Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/660 E. 2025/1341 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/660
- Karar No
- 2025/1341
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/660 Esas 2025/1341 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/660 KARAR NO : 2025/1341
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2022 NUMARASI :2021/17 Esas 2022/978 Karar
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 11/01/2021 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... İnşaat A.Ş 04/11/2019 tarihli Pay Devir Sözleşmesi ile davalının %100 pay sahibi bulunduğu dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş'nin hisselerinin tamamını devraldığını, anılan Sözleşme ile devre konu edilen dava dışı ... Elektrik Üretim A.Ş, müvekkilin bir diğer şirketi olan davalı ... Enerji A.Ş ile birleştirildiğini, ... Regülatörü ve Hidroelektrik Santralı yapım işi kapsamında DSİ ile akdedilen protokol doğrultusunda DSİ'ye ödenmesi gereken Denetim Hizmet bedelinin ödemesinden aralarında akdedilen Pay Devir Sözleşmesinin 2.4. maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu, DSİ'nin 462.264,85 TL tutarında denetim hizmet bedeli talep etmesi üzerine davalıya bu hususu bildirdiğini, davalının talebi doğrultusunda gerekli belgeleri DSİ'den talep ettiğini ve davalıya gönderdiğini, DSİ'nin ödeme yapılmaması halinde yasal işlem yapılacağını bildirmesi üzerine davalıya DSİ'ye ödeme yapması için bildirim yapıldığını, davalı tarafça DSİ'ye ödememe yapılmaması üzerine icra tehdidi altında bedelin ödenmek zorunda kalındığını, davalının ödenen bu bedeli ödememesi üzerine ödenen bedelin tahsili için davalı hakkında Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2020/7114 esas sayılı icra takibi yapıldığını ve davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini bildirerek, davanın kabulü ile davalının Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2020/7114 Sayılı dosyasına sunmuş olduğu itirazın iptali ile, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacılar arasında ... Regülatörü ve HES’in (... Elektrik Üretim A.Ş.)’nin ... İnşaat A.Ş.’ne hisselerinin pay devri 04/11/2019 tarihinde yapıldığını, 12/05/2015 tarihinde yayımlanan Yönetmelik hükümlerine göre DSİ'ye Denetim Hizmeti Kontrollük bedelinin ilk taksitinin ödendiğini ancak Danıştay'ca Yönetmeliğin ilgili hükmünün iptal edilmesi üzerine talepleri sonrası DSİ'ce söz konusu bedelin iade edildiğini, DSİ tarafından hazırlanan iş proğramının sürenin uzun olması nedeniyle taraflarınca imzalanmadığını, Denetim Hizmet bedeli konusunda; DSİ ile gerekli görüşmelerin yapılması, bilimsel ve mevzuat yönünden gerekli açıklamaların yapılması, hukuksal yönden gerekli itirazların edilmesi, resmi yazılara zamanında gerekli cevapların verilmesi, gerektiğinde yargı sürecine gidilmesinin pay sahibi olarak sorumlulukları altında olduğu ve bu konularda gerekli teknik bilgi ve desteğin verileceği, yasal süreçlerin işletilmemesi durumunda Pay Devir Sözleşmesi kapsamında herhangi bir sorumluluk ve yükümlülük üstlenmeyeceklerinin bildirildiğini, DSİ'nin 09/10/2017-10/09/2018 tarihleri arasında 462.264,85 TL tutarında Denetim Hizmet bedeli ödenmesini istemesini müteakip davacıya gönderilen yazıda görevlendirilen personelin niteliği, görevlendirme süreleri ve fiili çalışma süreleri ile 4 ay çalışılmayan süre dikkate alınarak denetim hizmet bedelinin hesaplanması ve dokümanların taraflarına verilmesi, sürecin tamamlanması, sonrasında ödeme konusunun sonuçlandırılacağı bildirilerek itiraz edilmesinin istendiğini, DSİ'nin bilare denetim hizmet bedelinin ödenmesini istemesi sonrasında DSİ tarafından hesaplanan bedelin mevzuat hükümleri ile örtüşmediğini, denetim hizmet bedelinde DSİ ile mutabık kalınmaması üzerine sürecin yargı sonucunda belirlenmesi gerektiğinin ve yargı sonucu belirlenecek bedelin ise kendileri tarafından ödeneceğinin şifaen ve yazılı olarak bildirildiğini, davacı tarafından gönderilen 20/08/2020 tarihli ihtarnameye cevaplarında; Denetim Hizmet bedeli olarak idarece istenen bedelin haksız olmasına rağmen ödenmek zorunda kalınması halinde ihtirazı kayıt