Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/200 E. 2023/475 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/200
- Karar No
- 2023/475
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/166 KARAR NO: 2024/478 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ: 27/11/2023 NUMARASI: 2023/200 E. - 2023/475 K. DAVANIN KONUSU: Sigorta tazminatı Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan ve davalı sigorta şirketi nezdinde 31.03.2022 başlangıç tarihli yat paket sigorta poliçesi ile sigorta edilen teknenin kaptan ...'ın sevk ve idaresinde iken Kargı Adası yakınlarında karaya oturduğunu, yapılan incelemede makine dairesinin su aldığının tespit edildiğini olayın geciktirilmeden davalı sigorta şirketine haber bildirildiğini, teknenin kurtarılmış olmasına rağmen gövdesi ve makinasının önemli ölçüde hasar gördüğünü, bu kapsamda müvekkili tarafından yaptırılan tamir ve onarım işlemleri için 200.456,98 EURO masraf yapılmak zorunda kalındığını, davalı tarafından atanan sörveyör firmanın da hazırlamış olduğu raporda davacının talebinin 169.738,22 EURO tutarındaki kısmının sigorta kapsamında olduğunun kabul edildiğini, buna rağmen davalı sigorta şirketinin olayın davacının beyan ettiği şekilde olmadığını, dolayısıyla rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığını iddia ederek hasar ödemesi yapamayacaklarını bildirdiğini, davalının bizzat görevlendirdiği eksperin müvekkilinin zararlarının tespit ve teyit etmesine rağmen hasar bedelinin ödenmemesinin poliçe şartlarına ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu TTK'nın 1409.maddesine göre, ispat yükü altında bulunan davalının rizikonun teminat dışı olduğuna dair kesin ve şüpheye yer vermeyecek nitelikte bir delil sunamadığını, teknenin karaya oturması nedeni ile yapılan tüm masrafların sigorta teminatı kapsamında kaldığını olay tarihinden itibaren 3 ay içerisinde sigorta şirketi incelemelerini ve araştırmalarını tamamlayamadığını ileri sürerek, davalının atadığı eksper tarafından kabul edilen 169.738,22 EURO da dikkate alınarak, tespit edilecek hasar miktarının %50'sinin avans olarak davalı tarafça müvekkiline ödenmesine ve her halükarda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 200.456,98 Euro maddi zararın kaza tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro için işleyecek en yüksek işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; rizikonun teminat kapsamında olmadığını, davacının riziko sonrası doğan beyan yükümlülüğünü kusurlu olarak ihlal ettiğini, Euro cinsiden talebin mümkün olmadığını, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; tekne sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkin olup davacı ...'e ait olan ve davalı sigorta şirketi nezdinde 31/03/2022 başlangıç tarihli ... no'lu ... Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan '...' isimli teknenin kaptan ...'ın sevk ve idaresinde iken Kargı Adası yakınlarında karaya oturması olayından dolayı ortaya çıkan hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili talep edilmektedir. Mahkemenin görevi HMK'nun 114.maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olduğundan, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir.Mahkememiz Deniz Hukukuna ilişkin ihtilaflara bakmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemesi adıyla kurulmuş olup, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1.Dairesinin 10/07/2012 tarih ve 1888 sayılı kararıyla Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiştir. Bu nedenle, 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi gereğince mahkememizin görevini tayin için öncelikle davanın TTK'nun 5.kitabında yer alan Deniz Ticaretine ilişkin ihtilaflardan olup olmadığı, bunun için davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu '...' isimli teknenin sigorta poliçesine 'özel tekne' olarak kaydedildiği, ekspertiz raporunda da cinsinin 'özel yat' olarak gösterilip, olay tarihinde özel amaçla kullanıldığı bilgisine yer verildiği belirlidir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan, Datça Liman Başkanlığının düzenlediği '...' teknesine ait ... nolu Bağlama Kütüğü Ruhsatnamesi'nde teknenin cinsinin 'özel tekne' olarak kayıtlı olduğu görülmüştür. 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde 'Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi' tüketici, 3/ı bendinde ise 'Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem' tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Dava konusu sigortalı teknenin özel amaçla kullanıldığı belirli olup, sigortalı ...'de özel tekne sahibi, tüketicidir. Sigortalının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle 6502 sayılı kanuna göre tüketici, dava konusu sigorta işleminin de tüketici işlemi sayılacağından, anılan yasanın 83/2 maddesinin açık hükmü gereğince uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle iş bu davada Tüketici mahkemesi görevli olduğundan, HMK 114, 115/2 maddeleri gereğince mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde, süresinde ve talep halinde dosyanın görevli bulunan İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Denizcilik İhtisas Mahkemesi olarak görev yapan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin huzurdaki istinaf başvurusuna konu kararında da yer verildiği üzere TTK’nın 5.maddesinde yer alan ''Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.'' hükmü uyarınca İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin TTK'dan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirildiğini, Kanunda ve ilk derece mahkemesinin görevlendirilmesine ilişkin HSK kararında ilk derece mahkemesinin TTK'da ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarında görevli mahkeme olduğunun açıkça düzenlendiğini, uyuşmazlığın bir deniz sigortası türü olan tekne sigortasından kaynaklandığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/1935 E., 2022/1560 K. sayılı kararının da beyanlarını desteklediğini, yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.04.2016 tarihli ve 2015/14640 E., 2016/4226 K. sayılı kararı ile 17.10.2018 tarihli ve 2017/53 E., 2018/6386 K. sayılı, 2021/6135E., 2022/570 K.sayılı kararının da bu yönde olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvurusunda özetle; TTK'nın 4/1 hükmünde; ''tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, TTK'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, 5.maddesinde bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde HSK tarafından, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçının münhasıran TTK'dan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirileceğinin düzenlendiğini, deniz ticareti ve deniz sigorta sözleşmeleri ihtilafları konusunda bir ihtisas mahkemesinin ilk derece mahkemesi olduğunu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 1999/5782 E.,1999/7900 K., 2000/10656 E., 2001/197 K.sayılı kararlarının bu yönde olduğunu, somut olayda sigorta sözleşmesine konu motor yatın kurtarma hizmetine maruz kaldığı iddiasının yanında karinasında, makinasında, pervanesinde hasar oluştuğu iddia edilmekte, davalı ise rizikonun teminat kapsamına girmediğini savunmakta olup tüm bu hususların çözüme kavuşturulmasının özel ihtisası gerektirdiğini, davacının, girişim sermayesi platformu olarak faaliyet gösteren ...'ın kurucu ortağı olduğunu, finans piyasasında 25 yılı aşkın tecrübesi bulunduğunu, ... Denetim Şirketi'nde denetçi ve danışman, ... Bankası'nda mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcılığı ve ... Fonu'nun ortağı ve yöneticisidir. Sigortaya konu teknesinin değeri 2.000.000-EUR'dur. Davacı, sözleşmeyi yaparken ya da sözleşme olduğunu, gulanırken zayıf durumda bulunmadığını, teknesinin değerinin 2.000.000-EURO olduğunu, davacının, sözleşmeyi yaparken ya da sözleşme uygulanırken zayıf durumda olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, yat paket sigorta poliçesi kapsamında dava konusu teknede meydana geldiği iddia olunan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ''...'' isimli teknenin karaya oturması sonunda teknede maddi hasar meydana geldiğini, teknenin davalı nezdinde yat sigorta poliçesi ile sigortalandığını, meydana gelen zararın davalıya süresinde ihbarına rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise, rizikonun teminat kapsamı dışında olduğunu savunmuştur. Dava konusu teknenin, Datça Liman Başkanlığına ait bağlama kütüğü ruhsatnamesine göre malikinin davacı ... olduğu ve özel tekne niteliğinde olduğu, teknenin davalı tarafından düzenlenen ve 31.03.2022-31.03.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... sayılı yat paket poliçesi ile teminat altına alındığı, eksper raporunda teknenin özel amaçlı kullanıldığının belitildiği görülmektedir. Denizcilik İhtisas Mahkemeleri 28.04.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5136 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanunla kurulmuştur. 5136 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine son fıkra olarak "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu kanunun dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir" hükmü eklenmiştir. Bu maddeye göre Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin görev alanı 6762 sayılı TTK'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklarla sınırlıdır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır (m.1533). 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 5/2 maddesinde "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" hükmü getirilmiştir. Yeni Ticaret Kanunun'da "Dördüncü Kitap" yerine "bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan" denilerek söz konusu mahkemenin bakacağı işlerin alanı, amaca uygun olarak genişletilmiş, münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarıyla ilgili olarak Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlendirme yapabileceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda ticaret mahkemelerinden hangisinin münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası ile ilgili hukuk davalarına bakacağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun görevlendirme kararına göre belirlenecektir. 28.05.2014 tarihinde yüıürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(TKHK)'un 3/1 maddesinin (k) bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, tüketici; (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73/1 maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu ve 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının bağlama kütüğü ruhsatı ve poliçeye göre özel tekne olduğu anlaşılan ''...'' isimli teknesinin davalı tarafça yat sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığı, teknenin karaya oturması olayı sebebiyle meydana gelen maddi hasar bedelinin sigorta poliçesi kapsamında olduğu iddia edilerek davalıdan tazminat talebinde bulunulduğu görülmektedir. Eldeki davada, davanın dayanağı sigorta sözleşmesi olup dosya kapsamı uyarınca sigorta poliçesinin konusu özel yattır. Dava, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olup davacı, tacir olmayıp tüketicidir ve taraflar arasındaki işlem 6502 sayılı Kanunun 3/1.madesinin (1) numaralı bendi uyarınca tüketici işlemidir. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlığa bakma görevi Tüketici Mahkemelerine ait olup mahkemece bu gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Taraf vekillerince işlemin tüketici işlemi olmadığı, kararın TTK'nın 5/2.maddesine aykırı olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de; işlemin tüketici işlemi niteliğinde olması, uyuşmazlığın ticari dava olarak kabulüne engel değildir. Tüketici işlemi kavramı ile ticari dava kavramı farklı iki kavram olup her iki kavrama da farklı sonuçlar bağlanmıştır. Tüketici işlemi niteliğindeki özel hukuk uyuşmazlıklarının aynı zamanda ticari dava niteliğinde olması işlemin tüketici işlem niteliğini ve buna bağlanan sonuçları ortadan kaldırmaz. TKHK'nın 83/2. maddesine göre taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Bu düzenlemeye göre bir işlemin tüketici işlemi olması halinde başka kanunlarda aynı tüketici işlemine ilişkin düzenleme bulunsa bile işlem tüketici işlemi olarak kalmaya devam edecek, dava açılması halinde ise görevli mahkeme tüketici mahkemesi olacaktır. Bu nedenle TTK'nın 5/2 maddesine aykırı bir durum söz konusu olmadığından aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMH'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.03.2024 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca karar kesindir.