Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/476 E. 2023/858 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/476
- Karar No
- 2023/858
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/45 KARAR NO: 2024/460 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/10/2023 NUMARASI: 2023/476 E. - 2023/858 K. DAVANIN KONUSU: Yöneticinin Azli ve Kayyım Atanması Taraflar arasındaki yöneticinin azli ve kayyım atanması talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkilin de %50 hissedar olduğu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin İstanbul ili, Güngören İlçesi, ... Osmaniye Mah. ... ada, ... parsel sayılı (eski ...-...-... parsel) gayrimenkulün tamamı üzerinde inşaat yapmak amacı ile ...-... Ortaklığını kurduğunu, tarafların bu ortaklığı %50 hissedar olmak sureti ile kurduğunu, davalı şirketin ticari faaliyet olarak ...-... Ortaklığının kuruluş gayesi dışında başkaca bir ticari faaliyeti olmadığını, kuruluş sonrasında yaşanan ihtilaflar nedeni ile ...-... Ortaklığının çalışamaz hale geldiğini, İstanbul 6. Ticaret Mahkemesinin 2023/1059 Esas sayılı dosyası ile ...-... Ortaklığı'na kayyım atandığını, aynı şekilde ... Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine de kayyım atandığını, kayyım atanmasından amacın ortaklığı ve ... İnşaatın kuruluş amaçlarına uygun olarak yönetilmesi olduğunu, fakat ...-... Ortaklığına kayyım atanmasından sonra davalı ... Şirketinin ...-... Ortaklığının yapmak amacı ile bir araya geldiği inşaat yapma işini baltalamak ve bu işi sözleşmeye aykırı bir şekilde tek başına yapmak için çeşitli faaliyetler içine girdiğini, ...-... Ortaklığını çalışır hale getirmek için yapılan kayyım atamasından kaynaklı olarak ortaklığın aksiyon alamaması ve işlemlerin ağır yürümesinden faydalanarak ortaklık aleyhine çalışmaya başladığını, davalının, ...-... ortaklığına ait inşaat alanındaki tabelayı indirdiğini, mülk sahiplerine mesaj göndererek yanlış bilgilendirdiğini, yanıltıcı mesajlar göndererek bu kişilerin kendileri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmaya ikna etmeye çalıştığını, belediyeden izin ve ruhsat alınmış gibi göstererek hissedarları yanılttığını, mülk sahipleriyle toplantılar yaparak onlarla sözleşme yapmaya çalıştığını, ...-... Ortaklığının sona erdiğini, bu nedenle inşaatı yapmasının mümkün olmadığını ve kendisinin yapacağına ikna etmek için sürekli toplantılar yaptığını, adi ortaklığı şartları oluşmadığı halde fesh etmeye çalıştığını, adi ortaklığın sona erdiğinden bahisle yeni bir oluşum çabası içinde olan davalının aynı ortaklığın feshi için dava açmadığını ama arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, belediyeden yeni ruhsat almaya çalıştığını, bütün bu faaliyetlerin inşaatın yapılamamasına ve dolayısı ile yüzlerce hissedarın mülkiyet haklarının zedelenmesine yol açtığını, nitekim 2013 yılından beri süregelen çalışmalara rağmen mesafe katetmenin mümkün olmadığını, kuruluş amacı ve faaliyeti olarak amaçları aynı olan bu üç şirketten ikisine kayyım atandığını, ancak üçüncü şirket olan ve tek faaliyet amacı diğer şirketlerle aynı olan davalıya da kayyım atanması gerektiğini, aksi taktirde yerleri yıkılmış yüzlerce hissedarın mülkiyet hakkı gibi kamu yararının da zedeleneceğini, hatta hafriyatı alınmış olan inşaat alanının tehlike arz etmesinin dahi önüne geçilemeyeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin yöneticilerinin yönetim yetkisinin iptali ile işlerin yönetici kayyımca yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin tek faaliyetinin davacının belirttiği inşaatı yapmak olmadığını, müvekkili şirketin 2016 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, başka faaliyetleri de bulunduğunu, 27.04.2018 tarihinde adi ortaklık kurulduğunu, bu ortaklığın 25.06.2020'de resmiyet kazandığını, ... -... Ortaklığınca üstlenilen işin yapımında ... firması tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu firmanın ödemesi gereken paraları ödemediğini, projenin durma noktasına geldiğini, müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamış olduğu hak sahiplerine karşı olan yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmekte kendisinden bağımsız sebeplerle zorlandığı için pek çok davaya maruz kaldığını, adi ortaklığın da bu sebeplerle Bakırköy ...Noterliğinin 25.07.2022 tarihli ve 19859 yevmiyeli ihtarnamesi ile tek taraflı haklı sebeplerle feshedildiğini, somut durumda müvekkiline kayyım atanması şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... İş bu dava, davalı ... şirketinin yöneticisinin azli ile