Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1083 E. 2025/1764 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1083
Karar No
2025/1764
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1083

KARAR NO : 2025/1764

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/04/2023

NUMARASI : 2022/8 E. - 2023/309 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından İstanbul 35. İcra Müdürlüğü ... Esas ( Eski Esas ... ) sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak senetler müvekkile tebliğ olmadığını, Müvekkili davalı şirketten hiç bir ürün almadığını, icra dosyasında borçlu olarak görünen ... isimli şahsı tanımadığı gibi bu şahsa kefil de olmadığını, davacı müvekkili, davalı şirket lehine gerek asil borçlu gerekse de kefil sıfatıyla hiç bir şekilde senet düzenlemediği gibi takibe konu edilen senetlerde ki imzada müvekkiline ait olmadığını, 2015 yılından bu yana müvekkili tarafından imzanın kendisine ait olmadığı hususu, imza beyannamesi davalı tarafa bildirilmesine rağmen davalı tarafın müvekkili aleyhine icra takibi başlatması ve devam ettirmesi açıkça kötüniyetli ve haksız olduğunu ortaya koyduğunu, davalı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak başlatmış olduğu takip neticesinde müvekkilin taşınmazlarına haciz koyulduğunu, davalı aleyhine müvekkili lehine %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru zorunluluğu bulunmadığını, bu dava sonucunda , borçlu olarak gözüken tarafın borçlu olup olmadığının tespiti yapıldığını, dolayısıyla Yargıtayın son zamanlarda da benimsediği üzere Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurunun zorunlu olmadığını, gerek davanın niteliği , gerek ise Yargıtay ın vermiş olduğu emsal karar dikkate alınarak davanın arabuluculuğa tabi olmadığını, davacı müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile davalı şirketin menfi tespit davasını başlatılan icra takibinde haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle alacak miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere uygun görülecek tazminata mahkum edilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili davacının ilgili icra dosyası kapsamında asıl alacak ve tüm ferileriyle birlikte borçlu olmadığının tespitine, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili davacının ilgili icra dosyası kapsamında asıl alacak ve tüm ferileriyle birlikte borçlu olmadığının tespitine, haksız ve Kötüniyetli olarak davalı tarafından başlatılan icra takibine karşı tarafımızca iş bu menfi tespit davasının açılmasını haksız ve kötüniyetli olarak açılmasına sebep olan davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Her ne kadar davacı tarafça harca esas değer olarak 39.097,54 TL gösterilmiş ve bunun üzerinden harç ikmal edilmiş ise de, davanın menfi tespit davası olup, icra takibine bağlı olarak açıldığı, icra takibinde davalı tarafça iki adet senet dayanak gösterilerek 19.548,38 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, bu nedenle bu miktar harca esas değer olarak davanın kabulü ile;

Davacının İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu senetler bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine,

Karar kesinleştiğinde, dosyada mevcut belge asıllarının ilgili kurumlara gönderilmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Alışveriş Merkezleri Ltd. Şti. ile borçlular ... ve ... arasında 22/02/2014 ve 20/02/2014 tanzim tarihli toplamda 28.800,00 TL tutarında senetler tanzim edildiğini, borçluların bu borcun 13.372,20 TL'sini ödediğini, geriye kalan 15.427,80 TL alacak için İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, bu takibe borçlu ...'nın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/8 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını beyan ettiğini, bu davanın esasıyla ilgili olarak, somut olayın ticari işlem değil, tüketici işlemi olması sebebiyle görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu ve davanın bu nedenle usulden reddi gerektiğini savunduğunu, borçlu ...'nın "kimliğimi kaybettim, kimliğim başkaları tarafından kullanılarak imza atıldı" yönündeki iddiasının, kimliğin senet tanzim tarihinden uzun süre önce 2012'de kaybolması nedeniyle borçtan kaçınma amacı taşıyan haksız ve mesnetsiz bir iddia olduğunu öne sürdüğünü, mahkemeye sunulan 06/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun grafoloji bilimine uygun hazırlanmadığını, eksik inceleme/hatalı değerlendirme içerdiğini ve bu haliyle mahkeme kararına dayanak olamayacağını düşündüğünü belirterek, tüm bu hukuka aykırılıklar ve usul/görev hataları nedeniyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023 tarih ve 2022/8 Esas 2023/309 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddini, aksi takdirde dosyadaki eksikliklerin tamamlanması ve yeni bir bilirkişi raporu aldırılması için dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı icra takibine konu iki adet bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmektedir.İstanbul 35. İcra Müdürlüğü ... Esas ( Eski Esas ... ) sayılı dosyası ile alacaklı tarafından borçlu aleyhine iki adet bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 07/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" İnceleme konusu 20.02.2014 tanzim tarihli alacaklısı ... Alışveriş Merkezleri San, Tic. Ltd. Şti.borçlusu ... ve kefili ... olarak görünen iki adet senet aslındaki hiçbir imzanın ...'nın eli ürünü olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda, davacı tarafından, hakkında kambiyo senedine dayalı icra takibi yapıldığını, icra takibine konu bonolardaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, icra takibine konu bonolardaki imzanın davacıya ait olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, imzaya itiraz mutlak itiraz olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden, bilirkişi raporunda senetlerin keşide tarihlerinden önceye ait belge aslı ile keşide tarihinden sonraki yakın tarihli belge asıllarının incelendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Davalı istinafında Tüketici mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüş ise de işlemin tüketici işlemi olduğu ispat edilemediğinden kambiyo hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkta Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023 tarih ve 2022/8 E. 2023/309 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.335,34- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 333,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.001,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1083, K. 2025/1764, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1083-e-2025-1764-k-92b0e1e2b8bb