Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/519 E. 2024/265 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/519
- Karar No
- 2024/265
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2072 - 2024/1877 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2072 KARAR NO : 2024/1877 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/06/2024 NUMARASI : 2023/519 E. - 2024/265 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/06/2024 tarih ve 2023/519 E. - 2024/265 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu ve ibareli birçok seri markanın maliki olduğunu, markalarını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi suretle kullandığını, davalı tarafa ait "..." esas unsurlu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalı yanın müvekkili markalarından haberdar olmasına rağmen "..." esas unsurlu ve ibareli marka başvurusu yapmaya devam ettiğini, art arda başvurularla müvekkili şirketin "..." esas unsurlu markasını taklit etmek istediğini, bu durumun tüketicilerin markaların aynı firmalara ait olduğunu veya firmalar arasında ekonomik bir bağ olduğunu zannetmelerine yol açacağını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2013/10371, 2013/18546, 2018/121884, 2019/00397 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine kararı verilmesini talep ve dava etmiş, replik dilekçesinde ise davalı adına hükümsüzlüğü istenen marka numaralarının dava dilekçesinde hatalı olduğunu bildirerek, 2013/10371, 2013/18546 ve 2014/59983 sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava dilekçesinde hükümsüzlüğü talep edilen 2018/121884 ve 2019/00397 sayılı markaların tescil sürecinin tamamlanmadığını, davacı yanın müvekkili markalarının başvuru aşamasında olup olmadığını dahi kontrol etmeden açtığı bu davada, daha sonra dava dilekçesinin sonuç ve talep bölümü ve tüm içeriğinde yer alan 2018/121884 sayılı ve 2019/00397 sayılı markalarını dava dilekçesinde sehven yazdığını, aslında yazmak istediği markanın 2014/59983 sayılı markası olduğu gibi mesnetsiz ve hiçbir şekilde kabulü mümkün olmayan bir gerekçe ile HMK m.183’teki “maddi hataların düzeltilmesi” talebinde bulunduğunu ve mahkemece bu talebin kabul edildiğini, usulsüz talep öncesi ilk dava dilekçesine konu edilen 2018/121884 sayılı ve 2019/00397 sayılı markaların tescil süreci tamamlanmamış olup anılan markalar açısından “davanın mevsimsiz açılmış olması” nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı yanın hangi markalarını davaya dayanak yaptığının belirsiz olduğunu, öncelikle bu iddiasının somutlaştırılmasının sağlanmasının gerektiğini, akabinde somutlaştırılacak markalar açısından SMK m.25/7 hükmü uyarınca kullanım ispatı talebinde bulunacaklarını, müvekkiline ait 2013/10371 sayılı marka açısından davacı yan davasını 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açmadığından, anılan marka yönünden hükümsüzlük talebinin evleviyetle reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacı yanın hak iddiasında bulunduğu “...” markaları üzerindeki gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının muhtelif sınıflarda zaten tescil sahibi bulunduğunu, müvekkilinin sahip olduğu bu haklara dayalı olarak, tescilli olduğu sınıflar ve bu sınıflar ile doğrudan bağlantılı mal ve hizmet sınıflarında yeni başvurular yaparak, markasını ve alternatiflerini koruma çabasının asla kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı vekili her ne kadar davacının dava dilekçesi ile ileri sürdüğü talep sonucunu değiştiremeyeceğini, dava dilekçesinde müvekkiline ait 2018/121884, 2019/00397 sayılı markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, oysaki bu markaların dava tarihinde tescilli olmadığını, mevsimsiz dava açıldığını, bu nedenle bu markalar bakımından davanın konusu içerisinde kaldığını savunmuş ise de HMK m.141/1 hükmü gereği tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebileceğinin veya değiştirebileceğinin düzenlendiği, bu bağlamda davacının dilekçe teati aşamasında kalmak kaydıyla, replik dilekçesinde serbestçe yeni vakıalar, yeni talepler ileri sürüp önceki vakıalarını ve taleplerini serbestçe değiştirebileceği, bu nedenle davacı vekilinin talep sonucunu değiştirme talebinin kabul edildiği, davalı şirket cevap dilekçesinde kullanmama defi ileri sürdüğünden, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce kullanmama def’i yönünden inceleme yapıldığı, kullanımı ispatlanamayan markaların, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığı, dava tarihi 17.03.2020 olup, davacıya ait 2003/38024, 2007/60685, 2012/112001, 2012/112003, 2013/105360 sayılı