Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2213 E. 2025/2523 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2213
Karar No
2025/2523
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2213 KARAR NO : 2025/2523 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2023 NUMARASI : 2022/78 E. - 2023/298 K.

DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabet ihlali, Durdurma, Men, Ref, Alan Adı İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/07/2023 Tarih ve 2022/78 Esas - 2023/298 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” markasını ve at üstünde ... ... "şekil " markasını uzun yıllar önce ülkemizde tescil ettirerek yoğun ve yaygın biçimde kullanmak suretiyle maruf ve meşhur hale getirdiğini, markanın dünya çapında 100’den fazla ülkede tescilli bulunduğunu, davalılardan ...’ın, "..." adresindeki imalathanesinde üretimini gerçekleştirdiği ürünleri https://www... alan adlı yer sağlayıcı firma üzerinden sattığını, diğer davalılar ... ve ... ile birlikte "..." adresindeki mağazalarında ve www...com.tr alan adlı internet sitesinde, müvekkili şirketin Türk Patent nezdinde T/03171, 2014 102602, 143105, 124664 sayı ile kayıtlı markalarının aynısını, müvekkil markalarının da tescilli olduğu 18. ve 25. sınıflarda yer alan ürünler üzerinde, izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını, davalıların ürünleri üzerinde müvekkili adına tescilli tanınmış "..." markasının benzerini müvekkilin izni olmaksızın kullanarak marka tecavüzü suçunu birlikte işlediklerini, müvekkilinin, Türk Patent nezdinde 143110, 181768, 2003 13684 sayı ile ilgili sınıflarda tescilli markalarının esas unsurunun da aynı şekilde “...” ibaresi olduğunu, davalılar ... ve ...’ın dava konusu marka tescilinin sahibi olduklarını, bu şahısların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 18. ve 25. sınıflar için 2013/05573 numaralı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduklarını, bu başvuru Kurum tarafından resen reddedilmeden önce Nic.tr nezdinde bu başvurularına dayanarak www...com.tr alan adını adlarına tescil ettirdiklerini, davalılar ... ve ... adına kayıtlı www...com.tr alan adlı web sitesinde diğer davalı ...'a ait üretim adresinin verildiğini, ayrıca davalıların 2013 64311 numaralı markalarının "..." şeklinde olmasına rağmen, fiili kullanımlarında müvekkiline ait dünya çapında tanınmış hem "..." kelime markasını hem “... oyuncusu” markasını izinsiz olarak kullandıklarını, müvekkilinin markalarının SMK m.6/4 ve 6/5 kapsamında tanınmış olduğunu, T/03171 sayı ile söz konusu markanın tanınmış olduğunun tevsik edildiğini, müvekkiline ait “...” markası ile davalıların konu “...” markasının benzer olduğunu, aynı emtiaları kapsadığını, Davalıların dava konusu başvuruyu kötüniyetle yaptıklarını ileri sürerek, davalılara ait 2013 64311 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulmasına, men’ine ve ref’ine, haksız rekabetin giderilmesine, davalıların haksız eylemlerine son verilerek "...", "", " ... " ve “ ... ... ...” ve "... ..." ibaresini/benzerini taşıyan tüm ürünlerin vs. tanıtım araçlarının toplatılmasına, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, bunun imkânsız olması halinde bunların imhasına, müvekkilinin marka hakkının ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men’ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkilinin “...” ibareli markası ile davacı yan adına tescilli markaların tek ortak noktasının “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin sağına ve soluna yapılan eklerle müvekkili markasının davacı markalarından tamamen ayrılır konuma geldiğini, davacı tarafa ait markaların şekil unsuru da içerdiği düşünüldüğünde müvekkili markasının tamamen ayrı bir marka olarak algılanacağını, müvekkilinin marka kullanımlarının tescildeki gibi olduğunu, "..." markasının haksız olarak kullanıldığı iddia edilmiş ise de, Yargıtay kararlarında da açıkça belirtildiği üzere hayvan figürlerinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasal kullanımlarında davacıdan farklı olarak sıradan bir at figürüne yer verildiğini ve davacının kullanımlarından çok ayrı bir kombinasyon ile marka yaratıldığını, davacı yanın marka hükümsüzlüğü talepleri yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalılarca alan adı, sosyal medya hesapları. e-mağaza