Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/805 E. 2025/1450 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/805
Karar No
2025/1450
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/805

KARAR NO : 2025/1450

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 28/03/2023

NUMARASI : 2021/192 E. - 2023/58 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ... A.Ş.’nin 1953 yılında Denizli’de kurduğu dokuma atölyesi ve daha sonra kurduğu tekstil fabrikalarının 1990 yılında tek çatı altında birleşmesiyle kurulan, Türkiye ve Dünyada pek çok konuda ticari faaliyet yürüten bir şirket olduğunu, davacı ... ... Yatırım A.Ş.’nin ise ... ... çatısı altında gayrimenkul grubuna bağlı şirketlerden birisi olduğunu, ... ...'in sahibi olduğunu, www.....com.tr alan adlı internet sitesinin davacı müvekkiline ait olduğunu, "..." ibaresini davacıların alan adında, ticaret unvanlarında kullandıklarını, ayrıca marka olarak tescil ettirdiklerini, bu nedenle davacılar arasında dava arkadaşlığı bulunduğunu, ... ... A.Ş.’nin 20/08/1990 tarihinde ticaret sicile tescil edildiği, www.....com.tr alan adının 30/10/1997 tarihinde tahsis edildiğini, ayrıca 2021/07005 tescil başvuru tarihli kısmen ilanına karar verilen “Z ...” markasının sahibi olduğunu, davacı ... ... Yatırım A.Ş.’nin 18/05/2007 tarihinde ticaret sicile tescil edildiğini, "..." ibaresini içeren .. numaralı markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin ise 17/02/2020 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde tescil edildiğini, iştigal alanlarının davacıların iştigal alanları ile aynı olduğunu, ticaret unvanının davacıların ticaret unvanları ve markaları ile karışıklığa neden olacak derecede benzer olduğunu, davacı ... ... A.Ş.’nin "..." markası üzerinde SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu, davalının markasal kullanımlarının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını belirterek, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ... Sicil numarası ile kayıtlı "... ... Nakliye ve Gıda Sanayi Ticaret Pazarlama Anonim Şirketi" unsurlarından oluşan ticaret unvanının, davacı müvekkili şirketlere ait ticaret unvanı, markaları ve internet alan adı ile benzer olduğunun ve iltibas yarattığının tespiti ile davalının ticaret unvanından, "..." ibaresinin terkinine, davalı şirketin, müvekkili şirketlerin ticaret unvanın özünü-çekirdeğini, markaların ve internet alan adının esaslı unsurunu oluşturan, "..." ibaresini dikkat çekici unsur olarak Facebook vb. çeşitli online platformlarda, tabela ve reklamlarında tanıtım vasıtası/markasal olarak kullanmak suretiyle gösterdiği faaliyetlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu tür kullanımların men ve ref'ine, ihtilaf yaratan marka kullanımlarının yer aldığı her türlü tabela, ambalaj, etiket, levha, broşür ve sair belgenin toplanması ve imhasına, davalı şirkete ait, taraflarınca tespit edilemeyip, bilirkişiler tarafından tespit edilen/edilecek markasal kullanım var ise, bu kullanımların da engellenmesi için karar tesis edilmesine, Mahkeme kararının, kesinleşmesini müteakip Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin unvanının ... ... NAKLİYE VE GIDA SANAYİ TİCARET PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ olduğunu ve lokal manada kendi alanında, gıda ve temizlik sektöründe faaliyet göstererek müşteri çevresine hizmet sunduğunu, müvekkilinin davacının markasına kesinlikle tecavüz etmediğini, çalışma sahalarının farklı olması sebebiyle iltibasa sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacının yıllardır müvekkilinin kullanımına sessiz kaldığını, dolayısıyla bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, müvekkiline ait markada "Şekil + ..." ibaresinin ön planda bulunduğunu, her iki markanın emtialarının da farklı olduğunu, davacı firmanın kendi tekelini oluşturma ve piyasayı baskı altına alma çabasına girdiğini, iki şirketin halk nezdinde ortalama bir tüketici tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili şirketin haksız kullanımının ve haksız kazanç sağlamasının söz konusu olmadığını, davacı tarafın tanınmış marka iddialarını da kabul etmediklerini, ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....somut olaya bakıldığında, davalı şirketin "..." ibaresini markasal olarak kullandığına dair dosyaya bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, bu nedenle davalının "..." markasını ticari faaliyetlerinde SMK'nun 7/1-b maddesi kapsamında