markaların, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli bulunduğu, bu markalar yönünden kullanmama def’i ileri sürülebileceği, sunulan belgelerde "..." markasının yer aldığı, davacının kullanım ispatına konu markalarının, sunulan belgelerde bulunmadığı, davacının gerekçe olarak gösterdiği 2014/94526, 2014/94760, 2015/28767, 2016/33557, 2017/34475, 2017/38973, 2017/70357, 2019/113466, 2019/113475, 2019/113479, 2019/116510, 2019/95577, 2019/95606, 2019/95647, 2019/95686, 2019/95715, 2019/95729, 2019/95737 sayılı markalar, dava konusu edilen markalardan sonraki tarihte başvuruya konu edildiği, bu nedenle, iş bu markaların da incelemede dikkate alınmadığı, davacının gerekçe olarak gösterdiği 2013/62730, 2013/62734, 2013/105360, 2014/40136, 2014/40456 sayılı markaların, dava konusu edilen 2013/10371, 2013/18546 sayılı markalardan sonra, fakat 2014/59983 sayılı markadan önceki tarihli olduğu, dolayısıyla bu markaların, sadece 2014/59983 sayılı marka yönünden incelemeye alındığı, dava konusu 2013/10371 sayılı markanın 35, 43. sınıf hizmetlerde, 2013/18546 sayılı markanın ise 30. sınıfta "Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri" mallarında tescilli bulunduğu, davacının, bu markalar yönünden gerekçe gösterilen markalarının 2003/38024, 2007/60685, 2012/112001, 2012/112003 sayılı markalar olduğu, davacının, işbu markalarının kullanım ispatına tabi olup, davacı tarafın, markalarını kullandığını ispatlayamadığı, bu itibarla 2013/10371, 2013/18546 sayılı markalar yönünden, benzerlik/karıştırılma ihtimali değerlendirmesi yapılmadığı, sonuç olarak, davalının, davacıya ait 2003/38024, 2007/60685, 2012/112001, 2012/112003 sayılı markaları hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait bu markaların, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli bulunduğu ve kullanımlarının ispatlanamaması nedeniyle 2013/10371, 2013/18546 sayılı markalar bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ve iltibas ihtimali şartlarının oluşmadığı, davalıya ait 2014/59983 sayılı marka bakımından yapılan emtia karşılaştırmasında, dava konusu 2014/59983 sayılı marka kapsamında yer alan 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Tuz. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." hizmeti ile davacıya ait 2013/62730, 2013/62734, 2014/40136, 2014/40456 sayılı markalar kapsamındaki 29. ve 30. sınıf malların benzer bulunduğu, zira bir malın üretilmesinin doğal sonucunun, o malın pazarlanması olduğu, 2014/59983 sayılı markanın "..." ibaresinden oluştuğu, kullanım ispatına tabi olmayan ve öncelik şartını sağlayan davacı markalarının ise "... kahve" ibareli olduğu, davacıya ait markaların bir kısmı "..." tarihini, bir kısmı ise ayırt edici nitelik taşımayan şekil unsurunu içerdiği, davacıya ait markaların da esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu 2014/59983 sayılı markanın, davacıya ait 2013/62730, 2013/62734, 2014/40136, 2014/40456 sayılı markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer bulunduğu, belirtilen davacı markaları ile dava konusu markanın karıştırılma ihtimalinin olduğu, tüketicinin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, davalı tarafın önceki tarihli markalarına binaen müktesep hakkının bulunmadığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davaya konu markalardan biri ile hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı, davalı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuşsa da, davalı yanın bu iddiasının, hükümsüzlüğe mesnet markaların hükümsüzlüğü davalarında veya hükümsüzlüğe mesnet marka başvurularının tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu markaların hükümsüzlüğü bakımından davalı yanın gerçek hak sahipliği iddiasının hükümsüzlük istemini bertaraf edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2014/59983 sayılı markanın "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hazır çorbalar, bulyonlar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Tuz. Pekmez. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2013/10371 ve 2013/18546 sayılı markaların hükümsüzlüğü istemlerinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dosya kapsamında bilirkişilerce yapılmış kullanım ispatı incelemesinin SMK hükümleri ve yerleşik içtihata aykırı olduğunu ve bilirkişilerin bu değerlendirmelerine katılmadıklarını, müvekkili Şirket tarafından "..." ibaresinin aktif şekilde kullanıldığını ve kullanılmaya da devam edildiğini, müvekkili tarafından markanın esas ve ayırt edici unsuru kullanılarak faaliyette bulunulmasına rağmen bu temel marka hukuku ilkesinin göz ardı edildiğini, "... ..." ibareli marka ile ..." ibareli markanın benzer olduğunu ve bu markaların "..." esas unsurunu ortak olarak içerdiğini, bu yönü ile birbirinin devamı olarak algılandığını, bu gerekçe ile müvekkiline ait "..." esas unsurlu kullanımların dikkate alınarak davaya mesnet markaların ciddi kullanımının kabul edilmesi gerektiğini, emsal ulusal ve uluslar arası yargı kararlarının da bu yönde olduğunu, müvekkili adına tescilli "..." esas unsurlu markaların, özellikle "kahve" ve "kuru kahve" malları bakımından tanınmış marka derecesine ulaştığını, "..." markası üzerinde müktesep hak sahipliğinin müvekkil şirkete ait olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dava dilekçesinde 2018/121884 ve 2019/00397 sayılı markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, daha sonra markaların sehven yazıldığı belirtilerek aslında 2014/59983 sayılı markanın dava konusu edildiğinin ileri sürüldüğünü ve HMK'nın 183. maddesi kapsamında maddi hatanın düzeltilmesinin talep edildiğini, davacı tarafın ıslah yoluyla dahi davaya dahil edilmesi mümkün olmayan yeni bir talepte bulunduğunu ve bu talebin iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, buna rağmen mahkemece bu talebin kabul edildiğini, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının istisnasının, ancak mevcut talep ile ilgili olarak ileri sürülebilecek bir durumu kapsadığını, somut olayda davacı tarafın maddi hata olarak değerlendirilemeyecek şekilde, farklı numarası bulunan bir marka ile dava dilekçesinde yer alan 2 ayrı markayı takas etmek ve davaya yeni talepler eklemek istediğini, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin "..." markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin farklı tarihlerde tescil ettirdiği ve "..." ibaresini içeren markalarının bulunduğunu, dava konusu marka ile aynı sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olan ve dava konusu markaya benzer markalarının, 2014/59983 sayılı marka için müktesep hak teşkil ettiğini, davaya hukukuka aykırı bir şekilde dahil edilen müvekkiline ait 2014/59983 sayılı marka ile davacı yana ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 7251 sayılı Kanunla değişik 141. maddesi uyarınca tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilecekleri ya da değiştirebilecekleri, bu kapsamda davacının replik dilekçesi ile yeni vakıalar ve yeni talepler ileri sürebileceği, önceki vakıalarını ve taleplerini serbestçe değiştirebileceği, davacının da replik dilekçesi ile 2014/59983 sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği, açıklanan hüküm kapsamında bu talebin ileri sürülmesinin mümkün bulunduğu, dolayısıyla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olmadığı, davacı adına tescilli olup, dava tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi olmayan 2013/62730, 2013/62734, 2014/40136, 2014/40456 sayılı "..." asıl unsurlu markalar ile dava konusu 2014/59983 sayılı "..." ibareli marka arasında, ilk derece mahkemesi kararında belirtilen 35. sınıf hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira söz konusu markaların asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu ve davacı markaları karşısında dava konusu markaya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, bunun dışında kalan dava konusu 2013/10371 ve 2013/18546 sayılı markalar yönünden ise SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, çünkü bu markalardan önceki tarihli davacı markalarının kullanım ispatına tabi bulunduğu ve davalının da süresi içinde kullanmama defini ileri sürdüğü, davacı tarafça söz konusu markaların kullanıldığının ispat edilemediği, her ne kadar davacı tarafça "..." ibaresinin kullanıldığının ispat edildiği ve bu kullanımın belirtilen markaların da kullanımı niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de davacının "..." ibareli birden fazla tescilli markasının bulunduğu, bu markaların hepsinin ayrı ayrı kullanıldığının ispatının gerektiği, somut olayda ise söz konusu markaların kullanıldığının ayrıca ispatlanamadığı, bu itibarla mahkemenin kullanım ispatı yönünden yaptığı değerlendirmenin yerinde bulunduğu, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının da kanıtlanamadığı, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kabul edilen 35. sınıf hizmetlerin, yalnızca davalının önceki tarihli 2012/70097 sayılı "... ... ..." ibareli markasının kapsamında yer aldığı, bu marka ile dava konusu başvurunun asli unsurları farklı olduğundan, davalı yararına müktesep hak sağlamadığı, bunun dışındaki davalı markaları yönünden de müktesep hak koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, taraflarca istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.