yönetim kayyumu atanması talebidir. Yargılama kapsamında davalı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilmiş ve davacı ...'in davalı şirketin ortağı olmadığı anlaşılmıştır. TTK 630/2 uyarınca 'Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.' Yasal düzenlemeden anlaşıldığı üzere bu hak sadece ortaklara tanınmış olduğundan, şirket ortağı olmayan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, dava istemlerinin sebebinin dava dilekçesi ve beyan dilekçelerinde de gösterildiği üzere davalı tarafın TBK'nın 626 maddesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı hareket etmesi olduğunu, yasağa ilişkin hareketleri müvekkilinin hissedarı olduğu adi iş ortaklığını yönetimsel anlamda ve açıdan olumsuz yönde etkilediğini, müvekkilinin adeta şirketi üzerindeki yönetimsel yetkilerini elinden aldığını, çünkü yapılan inşaat projesinin adi ortaklığın uhdesinde yürütüldüğünü, ancak burada müvekkilinin, hem ortaklığı hem de projeyi yönetme hakkı olmasına rağmen davalı tarafın yapmış olduğu hileli hareketler nedeniyle iş ortaklığını yönetemediğini ve zarara uğradığını, müvekkilinin hem kendi şirketine hem ortaklığa denetçi kayyım atanması için dava açtığını, dava kabul edilerek bu kayyımların atanmasındaki amacın projenin yürütülmesini sağlamak olduğundan iş ortaklığı aleyhine hareket eden ve projeye zarar veren davalı şirkete de kayyım atanmasının zorunluluk olduğunu, müvekkilinin hem kendi şirketine hem de ortaklığa kayyım atanması için dava açtığını, davanın kabul edildiğini, ancak bu kayyımların atanmasındaki amacın projenin yürütülmesini sağlamak olduğunu, bu nedenle iş ortaklığına zarar veren davalı şirkete de kayyım atanması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 630. maddesi uyarınca davalı şirketin yöneticilerinin yönetim yetkilerinin kaldırılması ve şirketin yönetilmesi için kayyım atanması istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu ... ... Ltd. Şti.ile davalı şirketin inşaat işi yapmak üzere adi ortaklık kurduğunu, ancak davalının zaman içinde ...-... Ortaklığı aleyhine faaliyetler yaparak ortaklığı zarara uğratmaya çalıştığını, adi ortaklığın aleyhine eylemleri bulunduğunu ileri sürerek, davalı şirketin yöneticilerinin yönetim yetkisinin iptali ile işlerin yönetici kayyımca yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, TTK'nın 630/2 maddesine göre bu davanın ortak tarafından açılabileceği, davacının davalı şirket ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının dava dışı ... ... Ltd. Şti.'de %50 oranında pay sahibi olduğu, bu şirket ile davalı şirket arasında 25.06.2020 tarihli sözleşme ile adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, bu sözleşmenin davalı şirketin Bakırköy ...Noterliğinin 25.07.2022 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile tek taraflı feshedildiğine dair ihtarnamenin bulunduğu, ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin tek ortaklı bir limited şirket olduğu ve tüm hisselerin sahibinin İbrahim Halil Kanpak olduğu, davacının davalı şirket ortağı olmadığı görülmektedir. Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca, davalı şirket yönetiminin, yönetim yetkisinin iptali ile işlerin yönetici kayyımca yürütülmesi istemine ilişkin olup, TTK'nın 630/2 maddesine göre limited şirketlerde her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Maddenin 3. fıkrasına göre ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Bu dava, ortak tarafından açılabileceğinden ve davacı da davalı şirket ortağı olmadığından mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddi yerinde olmuştur. Ayrıca, dava TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca açılmış olup bu madde uyarınca açılan davanın şirket yönetici veya yöneticileri aleyhine açılması gerekmekte olup davanın şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi mümkün olmadığından davalı şirketin pasif husumet ehliyeti de bulunmamaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince öncelikle aktif dava ehliyeti bakımından hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar davacı vekilince, istinaf dilekçesinde dava dilekçesi aynen tekrar edildikten sonra TBK'nın 626. maddesindeki rekabet yasağına aykırı davranılması sebebine dayanıldığı ileri sürülmüş ise de hukuki nitelendirme hâkime ait olup eldeki davada talep, iddianın ileri sürülüş şekline göre TTK'nın 630/2 maddesi kapsamında yöneticinin azli istemine ilişkin olduğundan aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 21.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.