konulmadan ödeme yapılmamasının, yasal süreç işletilmeden DSİ ile mutabık olmadıkları bedelin ödenmesi halinde bu bedeli kabul etmeyeceklerinin bildirildiğini, icra takibine ve davaya konu olan DSİ Hizmet Bedelinin gerçek, bilimsel ve teknik verilere dayanarak hesaplandığının doğru bir şekilde ortaya konması gerektiğini bu sebeple ihtirazı kayıt dahi koyulmadan ödenmesi nedeniyle müvekkil aleyhine açılan haksız ve yersiz davanın reddine ve müvekkili aleyhine kötüniyetli olarak başlatılan icra takibi sebebiyle davacılar aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir . İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; pay devir sözleşmesinin 2.4 maddesine göre, pay devir işlemi tarihinden önceki dönemlere ilişkin tahakkuk etmiş veya edecek, alacaklar, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların fer'ilerinden satıcının sorumlu olduğu, dava konusu DSİ denetim Hizmet bedelinin anılan madde uyarınca mali yükümlülükler kapsamında kaldığı ve pay devri öncesi döneme ilişkin olduğu, taraflar arasında denetim hizmet bedelinin itiraz edilmeden davacı tarafından ilgili kuruma ödenmesi ve denetim hizmet bedelinin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, yapılan değerlendirmede davalı yanın pay devri gerçekleştiğinden dolayı denetim hizmet bedeline ilgili kuruma itiraz ya da dava yolu ile iptali yoluna gidemeyeceğinin açık olduğu, bilirkişi incelemesi sonucunda denetim hizmet bedelinin yönetmelik uyarınca 343.584,99 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar taraflar arasındaki pay devir sözleşmesinde denetim hizmet bedeline dair itiraz/dava yolu edilmesine dair bir düzenleme bulunmasa da, bu noktada dava öncesi tarafların bedelde ihtilafa düştüğü de dikkate alındığında basiretli davranma yükümlülüğünün boşluk doldurucu nitelikte olduğu göz önüne alınarak davacı tarafça itiraz ya da yasal yollara başvurması gerektiği, davacının ilgili başvuruları yapmadan dava dışı kuruma hizmet bedelini ödediği anlaşılmakla, davalının bilirkişi raporu ile hesaplanan denetim hizmet bedeli olan 343.584,99 TL'den sorumlu olması gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne Ankara 2. İcra müdürlüğünün 2020/7114 esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 343.584,99 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynı şartlar ile devamına fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazları dikkate alınmadan tanzim edilen raporun hükme esas alınmasının kararın eksik inceleme ile verildiğini gösterdiğini, Bilirkişi raporunda kış süresinin dikkate alınmadığı, ilgili kamu personelinin aylık tutarı 30 gün olmakla beraber büro ve sahada çalıştığı gün üzerinden bedel hesaplanması gerektiği, teknik personelin bahse konu görevlendirme tarihleri arasında yıllık izin günlerinin raporda vurgulandığı, DSİ Bölge Müdürlüğü' nün yürüttüğü denetim görevi proje kontrolü değil, projenin sahada uygulamasını kontrolünü içerdiği, Diğer bir ifade ile DSİ nin Büroda ve Şantiyede görevlendireceği personelin denetim (Fenni Mesul/ Müşavirlik) hizmetlerini yapması olduğu, dolayısıyla ilgili personel %90 sahada bir fiil inşaat aşamasında hazır bulunarak onaylı projeye göre inşaat uygulama işinin denetimi yapması gerektiği, buna göre ilgili denetim elemanlarının ya sürekli olarak sahada, şantiyede hazır bulunmaları gerekecek ya da her gün sahaya gidip gelmeleri gerekeceği, bu nedenle DSİ Bölge Müdürlüğü' nün bu personellerin sahaya gitmeleri için günlük ya da haftalık görevlendirme olurları olması gerektiği, Genel görevlendirme olurunun yeterli olmadığı, Hangi araçla ve personellerin hangi tarihlerde seyahate çıktıklarına dair seyahat olurları olması gerektiği, bilirkişi raporunda DSİ tarafından görevlendirilen denetim elemanlarının bu süre içerisinde kurumda hangi projelerde ve hangi yoğunlukta iş yürüttüklerinin incelenmediğinin görüldüğü, Bahse konu denetim elemanların sadece bu işte mi görev yaptıkları, yoksa her ne kadar bu işte görevli görülseler de kurumdaki diğer görev ve hizmetlerine devam mı ettikleri hususunun incelenmediği, denetim elemanlarının saha denetim görevlerini hangi sıklıkta ve hangi yoğunlukta yaptıkları, bu