Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2023/1281 E. 2025/489 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1281
Karar No
2025/489
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO:2023/1281 Esas

KARAR NO:2025/489 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:08/06/2023

NUMARASI:2019/194 E. - 2023/126 K.

DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)

KARAR TARİHİ:16/04/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin ... numaralı "..." markasının ve... numaralı "..." markasının tescilli olduğunu, bu markaların halen tüm haklarına sahip olduğunu, davalı yanın İzmir ilinde "..." adı altında bir kurs işletmesi açtığını,müvekkiline ait markalar ile benzer olan markayı kendi eğitim kursunda kullandığını, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/65 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, söz konusu kursun tanıtımını yine davacı şirkete ait markaları taklit etmek suretiyle "..." kullanıcı adıyla Instagram ve Facebook sosyal medya platformunda yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, ayrıca ... isimli bir internet sitesini kurduğunu, ayrıca davalı şirketin davacı şirkete ait markayı ticaret sicilde tescil ettiği şirket adına da kullandığını, davacının itibarına büyük zarar verdiğini ve büyük bir maddi ve manevi kayba yol açtığını belirterek, davalı firmaya ait tescilli markalara yönelik tecavüz ve haksız rekabetin öncelikle tedbiren durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalı yanın markaları taklit ederek kullanmış olduğu tüm materyal, tabela ve sair ürünlerin toplatılmasına ve el konulmasına, ayrıca sosyal medya hesaplarına erişiminin engellenmesine, davanın kabulü ile marka hakkına tecavüz nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflarınca belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından şimdilik 1.000,00 TL ile I00.000,00 TL manevi tazminatın taraflarına ödenmesine, davalının unvanından "..." ibaresinin terkinine, tecavüz teşkil eden her türlü tabela ve taklit ürünlere el konulmasına, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının kapatılmasına, erişim yasağı getirilmesine, verilecek hükmün Türkiye çapında tirajı en yüksek bir gazetede ikişer hafta ara ile yayınlanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, eğitim kursu ile ilgili yazılı, görsel ve her türlü reklam araçları ile yayın ve iletişim yapılmadığını, bilirkişi raporunda sözü edilen Instagram hesabının kendileriyle ilgisinin bulunmadığın, logo ve unvanın kendisi tarafından kullanılmadığını, şirket unvanı haricinde akla gelebilecek başka bir unsurun bulunmadığını, unvan değişikliğiyle ilgili sürecin henüz tamamlanmadığını, davanın süresinde açılmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

TEFRİK KARARI:Mahkemece 18/06/2019 tarihli tensip ara kararı ile tazminat talebine yönelik davanın tefrikine karar verilerek, tefrik edilen dava 2019/200 Esas sırasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği tespit edilmiştir.

