Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi 2023/1972 E. 2024/2780 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1972
Karar No
2024/2780
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ 3+T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1972 Esas KARAR NO : 2024/2780 KARAR TARİHİ : 25/12/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/10/2018 NUMARASI : 2016/358 Esas, 2018/584 Karar

DAVACILAR (KANUNİ TEMSİLCİSİ İFLAS İDARE MEMURU DAVALI

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, davanın feragat nedeniyle reddine dair hükme karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: İDDİA: Davacı dava dilekçesinde özetle; Sermaye Piyasası Kurulu'nun 23/09/2011 tarihli kararı ile ... A.Ş.'nin faaliyetlerinin 2499 sayılı SPK'nun 46. maddesi (h) bendi uyarınca geçici olarak durdurulmasına, 02/12/2011 tarihli kararı ile davacı şirketin, SPK'nun 46. maddesi uyarınca tedrici tasfiyesine karar verildiğini, aracı kurumların Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından davacı şirket kayıtlarında yapılan incelemede, grup şirketi olan borçlunun davacıya, işlemiş faizi ile birlikte 31/03/2015 tarihi itibariyle 537.764,91TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini, söz konusu meblağın 01/01/2011-30/03/2015 tarihlerinde grup şirketleri arasında gerçekleşen işlemlerden kaynaklanmakta olup, söz konusu döneme ilişkin hesap özetinin bir örneğinin ekte yer aldığını, söz konusu borcun tahsili amacıyla icra takibi başlatıldıysa da borçlunun, 04/04/2016 tarihli dilekçesi ile yalnızca borca itiraz ettiğini, İcra Müdürlüğünün 06/04/2016 tarihinde takibin durdurulmasına karar verdiğini, borçlunun borcu bulunmadığına ilişkin itirazının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle borçlunun ödeme emrine yapmış olduğu itirazın kaldırılarak takibin devamını, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın icra takibine konu ettiği asıl alacak tutarı ile davalı şirketin ticari kayıt ve belgelerindeki bilgilerin örtüşmediğini, icra takibi ve dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresinin mevcut olup davalı şirkete ait 20257 nolu müşteri hesabına ilişkin herhangi bir belge ve kayıt sunulmadığını, cari hesap bakiyesi ile müşteri hesabındaki bakiyenin birlikte değerlendirilmediğini, bilirkişi incelemesi yapılması halinde mükerrer hesaplama yapılmış olması ihtimalinin yüksek olduğunu, icra takibine konu edilen miktarda adat faiz hesaplaması yapıldığını, adat faiz hesaplamasına ilişkin cetvellerin bulunmasının gerekli olduğunu, ayrıca adat faiz faturasının kesilip davalı şirkete gönderilmesi gerekli iken bu işlemin yapılmadığının ve davalı şirket kayıtlarında görülmediğinin anlaşıldığını, davacı şirketin tedrici tasfiyeye girmesi ile davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşmenin fesh olduğunu, bu kapsamda sözleşmeden dönme cezasının hesaplamasının yapılarak cari hesaba yansıtılmasının gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile inkar tazminatının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle;"... davacı vekilinin 01.10.2018 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan ettiği görülmüştür. Davacı Vekilinin netice-i talebinden feragat beyanı ile vazgeçtiği ..." gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ... ... A.Ş Batı İcra(İflas) Müdürlüğü 2020/7 İflas İdaresi Memuru ... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/10/2018 tarih 2016/358 Esas 2018/584 Karar sayılı dosyasında yapılan feragat beyanının geçersizliğinin tespiti, mezkur mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep ederek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, borsa aracı kurumu olan ve mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu gereğince tedrici tasfiyesine karar verilen, akabinde kesinleşen mahkeme kararıyla iflasına karar verilmiş olan müflis ... AŞ.'nin, Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından yapılan inceleme neticesinde davalının ana şirketi olduğu şirketler grubu ile arasındaki işlemlerden (cari hesap sözleşmesinden) kaynaklandığı tespit edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talep edilmektedir. İlk derece mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Sermaye Piyasası Kurulunun 02.12.2011 tarihli toplantısında (saat 19.30) itibariyle davacı şirketin tedrici tasfiyesine karar verildiği görülmüştür. Yatırımcıların Tazmini İle Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin “Tedrici tasfiye kararı ve ilanı” başlıklı 20. Maddesinde; “(1) Kurul bankalar hariç olmak üzere, yatırımcıları tazmin kararı verilenler hakkında, tazmin sürecinin kapanmasına ilişkin kararı ile birlikte tedrici tasfiye kararı da verebilir veya doğrudan iflas talebinde bulunabilir. (2) Kurul yatırım kuruluşlarının tazmin ve tedrici tasfiyesine aynı anda karar verebilir. Bu durumda, öncelikli olarak Yönetmeliğin tazmine ilişkin hükümleri uygulanır. (3) Haklarında tedrici tasfiye kararı verilen yatırım kuruluşlarının tedrici tasfiye işlemleri YTM tarafından yürütülür. (4) Tedrici tasfiyenin amacı, tedrici tasfiyesine karar verilen yatırım kuruluşlarının malvarlığını aynen veya nakde çevirmek suretiyle elde edilen bedeli tahsis ederek, tazmin sürecinde yatırımcıların tazmin edilmeyen bakiye alacakları ile YTM’nin yatırımcılara halef olmasından kaynaklanan alacaklarının ödenmesidir. Tedricî tasfiye karar ve işlemlerinde; 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve diğer mevzuatın tasfiye ile ilgili hükümleri uygulanmaz. (5) Yatırım kuruluşları hakkında verilen tedrici tasfiye kararları, bu kararların alındığı gün Kurul tarafından 