Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/162 E. 2024/51 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/162
Karar No
2024/51
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/797 KARAR NO : 2024/947 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2023 (Dava) - 19/01/2024 (Karar) NUMARASI : 2023/162 Esas - 2024/51 Karar DAVA : Ticari Şirket Feshi BAM KARAR TARİHİ : 30/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/05/2024 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/01/2024 tarihli, 2023/162 Esas ve 2024/51 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...’nda “...” ticaret sicil numarası ile kayıtlı olan davalı şirketin kurucu ortaklarından birinin müvekkili ... olduğunu, davalı şirketin üç ortaklı olduğunu, şirket sermayesinin 1.000,00 YTL'sine tekabül eden 1 payın müvekkiline, 90.000,00- YTL'sine tekabül eden 90 payın ortaklardan ...'a, 9.000,00-YTL'sine tekabül eden 9 payın ise diğer ortak ...'e ait olduğunu; 22/07/2008 tarihinde tescili sağlanan davalı şirketin, esasında kurulduğu tarihten bu yana gayri faal olduğunu, Vergi Dairesi’nin bu şirketin resen terkinini yaptığını, 07/08/2008 tarihinde işi terk ettiğinin kayıt altına alındığını; Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebin varlığında her ortağın limited şirketin feshini isteyebileceğini, TTK’nın 245. maddesinde yer alan kollektif şirketlerin feshi yönünden öngörülen haklı sebeplerin limited şirketlerde de uygulanabileceğinin kabul edildiğini, anılan maddede haklı sebebin; “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olması” şeklinde tanımlandığını ve örneklendirildiğini, “limited şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması, uzun süre bir ortaklık faaliyetinin bulunmaması ve ortaklık mevcudunun kalmaması, şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık, şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve kar sağlayamaması” gibi hususların doktrin ve yargı kararlarına göre haklı sebep olarak kabul edilebileceğini, gayri faal olan davalı şirketin müvekkiline mali ve yasal yükümlülükler yüklediğini; davalı şirketin son müdürü şirket ortaklarından ... olup, müdüre 10 yıl süre ile yetki verildiğini, buna göre 22/07/2018 tarihinde ...'un yetki süresinin dolduğunu, davalı şirkete yeni bir temsilci atanmadığından şirketi temsil etmek üzere kayyım atanması gerektiğini, davalı şirketin devamının ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, şirket ortaklarının da şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesi hususunda mutabık olduklarını, bu konuda davanın şirket ortaklarına da ihbar edilerek görüş ve beyanlarının sorulmasının mümkün olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle davalı şirketin halihazırda temsilcisi/müdürü bulunmadığından yargılamanın uzamaması adına eldeki davada şirketi temsil etmek üzere kayyım tayin edilmesi amacıyla taraflarına yetki verilmesine, haklı sebebin varlığının kabulü ile davalı şirketin tasfiyesiz feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı şirket temsil kayyımı ... 13/10/2023 tarihli duruşmada; yazılı bir cevap dilekçesi vermediğini ve vermeyeceğini, açılan dava yönünden takdiri mahkemeye bıraktığını; incelediği kadarıyla şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, gelen yazı cevabında da 07/08/2008 tarihinde resen terk işleminin yapıldığının belirtildiğini, bu anlamda beyannamelerinin de olmadığını, harici araştırmalarına ve dosyadaki bilgilere göre şirketin herhangi bir alım satımının olmadığını, KDV verme durumunun söz konusu olmadığını, defterlerinin olduğunu da düşünmediğini belirtmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''... ...'nde "..." sicil davalı şirketin 07/08/2008 tarihinde vergi kaydının resen terk ettirildiği, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, beyannamelerinin olmadığı, defter tutmadığı belirlenmiş; davalı şirketin tüm ortaklarının davalı şirketin faaliyetini devam ettirmek gibi bir istek ve iradelerinin bulunmadığını açık bir şekilde ortaya koymuş olmaları, yani tüm şirket ortaklarının ortak iradelerinin davalı şirketin feshi yönünde olması karşısında mahkememizce de davalı şirketin devamında yarar olmayacağı kanaatine ulaşılmış, haklı görülen davanın kabulüne; davalı şirket üzerinde trafikte kayıtlı iki aracın bulunması nedeniyle davalı şirketin tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendi isteği de dikkate alınarak davacının tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine...'' gerekçesiyle; ''...Davanın KABULÜ ile; ...’nde “...