hususta günlük şantiye defteri tutup tutmadıkları, Tutulan şantiye defteri ve düzenledikleri raporları kimlerle paylaştıkları, DSİ kayıtlarında Şantiye defteri mevcut olup olmadığı, hususlarının bilirkişice incelenmediği, raporda hangi tarihlerde görevlilerin çalıştığının belirtildiği, Ancak, belirtilen tarihlerde görev yapıldığına ve özellikle inşaat aşamasında sahaya geldiklerine dair her hangi bir belge ve doküman dosyaya sunulmadığı, subjektif yaklaşımla görev yaptıklarının kabul gördüğü, bu yaklaşımın kamu kuruluşu da olsa haksız bir gelir edinimini gösterdiği, Bu durumun DSİ de görevli kamu personellerinin hatalı yaklaşımlarını gösterdiği yönünde ek bilirkişi raporuna itirazlarını tekrarla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinde rücu talebine konu edilecek alacakların muacceliyetine ilişkin hüküm yer almadığını, davacının dürüstlük ve iyi niyet kuralları gereği dava dışı kurum nezdindeki tüm itirazları gerçekleştirip tüm bu süreci davalı ile yürüttüğünü, müvekkillerinin Sözleşmeye aykırı tutum ve davranışı bulunmadığı gibi icra tehdidi altında kalmamak ve İdare nezdinde akdedilen sözleşme hükümlerine bağlı kalmak, lisans iptali gibi ağır sonuçların önüne geçmek adına ödeme yapmış olduğunu, ödeme tutarına ilişkin gerekli itirazların davalının bilgisi ve nezaretinde, süresi içinde yapıldığını, itirazların İdarece kabul edilmediğini, bunun yanısıra davalı tarafından dava dışı DSİ 'ye bizzat sunulan "Taahhütname" metninin hiçbir şekilde hükme esas alınan bilirkişi raporlarının içeriğinde ve dolayısıyla gerekçeli kararda dikkate alınmadığını, Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek rapora itirazlarımız değerlendirilmediğini, bilirkişilerin raporlarını mevzuat hükümlerini hatalı yorumlanmak suretiyle düzenlediğini, Bilirkişi raporuna itirazlarımızın haklılığını ortaya koymak bakımından dava dışı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, davaya konu denetim hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin kayıt ve belgeler ile esas alınan ilgili mevzuat hükümlerinin bildirilmesinin istenmesine ilişkin talebinin Mahkemece değerlendirmeye dahi alınmadığını, davanın dava dışı DSİ'ye ihbar talebinin de usulsüz reddedildiğini, İcra İnkar tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi kararının hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacı tarafça dava dışı DSİ'ye ödenen denetim hizmet bedelinin taraflar arasında akdedilen pay devir sözleşmesinin 2.4 maddesi uyarınca davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe davalı tarafça yapılan vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan kök ve ek raporda özetle; Davaya konu olan ... Regülatörü ve HES'in Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre dava dışı DSİ'ce denetiminin yapıldığı, dava dışı DSİ'ce Yönetmelik hükümlerine uygun ve doğru şekilde hesaplanan denetim hizmet bedelinin ödenmesinden taraflar arasında akdedilen pay devri sözleşmesi uyarınca davalının sorumlu olduğu ve bu hususta bir çekişme de bulunmadığı, dava dışı DSİ'ce tahakkuk ettirilen ve davacı tarafından ödenen denetim hizmet bedelinin hatalı olarak belirlendiği, davalının konu ile ilgili davacıya gönderdiği yazılı talebe davacının uymayarak süreci doğru şekilde yürütmemesi ve rücu edebileceği alacakla ilgili davalının onayını almadan ödeme yapmış olmasına bağlı olarak DSİ'ce Yönetmeliğe uygun şekilde hesaplanması gereken denetim hizmet bedelini rücu edebileceğinin değerlendirildiği, Yönetmelik hükümlerine göre davalının sorumlu olacağı bedelin 343.584,99 TL olarak hesaplandığı ve bu kapsamda yapılan takipte 128.254,44 TL fazlalık olacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davamızın konusu ... köyü mevkiinde ... deresi üzerinde faaliyetteki “... Regülatörü ve Hidroelektrik Santralı” olup, yasal mevzuat kapsamında, DSİ ve EİEİ tarafından yapılan etütler ve projelere göre belirlenen hidrolik santraller için özel sektör şirketleri müracaatta bulunarak yapım ve işletimlerini üstlenebilmekte ve bu kapsamda 6446 sayılı yasal mevzuat kapsamında EPDK tarafından belirlenen süreler için elektrik üretim lisansı verilmektedir. EPDK'dan üretim lisansı alan bir şirketin yapım sırasında su alma yapılarının kabulleri yasal olarak DSİ'ce yapılmakta olup, 17/08/2016 tarihinde yapılan yer teslimi sonrasında Trabzon ili, Araklı ilçesi , Kayaiçi köyü mevkiinde ... deresi üzerinde faaliyetteki “ ... Regülatörü ve Hidroelektrik Santralı” nin 19/09/2018 tarihinde DSİ'ce geçici kabulünün yapıldığı ve yapım süreci içinde o tarihte lisans üzerinde olan ... Elk.