Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/78 E. 2022/310 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/78
- Karar No
- 2022/310
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2022 NUMARASI .... DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2022 tarih ve 2022/78 E. - 2022/310 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarını 44. sınıftaki hizmetlerde uzun zamandan beri yoğun bir şekilde kullandığını, bu markaları mesnet göstererek, davalı şahsın 2020/124184 sayılı ve "...." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-12218 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirket markaları ile dava konusu marka kapsamındaki 44. sınıf "tıbbi hizmetler, güzellik hizmetleri"nin müşterek olduğunu, markalardaki ortak unsurun “...” ibaresinden oluştuğunu, taraf markalarında bu ibare dışında ayırt ediciliği sağlayacak bir unsurun bulunmadığını, markaların bütünsel olarak çok benzer olduğunu, ...coğrafi bir isim olmasının bu hakikati değiştirecek bir faktör olmadığını, yer isimlerinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun söylenebilmesi için yer ismi ile emtia arasında bağlantı bulunması gerektiğini, dava konusu markanın iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkilinin markalarına yüksek ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek; ... YİDK’nın 2021-M-12218 sayılı kararının iptaline, davalıya ait 2020/124184 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs vekili, davacı tarafın markasını ağırlıklı olarak ayak sağlığı üzerine oluşturduğunu, müvekkiline ait markada ise saçlandırma hizmetinin ön planda olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markalar arasındaki tek benzerliğin "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin bir ülke ismi olduğunu ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, ülke isimlerinin davacı tekelinde olmadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığını iltibas oluşmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 44. sınıf "Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvan üretme, besicilik, nalbantlık ile ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri. İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri." ile itiraza mesnet 2005/39160, 2014/34260, 2014/34284 ve 2014/47125 sayılı markaların kapsamlarında yer alan 44. sınıftaki hizmetlerin ile aynı veya aynı tür olduğu; "..... yarımadasında yer alan bir ülke olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararı dikkate alındığında coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulünün gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.06.2018 tarih ve 2016/11850 E. - 2018/4241 K. sayılı ilamında da aynı ilkelerin tekrar edildiği ve kötü niyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu, yine 07.03.2016 tarih, 2015/7533 E.- 2016/2466 K. sayılı kararda .. .... İngilizce dilindeki karşılığı olan "..." ibaresinden hareketle; şehir, ülke, bölge, maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanınamayacağına hükmedildiği; yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıya ait markaların kapsamlarında "..." ibaresine yer verilse de, tek başına "..." kelimesinden kaynaklı olarak davacıya üçüncü kişileri bu ülke ismini kullanmaktan men yetkisi vermenin yukarıda yer verilen açıklamalara ve içtihatlara uygun düşmeyeceği, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı; her ne kadar davaya konu YİDK kararında davacının SMK'nın 6/3. madde hükmüne yönelik itirazı kabul edilmemişse de, mahkemece bu itiraz sebebinin koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun incelendiği, buna göre davacının marka işlem dosyasına gerçek hak sahipliğini ispatlamaya yönelik delil sunmadığı gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğinin gerekçeli kararda ortaya konulmadığını, karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinin uygun şekilde yapılmadığını, şartları yokken kazanılmış hak bulunduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğunu, ...'in 44. sınıf açısından tasviri olup olmadığının değerlendirilmediğini, hükümsüzlük davası hakkında haklılık durumu değerlendirilmeden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, "..." ibaresinin herkes tarafından kullanılabileceği kabulünün hukuki ve bilimsel olmadığını, müvekkili markasının kullanımla ayırt ediciliğinin yükselmiş bulunduğuna ilişkin sunulan kanıtların incelenmediğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790-9590 E.-K. sayılı ve yerleşik içtihatlarında yinelendiği üzere, ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak kimsenin tekeline verilemeyeceği, coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarih ve 2015/7533 E.-2016/2466 K. sayılı kararı ile 16.12.2024 tarih ve 2024/680 E.-2024/9045 K. sayılı kararlarının da yabancı maruf yer adlarına ilişkin oldukları, buna göre, "..." ibaresinin davacının tekeline verilemeyeceği ve bu ibarenin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebebiyet vermeyeceği, zira dava konusu markada yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davalı tarafın YİDK kararı yönünden tespit edilen haklılık durumunun hükümsüzlük davası yönünden de geçerli olduğu, hükümsüzlük davası yönünden yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca da iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/04/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...