Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/364 E. 2026/73 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/364
- Karar No
- 2026/73
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/364
KARAR NO: 2026/73
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2022
NUMARASI: 2018/1167 Esas - 2022/978 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:30/11/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/01/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan cari hesaptan kaynaklı 20.063,62-TL alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili için davalı aleyhinde Bakırköy 3. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibinin başlatıldığını, davalının borca ve yetkiye haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; Ankara icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defterleri ve 01.01.2017-31.12.2017 tarihleri arasını kapsayan cari hesap ekstresi incelendiğinde davacının müvekkiline 5.909,65-TL borçlu olacağının görüleceğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; 08/08/2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; tarafların ticari defterleri arasındaki cari hesap farkının davacı şirket kayıtlarında olup davalı şirket kayıtlarında olmayan ve raporda listelenen kayıtlardan kaynaklandığı, kayıtlara ilişkin dayanak belgelerin talep edilmesine rağmen rapor tarihine kadar herhangi bir belge sunulmadığı, mezkur kayıtların davacının ispatına muhtaç olduğu, cari hesap farkını oluşturan davacı şirket defterlerinde kayıtlı olup davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan ve BA/BS formlarında da bildirilmeyen fatura ve kayıtlara ilişkin belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması nedeniyle lehine delil olarak değerlendirilemeyeceğini, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş kabul edilebilmesi için müvekkilinin defterleri ile uyumlu olması gerektiğini, bu nedenle delil sıfatının bulunmadığını, 15/09/2020 tarihli bilirkişi raporuyla müvekkilinin davalıdan olan alacağının net bir şekilde tespit edildiğini, 05/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri arasındaki farklılığın davalıya iade edilen senetlerden kaynaklandığının tespit edildiğini, bahsi geçen senetlerin ödeme yapılmadan davalıya iade edildiğini, buna rağmen bu senetlerin davalının defterlerine işlenmediğini, davalı şirketin talimat yoluyla incelenmesi suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunda senet bedellerin nakden ödendiği ancak teslim edilmediği hususunda beyanda bulunulduğunu, davalının söz konusu borcun varlığını kabul ettiğinden ispat yükünü üzerine aldığını, müvekkilinin taraflar arasındaki ticari ilişkiye güvenerek senetlerin ödemesi gelmeden senetleri davalıya iade ettiğini, davalının kayıtlarında senetlerle ilgili hiç bir kayda yer verilmediğini, davalının defterlerinde senetlerin müvekkiline verildiğinin kayıtlı olmasına rağmen senetlerin ödemesi ile ilgili bir kayda yer verilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Kural olarak, fatura konusu malın teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup,yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır.Davacının ticari defterlerinin incelenmesinde; davacının davalıdan 20.063,62-TL alacaklı göründüğü, davalının ticari defterlerinde ise davalının davacıdan 5.909,65-TL alacaklı göründüğü, tarafların ticari defterleri arasındaki farklılığın 25.973,27-TL olduğu, bu farklılığın ise davacının defterlerinde sırasıyla 81.352,19-TL ve 72.229,87-TL olarak kayıtlı olan davacı faturalarının davalının defterlerinde 81.941,81-TL ve 72.685,38-TL olarak kayıtlı olmasından, 30/04/2016 tarihli senedin iadesine ilişkin 12/05/2016 tarihli 5.000-TL tutarlı kaydın, 30/05/2016 ve 30/06/2016 tarihli senetlerin iadesine ilişkin 02/06/2016 tarihli ayrı ayrı 5.000-TL tutarlı kayıtların, 30/07/2016 tarihli senedin iadesine ilişkin 02/06/2016 tarihli 5.600-TL tutarlı kaydın, karşılıksız çek iadesine ilişkin 02/01/2017 tarihli 14.206-TL tutarlı kaydın davalının defterlerinde yer almamasından, davalının defterlerinde yer alıp da davacının defterlerinde kayıtlı olmayan fiyat farkına ilişkin 06/10/2016 tarihli 2.787,60-TL ve 13/10/2016 tarihli ve 1.540,25-TL tutarlı faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.Davacının cari hesapta alacaklı hale gelebilmesi için senetlerin ve çekin iadesine dair kendisini alacaklandıran kayıtlarda haklılığını ispat etmesi gerekmektedir.Tarafların ticari defterlerine ve hesap ekstrelerde çok sayıda çek ve senet kaydı bulunmaktadır. TBK'nın 104/2 maddesinde düzenlendiği üzere borç senedinin borçluya geri verilmesi halinde, borç sona ermiş sayılır. Bu bakımdan bahsi geçen çek ve senetlerin davalıya ödenmeden iade edildiğini iddia eden davacının bu iddiasını HMK'nın 199. maddesi gereğince yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Davacıya süre verildiği halde bahsi geçen kayıtların dayanaklarını sunmamıştır. Bu durumda bahsi geçen çek ve senetlerin davalıya bedelsiz olarak iade edildiği hususu ispat edilememiştir. Davalının defterlerinin usulsüz olduğuna dair bir tespit de bulunmadığı dikkate alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026