Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/553 E. 2024/351 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/553
- Karar No
- 2024/351
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/553 - 2024/351 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/553 KARAR NO : 2024/351
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2021 NUMARASI : 2021/142 Esas 2021/841 Karar
DAVACILAR : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Destekten Yoksun Kalma Tazminatı KARAR TARİHİ : 14/03/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05/04/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 06.09.2020 tarihinde dava dışı ...’nun idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı çekici ve çekiciye takılı ... plakalı yarı römork ile dava dışı ... idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye takılı ... plakalı yarı römorkun karıştığı trafik kazası sonucunda ... plakalı çekicide yolcu olarak bulunan davacıların desteği ...’ın vefat ettiğini, kaza tespit tutanağı ve ceza soruşturmasında alınan 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacıların desteğinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza nedeniyle davacılardan ... ve ...’ın oğullarını, ...’ın eşini, ...’ın ise babasını kaybettiğini ve desteğinden yoksun kaldığını, müteveffanın kaza tarihinde beton pompa operatörü olarak çalıştığını, aylık gelirinin en az 4.000,00 TL olduğunu, ancak sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını, emsal ücret araştırması yapılmasını talep ettiklerini belirerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müteveffanın annesi ... için 100,00 TL, babası ... için 100,00 TL, eşi ... için 100,00 TL, kızı ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini davacı ... için 210.983,94 TL, ... için 76.421,92 TL; davacı ... için 63.187,90 TL, ... için 59.406,24 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 16.06.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacılar ... ile ...'ın müteveffa ...'ın anne ve babası, davacı ...'ın eşi, ... ise çocuğu olduğunu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 13.10.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak poliçe teminat limiti gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile davacı ... için 210.983,94 TL, davacı ... için 76.421,92 TL, davacı ... için 63.187,90 TL, davacı ... için 59.406,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının, temerrüt tarihi olan 15.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu ve görev itirazında bulunduklarını, davanın ticari iş ve ticari dava olmadığını ve Karayolları Trafik Kanunu kapsamında düzenlendiğinden genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tazminat talebi bakımından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın veya araç sürücüsü üçüncü kişinin ağır kusurunun varlığı halinde davalı sigorta şirketine yöneltilen zarar talebine ilişkin illiyet bağının kesileceğini, müterafik kusurun varlığı halinde davacılar lehine hükmedilecek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kusur yönünden gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kusurun, hatır taşımasının ve müterafik kusurun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, hatır taşıması ve müterafik kusur bulunduğundan hakkaniyet oranında indirim yapılması gerektiğini, davaya konu trafik kazasında müteveffanın araçta ön koltukta yolcu konumunda olup emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususu araştırılarak takılı olmaması halinde müterafik kusur indirimi uygulanması gerekeceğini, ayrıca müteveffanın hatır taşıması ile taşınıp taşınmadığının tespit edilmesi ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ifade tutanakları uyarınca müteveffanın araç sürücüsünün akrabası olup karşılıksız olarak hatır taşıması ile taşındığını, destek ilişkininin ispat edilmesi gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı koşullarının varlığının araştırılması gerektiğini, tazminatın belirlenmesinde tüm indirim kalemlerinin göze alınmasını talep ettiklerini, olay nedeniyle SGK tarafından hak sahiplerine herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerekmekte olup ödeme yapılmışsa tazminattan indirim yapılması gerektiğini, poliçe limitlerinin kaza başına garameten paylaştırılmasına ilişkin poliçe dahilinde yapılacak taleplerin bekletici mesele sayılmasını, kazaya ilişkin olarak iki vefat ve birden fazla yaralı bulunduğunu, dosyada alınan aktüer bilirkişi raporunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçe limitlerinin çok üzerinde olduğunu, diğer taleplerin beklenmesi ve poliçe limitlerinin garameten paylaştırılması gerektiğini, her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu tazminatın konusunun aynı olmakla davacıların tek bir vekille temsil edildiğini, davalı şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, davaya konu talep haksız fiilden kaynaklandığından avans faiz işletilemeyeceğini, avans faizi talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar vekili, 06.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı çekici ve çekiciye takılı ... plakalı yarı römork ile ... plakalı çekici ve çekiciye takılı ... plakalı yarı römorkun karıştığı trafik kazası sonucunda ... plakalı çekicide yolcu olarak bulunan davacıların desteği ...’ın vefat ettiğini belirterek müteveffanın anne, babası, eşi ve çocuğu olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, davalı tarafça davaya karşı cevap dilekçesi verilmemiş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 16.06.2020 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapordaki tespit ve hesaplamalar ile poliçe teminat limiti nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden 06.09.2020 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı ... idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye takılı yarı römork ile seyir halinde iken kavşağa yaklaştığında aracın sağ yan kısımları ile aynı yönde seyreden dava dışı sürücü idaresindeki ... plakalı çekici ve sadece yarı römorkun sol yan kısımlarına çarpması ve yine aynı yönde seyreden dava dışı sürücü idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiği, kazaya ilişkin Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3233 sayılı soruşturmasında alınan 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun belirtildiği ve kazada araç sürücüsünün ölümü nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 16.06.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacı dışı sürücü ...'nun idaresindeki ... plakalı çekici ve çekiciye takılı ... plakalı yarı römork ile seyir halinde iken kontrollü ve müteyakkız seyretmediği, yola gereken dikkatini vermediği, görüntülü inceleme tutanağından anlaşılmakla kavşak başında trafik nedeniyle durmaktayken harekete geçen araçlara karşı zamanında etkin tedbir almadan çarptığı ve % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, görüntü inceleme tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davalı sigorta şirketi istinaf dilekçesinde, desteğin emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı sigorta şirketi tarafından yargılama sırasında müterafik kusur savunması ileri sürülmediği gibi kaza tespit tutanağı, görüntü izleme tutanağı ve toplanan delillere göre kazanın meydana geliş şekli ile otopsi tutanağında müteveffanın açık kemik kırıkları ve büyük damar yaralanmaları ile iç ve dış kanama sonucunda vefat ettiğinin belirtilmiş olmasına göre müteveffanın emniyet kemerinin takılı olması halinde ölümün gerçekleşmeyeceğinin söylenemeyeceği, ölüm ile emniyet kemeri takılmaması arasında illiyet bağının bulunduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi dosya kapsamında da anlaşılmadığından müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılamamış olması isabetli görülmüştür. 3-Davalı vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği, alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı dikkate alındığında davalı tarafça yargılama sırasında ileri sürülmeyen hatır taşıması def’i istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. 4-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, gerekçede dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, 06.09.2020 tarihinde dava dışı sürücünü idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araçta yolcu konumunda bulunan ...'ın vefat ettiği, müteveffanın annesi, babası, eşi ve çocuğu olan davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle eldeki davanın açıldığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 13.10.2021 tarihli raporda Yargıtay uygulamalarına uygun olarak destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının belirlendiği, öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu Cizre Sosyal Güvenlik Merkezinin 10.03.2021 tarihli cevabi yazısında kaza nedeniyle rücuya tabi ödeme yapılmadığının bildirildiği, gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 5-Davalı vekilinin faizin başlangıcına yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde; 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 04.01.2021 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 15.01.2021 olarak belirlenmesinin ve sigortalı ... plakalı çekicinin ticari araç olduğu nazara alınarak hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanmasına karar verilmesinin doğru olduğu anlaşılmıştır. 6-Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı sayısı kadar dava olduğu kabul edilerek her davacı yönünden kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında da isabetsizlik görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 28.007,10 TL istinaf harcından peşin alınan 7.002,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 21.005,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca karar tebliği, harç tahsil, mahsup ve iade işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.