Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2023/1446 E. 2025/1479 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1446
Karar No
2025/1479
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2023/1446 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1479 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/248 E - 2023/361 K

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 27/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; davalının herhangi bir belge ibraz etmeden borç sebebi olarak "Oto Borcu" adı altında alacak göstererek müvekkili aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin davalıdan herhangi bir araç almadığını, borçlanmadığını, belirterek müvekkilinin Elmadağ İcra Dairesi'nin 2021/118 E. Sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere aleyhine tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiyenin tebliğ edilmesine rağmen, davalının süresi içinde cevap vermediği katıldığı oturumda ise davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece ;menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıya ait olduğu, davalının cevap dilekçesi ibraz etmediği, davacıya ait 2008 yılı BA BS formlarında davalı taraftan mal ve hizmet alışverişine ait bir kayda rastlanmadığı, takip dosyasında davacının borçlu olduğunu gösterecek bir kayda rastlanılmadığı, davalının ticari defter incelemesi yapılmak suretiyle, davacıdan alacaklı olduğuna dair bir inceleme de yapılamadığı takip dayanağı olarak gösterilen davalı tarafından sunulan satış sözleşmesinin incelenmesinde, satıcının davacı, alıcının ise davalı ... olduğu, araç bedelinin 113.000,00-TL. olarak kararlaştırıldığı, davacının vekalet verdiği anlaşılan ...’ya araç devrinin gerçekleştirildiğinin ifade edildiği, ancak bu iddianın belgelendirilmediği, kural olarak satım sözleşmelerinde "alıcının" semen ödeme borcu, "satıcının" ise malı teslim etme borcu söz konusu olduğu, davalı yanca dava dışı ...’ya araç devredildiği iddiasına göre davacı ... tarafından teslim gerçekleştirilmiş olması gerektiği, davalı yanca araç bedelinin 30.000,00-TL. sinin peşin ödendiği sözleşmede belirtilmiş olmasına rağmen, bakiyesinin ödendiğine ilişkin bir kayıt sunulmadığı gerekçesiyle davacının Elmadağ İcra Dairesinin 2021/118 Esas sayılı icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte haksız olmakla birlikte kötüniyeti tespit edilemediği davacı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; deliller toplanmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, satış sözleşmesine göre müvekkilinin alıcı olduğunu aracı takyidatları ile satın aldığını, satıcının resmi senetle aracı devredemediğini, davacının ödeme emrini 2008 yılında tebliğ almasına rağmen davayı on dört yıl sonra açtığını, davacının verdiği vekaletname ile dava dışı kişiye satıldığını ispat yükünün davacıda olduğunu bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak borç ilişkisine konu olmadığı iddiasıyla davalının alacaklı olup olmadığı hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; her hangi bir belgeye dayanmayan alacak için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dava konusu Elmadağ İcra Müdürlüğünün 2021/118 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı hakkında toplam 50.000.00TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin kesinleştiği anlaşılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia ederek takibe girişen alacaklıda (HMK.m.190/1) olduğundan, davalı alacaklı, bu ispat yükünü kural olarak senet (HMK.m.200) veya diğer kanuni delillerden biri (HMK.m.225, m.188, m.169) ile yerine getirmek zorundadır (Y.13.HD. 11.03.2019 T. E. 2016/26139 K.2019/3105 ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 3.Baski Ankara 2020, s.374). Menfi tespit davasında tarafların davadaki sıfatları değişik olduğundan, ispat külfeti bakımından bir değişiklik akla gelebilirse de, dikkatli bir inceleme sonuncunda menfi tespit davasında ana kuraldan sapma bulunmadığı anlaşılmaktadır. Burada da davacı, kural olarak davalı tarafından var olduğu iddia edilen hukuksal ilişkinin mevcut olmadığını (yani menfi bir durumu) ispat edecek değildir (Yargıtay Üyesi Nihat YAVUZ, Menfi Tespit ve İstirdat (Geri Alma) Davası, ANKARA 2007, s.142). Nitekim bu dava türünde davacı borcun olmadığını iddia ettiğinden yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükü davalı alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumundadır (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 5.Baskı, ANKARA, s.1725-1730). Kaldı ki; adi (ilamsız) haciz yoluyla takipte de ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece ve ancak takip hukuku bakımından sonuç doğurur. Alacaklı tarafından itirazın iptali veya borçlu tarafından borçsuzluğun tespiti (menfi tespit) talep edilerek açılacak davalarda ispat yükü yer değiştirmez. Öyle ki itirazın iptali davasında (m.67) ve menfi tespit davasında (m.72) ispat yükü alacaklıda olup takip konusu alacağın varlık ve miktarının 6100 sayılı HMK’nın genel hükümlerine göre ispatlanması gerekir (Y.13.HD. 19.12.2019 T. E.2018/1508 K.2019/12867 ; Y.13.HD. 06.06.2005 T. E.2005/7246 K.2005/9604 ; YHGK. 05.11.2003 T. E.2003/13-695 K.2003/630 ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 3.Baski Ankara 2020, s.375). Eş söylemle takip konusu alacağın hiçbir belgeye dayanmadığı haciz yoluyla takibe itiraz etmeyen borçlu, icra tehdidi altında ve haciz sırasında borcu kabul etmiş olsa bile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, davalı alacaklı üzerindedir (Y.13.HD. 08.12.2005 T. E.2005/11299 K.2005/18183). Zira borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi sebebiyle ilamsız takibinin kesinleşmesi sadece, takip hukuku bakımından sonuç doğurup, borçlunun, borcu olduğunu ikrar ettiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine teşkil etmez (Y.13.HD. 26.05.2006 T. E.2006/3913 K.2006/8569). Herhangi bir belgeye dayanmayan adi haciz yoluyla takipte ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun borca vaki itirazının alacaklının başvurması üzerine icra mahkemesince kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiş olması; borçlunun, alacaklıya karşı açacağı menfi tespit davasında ispat külfetini yer değiştirtmez. İcra mahkemesi kararı, menfi tespit davası bakımından kesin hüküm oluşturmayacağından davalı alacaklı, ispat yükü altında olup, alacağının varlık ve miktarını HMK’nın genel hükümlerine göre ispat edecektir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davalının alacağını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,62TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 27/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Katip... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1446, K. 2025/1479, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-22-hukuk-dairesi-2023-1446-e-2025-1479-k-f205951f7e36