kullandığı ispatlanamamıştır. SMK'nun 7/1-e maddesi uyarınca yapılan incelemede ise; davalı şirketin tescilli ticaret unvanının esas unsurunun davacıların ticaret unvanlarında olduğu gibi "..." ibaresi olduğu, diğer kelimelerin tanımlayıcı ve tali unsurlar oldukları, ancak davalının iştigal konuları arasında yer alan "turizme yönelik otel, motel, bar, pansiyon, kamping, tatil köyleri, apart oteller, yeme içme tesisleri, eğlence yerleri kurmak, işletmek, işletmeye vermek" hizmetleriyle davacı ... Yatırım Anonim Şirketi'nin iştigal konuları arasında yer alan "turizme hizmet amacıyla restorantlar, eğlence yerleri, otel, motel, pansiyon, apart otel ve bunlar gibi konaklama tesisleri açmak, işletmek, turizm işletmeciliği yapmak, tüm turizm işletmelerini kurmak" hizmetleri benzer hizmetler olsa da, SMK'nın 29/1-a maddesi ile yapılan yollama gereği 7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmünün işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceği, zira 7/3. maddede işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceğinin hükme bağlandığı, marka hukuku kapsamında işaretin ticaret alanında kullanılması ifadesi ile kastedilenin işaretin markasal olarak kullanılması olduğu, 2015/2436 sayılı A.B. Marka Yönergesi'nin 3. maddesinde yer alan hükme ve Yönerge'nin genel gerekçesinin 19. bendindeki açıklamalara göre, ticaret unvanının ancak tescilli bir markanın tescili kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağı açıklaması karşısında, Kanun Koyucunun amacının ticaret unvanının tescilli marka ile karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılması halinin marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının ticaret unvanının davacıların markalarının kapsamındaki mal ve hizmetler için kullanıldığının ispatlanamadığı, ayrıca davalı şirketin tescilli ticaret unvanının, ticari yaşamda firmasının ayırt edilmesini sağlayacak şekilde "ticaret unvanı" olarak kullanabileceği, davalının bu kullanımının TTK'nun 52. maddesi uyarınca hukuka uygun bir kullanım olduğu, davalının kullanımının markasal bir kullanımı olduğu iddia edilmekle birlikte böylesi bir kullanımın davacı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle davalının davacıların marka haklarına tecavüz ettiği iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmış, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar aynı zamanda davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini de talep etmişlerdir. TTK'nun 52. maddesi uyarınca ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı bir biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, bu unvanının silinmesi talep edilebilir. Davacıların ticaret unvanları ile davalının ticaret unvanlarının esas unsurları "..." ibaresi olup, diğer kelimeler tanımlayıcı ve tali unsurlardır. Davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihi davalı şirketlerden çok sonradır. Hem davacı, hem de davalı şirketlerin iştigal konuları arasında yer alan "turizme yönelik otel, motel, bar, pansiyon, kamping, tatil köyleri, apart oteller, yeme içme tesisleri, eğlence yerleri kurmak, işletmek, işletmeye vermek" hizmetleri ortak olup, benzer konularda faaliyette bulunmak üzere tescil edildikleri tespit edilmiştir. Tarafların aynı esas unsurlu ticaret unvanlarını kullanmalarının bu hizmetler için karışıklıklara veya şirketlerin bağlantılı oldukları zannına neden olabileceği tartışmasızdır. Tüm bu nedenlerle davacıların davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini talep etmekte haklı oldukları, davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen süre 5 yıldan az olduğundan, sessiz kalma nedeniyle hak kaybının söz konusu olmadığı anlaşılmakla, ticaret unvanının terkini davasının kabulüne, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar vermek gerekmiştir....Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalı ... ... NAKLİYE VE GIDA SANAYİ TİCARET PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ'nin ticaret unvanından "..." ibaresinin TERKİNİNE, TTK'nun 52/2.