-...” sicil numarasında kayıtlı davalı ...’nin FESİH ve TASFİYESİNE, Tasfiye memuru olarak davacı ... ...'nın görevlendirilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/162 E., 2024/51 K. Nolu davanın konusu; davalı şirketin " TASFİYESİZ ŞİRKETİN FESİH EDİLMESİ" olduğunu, Yerel mahkeme tarafından resen "..." yazılarak 11.01.2024 tarihinde ... sistemi üzerinden yapılan sorgulamada; şirket adına kayıtlı ... marka ... plakalı araç ve ... plakalı ... marka araçların olduğunun görüldüğünü, hal böyle iken, 19.01.2024 tarihli duruşmada şirketin kuruluş tarihi olan 21.07.2008 tarihinden itibaren şirkette hiç bir faaliyetin olmadığı, şirketin fiili olarak hiç bir zaman çalışmaya başlamadığı, dolayısıyla hiç bir çalışması olmayan şirketin üzerine kayıtlı araçların çıkmasının hatalı olduğunun duruşma esnasında mahkemeye bildirildiğini ancak iddiaları araştırmaya değer görülmeyip ... kayıtları dikkate alınarak ; "...'nde ''...-...'' sicil numarasında kayıtlı davalı ...nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ...'nın görevlendirilmesine.... " şeklinde hüküm tesis edildiğini, kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırılıklar içerdiğini, her ne kadar mersis numarası ile yapılan 11.01.2024 tarihli ... sorgusunda ... marka ... plakalı araç ve ... marka ... plakalı araç davalı şirket üzerine çıkıyorsa da ... plakalı aracın davalı şirket üzerine kayıtlı olup olmadığının tespitine yönelik Alanya Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne 01.02.2024 tarihli dilekçe yazıldığını, yazıya 02.02.2024 tarihinde cevap veren ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün '' Şirket adına kayıtlı herhangi bir araç olmadığı'' tespiti ile dilekçeyi cevapladığını, ... plakalı ... marka araç içinde, yine aynı tespit talebi için ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazı yazılmışsa da taraflarına cevap verilmediğini, yine taraflarınca, davalı şirketin mersis numarası ve vergi numarası ile noterde yaptırdıkları sorguda; şirket üzerinde kayıtlı araç olmadığının görüldüğünü ve tespit edildiğini, yine 22.01.2024 tarihinde yani mahkeme başkanının ... sorgusu yaptığı ve araçların davalı şirket üzerine kayıtlı olarak çıktığı tarih olan 11.01.2024 tarihinden sonra ... ve ... plaka araçların gerçekte kimler üzerine kayıtlı olduğunun taraflarınca araştırıldığını, bu bağlamda ... plakalı aracın, Erkurt Dayanıklı Tüketim Malları San. Ve Tic. Ltd.Şti tüzel kişiliğine ait olduğu, sahiplik tarihinin ise 27.11.2007 tarihi olduğunun görüldüğünü ancak davalı şirket ana sözleşmesinden anlaşılacağı üzere davalı şirket 21.07.2008 tarihinde kurulmuş olup kuruluşundan önceki tarih olan 27.11.2007 tarihinde şirket üzerine araç kaydının olmasının mümkün olmadığını, ... plakalı aracın ise ... San. ve Tic. Ltd. Şti. Unvanlı Tüzel kişiliğe ait olduğunun görüldüğünü oysa davalı şirketin unvanı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olup unvanların aynı olmadığını, davalı şirketin unvanında '' dekorasyon, tanıtım'' gibi kelimeler bulunmadığını, karışıklığın ticari ünvandan olduğu, her iki şirketin adı karşılaştırıldığında iki şirketin birbirinden bağımsız olacağını, unvan değişikliği ile ilgili de ilanın olmadığını, bu hususlara yerel mahkeme tarafından dikkat edilmediğini, araçların kayıtlı olduğu şirketler ile davalı şirket arasında sadece unvan benzerliği olduğunu, bu benzerlik dışında merkezleri, vergi daireleri, vergi numaralarının faklı olduğunu, yerel mahkemenin şirketin tasfiyeli fesihine karar vererek müvekkilini işin içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini, zira hiç bir zaman faal olmayan olmamış bir şirketin ortağı olmaktan dolayı Bağ-Kur kaydına alındığını ve milyonlarca lira kendisine prim borcu çıktığı gibi, halen şirket faal olduğu için tasfiye yapılmadığından emekliye ayrılamadığını, dolayısıyla müvekkilinin oldukça zor durumda olduğunu, her ne kadar müvekkili yerel mahkeme kararı ile tasfiye memuru olarak görevlendirilmişse de şirketin tasfiyesinin uzun sürecek bir işlem olduğunu, ayrıca masraflı bir işlem olup müvekkilinin bunu karşılayacak maddi gücü olmadığını, zaten kendisi şirket sebebiyle her ay emekli aylığından mahrum kaldığını ve şirketin vergisel yükümlülüklerine katlanmak zorunda kalmış olup ayrıca şirketin tasfiyesi için gereken masrafları karşılayabilecek durumda da olmadığını belirterek hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin tasfiyesiz olarak haklı sebeple feshine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemece''...Davanın KABULÜ ile; ...’nde “...