BİRLEŞEN 2020/416 ESAS SAYILI DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2001 yılında kurulduğunu, üniversiteye, liseye hazırlık ve ilköğretim derslerine yardımcı yüzlerce kitap hazırlayan, yayımlayan ve basan bir yayın evi olduğunu, ayrıca 2002 yılından itibaren ... Dershanesi adı ile özel kurs hizmeti de verdiğini, müvekkilinin "...” markasını ... numarası ile tescil ettirdiğini, 2014 yılında da söz konusu tescilin 10 yıl süre ile yenilendiğini, bundan başka müvekkili şirketin "..." markasını da ... başvuru numarası ile tescil ettirdiğini bu markanın da halen tüm haklarına sahibi olduğunu, davalının İzmir'de "..." adı altında kurs işletmesi kurduğunu, davacının marka haklarına tecavüz ettiğini, İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/65 D.İş sayılı dosyasında bu hususun tespit edildiğini, davalının söz konusu kursun tanıtımını yine müvekkili şirkete ait markaları taklit etmek suretiyle "..." kullanıcı adıyla Instagram ve Facebook sosyal medya platformlarında yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, "..." adlı internet sitesi kurduğunu, bu durumun müvekkili firmanın marka hakkına açık bir saldırı teşkil etmesinin yanında, müvekkili firmanın itibarına büyük zarar verdiğini ve büyük bir maddi ve manevi kayba yol açtığını belirterek, marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi zararın tazmini için fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla taraflarınca belirlenmesi mümkün olmayan maddi tazminat miktarından şimdilik 1.000,00-TL ile 100.000,00-TL manevi tazminatın tahsiline, öncelikle fiili irtibat nedeniyle davanın tensiben Mahkemenin 2019/194 Esas sayıl dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiği ve mahkemece 2020/416 Esas sayılı dosyası ile işbu 2019/194 Esas sayılı dava birbiriyle irtibatlı olduğundan, her iki davanın birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı ile müvekkil arasında dava konusuyla ilgili İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde görülen 2020/148 Esas sayılı markaya tecavüz suçuyla ilgili davada müvekkilinin markaya tecavüz kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiğini, müvekkilinin 19 yaşındayken ilk işi olarak .. isimli kişinin yönlendirmesi il bu işyerini açtığını, bu kişinin tüm borçlarını müvekkili üzerinde bırakarak kaçtığını, müvekkilinin tek bir öğrenci dahi almadığını, davacının hiçbir zararının bulunmadığını, “...” ibaresinin matematiksel bir terim olduğunu, müvekkilinin yalnızca mottosuna ve çalışma alanına uygun olan matematiksel özel bir anlam yaratmak amacıyla bu ibareyi kullandığını, davacının markasını iktisap veya iltibas amacıyla kullanmadığını, “...” ibaresinin kullanımının davacının tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin kurum adı olan "..." yahut doğrudan "..." nın ayırt edici olduğunu, delil tespiti raporuna itiraz ettiklerini, raporun kesinleşmediğini, markaların renklerinin farklı olmasının da ayırt edicilik sağladığını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, evvelce yaptıkları bilirkişi raporuna itirazlarının kabulüne ve yeniden rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/06/2023 tarihli 2019/194 E. - 2023/126K. sayılı kararıyla; "... İncelenen dosya kapsamı, mevcut deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin ... numaralı "... ibareli marka ve ... numaralı karekök eğitim ibareli markanın tescilli sahibi olduğu, davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen karekök ... kursu adı altında eğitim öğretim faaliyeti gerçekleştirildiğini, bu durumun davacının karekök ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu yönünde esas dava yönünden marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti meni ve önlenmesi ile birleşen davada maddi manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, mahkememizce ihtiyati tedbir talebine ilişkin aldırılan 15/08/2019 tarihli bilişim raporunda karekök onaltı özel eğitim kursu ismi ile instagram paylaşımı olduğu tespit edildiği yine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/65 değişik iş sayılı dosyasında yaptırtılan delil tespitinde davalının işyerinde karekök onaltı dört dörtlük eğitim şeklinde kullanımların bulunduğunun tespit edildiği, mahkememizce dosyanın esasına yönelik olarak yaptırtılan 26/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda ise ... isimli internet sitesinin arşiv kaydının dava tarihinden önce olduğunu, dava tarihinden sonra ise kullanım bulunmadığı instagram karekök onaltı ibaresinin ise davalı tarafından kabul edilmediği görüşünün bildirildiği, davalının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede ise 2018 yılında 3864,19 TL kar ettiği, 2019 yılında ise 29.742,58 TL zarar ettiğinin tespit ettiği, buna göre tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde davacının ... numaralı ... piramit sistemi ibareli markanın 41. Sınıfta ve ... numaralı markanın ... ibareli markanın 16,38,41 ve 35 sınıflarda tescilli sahibi olduğunu, davalı kullanımlarının ise ... özel eğitim kursu şeklinde olduğu, tarafların faaliyet alanlarının ortak olarak eğitim sektörü olduğu bu yönüyle taraf markaları arasında benzerlik olduğu, yine taraf markaları arasında karşılaştırma yapıldığında karekök ibaresinin ortak unsur olduğu fakat davacı markalarında yer alan karekök ibaresinin gülen adam şeklinde ve modüler piramit sistemi ayrıca eğitim eklenmek suretiyle tescil edildiği, tek başına karekök ibaresinin tescil edilmediği zira karekök ibaresi Özellikle eğitim öğretim sektöründe zayıf bir marka konumunda olduğu, davalı kullanımları incelendiğinde, ... ibaresi kullanılmak suretiyle davacı markalarından farklılaştığı, davacıya sırf karekök ibaresi üzerinden sınırsız bir koruma sağlanamayacağı bu yönüyle taraf markaları karşılaştırıldığında bir bütün olarak mahkememizde oluşan kanaate göre karıştırılma ihtimali olmadığı gibi davalının da davacı markasına yönelik olarak tecavüz ve haksız rekabette bulunduğuna dair ve bu şekilde hareket ettiğine dair bir delilde olmadığı, mahkememizce karekök ibaresinin zayıf ibare olması sebebiyle SMK 29. Maddesi uyarınca markalar arasında