Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2162 E. 2023/2162 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2162
Karar No
2023/2162
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2162 - 2025/2427 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2162 KARAR NO : 2025/2427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2023 NUMARASI : 2022/377 E. - 2023/409 K.

DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/10/2023 tarih ve 2022/377 E. - 2023/409 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, elektronik, güvenlik ve görüntülü diafon sistemleri alanında 20 yıldan beri faaliyet gösteren, bilgi, birikim ve tecrübesini ... Teknoloji çatısı altında birleştirip "..." markasını faaliyetlerinde kullanarak sektöründe bilinir hale getiren müvekkilinin, 2020/159471sayılı "..." ibareli markanın 9, 35, 36, 42 ve 45. sınıflarda tescili talebinde bulunduğunu, davalı şirketin "..." markalarına dayalı itirazının nihai olarak YİDK tarafından kısmen kabul edilerek bir kısım mal ve hizmetin markadan çıkarıldığını, oysa taraf markalarının esaslı unsurunun farklı olduğunu, "..." ibaresinin müvekkilinin faaliyet gösterdiği "Diyafon" teknolojisini refere ettiğini, dolayısı ile markalar arasında kavramsal farklılıklar bulunduğu gibi, markaların görsel ve işitsel olarak da benzer olmadıklarını, özellikle markalarda yer alan şekil unsurları itibariyle ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirme ve karıştırma ihtimalinin bulunmadığını, davalının itiraza mesnet "..." markasının ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, kaldı ki davalının dayanmış olduğu markanın ciddi bir kullanımının bulunmadığını, bu hususta müvekkili tarafından açılan kullanmamaya dayalı hükümsüzlük davasının derdest olduğunu, müvekkilinin markasını kullanmaktan kaynaklanan müktesep hakkının bulunduğunu ve "..." markasının toplum içinde bilinen tanınmış marka vasfında bulunduğunu ileri sürerek 2022-M-10513 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, 1966 yılından bu yana sadece ticari unvan olarak değil, aynı zamanda tescilsiz bir marka olarak müvekkil tarafından kullanılan "..." markasının 2000 yılında ilk kez tescil edildiğini, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının tescil başvurusunda bulunduğu markanın benzerliği nedeniyle müvekkilinin markası ile iltibas teşkil etme ihtimali yanında ticaret unvanına olan benzerliği nedeniyle de haksız rekabete neden olduğunu, davacının markasının tanınmışlığı iddiasının gerçeğe uygun olmadığını, müvekkilinin markasına benzer bir marka tercihinin iyi niyetle bağdaşmadığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olup davacının bu tanınmışlıktan haksız menfaat temin etmek amacıyla hareket ettiğini, markanın tescilinin müvekkilinin markasının ayırt edici karakteri ve itibarına zarar vereceğini, davacının müvekkili aleyhine açtığı kullanmama nedenine dayalı hükümsüzlük davasının hukuki mesnedi bulunmadığından bekletici mesele yapılması talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesin istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, redde mesnet 2000/05639 sayılı "..." ibareli markanın tescil tarihi itibarıyla SMK'nın 19/2 madde hükmüne tabi olduğu, davalı şirket tarafından marka işlem dosyasına sunulan bilgi ve belgelerden yalnızca bir tanesinin üzerinde 2015-2016 yılına ait olduğunu gösterir tarih bilgisinin bulunduğu, diğer kataloglarda ve fiyat listesi gibi dokümanlarda sadece 50. yıl, 53. yıl gibi kuruluştan itibaren faaliyette olunan sürenin belirtildiği, marka işlem dosyasında yer almayıp dava aşamasında davalı şirketçe ibraz edilen evrak değerlendirme dışı bırakıldığında davalı şirketin marka işlem dosyasına 16/12/2020 tarihinden öncesini kapsayacak şekilde bir adet 20/11/2019 tarihli ve bir adet 16/11/2020 tarihli fatura sunduğu, markanın tescili kapsamında yer alan malların türü dikkate alındığında sunulan 2 adet faturanın ciddi kullanımı kanıtlamaya yeterli olmadığı, marka işlem dosyasına sunulan, üzerinde tarih bulunmayan katalog, fiyat listeleri, ürün görselleri, fuar katılım görselleri gibi dokümanların faturalar ve/veya üzerinde tarih bulunan bütüncül değerlendirme