinine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, ... markasının tescil tarihinden itibaren beş yıl boyunca kesintisiz veya ciddi anlamda kullanılmaması sebebiyle iptali ve marka sicilden terkinine yönelik davanın kabulüne dair kararının, hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kaldırılmasını talep ettiğini, mahkemenin, bilirkişi raporuna dayanarak 33. Sınıftaki Alkollü içecekler (biralar hariç) emtiaları bakımından ciddi ve kesintisiz kullanımın anlaşılamadığı ve iptal şartlarının oluştuğu değerlendirmesine vardığını, doğal afet, savaş, ekonomik buhran gibi haklı bir neden iddiasının ve beyanının bulunmadığı ibaresine yer verdiğini, bu gerekçelerle davanın kabul edildiğini, ancak bu ibarelere dayanılarak karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu ileri sürdüğünü, usule ilişkin itirazlarında ise, bilirkişi heyetince davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının olup olmadığı gözetilmeden rapor hazırlandığını, davacının henüz marka başvurusu dahi yapmadan, haricen aldığı görüşler doğrultusunda dava açtığını ve bu aşamada hukuki yarar olmadığı için davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin 25 yıldır faaliyet gösteren ve doğalgaz dağıtım, inşaat, otelcilik gibi kamusal hizmetler gören Akmercan Şirketler Topluluğu üyesi tanınmış bir firma olduğunu ve markanın iptal olsa dahi aynı isimle kullanımının karışıklığa ve itibarına zarar vereceğini ve bilirkişi heyetince bu durumun göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda 33. Sınıfta ciddi ve kesintisiz kullanımın ispatlanamadığı yönündeki beyanların kabul edilemez olduğunu, İstanbul Sirkeci'de halen inşaatı devam eden 5 yıldızlı otel işletmesindeki lokanta ve içecek kısmında markanın kullanılacağını ve bunun gerekli hazırlıkların yapıldığının ispatı olduğunu, bilirkişi tarafından yerinde incelemede otel inşaatının durumu, faaliyete geçme zamanı gibi hususlar incelenmeksizin eksik inceleme yapıldığını ve raporun hükme esas alınamayacağını iddia ettiğini, müvekkili şirketin, markayı kullanmama gerekçesini davanın her aşamasında bildirdiğini, otel inşaatının uzun sürmesinin sebebini COVID pandemisi döneminde inşaat sektörünün durdurulması olduğunu ve inşaatın hali hazırda devam ettiğini ileri sürerek mahkemenin bu konudaki kanaatinin hukuka aykırı olduğunu belirttiğini, davacının da TPE'ye henüz tescil başvurusu yapmadığını, varsayımlar üzerinden geleceğe dönük beklentileri ile dava açtığını, tarafların eşit durumda olduğunu, ancak mahkemenin "markaların tescil tarihinden itibaren beş yıl boyunca kesintisiz olarak kullanıldığının ispat külfeti davalı taraftadır" ibaresinden hareketle davanın kabulüne karar verdiğini, bu emsal kararların başlangıç kısmının atlanmasıyla hukuki hata yapıldığını, zira bu kararlarda ilk olarak TPE'ye başvuru yapıldığını ve reddedildiğini, davacının soyut benzerlik gerekçesinin yerinde olmadığını, ortalama tüketici dikkatinin baz alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiğini, ... ve ... markaları arasında iltibas tehlikesi yaratacak fonetik veya kelimesel bir benzerlik bulunmadığını, hitap edilen sektör ve tüketici kitlesinin farklı olduğunu, müvekkili markasının birden fazla Nice Sınıf Koduna ait olduğunu ve sadece otomotiv ve lojistik sektöründe kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça ileri sürülen mutlak ret nedeni (SMK m. 5/1-b) teşkil ettiği iddiasının markanın somut ayırt ediciliğiyle ilgili olduğunu ve tescilli marka için bu durumun söz konusu olmadığını, SMK madde 9 uyarınca markanın iptaline karar verilebilmesi için dava tarihi olan 06.09.2022 tarihinin esas alınması gerektiğini (SMK m. 25/7), 5 yıllık sürenin kullanılmadan geçirilmesinin kendiliğinden iptale yol açmayacağını, davacının SMK madde 19/2'de belirtilen, kendi markasını dava tarihinde en az beş yıldır tescilli ise, bu şartların yerine getirildiğini ispatlama külfetini