Ürt. A.Ş. ile DSİ arasında “ Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği” hükümlerine göre “ Denetim Hizmeti DSİ tarafından verilen ... Hidroelektrik Enerji Üretim Tesisine ait Protokol” akdedildiği görülmüştür. Dava dışı ... Elk.Ürt.A.Ş. ile DSİ arasında akdedilen Protokol 12/05/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmiş olup, Danıştay 10. Dairesinin 2016/3207 E sayılı dosyası ile açılan dava kapsamında, 18/01/2018 tarihli karar ile Yönetmeliğin 7. maddesinin 8. fıkrası ile geçici 2. maddesinin 3. fıkrasının yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği ve akabinde 24 Eylül 2019 tarihli resmi gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliğiyle 4. maddenin birinci fıkrasının (n) bendi, Geçici 2. maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırıldığı, 7. maddenin 8. fıkrası ile EK-3 Protokol Taslağının 2.1. maddesi değiştirildiği dosya kapsamı ile sabittir. Dava dışı ... Elk.Ürt.A.Ş.'ye ait işletmedeki yapımı bitmiş olan ... Köyü mevkiinde ... deresi üzerinde faaliyetteki “... Regülatörü ve Hidroelektrik Santralı”i de, ... Elk.Ürt.A.Ş. “nin % 100 hissesi 04/11/2019 tarihli devir sözleşmesi ile davacılara devredildiğinden, santralin mülkiyeti de davacılara devredilmiştir. Bu çerçevede, ... Elk.Ürt. Şti. tarafından yapım aşamasında DSİ'den Denetim hizmeti kontrollük hizmeti sağlanmış olduğu dikkate alındığında, denetim dönemi Devir Sözleşmesi öncesine aittir. Taraflar arasında akdedilen “Pay Devir Sözleşmesinin” 2.4. maddesine göre pay devrinden önceki dönemlere ilişin tahakkuk etmiş veya edilecek her türlü mali yükler ve ferilerinden satıcı olarak davalı sorumlu olup, davalının aksi bir iddiası ve bu konuda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Dosyamız kapsamındaki uyuşmazlık, dava dışı DSİ tarafından tahakkuku yapılan ve davacı tarafından ödenerek icra takibine konu edilen miktarın mevzuata uygun olup olmadığı, bu miktarın tümünün (Yİ-ÜFE güncellemesi ile ) davalıdan rücuen tahsilinin talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafın istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği üzere 24 Eylül 2019 tarihinde yönetmelik değişikliği ile Yİ-ÜFE güncellemesi kaldırılmış, hatta davalı tarafça da ilgili hükmün mülga edilmesinden sonra eski yönetmeliğe göre yatırdığı denetim bedeline ilişkin ilk taksidi geri aldığını beyan etmiştir. Davaya konu denetim bedeli raporu incelendiğinde, denetim hizmet işinde Mart 2020 ayına göre Yİ-ÜFE güncellemesi ile toplam denetim bedelinin yürürlükten kaldırılan yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça her ne kadar davalının DSİ'ye verdiği taahhütnamede "Yİ-ÜFE kullanılarak tespit edilecek ve tarafımıza bildirilecek güncel bedel üzerinden DSİ'nin resmi, kurumsal bütçe hesabına yatıracağımızı" şeklinde beyanda bulunarak bu yönde taahhütte bulunduğu beyan edilmiş ise de, ilgili taahhütnamenin verildiği tarihte mülga edilen yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olması ile birlikte ilgili taahhütnamede "tesise ilişkin tüm denetim masraflarını, ilgili masrafların tahsiline dair DSİ tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde" ibaresinin yer aldığı ve DSİ tarafından hesaplamanın da işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan yeni yönetmelik hükümlerine göre yapılması gerekmesine rağmen hesaplamanın mülga edilen yönetmelik hükümlerine göre (hesap tarihindeki yani Mart 2020 ayına göre Yİ-ÜFE güncellemesi ile) hesaplandığı görülmüştür. Bu bağlamda somut uyuşmazlıkta dava dışı DSİ tarafından denetim bedelinin mülga edilen 12/05/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplandığı, davacı tarafça da davalının bu konudaki itirazlarına rağmen ihtirazi kayıt konmaksızın