Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/18723 E. 2014/1804 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/18723
Karar No
2014/1804
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/322 KARAR NO: 2024/304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/670 ARA KARAR TARİHİ: 28.09.2023 DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 06/03/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, kooperatif ortaklığından kaynaklanan borçlarını ödemediği, iş bu nedenle Bakırköy ... İcra Dairesi ... E. dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı ve davalı tarafça bu icra takibine itiraz edildiği belirtilerek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve İİK'nin 258. maddesinde düzenlenen yaklaşık ispat şartı gerçekleştiğinden bahisle, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. 28.09.2023 tarihli ara karar ile "... Davacı vekilinin dava değeri olan 193.987,60-TL alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ve davalı ... yönünden ihtiyati haciz talebinin, alacağın %15'ine tekabül eden 29.098,14‬-TL teminat karşılığında kabulü ile davalının; a)Taşınır mallarının, b)Taşınmaz mallarının, c)Üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının, İHTİYATEN HACZİNE,'' dair karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen ara karar yönelik yapılan itiraz 19.12.2023 tarihli celsede değerlendirilmiş ve ''... dosya kapsamına göre; davalının adresinin belli olduğu, kendisine çıkarılan tebligatların tebliğ edildiği, davalının mallarını gizlemeye, kaçırmaya, kaçmaya veya hileli işlemlerde bulunduğuna dair somut bir delil sunulmadığı, bu nedenle ihtiyati hacze yapılan itirazın yerinde görüldüğü anlaşılmakla;'' gerekçesiyle itirazın kabulüne dair karar tesis edilmiştir. Davacı vekili tarafından 19.12.2023 tarihli ara karara yönelik yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, borcun varlığının subuta erdiği, bilirkişi raporunda bu hususun belirtildiği ve davacının eşitlik ilkesine aykırı davranmadığı iddia edilmiştir.Bilirkişi heyet raporunda özetle: davacının 2020 -2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterleri ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde, defter kayıtlarının somut bir tespiti yapmaya elverişli olmadığı, defter kayıtlarında tahakkuk eden borç asılları, genel kurul kararları ve defterlerinden yapılan hesaplama ile 30.06.2022 tarihi itibari ile davalının 179.000,00 TL ortaklık aidat alacağından dolayı davacıya borçlu olduğu, yapılan hesaplamada alacağı 20.201,00 TL faiz hesaplanmış ise de davacı tarafından 11.787,60 TL faiz talep edildiği, davalı hakkında yapılan hukuki işlemlerin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediği belirtilmiş olup, UYAP sisteminde yapılan incelemede bilirkişi heyet raporuna yönelik itirazların değerlendirmesi için ek rapor alınmasına ve duruşmanın 14.05.2023 tarihinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı ve 19.12.2023 tarihli ara kararın usul ve yasaya uygun olup/olmadığı noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nin 258/1 maddesinde yer alan "… Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…" hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E. 2014/1804 K.) İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nin 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Somut olayda; istinafa konu edilen bilirkişi heyet raporunda 179.000,00 TL ortaklık aidat alacağı olduğu yönünde tespit yapılmış ise de, raporda aynı zamanda bulunan ticari defter ve evrakların somut bir tespit yapmaya elverişli olmayacak şekilde karışık olduğu belirtilmiştir. Nitekim mahkemece yapılan yargılamada rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde, İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati haciz talebinin kaldırılmasına yönelik ara kararının yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda, davalı vekili tarafından 28.09.2023 tarihli ara karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulduğu belirtilmiş ise de; yargılamayı yapan ilk derece mahkemesi tarafından 19.12.2023 tarihli celsede itirazların değerlendirilmek suretiyle yeni hüküm tesis edildiği ve bu haliyle davalı vekilinin ileri sürdüğü itiraz sebeplerinin incelenmesinde hukuki yarar kalmadığı gözetilerek bu hususta ayrıca inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının hazineye GELİR KAYDINA, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/18723, K. 2014/1804, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-18723-e-2014-1804-k-8f18136737e4