yerine getirmediğini, markaların yenilenmesinin kullanma sayılmayacağı beyanının hatalı olduğunu, TÜRKPATENT'in Kullanım İspatı Kılavuzuna göre markanın tescilli olduğu mal veya hizmetin türü, satış miktarı, pazar payı yaratılıp yaratılmadığı gibi kriterler ışığında "ciddi kullanım" değerlendirmesinin yapılması gerektiğini ve müvekkili markasının ciddi kullanım kapsamına dahil olacağına şüphe olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; markanın iptali talep edilen sınıfta davalı tarafça 5 yıl boyunca ciddi anlamda kullanıldığının ispat edilememiş olduğunu, bu hususun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu ve ilk derece mahkemesince ispat edilemediğini beyan ederek, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu ve davalı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davalıya ait 2013/02745 tescil numaralı markanın 33.sınıftaki "Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller." emtiaları yönünden kullanılmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, markanın İstanbul Sirkeci'de yapılacak olan 5 yıldızlı otel işletmesinde kullanılacağı, markanın ciddi suretle kullanılmadığı yönünde ispat yükünün davacı tarafta olduğu beyan edilerek istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın kullanılmama nedeni ile iptali istemi yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 192/1. maddesi uyarınca 26. maddesinin, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği belirtilmekle SMK'nın geçici 4. maddesine göre SMK'nın 26. madde hükmünün yürürlüğe girmesinden önce açılan dava kapsamında iptal yetkisinin mahkemeye ait olduğu, bu kapsamda dava tarihi itibari ile henüz anılı yasal düzenleme yürürlüğe girmediğinden dolayı uygulanması gereken SMK'nın 26/1-a bendi ile 9/1. maddesi kapsamında tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği anlaşılmıştır. Ayrıca düzenlemenin 2. fıkrası; ''Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.'' şeklinde ifade edilmiştir. Markanın kullanıldığını ispat yükü ise davalı taraf üzerinde olup davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmazlık yönünden, davalı tarafça davacının iptal davasını açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de SMK'nın 26/2 maddesi gereğince ''ilgili kişilerin'' markanın iptalini isteyebileceği düzenlenmiş olup davacı tarafın iptali istenen marka yönünden ilgili kişi olup hukuki menfaatinin bulunduğu anlaşılmıştır.Dosyanın tetkikinde; 2013/02745 kod numaralı “...” ibareli markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 08 / 09 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 18 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 31 / 32 / 33 / 34 / 36 / 37 / 38 / 39 / 40 / 41 / 42 / 43 / 44 / 45. sınıflarında 25.02.2014 tarihinden itibaren davalı adına tescilli olduğu, işbu markanın 33. sınıfta yer alan “Alkollü içecekler (biralar hariç) Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller.” emtiaları bakımından kullanılmama nedeni ile iptalinin talep edildiği, SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu ancak davalı şirketin tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde iptali istenilen sınıf ve emtialar yönünden markasal kullanımını gösterir şekilde ürün satışı/hizmeti yahut ticari faaliyetine rastlanılmadığı, İstanbul Sirkeci'de halen inşaatı devam ettiği belirtilen 5 yıldızlı otel işletmesindeki lokanta ve içecek kısmında markanın kullanılacağına yönelik savunmaya, markanın tescil tarihi nazara alındığında yasal düzenleme kapsamında cevaz verilmesinin mümkün olmadığı, mevcut delil durumuna ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalının dava konusu markayı, iptali istenen sınıf ve emtialarda ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan malların menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/03/2023 tarih ve 2022/201 E., 2023/99 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,