Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/6135 E. 2022/10604 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/6135
- Karar No
- 2022/10604
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/268 KARAR NO: 2024/1014 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 23/09/2021 NUMARASI: 2017/440 Esas - 2021/1023 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 11/06/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29.11.2016 tarihinde ...’nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile yaya ...’e çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile geçici iş göremezlik için 500 TL, geçici bakıcı gideri için 500 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı için 2500 TL tazminatın davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın usulden reddi gerektiğini, tedavi giderlerine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını ve teminat dışı olduğunu, hesaplamanın 01.06.2015 tarihli Genel Şartlarda yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, tazminat hesabı için dosyanın aktüerya uzmanına gönderilesini, SGK’dan rücuya tabi bir gelir alınmış ise tazminat hesabından mahsup edilmesini, ödemeye esas alınabilecek tüm belgelerin toplanmasından önce sigorta şirketinin temerrüdünün gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 10.652,86 TL geçici iş göremezlik, 157.448,89 TL sürekli iş göremezlik ve 2.144,30 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 170.246,05 TL’nin 16/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin maluliyet oranı tespiti için esas alınması gereken yönetmeliğin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi neticesinde verdigi iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağını, Anayasa Mahkemesi'nin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında 'Anayasanın 152.maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemelerin, Anayasa Mahkemesince verilecek karara uymak zorunda olduklarını, bu durumda itiraz eden mahkemenin, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacak olacağını, aynı durumun itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler için de geçerli olduğunu, iptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemelerin bakmakta oldukları davalarının bu karara göre çözmekle yükümlü olduklarını, bu sonucun Anayasa'nın 153.maddesinin 6.fıkrasında yer alan kuralın sonucu olduğu gerekçesine ver verildiğini, mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre daha önce rapor tanzim eden maluliyet ve tazminat bilirkişilerinden esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği şeklinde olduğunu, Anayasa Mahkemesi tarafından somut norm denetimi neticesinde verilen kararların derhal uygulanması gerektiğini, kaza tarihinin 29.11.2016 ise de poliçe tanzim tarihinin 30.05.2016 tarihi olduğunu, poliçe tanzim tarihinin 02.08.2016 tarihli değişiklikten önce olduğundan maluliyet tespitine esas alınması gereken yönetmeliğin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 30.05.2016 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olduğu halde çok hatalı bir şekilde TRH tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, TRH Tablosu ve %1,8 Teknik Faiz kullanılarak yapılan 21.10.2020 tarihli tazminat hesabının karara esas alınması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararı 17/07/2020 tarihinde verilmiş olmakla iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini, kararda da belirtildiği üzere hukukumuzda sigorta şirketinin sorumlu tutulacağı tazminat miktarının hesaplanması, 6098 sayılı TBK'nın tazminatın hesaplanmasını düzenleyen 49 ila 56. maddelerinden farklı kurallara tabi kılındığını, bu nedenle sigortalı ile sigortacının sorumluluğunun aynı kabul edilmesi ve buna göre tazminat hesaplanmasının kabul edilemeyeceğini, %0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı taleplerinin, yasa değişikliği ile SGK'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bilirkişi raporundaki kusur oranlarını hiçbir şekilde kabul etmediklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı Sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı gideir tazminatının teminat dışı olduğuna ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E.- 2021/10351 K., 2021/5305 E. - 2021/7685 K. sayılı kararları). Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre dava dışı sigortalı araç sürücüsü Güşen'in % 15, davacı yayanın ise % 85 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı ve davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-a-)Davacı yönünden;Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,b-)Davalı yönünden;Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 11.629,51 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.570,21 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.11/06/2024