Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2038 E. 2023/2038 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2038
- Karar No
- 2023/2038
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2038 - 2025/2244 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2038 KARAR NO : 2025/2244 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2020 NUMARASI : 2018/388 E. - 2020/276 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/11/2020 tarih ve 2018/388 E. - 2020/276 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılından bu yana özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, “...” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin “... ...” ibareli 2017/78598 sayılı 29, 30, 31, 32 ve 43. Sınıf mal ve hizmetleri içeren marka başvurusuna müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın 12/09/2018 tarih, 2018/M/7577 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu marka ile müvekkilinin “...” ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı yanın ... ... esas unsurlu markasının müvekkilinin ... ibareli markaları ile aynı cinsteki mallar üzerinde tescil edilmek istenmesi sebebiyle karışıklığa meydan vereceğini, dava konusu başvurusunun müvekkili şirketin tüketiciler nezdinde yarattığı güven ve tanınmışlıktan faydalanma kastı ile kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2018-M-7577 sayılı YİDK kararının iptaline, 2017/78598 sayılı “... ...” ibareli markanın tescili halinde “29, 30, 31, 32 ve 43. Sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davaya konu markaların kavramsal, şekli ve fonetik yönden benzerlik göstermediklerini ve ilişkilendirilmekten uzak olduklarını, davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin tescil kapsamındaki özellikle 29 ve 30’uncu sınıfta yer alan emtialar bakımından söz konusu malların nitelik ve vasfına gönderme yapılan ayırt edici niteliği çok zayıf bir ibare olduğunu, çeşitli sektörlerde herkesçe kullanılabileceğini, bir bütün olarak okunup algılanacak davalı ve davacı markası arasında ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olamayacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösterir kanıtların itiraz ekinde sunulmadığını ve davacı yanın bu iddiayı ispatlayamadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili firmanın bakliyat sektöründe faaliyet gösterdiğini, “...” ve “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, ayrıca dava konusu “... ...” ibaresi üzerinde müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, müvekkiline ait 2004/21424 sayılı “... ...” , 2004/21427 sayılı “...” ibareli markaların başvuru tarihinin 12.07.2004 olduğunu, müvekkili ile davacı markaları arasında 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik olmadığını, müvekkili adına tescilli “... ...” ibareli markanın 29/30/31/32/43. sınıflarda tescil edildiğini, davacı yanın ... ibareli markalarının hiçbirinde 31. ve 43. sınıflardaki mal ve hizmetlerin bulunmadığını, “...” ibaresinin Osmanlıca “daha iyi, pek iyi, en yüksek”, Fransızca’da ise “-den, -dan bağlacı” anlamına geldiğini, “...” ibaresinin ise “ÇİFTLİK” anlamına gelen İngilizce bir sözcük olduğunu, markalar arasında görsel olarak da birbirini çağrıştıracak en ufak bir unsurun bulunmadığını, ... ... markasını gören bir tüketicinin bu markayı davacı yanın “...” ibareli markaları ile karıştırmayacağını, davacı yanın müvekkili başvurusunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 29, 30, 32.sınıflardaki tüm mallar ile 31/01 ve 43/01 alt gruplarındaki mal ve hizmetler bakımından markaların emtia listelerinin aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili mal ve hizmetlerden oluştuğu, davalı markası bütünsel olarak “İyi Çiftlik” anlamını haiz olduğu , davacının ... esas unsurlu markalarının gıda ürünleri üzerinde tescilli bulunduğu, ... kelimesinin gıda ürünleri bakımından ürünün “düşük kalorili, kilo aldırmayan, kişinin formunu korumasını sağlayan” nitelik taşıdığı yönünde bir çağrışım içeren, ayırt ediciliği düşük bir marka işareti olduğu davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının ... ..." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik ve iltibasın söz konusu olmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, davalının kötü niyetini gösterir delil ve emare sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka ile müvekkilinin "..." asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi kapsamında benzerlik ve ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının yeni bir versiyonu/uzantısı zannedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyinin iltibası artıran bir etkisinin bulunduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız kazanç sağlanması, ününe ve ayırt edici karakterine zarar verilmesi risklerinin söz konusu olduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, müvekkilinin çok tanınmış markalarından haberdar olmadığının söylenemeyeceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." esas unsurlu markalarıyla davalının "... ..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı, zira, her ne kadar "..." ve "..." kelimeleri arasında görsel ve işitsel yönlerden bir benzerlik bulunmakta ise de, "..." ibaresinin gıda ürünleri bakımından “düşük kalorili, kilo aldırmayan, kişinin formunu korumasını sağlayan” anlamlarıyla yaygın olarak kullanıldığı, dava konusu marka başvurusunun ise bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere bütünsel olarak "iyi çiftlik" anlamına geldiği ve davacı markalarından yeterince ayrıştığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından, davacının mesnet markalarının tanınmışlığının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.