Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/449 E. 2025/1717 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/449
- Karar No
- 2025/1717
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/449
KARAR NO : 2025/1717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/07/2021
NUMARASI : 2020/200 Esas - 2021/543 Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Maslak Bulvar Ticari şubesi ile borçlu firma arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine dayanılarak kredilerin kullandırıldığını, diğer davalıların kefil olduklarını, keşide edilen ihtarnameye karşın borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu, davalıların itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçlu şirketin ödemelerinden sonra dava tarihi itibariyle ticari krediden kaynaklanan borcun 286.344-TL’ye indiğini, icra takibinde yer alan kredi kartlarına ilişkin alacağın kalmadığını, koşulların genel kredi sözleşmesinde yer aldığını, davalıların itirazlarının yerinde olmadığını beyanla; davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın sunmuş olduğu sözleşme örneği davacı tarafın alacak iddiasını ispatlamamakla beraber bu sözleşmenin içeriğinin de kabul edilmediğini, söz konusu sözleşmenin müvekkili aleyhine haksız şartlardan ibaret olup bu şartların eldeki davada hüküm ve sonuç doğurması hukuka aykırı sonuçlara yol açacağından davacı tarafça sunulan sözleşme ve içeriğini kabul etmediğini, ilgili sözleşmenin sözleşmeler alanında uzman bir bilirkişi tarafından incelenerek TBK 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem şartı niteliğinde olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, Genel kredi sözleşmesinin diğer bankalarca da yapılan ve matbu bir metinden oluşan karşı tarafa hak kazandırıp tüketiciye yükümlülük yükleyen bir sözleşme olduğunu, tarafların sözleşmeye ihtirazı kayıt koyma hakkı bulunmayıp karşı tarafa sözleşmeyi kabul yükümlülüğü yüklendiğini, işbu davaya konu sözleşmenin de müvekkiline yüklediği yükümlülüklerin, TBK’da düzenlenen “genel işlem koşulu” niteliğinde olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 20 vd. maddeleri uyarınca geçersiz olduğunu, müvekkili Şirketin davacı yana bahsedildiği şekilde herhangi bir borcunun bulunmadığını, Davacı taraf dava dilekçesinde ihtilaf halinde kendi Banka defter ve kayıtlarının kesin delil olarak kararlaştırıldığını belirtmişse de delil sözleşmesi müvekkilinin ispat hakkını ortadan kaldırmakla beraber bu durum asimetrik bir delil sözleşmesini ortaya çıkardığını, HMK’nın bu konudaki 193/2 hükmü “Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir.“ diyerek, asimetrik delil sözleşmelerini geçersiz kıldığını, dolayısıyla müvekkilinin defter ve kayıtlarının da incelenmesinin gerektiğini beyanla; davanın reddine, alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosya kapsamı ile uyumlu bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 17.03.2014 tarihinde düzenlenmiş bulunan “Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi” ni borçlu sıfatıyla davalı firma... Elektronik San. Ve Tic. Ltd.Şti, kefil sıfatıyla da ... ... ve ... ...’ın imzalamış olduğu borçlu yönünden 1.000.000,00 TL, kefiller yönünden 1.250,000,00 TL limitli olarak imzalandığı Sözleşmenin; l/9..maddesi; “Akdi faiz oranının Banka ile müşteri arasında mutabakata varılmak suretiyle sabitleneceği”, 1/10.maddesinde; “temerrüt faiz oranının Bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık % 50 fazlası olarak hesaplanacağı”, V. maddesinde; “Sözleşmenin sonunda imzaları bulunan kefillerin müteselsil kefil sıfatıyla kefil oldukları”, VI. maddesinde; “belirli bir vade kararlaştırılmayan kredilerde, borcun bankanın göndereceği kat ihtarı ile verilen süre içinde ödenmediği takdirde yeni bir ihtara gerek olmaksızın müşterinin mütemerrit olacağı ve borcun muaccel olacağı”, düzenlemesinin yer aldığı, Davacı bankanın, Beyoğlu 41. Noterliğinden keşide edilen 06.01.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinde davalı-borçlu firma ile davalı borçlu ve davalı kefillere hesap kat ihtarı gönderdiği ,İhtarnamenin borçlu firmaya 10.01.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı-kefillere tebliğ edilemediği bu nedenle Davalı-borçlu firma 12.01.2019 tarihi itibariyle temerrüde düşmüştür. Davalı-kefillerin temerrütleri ise takip tarihi olan 23.07.2019 tarihi itibariyle gerçekleştiği Akdi faiz oranı yıllık % 15,75 olmakla birlikte; taraflar arasındaki Genel kredi sözleşmesinin 1/10.maddesinde; “taksitli kredilerde taksitlerden herhangi birini vadesinde ödememesi nedeniyle temerrüde düşmesi halinde temerrüt faiz oranının Bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık % 50 fazlası olarak hesaplanacağı”, hükmü gereğince, uygulanacak faiz oran, bankaca uygulanacağı bildirilen en yüksek kredi faiz oranı olan (İşletme kredileri için) yıllık 50 olan faiz oranının % 50 fazlası olan % 75 olarak belirlendiği, ancak talebin yıllık % 40 olduğu görülmekle taleple bağlı kalınması gerektiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde alacaklı banka vekili kredi kartlarının tamamen ödendiğinden bahisle kredi kartı borçlarının kapandığı ve bu konuda taleplerinin olmadığı beyanında bulunmuş olup, bu nedenle iskonto, BCH ve İşletme Kredileri yönünden bilirkişi raporu ibraz edilmiştir. Dosya kapsamına ibraz edelin ve itibar olunan bilirkişi rapor ve ek raporu uyarınca Borçlu firmanın temerrüt tarihi olan 12.01.2019 tarihi itibariyle toplam borcunun 923.854,90 TL olduğu, taraflar arasında imzalanan “Genel Kredi Sözleşmesi, Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Formu”, kedi kullanan firma tarafından incelenerek imzalandığı bu nedenle davalı tarafça ileri sürülen sözleşme ve içeriğini kabul etmemeleri, ihtarnamenin yasa hükümlerine aykırı olduğu hususundaki itirazları yerinde görülmemiş, temerrüt tarihi-takip tarihi arası faiz hesaplaması, ödemeler ve BK mad.100 dikkate alınarak yapılan bilirkişi rapor ve ek raporundaki hesaplamalar doğrultusunda takip tarihi itibariyle banka alacağının; Davalı-borçlunun 730.299,43 TL asıl alacak, 155.797,21 TL temerrüt faizi ve 7.789,86 TL de BSMV olmak üzere toplam 893.886,50 TL borçlu bulunduğu, ödeme emri ile talep edilmekte olan toplam alacağın, 730.299,43 TL asıl alacak, 75.714,42 TL işlemiş (temerrüt) faizi ve 3.785,73 TL de BSMV olmak üzere 809.799,58 TL olduğu ve davacı bankanın talebi ile bağlı kalacağı, Davalı-kefillerin sorumluluklarının; asıl alacak; 711.177,14 TL, faiz 160.171,18 TL, BSMV 8.205,13 TL ve komisyon 114 TL olmak üzere, toplam 879.667,45 TL olarak hesaplandığı, ödeme emri ile talep edilmekte olan toplam alacağın, 730.299,43 TL asıl alacak, 75.714,42 TL işlemiş faiz ve 3.785,73 TL de BSMV olmak üzere 809.799,58 TL olduğu, buna göre davalı-kefillerin sorumluluklarının, 711.177,14 TL asıl alacak, 75.714,42 TL faiz ve 3.785,73 TL BSMV olmak üzere, 790.677,29 TL olarak belirlendiği,. Dava tarihi itibariyle davacı banka alacağının; Davalı borçlu firma yönünden, 243.667,12 TL asıl alacak, 53.065,28 TL faiz ve 2.653,26 TL BSMV olmak üzere toplam 299.385,56 TL, Davalı kefiller yönünden ise 223.626,29 TL asıl alacak, 48.700,84 TL faiz ve 2.435,04 TL de BSMV olmak üzere toplam 274.762,17 TL, olduğu anlaşılmış, Anılan durum karşısında takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabulüne,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kefil, kefalet limiti kapsamında asıl kredi borçlusunun tüm borcundan ve ayrıca varsa kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olduğunu, bu nedenle kefilin sorumlu olduğu alacak miktarının kredi borçlusunun sorumlu olduğu alacak miktarından farklı olmasının düşünülemeyeceğini, davalı asıl kredi borçlusu şirketin sorumlu olduğu asıl alacak ile diğer davalı kefillerin sorumlu olduğu asıl alacağın farklı olmasının kabul edilemeyeceğini, davalı kefiller yönünden verilen “fazlaya ilişkin istemin reddi” kararı bu yönüyle de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ihtarname ve eki hesap özeti, davalı kefillerin genel kredi sözleşmelerinde belirttiği adreslerine gönderildiğini, bu nedenle davalı kefiller bakımından da temerrüt tarihi davalı asıl kredi borçlusu ile aynı olduğunu, dolayısıyla davalı kefiller yönünden de davalı kredi borçlusu şirket gibi davanın ikame edilen şekliyle kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilerek fazlaya ilişkin istemin reddedilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ihtarname ve eki hesap özetinin davalı kefillerin genel kredi sözleşmelerinde yer alan adreslerine gönderildiği ve davalı kefiller tarafından davacı bankaya başkaca bir adres bildirilmediği nazara alındığında davalı kefiller bakımından da ihtarname tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilerek hesaplama yapılması gerektiğini, bu durumda da davalı kefiller yönünden davanın kısmen kabulü kararı haksız ve eksik olduğunu, davalı kefiller ... ... ve ... ... yönünden “11.581,83-TL” bakımından vermiş olduğu “fazlaya ilişkin istemin reddine” kararı hatalı ve eksik olduğunu beyanla ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını davanın söz konusu kefiller bakımından da tıpkı diğer davalı... Elektronik San. Ve Tic. A.Ş. yönünden verilen karar gibi itirazın 286.344,00-TL’si bakımından itirazın iptaline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi nedeniyle kefillerin asıl borçlunun temerrütünün sonuçlarından sorumlu olup olmadıkları noktasındadır.Davacı banka ile davalı... Elektronik Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 17/03/2014 tarihinde 340.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalılar ... ... ve ... ... bu sözleşmeye 17/03/2014 tarihinde 425.000,00 TL limitle müteselsil kefil olmuştur.Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere çekilen Beyoğlu 41. Noterliğinin 08/01/2019 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği; muaccel hale gelen kredi alacağının ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosasında, "genel kredi sözleşmesi, hesap özeti, hesap kat ihtarı" sebebine dayalı olarak toplam 834.413,90 TL alacağın tahsili istemiyle 18/06/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlularının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı, davalı kefillerinde asıl borçlu ile aynı miktarda sorumlu olması gerektiğini ileri sürmektedir.Davalılar ... ... ve ... ... kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumundadır. Davacı banka tarafından gönderilen hesap kat ihtarnamesi davalı kefillere tebliğ edilememiştir. İİK’nın 68/b maddesindeki tebliğe ilişkin hüküm davalının kefil olması nedeniyle davalıya uygulanamaz. TTK’nın 7/1. maddesi uyarınca kefile taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Temerrüte düşürülmeyen borçlu kefil temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağından, mahkemece icra takip tarihinden önceki döneme ilişkin davalı aleyhine temerrüt faizine hükmedilmesi mümkün değildir(Yargıtay 19. HD'nin 12/06/2019 Tarih ve 2018/3501 E. - 2019/3769 K. sayılı kararı ile Yargıtay 11. HD'nin 02/11/2020 Tarih ve 2020/3334 E. - 2020/4631 K. sayılı kararı). Davalı kefillerin kefaleti ticari borca ilişkin olduğundan TBK'nın 589/2-1. maddesinin somut olayda uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davalı kefiller yönünden davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025