yapılmasını sağlayacak başkaca deliller ile desteklenmediği, dolayısıyla salt marka işlem dosyası kapsamında yer alan delillerin “...” ibareli redde mesnet markanın 16/12/2020 tarihinden önce tescil kapsamında yer alan mallarda Türkiye’deki ciddi kullanımını kanıtlamada yetersiz olduğu, redde mesnet markanın kullanımı ispatlanamadığından SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü bağlamında yapılacak incelemede dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2022-M-10513 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markanın tescil edilebilirlik kriterlerine haiz olup olmadığı hususunun itiraz gelmese dahi TPMK tarafından resen araştırma ilkesi uygulanarak karara bağlanması gerektiğini, bu sebeple YDİK kararına itiraz davalarında, sadece tarafların dosyaya sunduğu deliller ile bağlı kalınamayacağını, davacının dava dilekçesinin netice bölümünde YDİK kararının iptalini değil, kısmen reddedilen marka tescil başvurusunun tamamlanmasını yani markanın tescilini de talep ettiğini, dolayısı ile SMK 5 ve 6. maddelerinde sayılan tescil engellerinin huzurdaki davada tartışmaya açılması gerektiğini, bu bakımdan YDİK kararının hukuka uygun olup olmadığı meselesinin sadece marka tescil dosyası içeriği ile değil, eldeki davada toplanacak tüm deliller incelenerek bir sonuca bağlanması gerektiğini, müvekkilin 16/12/2020 tarihinden önce “...” ibaresini etkin biçimde kullanıp kullanmadığı meselesinin tam olarak ortaya konulabilmesi için, müvekkilin ticari defter ve belgelerinin bilirkişi vasıtası ile incelenmesi zorunluluğunun bulunduğunu, davacının huzurdaki davada ileriye sürdüğü kullanmama iddiasının aksini ispat için müvekkilinin sadece TPMK’ ya itirazı ekinde sunduğu deliller kapsamında bir değerlendirme yapılmasının savunma hakkını ve hukuk güvenliğini ortadan kaldırdığını, müvekkili tarafından SMK'nın 6/1 hükmündeki tescil engeli haricinde aynı kanunun 6/9. maddesindeki kötün niyete dayanılmış olmasına rağmen bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, davacının tescil başvuru tarihi ile müvekkilinin 2016/50192 sayılı “...” markasının tescili arasında 5 yıllık süre geçmediğinden markanın kullanım ispatına tabi olmadığını, kök raporda müvekkilinin kullanımının ispat edildiği yönünde görüş bildirilmiş olup bu rapora değer verilmeyecek ise yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının yapmış olduğu itiraza karşı başvuru sahibi tarafından, itiraza mesnet markaya ilişkin olarak tescil kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından kullanım ispatının talep edildiğini, yapılan inceleme sonucu, kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu ve itiraz sahibi/davalı tarafından sunulan kullanıma ilişkin belgelerden itiraza dayanak markanın "mikrofon, anons cihazı, hoparlör" mallarında kullanımının ispatlandığının anlaşıldığını ve taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik mevcut olup bütünüyle bıraktığı genel izlenim itibariyle, ortalama tüketiciler tarafından başvuru markasının, davalı markası ile karıştırma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı şirket tarafından redde mesnet yapılan markalardan yalnızca 2009/05639 sayılı "..." ibareli markanın dava konusu marka ile benzer görülerek iltibas değerlendirmesine tabi tutulduğu, davalı şirket tarafından bu karar karşı herhangi bir nedenle yeniden değerlendirme talebi ile herhangi bir itirazın ileri sürülmediği, dolayısı ile somut davada kullanım ispatı ve iltibas değerlendirmesinin yalnızca bu marka dikkate alınarak yapılması gerektiği, YİDK kararının iptali istemiyle açılan davada sektörden bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davalı şirket tarafından YİDK dosyasındaki belge ve bilgilerden davalı tarafından itiraza mesnet markanın kullanım ispatı bakımından dava konusu marka başvuru tarihi öncesinde sunulan 20/11/2019 ve 16/11/2020 tarihli iki adet fatura ve tarihsiz kataloğun markanın ülke içindeki ciddi kullanımı sağlamayacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55'er-TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2162, K. 2023/2162, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2162-e-2023-2162-k-f75205fa881d