Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/6135 E. 2022/10604 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/6135
Karar No
2022/10604

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2023/694 KARAR NO: 2023/1411 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/12/2022 NUMARASI: 2022/362 Esas - 2022/928 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (destekten yoksun kalma) KARAR TARİHİ: 31/10/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/08/2012 tarihinde sürücü ...’ın idaresindeki ... plaka sayılı traktörde yoldan çıkıp devrilmesi sonucunda sürücünün vefat ettiğini, avans faiziyle birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL tutarın ve kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile eşi ... için şimdilik 2.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 18/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla toplam 197.479,92 TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılmış olan davanın KTK'nin 97. Maddesindeki dava şartı yerine getirilmediğinden reddini, davacı tarafından yapılan başvurunun eksik belgeler davacı tarafından tamamlanmadan dava yoluna gidildiği, dava konusu kazaya ilişkin poliçeden dolayı sorumluluklarının davacının kusuru oranında olmak üzere yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 225.000 TL ile sınırlı olduğunu, sürücünün ölümünün trafik sigortası teminatına girmediğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacı taraf zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, kusur durumunun tespiti açısından ceza davası sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafa vefat sebebiyle SGK tarafından bağlanmış olan gelirlerin tespitin davacının davasını ispatı halinde müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir.Dava ve uyuşmazlık; TBK'nin 53. maddesi kapsamında, tek taraflı ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze/defin gideri istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen karar Dairemizce "Davacıların, ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak, sürücü desteğin tam kusurlu olması, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyecektir... davacının, davalı ...'ndan tazminat talep etmeye hakkı bulunduğu kanısına varılmıştır. " şeklindeki gerekçeyle kaldırılmıştır.Ardından ilk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile, 196.479,92 TL destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminatın dava tarihi olan 27/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili, dosyanın KTK'nin 97. maddesindeki dava şartını yerine getirmediğinden reddi gerektiğini, evrak tamamlanmadan dava yoluna gidildiğini, sürücünün kendi kusuru ile vefat ettiğinden söz konusu destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını, sürücünün ölümünün trafik sigortası kapsamına girmediğini, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca sorumluluğunu teminat altına almak için trafik sigortası yaptırmak zorunda olduğundan, sigorta yaptırmamış ise, 3. kişilerin zararına sebebiyet veren aracının karıştığı kazada ödemek zorunda kalacağı tazminatı rücuen yine kendi araç sürücüsünden talep edebileceğini, davanın hukuki sebepten yoksun olacağını, davacının zararının ispatla yükümlü olduğunu, kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, kusur durumu belirlenirken müterafik kusurun dikkate alınması gerektiğini, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen tutara ıslah tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği bir gelirin olup olmadığını ve kazadan sonra evlenip evlenmediği hususlarının araştırılması gerektiğini, hükme esas tutulan 28/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının kızı ... ve müteveffanın annesinin ve vefat tarihinde 20 yaşında olan oğlu ... adına desteklik payı hesaplanmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar tazminatı istemine ilişkindir.1-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 109. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Aynı maddenin 2 nci fıkrasına göre de dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.HMK'nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik kararlarında da açıklandığı üzere, davanın açıldığı tarihte alacak miktarının belirlenmesi imkansız ise belirsiz alacak davası açılabilir. Ayrıca, alacaklı taraftan, alacağın miktar veya değerinin tam olarak belirlenmesinin beklenemediği durumlarda da belirsiz alacak davası açılabilir. Bir başka deyişle, alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda, belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmektedir. Belirsiz alacak davasının zamanaşımına etkisi, alacağın tamamı bakımından dava açılmakla kesilmesi şeklinde cereyan eder.Somut uyuşmazlıkta; tazminata konu kazanın 15/08/2012 yılında gerçekleşmesine, davanın ise 27/09/2018 yılında belirsiz alacak davası olarak açılmasına ve davacı tarafın belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmasına göre, davalı vekilinin ıslah edilen miktara ve alacağa yönelik zamanaşımı itirazında isabet bulunmamaktadır. 2- Somut olayda, davalı sigorta şirketine 20/09/2018 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğu, KTK'nin 97.madddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiği anlaşılmış olmakla bu konudaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.3-Başvuru şartına ve faizin başlangıç tarihine yönelik istinaf itirazına gelince; ... yönünden faizin başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken, ilgililerce gerekli belgeler de ibraz edilerek ... Yönetmeliğinin 9, 14 ve 15. maddelerinde yazılı biçimde fona başvurulduğu halde ödeme yapılmamışsa başvuru tarihinden itibaren ...nın temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş ya da hiç müracaat edilmemiş ise ...nın temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir.Somut olayda, davalı ...na yapılan talep ve başvuru 20/09/2018 tarihi olup 8 iş günün eklenmesi ile bu tarihin dava tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla temerrüddün dava tarihinden işletilmek üzere faize hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur.4-Dairemizin 2020/165 E 2022/582 K sayılı kararında "Davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdiği zarar; sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. ...davalı ...'ndan tazminat talep etmeye hakkı bulunduğu kanısına varılmıştır.O halde, Mahkemece, tarafların delillerinin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda yeniden nihai bir karar verilmesi gerekmektedir." şeklindeki kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin kendi kusuru ile ölen sürücünün yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı verilemeyeceğine ve kusura ilişkin tüm istinaf sebeplerinin yeniden değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.5-Destekten yoksun kalınacak sürenin çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir. Somut olayda; mütevefanın kızı ... için destek alacağı süre 22 yaşına kadar hesaplanmıştır. Mütevefanın dava dışı oğlu ...'un olay tarihinde 20 yaşında olduğu, sosyal ekonomik durum araştırmasından öğrenim gördüğüne ilişkin bilgi olmadığı, destek payının olaydan önce 18 yaşı itibariyle sona erdiği, mütevefanın eşinin de yeniden evlenmediği, ancak olasılığının hesaplandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve (% 1,8 Teknik Faiz uygulanmadan) tazminatın bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması ile destekten yoksunluk yönünden, müteveffanın ve dava dışı paydaşların payının hesaplanarak ayrıldığı anlaşıldığına göre dosya içeriği ile usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile kabul görmüş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmayıp (Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K.) 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususlara değinen davalı vekilinin istinaf taleplerinin de reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 13.421,54 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.355,38‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 10.066,16‬ TL karar ve ilam harcının davalının tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2023

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/6135, K. 2022/10604, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-6135-e-2022-10604-k-c4e73a15fa5d