5 inci maddenin üçüncü fıkrasında sayılan kurumlara bildirilir ve söz konusu tedrici tasfiye kararı YTM tarafından 32 nci madde çerçevesinde ilan edilir.” Aynı Yönetmeliğin “Yasal organların durumu” başlıklı 21. Maddesinde; (1) Tedrici tasfiye kararı verildikten sonra, yatırım kuruluşunun yasal organlarının görev ve yetkileri, tasfiye sonuçlanıncaya kadar YTM tarafından yerine getirilir. Tedrici tasfiyenin sonuçlandığının ilan edildiği tarihte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın, yatırım kuruluşunun tedrici tasfiye kararı tarihinden önceki yasal organları görev ve yetkilerini yeniden üstlenirler. Yapılan işlemlerden tescili gerekli olanlar, YTM’nin talebi üzerine harca tabi olmaksızın tescil ve ilan olunur.” Bu hükümlere göre; SPK tarafından tedrici tasfiye kararı verilen davacı şirketin, tedrici tasfiye işlemlerinin Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) tarafından yürütüleceği, tedrici tasfiyenin sonuçlandığının ilan edildiği tarihte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın, yatırım kuruluşunun tedrici tasfiye kararı tarihinden önceki yasal organları görev ve yetkilerini yeniden üstleneceği, belirtilmiş ise de; dosya kapsamından, tedrici tasfiyenin Sermaye Piyasası Kurulunun 02.12.2011 tarihli (saat 19.30) kararı itibariyle başladığı açık ise de, tasfiyenin sona erip ermediği, dolayısıyla tedrici tasfiye öncesi yasal organların, görev ve yetkilerini yeniden üstlenip üstlenmediklerinin anlaşılamadığı gibi; istinaf dilekçesince söz konusu yönetim kurulu üyelerinin şahsi iflaslarına da karar verildiği ileri sürülmüş olup, yerel mahkemece bu yönden de bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Yine, doğrudan dava dışı bir alacaklı tarafından iflas (İİK m. 177) talebiyle açılan davada, eldeki dosyanın davacısı olan (davalı) şirketin İFLASINA Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/40 Esas ve 2019/775 Karar sayılı kararı ile 04.12.2019 günü karar verilmiş olup; kararın, istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 23. Hukuk Dairesinin 2020/148 Esas ve 2020/1154 Karar sayılı kararı ile; "HMK m. 356/2. gereğince Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/40E., 2019/775K. sayılı dava dosyasında verdiği 04/12/2019 tarihli kararını kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, a) Davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Memurluğu'nun 80524 sırasına kayıtlı ... ... AŞ'nin İFLASINA, b) İflasın 22.09.2020 günü saat 11:27 itibari ile açılmasına, c) İcra ve İflas Kanunu'nun 166'ncı maddesi gereklerinin yerine getirilmesi için kararın bir suretinin derhal Ankara Batı İflas Dairesine gönderilmesine” karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 10/03/2022 tarihli, 2021/2345 Esas ve 2022/1308 Karar sayılı ilamı ile ONANMASINA karar verildiği, karar düzeltme istemi üzerine aynı Dairenin 26/04/2022 tarihli, 2022/2214 Esas ve 2022/2459 Karar sayılı ilamı ile KARAR DÜZELTME isteminin REDDİ ile iflas kararının kesinleştiği görülmüştür. İflas, ilk derece mahkemesi tarafından karar verildiği anda açılır ve iflas dairesince tasfiye işlemlerine derhal başlanır (İİK m.165/I; m.184 vd.). Somut olayda; davacı şirketin, tasfiye işlemlerinin halen Ankara Batı İcra Dairesinin 2020/7 İflas sayılı dosyası ile iflas idaresi tarafından yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Tüm bu değerlendirmelerden sonra, eldeki davada; davacı vekili, 01.10.2018 tarihli dilekçesi ile davasından feragat etmiş, mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; gerekçeli kararın iflas idare memuruna 07/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, iflas idare memurunca istinaf dilekçesinde, davadan feragatin geçersiz olduğu, davalı şirketin müflis olduğu ve iflas idaresi tarafından tasfiye sürecinde olduğu ileri sürerek kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Bilindiği üzere, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer, kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK m.311). Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile, davacı feragatten dönemez (rücu edemez) başka bir ifadeyle davacı, feragat beyanı ile bağlıdır. Ancak, feragatle ortaya çıkan sonucun iradeyi bozan bir halin nedenine dayandığı (HMK m.311) kanıtlanırsa, doğurduğu netice bakımından iradesi fesada uğrayan kimseye talep hakkı bahşedeceğinden kuşku yoktur. Feragate ilişkin irade açıklanmasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi halinde, bu halin ya aynı dava içerisinde HMK'nin 163.maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece, davacı şirket adına yapılan feragatin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığına ilişkin hadise şeklinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 162. ve 163. maddeleri-önsorun) aynı dava içerisinde her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilerek, yukarıda zikredilen tedrici tasfiye kararı ile iflas kararları da değerlendirilerek tartışılması ve diğer taraf delillerinin de toplanması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.01.2020 tarihli, 2016/14384 Esas ve 2020/314 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)Davacı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2018 gün ve 2016/358 Esas, 2018/584 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3)Davacı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde iadesine, 4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2024

... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/1972, K. 2024/2780, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-25-hukuk-dairesi-2023-1972-e-2024-2780-k-f1b1794a744d