fazla hesaplanan tüm bedelin ödendiği, bilirkişi heyeti tarafından dava dışı DSİ'nin yeni yönetmelik hükümleri uyarınca davacıdan talep edebileceği denetim bedelinin hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olarak belirlendiği, bu haliyle mahkemece denetlemeye elverişli, tarafların itirazlarını karşılar şekilde gerekçeli ve ayrıntılı kök ve ek raporu hükme esas olması usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Dosya kapsamında rapor hazırlayan bilirkişi tarafından yukarıda ayrıntısıyla izah edildiği üzere Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair yönetmelik kapsamında inceleme yapılmak suretiyle hesaplamanın yapıldığı ve DSİ'ce yasal olarak tahakkuk ettirilmesi gereken denetim bedelinin belirlendiği, incelemenin somut verilere ve yönetmelik hükümlerine dayandırıldığı, DSİ'ce yapılan hesaplama tekniği kullanılmakla birlikte DSİ tarafından hesap edilen ve dava konusu edilen bedel ile oluşan farkın yönetmelik hükümlerinin yanlış uygulanmasından kaynaklandığının (Yİ-ÜFE güncellemesine ilişkin hükmün mülga olmasına rağmen dava dışı DSİ tarafından denetim hizmet bedeli 2020 yılı Mart ayı Yİ-ÜFE güncellemesi ile mülga yönetmelik hükümlerine göre belirlenmiştir ) denetime elverişli olarak tespit edilmesi karşısında davacının dava dışı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, davaya konu denetim hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin kayıt ve belgelerin gelmesinin sonuca etkisi olmayacağından, davacının bu yöndeki istinaf itirazının da dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nun "İhbar ve şartları" başlıklı 61/(1)maddesi uyarınca, taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir. Yine aynı yasanın "ihbarın şekli" başlıklı 62/(1) maddesi uyarınca, ihbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir. (2) Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez. Davacı tarafça davanın DSİ'ye ihbarı talebinin mahkemece red edildiği iddia edilerek bu husus istinafa getirilmiş ise de, 16/10/2022 tarihli celsede davacı vekilince ''DSİ den hesaba konu bilgi ve belgeleri mahkemeye sunması için müzekkere yazılmasını ayrıca dava dışı DSİ nin davaya ihbarı hususunda müvekkilim ile görüşüp beyanda bulunacağım dedi. Mahkeme ek rapor talebini red edince de Tüm yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrarla sözleşmeden kaynaklı rücu hakkımız mevcuttur davamızın aynen kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz.'' şeklinde beyanda bulunulduğu, yani davacı vekilince davanın 6100 sayılı HMK'nun 61 vd maddeleri uyarınca ihbar talebinde bulunulmadığı gibi HMK'nun 62.maddesine uyarınca usulüne uygun ihbar dilekçesininde dosyaya sunulu olmadığı anlaşılmakla davacının bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf itirazı değerlendirildiğinde; davaya konu denetim faaliyetine ilişkin bilgi ve belgelerin davalının bilgisi dahilinde olmayıp, dava dışı idarece belirlenebileceği, bu hali ile alacağın likit olmadığından bilirkişilerce mahkemece DSİ'den temine edilen belge ve bilgiler üzerinden yapılan hesaplama sonucu belirlendiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; Davalı vekilince bilirkişi kök raporuna bildirilen itiraz nedenleri tekrar edilerek kararın istinaf edildiği, bilirkişi heyetinin 13/10/2022 tarihli ek raporunda davalının kök rapora tüm itirazlarının kalem kalem açıklandığı, hesaplamanın usul ve yönetmelik hükümlerine uygun doğru bir şekilde yapıldığı, dosya kapsamına sunulu kök ve ek bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin de istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 359,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 255,60 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalıdan alınması gerekli olan 23.470,29 TL harçtan peşin alınan 5.687,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.782,62 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2023/2198 Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından sunulan teminatın verilen kararın niteliği gereği İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırana iadesine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -