Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/541 E. 2023/633 K. – Haksız Rekabetin
Konu: Haksız Rekabetin Tespiti Ve Önlenmesi
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/541
- Karar No
- 2023/633
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Rekabetin Tespiti Ve Önlenmesi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1705 KARAR NO: 2024/1912 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/10/2023 NUMARASI: 2022/541E. - 2023/633 K. DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 09.06.2022 tarihinde 6.500 mt sülfür emtiasını dava dışı ...'a CFR teslim şekli ile sattığını, yükün Sicilya Augusta Limanından Mısır Abu Qir Limanına ... IMO numaralı Panama bayraklı ... Gemisi ile taşınması için geminin donatını olan davalı .... ile navlun sözleşmesi düzenlendiğini, geminin yolculuğa ve yüke elverişliliğine ilişkin evrakların istendiğini, herhangi bir aksilik olmaksızın yüklemenin yapılarak geminin seferini tamamladığını, yükün tahliyesi sırasında gemiden 262 mt yük kalmışken yüke kısmi deniz suyu karıştığı ve yükte ıslaklık olduğu gerekçeleri ile kalan yükün alıcı tarafından teslim alınmadığını, bunun üzerine kaptanının alıcıya 15.07.2022 tarihli protesto mektubu göndererek, yükün yükleme limanında ıslak koşullarda yüklendiğini, yükün %0,3'ünün yüklemeden önce nemli olduğunu, bu nedenle ambarın zemininde su bulunmasının normal olduğu, geminin tahliyeyi tamamlamaya hazır olduğu, alıcının tahliyeyi geciktirmesi nedeniyle oluşan zararlara katlanmak zorunda kalacağının iletildiğini, alıcının donatana gönderdiği 16.07.2022 tarihli cevabi mektupta yüke kısmi olarak deniz suyunun karıştığı ve yükte ıslaklık bulunduğu, renginin değiştiği belirtilerek yükün teslim alınmadığını, satımın CFR şeklinde olması ve yüke elverişli gemi seçilmesi nedeniyle yükün gemiye yüklenmekle satıcının edimini yerine getirdiğini, alıcı ve donatanın uyuşmazlığının sulhen çözümlediğini, 22.07.2022 tarihinde donatanın brokeri olan davalı ...'un müvekkilinin itibarına saldırı niteliğindeki bir bildiriyi yayınladığını, bildiride müvekkiline gemi verecek kişilerin kendileri iletişime geçmesinin istendiğini, müvekkilince 04.08.2022 tarihinde davalılara gönderilen uyarı mektubu ile haksız saldırının sonlandırılmasını istemesine rağmen cevap verilmediğini, deniz ticareti sektöründe, yük sahipleri ile gemi sahiplerinin borkerler aracılığı ile buluştuğunu, sektöre ilişkin olgular değerlendirildiğinde bu mesajı alan bir armatörün, müvekkili hakkında kötü bir izlenim edinmesi ve çoğu zaman çalışmak için müvekkilinin tercih etmemesi için davaya konu mailin üzerine herhangi bir ek açıklama yahut kötüleme bulunmasına gerek bulunmadığını, mesaj ile armatörlerin müvekkili hakkında yanlış bir kanıya kapıldıklarını, mesajın yayınlanması ile haksız rekabetin başlatıldığını, mesaj karşısında bir piyasa aktörünün tekrar davalıları arayarak bilgi istemesine gerek bulunmadığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak gösterilen metnin müvekkili şirketçe gönderildiğinin ispatlanamadığından müvekkilinin husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davaya konu e-postanın müvekkili şirketçe gönderildiği kabul edilse dahi ortada haksız rekabet oluşturan herhangi bir fiil bulunmadığını, e-postanın kim tarafından gönderildiği, gönderen kişinin müvekkili şirketin yetkilisi olup olmadığı, şirket yetkilisi olsa dahi e-postayı şirket adına mı yoksa kendi adına mı gönderdiği hususların belirsiz olduğunu, davacının ispat yükünü yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Diğer davalıya, dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda 6102 sayılı TTK.nun 5.kısmında düzenlenmiş deniz ticaretine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu uyuşmazlığa 6102 sayılı yasanın 5/2-3 maddesine göre Deniz İhtisas Mahkemesinin bakmakla görevli olduğu, H.M.K.'nın 1.maddesine göre, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu anılan kanunun 114/c maddesinde görev konusunun dava şartı olarak gösterildiği, dava şartının her aşamada res'en gözetilmesi gerektiği, davaya bakmaya Deniz İhtisas Mahkemesi görevli olduğu anlaşıldığı... " gerekçesiyle, denizcilik mahkemesinin görevli olması nedeniyle davanın usulden reddine, HMK7nın 20.maddesindeki usul çerçevesinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, görevsizlik kararına yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki maddi vakıaları aynen tekrar ederek, müvekkili ile gemi donatanı davalı ... arasında düzenlenen navlun sözleşmesi kapsamında yükün taşındığı sırada oluşan hasarlarla ilgili görüşmelerin devam ettiği sırada davalı ... tarafından 22 Temmuz 2022 tarihli deklarosyanda müvekkilinin kişilik haklarını ihlal ettiğini, yayınlanan yazının TTK'nın 54 ve 55/1.a.1 maddesine göre haksız rekabet oluşturduğunu, bu durumun dava dilekçesinde açıklandığını, haksız rekabete bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesinin sadece TTK'nın 5.kitabında düzenlenen hükümlerden kaynaklanan davalara baktığını, mutlak ticari dava olan haksız rekabete davalı mahkemece bakılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın görevli mahkemeyegönderilmesine, karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi ile birlikte, davalı Broker'ı mesaj gönderdiği tüm kişi zümre ve e posta gruplarına konuya ilişkin tekzip mesajı yayınlaması aksi halde haksız rekabet nedeniyle yargılama başlatıldığını bildirilmesi, haksız rekabete konu olaylar nedeniyle davalının karalayıcı beyanda bulunmaması, taşıma ilişkisinde davacının hatalı olduğu veya olayın aktörlerinden herhangi birini baskı yaptığına ilişkin beyanda bulunmaması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince 13.09.2022 tarihli ara kararla; netice-i talebi içeriği şekilde bir metin yayınlanmasının istendiğini ancak eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağının yargılama ile belirlenebileceği gibi davalının hangi zümre ve gruplara yazışma yaparak haksız rekabetin somutlaştırılmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebin reddine karar verilmiştir. Davacının bu karara karşı istinaf yoluna başvurmadığı, 13.04.2023 tarihli duruşmada tedbir talebinin tekrar etmesi üzerine mahkemece tedbir talebinin reddine karar verildiği, 18.04.2023 tarihli gerekçeli ara kararda önceki kararın ortadan kaldırılması için somut bir delil sunulmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, 18.04.2023 tarihli ara karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili, 18.04.2023 tarihli ara karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taşıma sözleşmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen davalının denizcilik kamuoyuna duyurduğu sirkülerle müvekkilinin iş emtialarının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kötülendiğini, haksız rekabetin verilmesi için gerekli olan vakıaların yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığını, kötülemenin haksız rekabet olduğunu belirterek, ihtiyati tedbirin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalılardan ... şirketi ile düzenlediği navlun sözleşmesi kapsamında taşınan sülfür yükünün denizde ıslandığını, müvekkilinin CFR satım şekli ile sahte emtiayı yüke ve yolculuğa elverişli bir gemi temin ederek, yükü gemiye yüklemekle edimi yerine getirdiğini, ancak alıcı ile taşıyan arasındaki uyuşmazlık sırasında davalı ... şirketince denizcilik kamuoyuna duyuran sirküler ile müvekkilinin iş emtiasının, dürüstlük kuralına aykırı şekilde kötülenerek haksız rekabet oluşturulduğu iddiası ile haksız rekabetin tespiti ve önlenmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde açıklamalar kısmında deniz taşımasına ilişkin bir kısım vakıalar yazılmış olmakla birlikte, talebin davalı ... şirketinin denizcilik kamuoyuna duyurduğu 22.07.2022 tarihli sirkülerdeki ifadelerin TTK'nın 55/1.a.1 maddesindeki, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek eylemi olarak haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayalı olduğu ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Dava dilekçesinde, TTK'nın 5. Kitabında düzenlenen deniz taşımasından kaynaklı hiçbir talep bulunmamaktadır. Talep açıkça TTK'nın 55. maddesindeki haksız rekabete ilişkin olmasına göre ve HMK'nın 26. maddesi gereğince hâkimin talepten başka bir şeye karar veremeyeceği kuralının dikkate alınarak işin esasının incelenmesi gerekirken, dosya içeriğiyle uyuşmayan şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Zira, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olması için, TTK'nın 5/2 maddesi uyarınca, uyuşmazlığın TTK'nın 5. Kitabında düzenlenen deniz ticaretine ilişkin hükümlerden ya da deniz sigortalarından kaynaklanması gerekir. Ancak uyuşmazlığın TTK'nın 5. Kitabından kaynaklanmaması nedeniyle Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevli olmadığı, ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin göreve ilgili dava şartını hatalı uygulaması nedeniyle, görevsizlik kararının HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince kararın kaldırılması gerekmiştir. İhtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: Davacı, dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep etmiştir. TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1. maddesinde, ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, hukuk usulu muhakemeleri kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir.'' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre bu tür davalarda talep edilebilecek ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın bu maddesine göre değerlendirilmelidir. Buna göre bu tür davalarda ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. İlk derece mahkemesince talep HMK'nın 389 vd maddelerine göre değerlendirilmiş ve mahkemece uyuşmazlığın esasını çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davacının tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Oysa, öncelikle özel hüküm olan TTK'nın 61. maddesinin uygulanması gerekir. İlk derece mahkemesinin bu yasal düzenlemeyi dikkate almaksızın verdiği tedbirin reddi gerekçesi usule aykırı olmuştur. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği aşamada, henüz dava ve dilekçesinde sunulan tüm deliller toplanmamıştır. Sunulan delillerin çözümünün yapılarak hukuka uygunluk nedenleri konusunda tarafların delilleri dikkate alınarak bir değerlendirme ile uyuşmazlığın niteliği gözetildiğinde mahkemece henüz bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmadığı da anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi dosyanın bulunduğu aşama itibariyle doğru olup, yargılamanın ilerleyen aşamasında delillerin toplanmasından sonra ve talep halinde her zaman ihtiyati tedbirin mahkemece değerlendirilebileceği dikkate alınarak, davacı vekilinin 18.04.2023 tarihli ihtiyati tedbire yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin görevsizlik kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Davacı vekilinin, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 18.04.2023 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair; HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a, 362/1.c ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.