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde masrafı davalı taraftan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye genelinde yayın yapan ve tirajı en yüksek olan 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE," karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Davacının marka hakkına ve ticari unvanına tecavüz ya da haksız kullanımının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin ticari unvanının " ... ..." olduğunu, Müvekkili şirketin lokal manada kendi alanında faaliyet göstermekte, müşteri çevresine hizmet sunmakta olduğunu, mahalli olarak ... sektöründe faaliyet gösterdiğini, tarafların çalışma sahaları farklı olup iltibasa sebebiyet vermesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin markası "..." olup müvekkilinin ticaret unvanının "... ..." olduğunu, müvekkili şirketin tek başına ticari unvanında "..." ibaresini kullanmasının, davacı şirketin marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gibi ortalama bir tüketicide de iltibasa sebebiyet vermeyeceğini, kendi içerisinde çelişkiler doğuran bir hüküm tesis edilmiş olduğunu, müvekkili şirketin ticaret unvanında "... ..." ibaresinin kullanılması tek başına davacı tarafın marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gibi ortalama bir tüketici nezdinde de karışıklığa sebebiyet vermeyeceğini, olağan yaşam koşullarında ortalama bir tüketici "..." markasını kullanan davacı şirketler ile "... ..." unvanını kullanan müvekkili şirketin farklı iki firma olduğunu, her iki firmanın birbirlerinden farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, bu firmaların mal veya hizmetlerinin farklı olduğunu, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğunu algılayabileceğini, her iki firmanın tüketici kitlelerinin birbirinden farklı olduğunu, ortalama bir tüketicinin davacının faaliyetlerinden ya da ürünlerinden faydalanmak amacıyla müvekkiline ait şirkete gitmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararında da; "davalı şirketin tescilli ticaret unvanının ticari yaşamda firmasının ayırt edilmesini sağlayacak şekilde ticaret unvanı olarak kullanabileceği, davalının kullanımının TTK 52. maddesi uyarınca hukuka uygun bir kullanım olduğu" şeklinde bir değerlendirmede bulunulmuş olduğunu ancak daha sonra her nasılsa tamamen çelişkiye düşülerek müvekkillinin ticaret unvanından ... ibaresinin terkin edilmesine şeklinde somut olayın gerçekliğiyle hiçbir suretle bağdaşmayan bir hüküm tesis edildiğini, -Müvekkil şirketin ticaret unvanı "... ..." olup, davacı şirketlerin ... sektöründe kurmuş olduğu herhangi bir işletmesi/firması bulunmadığını,-İyi niyetli müvekkili şirketin, ticari faaliyetlerini yürütürken hiçbir zaman davacı şirketlerin markasını kullanma ve haksız kazanç elde etme kastı ile hareket etmediğini, Müvekkili şirketin ilk tescil tarihinin 19.06.2019 olduğunu, Davanın açıldığı tarih ise 09.11.2021 tarihi olduğunu, davanın müvekkili şirketin tescilinden sonra ortalama 2,5 yıl sonra açıldığını, 3 yıl sonra işbu davayı açmasının açıkça Türk Medeni Kanunu'nun 2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının ... markasını haksız şekilde ticaret unvanında kullandığının Sayın Mahkeme tarafından tespit edilmiş olduğunu, markanın tanınmış marka olduğunu, ... ... Nakliye ve Gıda San. Tic..Paz. A.Ş'nin isimli şirketin, Müvekkili şirkete ait olan ... unvanını tacir sıfatıyla iş yürüttüğü ticari hayatta kullanması ve ticaret unvanındaki ... ibaresiyle ticari faaliyetlerde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının ticaret unvanın da ... ibaresini kullanmasının iyi niyetten yoksun olduğunu, şirket faaliyet konu ve alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu iddiasının ise gerekçesiz olduğunu, ... ... Yatırım A.Ş.'nin, ... ... çatısı altında faaliyet gösteren, Gayrimenkul Grubuna bağlı şirketlerinden bir tanesi olup, değerli araziler üzerinde dünya standartlarında nitelikli konut, ofis, iş merkezi, alışveriş merkezi, otel, vb. projeler geliştirmek amacıyla kurulduğunu, ... ..., Türkiye'nin ilk kez beş ayrı fonksiyon alanı içeren, karma kullanımlı (mixed use) projesi olan ... ...’ın ... maliki olduğunu, davalının unvanında veya markasında bulunan gıda, ..., nakliye gibi unsurların, işin niteliğini açıklar unsurlar olduğundan, markanın asli unsuru olarak nitelendirilmeyeceğini, markanın asıl unsuru yine ... ibaresidir, şekil olarak da kullanılsa yazı olarak da kullanılsa ... ... gibi bir marka kullanımında asli unsur tek başına ... olacağını, Ticaret unvanlarının tacir için iş ve işleyişlerinde kedilerinin tanınması ve ayıt edici olmasına yarayan en önemli unsur olduğunu düşünürsek, davalının ... ibaresini kullanarak işbu marka ve ticaret unvanının tanınırlığından haksız şekilde yararlanma amacı güdüldüğünden şüphe olmadığını, Davalının işbu istinaf başvurusunun manasız ve hukuki yarardan zaten yoksun olduğunu, bu nedenlerle davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. Maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacıların ticaret unvanında ve alan adında yer alan, aynı zamanda tescilli markaları olan "..." ibaresinin davalı tarafça ticaret unvanında ve marka olarak kullanıldığı iddiasıyla açılan marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve "..." ibaresinin ticaret unvanından terkini davasıdır. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; davacı ... ... Yatırım A.Ş.'nin; 2007 65148 numaralı “... ...” markasının tüm sınıflarda; 2007 65149 numaralı “... CENTRE” markasının tüm sınıflarda; 2008 62732 numaralı “... GAYRİMENKUL” markasının 35, 37, 41 ve 42. Sınıflarda; 2010 21480 numaralı “... ...” markasının16, 19, 35, 37, 39, 41, 42, 43, 44 ve 45. Sınıflarda; 2010 21481numaralı “... ...” markasının 16, 19, 35, 36, 37, 41, 42, 43, 44, 45. Sınıflarda; 2010 75234 numaralı “... ... İSTANBUL+Şekil” markasının tüm sınıflarda; 2010 75039 numaralı “... ... REZİDANS+Şekil” markasının 37, 43. Sınıflarda; 2011 05123 numaralı “... PORT” markasının 35, 36, 37, 38, 41, 42, 43. sınıflarda, 2014 70660 “... WORLD” markasının 35, 38, 39, 41, 42, 43, 44. Sınıflarda; 2016 41962 numaralı “... ENERJİ GRUBU” markasının 37, 39, 40. Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davacı ... ... Anonim Şirketi’nin ise 04/11/2002 tescil tarihli, 2021 07005 tescil numaralı “...” markasının tüm sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir ayrıca ... markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2002/14354 tescil Numarası ile 10.06.2002 tarihinden bu yana tescillidir.Dosyaya celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; davacı ... ... ANONİM ŞİRKETİ'nin 20/08/1990 tarihinde, davacı ... ... YATIRIM ANONİM ŞİRKETİ'nin 18/05/2007 tarihinde, davalı ... ... NAKLİYE VE GIDA SANAYİ TİCARET PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ'nin 19/06/2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, marka uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 18.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirket unvanının başında yer alan “...” ibaresinin unvana yeterli derecede ayırt edicilik katmadığı ve davacılar ile davalı firma arasında bir bağ olduğu izlenimine yol açması sebebiyle ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunduğu, davacıların ... ibaresi üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğu, davalı şirketin marka hakkına tecavüz ya da haksız rekabet teşkil eden bir eylemde bulunduğunun davacılar tarafından ortaya konamadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 tarihli 2007/11-965 E.- 2007/961 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, marka da ticari unvan da ayırt edici işaretlerdir. Marka, bir teşebbüsün ürün ve hizmetlerini, rakiplerinkinden ayırmaya yönelik olup; ticari unvan ise, tacirlerin ticari işletmesine ilişkin muamelelerinde, icrasında kullanmak zorunda olduğu ismidir. TTK'nın 18/1. hükmüne göre her tacir bir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır. TTK'nın 39/2. bendinde de unvanın işletmenin girişinde gösterilmesi zorunlu kılınmıştır. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının ticaret unvanının markasal olarak kullanılmadığı tespiti yapılmış olup, bu konuda istinaf üzerine incelenecek bur husus bulunmadığı, Davacının tescilli unvanı ve davalının tescilli ticaret unvanı arasında ise "..." ibaresinin iltibas yarattığının açık olduğu, bu durumda kullanmada öncelik hakkı sahibinin tayin ve tespiti gerektiği, davacı ... ... ANONİM ŞİRKETİ'nin 20/08/1990 tarihinde, davacı ... ... YATIRIM ANONİM ŞİRKETİ'nin 18/05/2007 tarihinde, davalı ... ... NAKLİYE VE GIDA SANAYİ TİCARET PAZARLAMA ANONİM ŞİRKETİ'nin 19/06/2019 tarihinde tescil edildiği, davacı şirketin tescil tarihinin davalı şirketinkinden daha önce ilan edilmiş bulunmakla, üçüncü kişiler ve piyasa nezdinde davacının daha önceye dayalı ve üstün hakkının bulunduğu, açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli, dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olmasına, yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi deliller, delillerin takdirinde ve verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1.maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/03/2023 tarih ve 2021/192 E., 2023/58 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/805, K. 2025/1450, T. 06.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-805-e-2025-1450-k-68f6a5a3b570