Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2023/1931 E. 2026/213 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1931
- Karar No
- 2026/213
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1931 Esas
KARAR NO: 2026/213
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/06/2023
NUMARASI : 2021/38 E. - 2023/458 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı ... arasında 30/03/2013 tarihinde adi ortaklık yapıldığını, bu ortaklık karşılığında lehtarın ... olduğu, üzerinde miktar yazılı olmayan açık bir bono verdiğini, tarafların 01/08/2014 tarihinde ayrılarak aynı tarihli protokolü imzaladıklarını, protokolün 5.maddesinde yer alan ve davaya konu boş senedin ...'tan talep edildiğini, kendisinin senedi bulamadığını beyan ettiğini, tanıklar huzurunda hiçbir alacak ve borç kalmadığına ilişkin protokolün imzalandığını, Bakırköy 30. Noterliği'nin 04/08/2014 tarihli protokol ile ...'ın müvekkilini ibra ettiğini, daha sonra müvekkilinin kendisine teminat olarak verdiği senedin üzerine 4.000.000,00 TL yazılarak üçüncü kişilere cirolandığını, senedin önce ... ondan da ...'a geçtiğini, en son lehtar olan ...'ın ihtiyati haciz kararı alarak İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... ( Yeni Esas No: ...) Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, haciz baskısı ile 10.000,00 TL para tahsilatı yapıldığını, davalılar tarafından başlatılan icra takibi üzerine borca ve imzaya itiraz edilmiş ise de; İstanbul 5. İcra Mahkemesi tarafından imza itirazının reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkili tarafından dava konusu senet üzerindeki imza ve yazıların kendisine ait olmadığı, davalı ... tarafından müvekkiline teslim edilmeyen senedin farklı bir senet olduğu beyan edildiğinden dava konusu senet üzerinde imza incelemesi yapılması talep edilmekte olup İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu 01/08/2015 tanzim ve 15/01/2016 vade tarihli 4.000.000,00 TL bedelli senedin müvekkili yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının daha önce imza itirazı üzerine İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/854 Esas sayılı dosyasında açılan davada davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafından davalılar hakkında sahte senet düzenlemek ve kullanmak suçundan yapılan şikayet üzerine İstanbul CBS'nin 2017/129773 Soruşturma sayılı dosyasındaki şikayeti hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun mahkeme kararı ile sabit olduğunu, takibe konu senedi ticari ilişki nedeniyle davalı ...'den müvekkilinin teslim aldığını, davaya konu senedin davacı tarafça iddia olunan protokol ve ibranamelerin düzenlendiği tarihten sonraki bir tarihte düzenlendiğini, davacının senet nedeniyle sorumluluklarından kurtulmak için imzaya itiraz ederek ve şikayette bulunarak takibin semeresiz kalması için uğraştığını, daha sonra üzerine kayıtlı taşınmazı ...'a devrettiği tespit edildiğinden tasarrufun iptali için hakkında 06/10/2020 tarihinde dava ikame edildiğini, bu dava açılana kadar herhangi bir talepte bulunmamışken müvekkilinin alacağını tahsil etmesini güçleştirmek için bu davanın açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin sonlanmasının ardından davacı üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi adli makamlar önünde çelişkili beyanlarda bulunarak yasal süreci sekteye uğratmaya çalıştığını, davacının daha önce imza itirazı üzerine İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/854 Esas sayılı dosyasında açılan davada davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafından davalılar hakkında sahte senet düzenlemek ve kullanmak suçundan yapılan şikayet üzerine İstanbul CBS'nin 2017/129773 Soruşturma sayılı dosyasındaki şikayeti hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davaya konu senedin davacı tarafça iddia olunan protokol ve ibranamenin düzenlendiği tarihten sonraki bir tarihte tanzim edildiğini, menfi tespit davasında kural olarak ispat yükü davalı alacaklıda olduğunu, davacı tarafça hukuki ilişki kabul edilmekle bu ilişkinin sona erdiği ve senedin geçersiz kaldığı ileri sürüldüğünden ispat külfetinin davacı borçluya düştüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'e dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın REDDİNE; 2-Tedbir kararı uygulanmadığından İİK 72/4.maddeye göre davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu senedi bir teminat senedi olarak kabul etmesine ve ispat yükünün davalıda olduğunu saptamasına rağmen, teminat altına alınan yükümlülüklerin (ipoteklerin ve kefaletlerin kaldırılması ile ortaklık bedelinin ödenmesi) gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında eksik inceleme yaptığını, özellikle 650.000 TL’lik borca ilişkin noter ibranamesinin varlığını göz ardı ettiğini, senedin ancak gerçekleşen gerçek zarar miktarı kadar tahsil edilebileceğine dair yerleşik Yargıtay içtihatlarını çiğneyerek davalının uğradığı somut bir zarar olup olmadığını araştırmadan doğrudan davanın reddine karar verdiğini, oysa teminata konu ipotek ve kefalet bedellerinin toplamının senet bedelinin çok altında olduğunu ve davalının bu dosyalar kapsamında henüz bir ödeme yapmadığını, bu durumun davalı lehine sebepsiz zenginleşmeye ve müvekkilinin mükerrer borçlanmasına yol açacağını ileri sürerek, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını ve yerel mahkeme kararının kaldırılarak gerçek zarar miktarının tespiti ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava İİk 72. Maddeye dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin 30/03/2013 tarihli adi ortaklık kapsamında lehtarı ... olan bedelsiz boş bono verdiğini, ortaklığın 01/08/2014 tarihli protokol ile sona erdiğini, protokolde boş senedin iadesinin istendiğini ancak bulunamadığının söylendiğini, ayrıca Bakırköy 30. Noterliği 04/08/2014 tarihli ibraname ile borç-alacak kalmadığının ve ibra iradesinin bulunduğunu, buna rağmen teminat senedinin sonradan 4.000.000,00 TL bedelle doldurulup üçüncü kişilere ciro edilerek takibe konulduğunu, takipte 10.000,00 TL tahsilat yapıldığını, senetteki imza ve yazıların kendisine ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davacının dava konusu 4. 000.000 TL bedelli senet yönünden borçsuzluk tespiti talep ettiği, harcın bu bedel üzerinden alınması gerektiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 28.05.2018 tarihli 2017/1648 E., 2018/2994 K. ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2019 tarihli 2017/13-688 E., 2019/1054 K. Kararlarında belirtildiği üzere menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı , ancak Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ve HMK’nın 150. maddesi uyarınca, eksik harç yatırılmadığında mahkemece önce dosyanın işlemden kaldırılmasına, verilen sürede harç tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği halde mahkemenin, davayı eksik harç ile görüp sonuçlandırdığı belirtilen usuli işlemleri yapmadığı ve esasa ilişkin karar verdiği anlaşıldığından Davacı vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle kabulüne, kararının HMK 355. Madde ve 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiğ kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile;
2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih, 2021/38 E. 2023/458 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026