Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2331 E. 2023/2331 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2331
- Karar No
- 2023/2331
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2331 - 2025/2526 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2331 KARAR NO : 2025/2526 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/284 E. - 2023/234 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2023 tarih ve 2022/284 E. - 2023/234 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 2021/048423 sayılı “...” ibareli 25 ve 35.sınıf mal ve hizmetleri kapsar şekilde gerçekleştirdiği başvuruya karşı itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tanınmış “...” markalarının yanı sıra "...! ŞEKİL" ibareli markaları ile davalı yanın markasının karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, davalı yanın tescilini talep ettiği sınıfların müvekkilinin esas faaliyet alanı olduğunu, bu durumda tüketicilerin dava konusu markayı, müvekkili markalarının serisi gibi algılayacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-5468 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/048423 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili markasının "...+ ...” şeklinde algılanmayacağını, davacı iddialarının zorlama bir yorum taşıdığını, SMK m.6/5 koşullarının somut olayda ortaya çıkmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı yanın gerek işlem gerekse de dava dosyasında dayanak tuttuğu markaların büyük bir kısmının davalı tarafça işlem dosyası bakımından ileri sürülen kullanmama def’i kapsamında değerlendirilebilir markalar olmadıkları görüldüğünden, SMK m.19/2 kapsamında yapılan inceleme sonucunda varılan kanaatin, nihai emtia değerlendirmesine doğrudan bir etkisinin olmayacağı, zira davacı kullanım ispatı talebine konu olmayan “...” esas unsurlu markalarının bir çoğunun esasen eski tarihli markalarının revize edilmiş versiyonları olduğu, bu markalar kapsamında 25 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin doğrudan yer aldığı, davacı yanın herhangi bir markasının doğrudan uyuşmazlık konusu “...” şeklinde bir ibareden oluşmadığı, markaların tamamının “...” kelime kökü baskın/esas unsur olarak bağımsız ayırt edici karakterde kullanılan markalar oldukları ancak her ne kadar taraf markaları 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde aynı emtiaları kapsamakta iseler de söz konusu malların ilgili tüketici kitlesi nezdinde, taraf markalarının bütün olarak yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinden somut olarak uzaklaşmayı başardıkları, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde, markayı unsurlarına ayırarak, zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirmeyeceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılanmasını gerektirir bir ilişki içerisinde olmadıkları, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca benzerlik bulunmadığı tespit edildiğinden; SMK m.5/1-ç hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, davacı yanın işlem dosyasına tanınmışlık iddialarını destekler mahiyette deliller sunmadığı, sunmuş olduğu faturaların ve mağaza tanıtım broşür örneklerinin, özellikle tekstil sektöründe faaliyet gösteren herhangi bir markanın olağan kullanımlarını gösterir nitelikte olduğu, her ne kadar davacı yanın TÜRKPATENT sicil kayıtlarında T/02251 sayılı tanınmış marka kaydının 2012 yılından bu yana mevcut olduğu görülebilir ise de davacı markalarının tanınırlığını somutlaştırır sair delillere yer vermediği, dava dosyası ekinde de yalnızca muhtelif mahkemelerce birtakım markalar hakkında verilmiş kararlar ve bilirkişi raporlarına yer verildiği, bu kararların bir kısmında davacının “...” markasının “ayakkabı emtialarında” tanınmış marka olduğunun kabul edildiği, söz konusu kararların dikkate alınması halinde davacı tarafın “...” markalarının 25. sınıftaki ayak giysileri emtialarda tanınmış olduğu yorumunda bulunulsa dahi somut olay özelinde, taraf markaları arasındaki farklılık düzeyi de gözetildiğinde SMK m.6/5 koşulunun somut olayda oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markaya eklenen "..." ibaresinin, markanın davacı markalarından ayrışmasını sağlamadığını, aksine müvekkilinin markalarını taşıyan ürünlerin çocuklar için üretilen koleksiyonu ve davacının seri markalarından biri olarak algılanacağını, davalının markasını müvekkilinin markalarına benzetmeye çalıştığını, açıkça kötüniyetli olduğunu ve haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış olduğunu, bu tanınmışlığın iltibas tehlikesini arttırdığını, taraf markalarının görsel ve sesçil olarak iltibasa neden olacak derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde edilmesi, tanınmışlığının ve ayırt edici karakterinin zarar görmesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. HD.'nin 19/11/2024 gün ve 2024/67 E., 2024/8029 K.sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 01.06.2016 gün ve 2015/11222 E.-2016/6030 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 01.12.2015 gün ve 2015/6173 E.- 2015/13737 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 02.11.2015 gün ve 2015/4471 E.-2015/11398 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 08.05.2015 gün ve 2015/1561 E.-2015/6580 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin , 03.06.2015 gün ve 2015/2863 E.-2015/7598 K. sayılı kararıyla "..." ibaresinin, 29.04.2019 gün ve 2018/936 E.-2019/3272 K. sayılı kararıyla da "..." ibaresinin davacının "..." asıl unsurlu markalarıyla benzer olmadığının kabul edildiği, davacının "..." asıl unsurlu markaları ile dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunmadığından davacının "..." ibareli markalarının tanınmış olmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.