Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/239 E. 2023/90 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/239
Karar No
2023/90

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : .... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI :.... DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Giderilmesi, İlan Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 tarih ve 2022/239 E. - 2023/90 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır ... üretim sektöründe yer aldığını, "... ... ..." markasının ... nezdinde tescilli olduğunu, davalının da müvekkili ile aynı alanda faaliyet göstermekte olup, "... ... ... ..." ibaresini hizmetlerinde ve reklam filmlerinde kullandığını, bu kullanımın iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek, müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti ile tecavüzün giderilmesi ile masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın Türkiye çapında yayın yapan gazete ve/veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı markasında asıl korunan unsurun "..." ibaresi olduğunu, "... ..." ibaresinin ... sektöründe kimsenin tekeline verilemeyeceğini, ayırt ediciliğinin son derece düşük olduğunu, müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz eden bir markasal kullanımı bulunmadığını, dava konusu ibarenin ... çeşitli yerleri ile özdeşleşen renk tonlarının ... ...’da bulunduğunu ifade eder biçimde kullanıldığını, müvekkilinin "... ..." markasının tanınmış olduğunu, "... ..." ibaresinin tek başına davacı adına tescilli de olmadığını, taraf markalarının esas unsurları itibariyle karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ayrıca "... ..." ibaresinin reklamda sadece seslendirmede geçtiğini, yazılı olarak kullanılmadığını, reklam dışında da kullanılmadığını, davacının bu ibarenin üçüncü kişiler tarafından dürüstçe kullanılmasına katlanması gerektiğini, bunun SMK'nın 7/5. maddesinin gereği olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı şirkete ait "..... hesabında yer alan "hakkında" bölümü içerisinde, davalı şirkete ait diğer sosyal medya hesaplarına ve.....adına yönlendirme yapıldığı, davalı yanın hesabında, "... ... ... ..." ibaresi ile davacı yanın listelemiş olduğu videoların sınıflandırıldığı, videoların 13 ile 15’er saniye uzunlukta, davalı yanın çeşitli ürünlerini tanıtmak amacı ile oluşturulmuş olduğu, farklı renklerdeki ürünlerin farklı adlarla adlandırıldığı, ürünlerle ilgili bilgi verildikten sonra, her bir videoda aynı olacak şekilde "... ... ... boyada, en güzel ... ... ..." ifadelerine yer verildiği, söz konusu kullanımın, ticari etki yaratacak şekilde olduğu, davalı tarafça kendi ürünlerinin diğer işletmelere ait ürünlerden ayırt edilmesi amacı ile söz konusu ibarelerin kullanıldığı, davalı yanın eylemli kullanımlarının, ... ürünleri açısından markasal kullanım olduğu; söz konusu kullanımın davacının markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle de benzer nitelikte olduğu; somut olayda, çekişmeye konu olan sınıflara hitap ettiği tüketicilerin ortalamaya nazaran daha yüksek derecede bilinçli / dikkatli / özenli / seçici alıcılar oldukları kanaatine varıldığı; Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük uyarınca, "dünya" kelimesinin "üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü, dış, çevre, ortam, inançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu, meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia, herkes, duygu, düşünce ve hayal âlemi" anlamlarına geldiği, "... ...... şeklindkie kullanımın ise, "pek çok" anlamına geldiği, "... ..." ibaresinin ise Türkçe dilbilgisine göre isim tamlaması olduğu, mevcut kullanım itibari ile "pek çok renk" anlamına geldiğinin kabul edilmesi gerektiği; her iki markada da ortak olan "... ..." ibaresinin faaliyet gösterilen sektör açısından ayırt edicilik niteliğinin bulunmadığı, "... ..." ibaresinin bir çok renk, pek çok renk, çok fazla renk şeklindeki kullanımı karşısında söz konusu ibarenin markalarda esas unsur olarak yer alamayacağı; markalar ayırt edici niteliği düşük olan bir unsuru ortak olarak içeriyorsa, karıştırılma olasılığı değerlendirmesinin, ortak olmayan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime etkisi hususuna odaklanacağı, somut olayda, davacı yanın markasında "..." ibaresinin ön plana çıktığı, davalı yanın kullanımlarında da "... ... ....... ... ...” şeklinde kullanımlarda seri markası "... ..." ibaresine yer verdiği, halkın ilgili kesimine ilettiği bütünsel algının taraf markaları açısından farklı olacağı, benzer ibarelerin bütüne olan etkilerinin düşük düzeyde kaldığı, ilk bakışta iltibasa meydan verecek bir benzerlikteki kullanımın bulunmadığı, taraf markalarının/eylemli kullanımlarının bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları kanaatine varıldığı; davalı şirkete ait eylemli kullanımın, davacının marka haklarını ihlal etmediği, 6769 sayılı SMK'nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, ilgili tüketicilerin dikkat seviyesinin daha yüksek olduğu değerlendirmesini de kabul etmediklerini, dava konusu ibarenin müvekkili adına tescilli olduğunu, uzun yıllardır da kullanılması sonucu kendisi ile özdeşleştiğini, davalı kullanımının iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, giderilmesi ve hükmün ilanı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın, marka hakkına tecavüz sayılacağı; atıf yapılan 7. maddenin 2/b maddesinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu, somut uyuşmazlıkta davacının tescilli "........" ibareli markası ile davalının "... ... ... ..." ibareli markasal kullanımı arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, zira, dava konusu "... ..." ibaresinin davalının kullanımının gerçekleştiği emtialarda ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dolayısıyla bu ibarenin kullanımının tek başına iltibasa sebebiyet vermeyeceği, davacının mesnet markasında yer alan "..." çatı markası ile dava şirket kullanımında yer alan yine çatı markası olan "... ..." ibaresinin ayırt ediciliği sağladığı ve taraf marka ve kullanımları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı, açıklanan nedenle marka hakkına tecavüzün gerçekleşmediği, öte yandan, davacı vekili bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini de ileri sürmüş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/07/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/239, K. 2023/90, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-239-e-2023-90-k-5b837c768c4d