tecavüze yol açabilecek ve yine TTK nun 55. Maddesindeki haksız rekabete yol açacak düzeyde benzeri kullanım olduğu kanaatine ulaşılmadığından esas davanın reddine, bunun sonucu olarakta birleşen tazminat davasının da reddine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF İSTEMİ:Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporlarında da belirtildiği şekilde müvekkilinin tescilli "..." ibareli markaları nedeniyle bu ibare üzerinde münhasır hak sahibi olduğunu, davalının eğitim alanındaki "..." ibaresini kullanmasının benzerlik karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali barındırdığını, Mahkemece uzman bilirkişilerin hazırladıkları raporları dikkate almadan, haklı davanın reddine karar verildiğini, Tarafların marka kullanımlarında "..." ibaresinin ayırt edici ve esaslı unsur olduğunu, benzerlik karşılaştırmasının bu ibare üzerinde yapılması gerektiğini, davalının aynı şekilde ve aynı izlenimi verecek şekilde kullandığı "..." ibaresinin iltibasa neden olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, izah edilen nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen 2019/194 Esas, 2023/126 Karar saylı kararının kaldırılarak, haklı davalarının ve tüm istinaf sebeplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; Mahkemece asıl ve birleşen davanın reddi hususu isabetli olsa da, lehlerine hükmedilen vekalet ücretlerinin eksik olduğunu,Davacı tarafın asıl davasında müvekkili şirketin ticaret sicildeki "..." ibaresinin terkini ile sair taleplerde bulunduğunu, birleşen davasında ise 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminat talep ettiğini,Birleşen davada verilen ret kararında her ne kadar manevi tazminatın reddi nedeni ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğruysa da, maddi tazminatın tamamı reddedildiğinden maddi tazminat yönünden de taraflarına ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. maddesi uyarınca maddi tazminatın tamamının reddi nedeni ile de 15.000-TL maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemece yalnızca 1.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını,Asıl davada da davacı tarafından birden fazla talepte bulunduğundan, asıl davada da objektif dava birleşmesinin gerçekleştiğini, bu nedenle, asıl davada da davacının her bir talebi için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, izah olunan nedenlerle; istinaf başvurularının kabulüne, davacının asıl davasında birden fazla talebi olduğundan her bir talebi için lehlerine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, davacının birleşen davasındaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin tamamı reddedildiğinden hem maddi, hem de manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı lehlerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde;... tescil numaralı "..." markasının 41. Sınıfta "...vb. Yayınlama hizmetleri" için,... tescil numaralı "..." markasının 16, 38, 41 ve 35. Sınıflarda davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/65 D.İş sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 11/05/2018 delil tespiti talebinde bulunulduğu, marka ve patent vekili bilirkişi ...'dan alınan 11/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak, talep edene ait markalarda esas unsur olarak yer alan "..." ibaresi ile davalı tarafından fiilen markasal olarak kullanılan "..." ibarelerinin görünüşü, okunuşu, anlamları itibariyle birbirine benzediği, bu haliyle markanın kapsadığı mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi oluşturabileceği, mal ve hizmet sınıflarının benzer olduğuna dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince bilgisayar mühendisi bilirkişi ...'ndan alınan 15/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; dosya ve internet üzerinde yapılan araştırmalar bütünlük oluşturacak şekilde değerlendirildiğinde, incelenen internet sitesi arşiv kayıtları içerisinde davacı adına tescilli markada esas unsur olarak yer alan "..." ibaresi ile benzer şekil, başlık, içerik kısımlarında tanıtımların bulunduğu, bu haliyle markanın kapsadığı mal ve hizmet sınıfların alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunduğu ve tarafların sunduğu hizmet sınıflarının benzer olduğu kanaatine varıldığı şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekili bilirkişi ...'den alınan 26/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ihtilaf konusu filli kullanımlarımı SMK md.29/1-a ve md.7/2-b uyarınca davacının ... ve ... sayı ile tescilli markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil edebileceği, ... sitesine ilişkin son arşiv kaydının 06.03.2019 tarihli olması karşısında, bu sitedeki kullanımın işbu davanm açıldığı tarih olan 18.06.2019'dan önce son bulmuş olabileceği, fakat Instagram'daki "..." hesabının halihazırda aktif bulunduğu, davalı cevap dilekçesinde Instagram'daki "..." hesabinin kendisi ile ilgisi bulunmadığını savunmuş ise de ... sitesinin arşiv kaydında Instagram hesabı olarak "..." yazdığı, davalının Instagram'daki hesap adı sehven internette çıkan aktif hesabın ve içeriğindeki davalı işletmesinin alan adı gibi "..." yazıldığında görüntülerini içeren fotoğrafların takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalının "..." ile davacı aleyhine haksız rekabette bulunduğunun kabul edilebileceği şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.İlk derece mahkemesince mali bilirkişi ...'tan alınan 27/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafın, incelenen ticari defterlerinin 2018 yılı sahipleri lehine delil vasfına haiz, 2019 yılı delil vasfına haiz olmadığını, davalıya ait firmalar olan "...-..." ve "... Şirketi" MERSİS (Merkezi Kayıt Sicil Sistemi) Sisteminde sorgulandığında halen "..." olarak sistemde yer aldığını, davalı tarafın, ticari defterlerinde ve Kurumlar Vergisi Beyannamelerinde; 2018 yılında 3.864,19 TL kâr elde ettiğinin görüldüğü, 2019 yılında 29.742,58 TL zarar ettiğinin görüldüğünü, davalı taralın mali tablolarında görünen özsermaye hesabında ise; 2018 yılı özsermayesinin 3.864,19 TL, 2019 yılı özsermayesinin 621,61 TL olduğu şeklinde rapor sunulduğu görüldü.