adı, tabelalar ve ürünler üzerinde kullanılan “...”, “... ... ...”, “...”,“...” ve “... ...” ibareleri ile davacı adına 124664 sayılı " şekil ",143105 sayılı " şekil "ve 2014 102602 sayılı "... " markaları arasında karıştırılma ihtimali olduğu ve bu durumun marka ihlali olarak değerlendirilebileceği, davalılarca alan adı, sosyal medya hesapları, e-mağaza adı, tabelalar ve ürünler üzerinde kullanılan “...”, “... ... ...”, “...”, “...” ve “... ...” ibareleri ile davacı adına 124664 sayılı “...”, 143105 sayılı “...” ve 2014 102602 sayılı ”...” markalarının karıştırılmaya yol açtığı ve bu nedenle davalıların söz konusu kullanımlarının haksız rekabete neden olan fiil olarak da değerlendirilebileceği şeklindeki bilirkişi tespitlerine aynen iştirak edildiği, 2013 64311 sayılı "..." ibareli 18 ve 25.nci sınıfta tescilli markanın koruma ve dolayısıyla başvuru tarihinin davacının 2014 102602 sayılı markasından ve T/03171 sayılı tanınmış markasının başvuru tarihlerinden önceki tarihli olduğundan ve sonraki tarihli marka önceki tarihli markanın SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlük gerekçesi olamayacağından davacının 2014 102602 sayılı markası ile T/03171 sayılı tanınmış markasının hükümsüzlük gerekçesi sayılamayacağı, davacının 124664 ve 143105 sayılı markaları ile davalıların 2013 64311 sayılı markasının görsel,işitsel ve kavramsal benzerlik taşımadığından SMK 6/1 ve 25/1 maddesi açısından iltibas koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporunda davalı markasının SMK m.6/4 kapsamında yurt dışı tanınmışlık gerekçesi ile hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu belirtilmiş ise de davalı tarafın markasının 24/07/2013 tarihinde başvurusu yapılıp 03/08/2014 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 5 yıl geçtikten sonra 04/03/2022 tarihinde açılması dikkate alındığında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, davacının T/03171 sayı ile TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka olarak kayıt altına alınan “... ve ...” markasının tanınmışlık başvurusu tarihinin 14/06/2017 tarihi olduğu, davalı tarafın markasının ise 24/07/2013 tarihinde başvurusu yapılıp 03/08/2014 tarihinde tescil edildiğinden SMK 6/5 ve 25/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, davalıların hükümsüzlüğe konu 2013 64311 sayılı "..." ibareli markayı tescil edildiği şekil dışında davacı markaları ile iltibas oluşturacak şekilde kullanımları marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturabilirse de bu kullanımların varlığının münhasır olarak tescilli markanın sırf kötüniyetli olarak tescil edildiği anlamına gelmeyeceği, kötüniyetin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli markalara yönelik tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan bu eylemlerin durdurulmasına, men'ine, ref'ine sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, ihlal oluşturan ürünlerin tanıtım araçlarının toplatılmasına, davacının tescilli markaları ile iltibas oluşturan ibarelerin davalı ürünlerinden çıkartılmasına, çıkarılamıyorsa bütünü ile imhasına, www...com.tr alan adının iptaliyle, sicilden terkin edilmesine, 2013/64311 sayılı markanını hükümsüzlüğüne yönelik açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece marka hükümsüzlüğü davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi ek raporunda davalıların daha önceki marka başvurusunun müvekkilinin markaları da mesnet gösterilerek re'sen reddedildiğinin bildirildiğini, bu ret kararından sonra davalıların dava konusu başvuruyu yapmalarının kötüniyetli olduğunu, davalıların markalarını tescilli olduğu biçim dışında müvekkilinin markalarına yaklaştırarak kullanımlarının da davalıların kötüniyetini gösterdiğini, marka tescili süreklilik arz eden bir durum olduğundan zamanaşımı ya da sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı gerekçesi ile hükümsüzlük davasının reddine karar verilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, marka tecavüzü ve haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesi ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yerel mahkemece marka tecavüzü ve haksız rekabete dayalı istemlerin kabulüne, 2013/64311 sayılı markanını hükümsüzlüğü isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından hükümsüzlük davasının reddi kararına yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu nedenle istinaf konusu uyuşmazlık, 6769 sayılı SMK'nın 6/1.maddesine dayalı iltibas, SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddelerine dayalı tanınmışlık ve SMK'nın 6/9.maddesine dayalı kötüniyet nedeniyle 2013/64311 sayılı markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece, davacının mesnet markalarının T/03171, 2014/102602, 143105, 124664 sayılı markalar olduğu belirlenerek, dava konusu markadan sonraki tarihli olduklarından 2014 102602 sayılı marka ile T/03171 sayılı tanınmış markasının hükümsüzlük gerekçesi sayılamayacağı, 124664 ve 143105 sayılı mesnet markalar ile davalıların 2013 64311 sayılı markasının görsel,işitsel ve kavramsal benzerlik taşımadığından SMK 6/1 ve 25/1 maddesi açısından iltibas koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Ne var ki dava dilekçesinin 6.sayfasında "HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN HUKUKİ DAYANAKLARIMIZ" başlığı altında 143110, 181768, 2003 13684 sayılı esas unsuru “...” olan markalara dayanıldığı açıktır. Nitekim 12/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda da " Taraf markaları benzer olduğundan davalı adına 2013 64311 sayı ile tescilli ... markası ile davacının 2003 13684 sayı ile tescilli ... ..., 181768 sayı ile tescilli ... .... ve 143110 sayı ile tescilli ... ... markaları arasında aynı veya aynı tür mallar açısından karıştırılma ihtimali bulunduğu ve bu kapsamda davalı markasında yer alan “SINIF KODU 18: İşlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler. Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar (çantalar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtarlıklar dahil). Şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar. SINIF KODU 25: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri.” malları açısından davalı markasının SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali gerekçesi ile kısmi hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olduğu, buna karşılık davalı adına 2013 64311 sayı ile tescilli ... markasının kapsamında yer alan “SINIF KODU 18: Kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları” malları açısından SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimali gerekçesi ile hükümsüzlüğü koşullarının uyuşmazlıkta mevcut olmadığı" bildirilmiştir. Bu durumda, yerel mahkemece davacının mesnet markaları eksik tespit edildiğinden, verilen nihai kararın dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, 6769 sayılı SMK'nın 25/6.maddesinde; marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda hükümsüzlüğü talep edilen 2013/64311 sayılı markanın tescil tarihi 03/08/2014 olup davanın açıldığı 04/03/2022 tarihi itibariyle davacının kötüniyet dışındaki hükümsüzlük sebepleri yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabulü gerekir. 3- Öte yandan davacı vekilinin, davalıların 2013/05573 sayılı marka başvurusunun, Kurum tarafından müvekkilinin markası da mesnet gösterilmek suretiyle reddedilmesine rağmen dava konusu marka başvurusunun yapılmasının, davalıların kötüniyetini ortaya koyduğu yönündeki iddiaları da mahkemece tartışılıp değerlendirilmemiştir. Davalıların 2013/05573 sayılı marka başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-b ve 7/1-i maddeleri uyarınca, davacının 181768 sayılı markası da mesnet gösterilmek suretiyle 19/07/2013 tarihli MDB kararıyla reddedildiği, dava konusu 2013/64311 sayılı markanın başvuru tarihi olan 27/03/2013 tarihinde henüz davalıların önceki markası için yapılan başvurunun reddine karar verilmediğinden, mevcut delil durumuna göre davalıların sonraki tarihli dava konusu marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının hükümsüzlük iddiasına dayanak markaları tümüyle incelenmeden ve kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası yöntemince tartışılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından ve HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf itirazlarının hükmün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/07/2023 gün ve 2022/78 Esas - 2023/298 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/01/2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2213, K. 2025/2523, T. 03.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2213-e-2025-2523-k-835c67317005