-...” sicil numarasında kayıtlı davalı ...’nin FESİH ve TASFİYESİNE, Tasfiye memuru olarak davacı ... ...'nın görevlendirilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir. Davalı şirket ortağı ... verdiği 05/12/2023 tarihli dilekçesi ile; ... ve ... ile 10.000,00 TL sermayeli bir şirket kurduklarını, kendisinin şirketin hakim ortağı olduğunu ancak şirketin hiçbir faaliyetinin olmadığını, ticari defterinin de olmadığını, birkaç ay sonra Vergi Dairesi’nin hiçbir işlem olmadığı için şirketin resen terkinini yaptığını; şirket adına kayıtlı hiçbir malvarlığının bulunmadığını, taşınır taşınmaz malvarlığının edinilmediğini, banka mevduat hesabının da olmadığını, bu anlamda esasında başından beri ortaklığın fiilen hiç var olmadığını, ...na tescil edildiği tarihten itibaren resen terk tarihi olan 07/08/2008 tarihine kadar davalı şirketin kuruluş amacına yönelik hiçbir faaliyette bulunmadığını, yalnızca kağıt üzerinde var olan bu şirketin tasfiyesiz olarak istediğini, bu konuda davacı ortak ile fesih iradelerinin uyuştuğunu, bu nedenlerle davayı kabul ettiğini belirterek, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket ortağı ... verdiği 17/10/2023 tarihli dilekçesi ile; 100.000,00 YTL sermaye ile kurulan davalı şirketin kurucu ortaklarından biri olduğunu, bu davayı ve isteği kabul ettiğini, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesini istediğini; 22/07/2008 tarihinde tescili sağlanan davalı şirketin esasında kurulduğu tarihten bu yana gayri faal olduğunu, Vergi Dairesi’nin de bu şirketin resen terkinini yaptığını, şirketin ticari defterinin bulunmadığını, hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, şirket adına kayıtlı malvarlığının olmadığını, taşınır, taşınmaz ya da banka mevduat hesabının olmadığını, şirketin muhasebecisinin de bulunmadığını, şirket adresi olarak görülen adresin de halihazırda şirket tarafından kullanılmadığını, esasında başından beri ortaklığın fiilen hiç var olmadığını, ...na tescil edildiği tarihten itibaren resen terk tarihi olan 07/08/2008 tarihine kadar davalı şirketin kuruluş amacına yönelik hiçbir faaliyette bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davayı kabul ettiğini belirterek, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesine karar verilmesini istemiştir. Somut olayda, davacı vekili sadece şirketin feshine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece feshi istenen davalı şirket üzerinde trafikte kayıtlı iki aracın bulunması nedeniyle davalı şirketin feshi yanında davalı şirketin tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendi isteği ile davacının tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine ilişkin karar verilmiş ise de; yukarıda belirtildiği üzere üç ortaklı olan davalı şirketin davacı dışındaki diğer ortaklarının da şirketin malvarlığı bulunmadığı yönündeki beyanları yanında, mahkemece dosya içerisinde ayrı ayrı alınan araç kayıtlarının incelenmesinde adına kayıtlı oldukları şirket ünvanlarında farklılık bulunduğu, ilgili kurumlardan söz konusu araçların tescil bilgileri tereddüte neden olmayacak şekilde temin edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, mahkemece bahsi geçen araçların davalı şirketi adına kayıtlı olup olmadıkları yönünde yeterli araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazları yerinde olup, itirazın kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2024 tarihli 2023/162 Esas ve 2024/51 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/162, K. 2024/51, T. 27.11.2007, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-162-e-2024-51-k-220c51778306