G E R E K Ç E:Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve maddi, manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya üzerinde resen yapılan incelemede; asıl ve birleşen davayla ilgili yargılama yapılıp karar verilmesine rağmen, karar başlığında birleşen davanın yer almadığı ve birleşen davanın taraflarının yazılmadığı, ayrıca gerekçeli kararda yer verilen davalının davaya cevap dilekçesinin özetinin bu davayla ilgisi bulunmadığı, muhtemelen başka bir davayla ilgili cevap dilekçesinin özetine yer verildiği, bu durumun HMK’nun 297/1-b ve 297/1-c maddesine aykırı olduğu tespit edilmiştir.Davacı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede ise; davalı tarafça işletmeye açılan eğitim kursunda "...I" ibaresinin işletme adı, ticaret unvanı ve marka olarak kullanıldığının sabit olduğu, alınan bilirkişi raporunda da bu durumun davacının "..." esas unsurlu markaları ile iltibasa neden olacağına dair görüş bildirildiği, Mahkemece bilirkişiden görüş alınmasına karar verildiği halde, bilirkişi raporunun hükme esas alınmayarak, "..." ibaresinin eğitim ve öğretim hizmetleri için zayıf bir marka olduğu ve davacının tescilli markalarında tek başına kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak, davacının markasının tescilli oldukları mal ve hizmetlerde "..." ibaresi zayıf bir marka olmadığı gibi, davacının markasının 2004 yılından bu yana tescilli olduğu, davacı tarafça tescilli markasının kullanılması nedeniyle ayırt edicilik de kazandığı, bu nedenle Mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, davacının 41. sınıfta "Eğitim öğretim hizmetleri, dergi, kitap, gazete vb. yayınlama hizmetleri" için tescilli "..." ve "..." markalarının mevcut olduğu, bu markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, diğer kelimelerin tanımlayıcı nitelikte oldukları, davalının da kendisine ait işletmesinde "..." ismini ve ticaret sicilinde "..." ticaret unvanını kullandığı, bu kullanımlarını internet ortamında da gerçekleştirdiği, faaliyet alanının davacının markalarının tescilli oldukları 41. sınıftaki eğitim öğretim hizmetleri, dergi, kitap, gazete vb. yayınlama hizmetleri olduğu, davalının kullandığı işletme adında ve ticaret unvanında da esas unsurun "..." ibaresi olduğu, diğer kelimelerin tanımlayıcı ibareler ve kişi adı ve soyadı oldukları, davalının bu ibareyi markasal olarak da kullandığı, davalının ve davacının markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin ortalama tüketicilere göre biraz daha seçici olabileceği, ancak bilinçli tüketici olmadıkları, davalının kullandığı markayı gören tüketicilerin davalıya ait işletmenin davacı şirkete ait işletmelerden birisi olduğunu zannedebilecekleri, bu şekilde işletmeler arasında bağlantı kurabilecekleri kanaatine varılmıştır. (Emsal nitelikte Yargıtay 11. HD’nin 29/05/2015 tarihli, 2015/2083 Esas, 2015/7329 Karar sayılı onama kararı ve 26/05/2016 tarihli, 2015/12238 Esas, 2016/5819 Karar sayılı karar düzeltme talebinin reddine dair karar.) Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davalının kullanımları davacının markaları ile iltibasa neden olduğundan, asıl dava ile davacının maddi ve manevi tazminat talepleriyle ilgili açılan birleşen davayla ilgili buna göre değerlendirme yapılarak yargılamaya devam edilmesi ve HMK’nun 297.maddesine uygun olarak gerekçeli karar yazılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.

H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-Asıl ve birleşen davada davacı istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 08/06/2023 tarihli 2019/194 E. - 2023/126 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunması için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf peşin harçlarının tarafların talepleri halinde ilk derece mahkemesi'nce iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 16/04/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1281, K. 2025/489, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-16-hukuk-dairesi-2023-1281-e-2025-489-k-b5099bd9c8c5