Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2022/2104 E. 2024/1371 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2104
- Karar No
- 2024/1371
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2104 KARAR NO : 2024/1371
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2021 NUMARASI : 2018/591 Esas 2021/745 Karar
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 14/11/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/11/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.10.2017 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı kaza yapması sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatı için 165.000,00 TL, bakıcı gideri talebini 165.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce başvuru şartınının usulünce yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bakıcı ve geçici işgöremezlik tazminatı taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, gerçek zararın ispat edilmesinin gerektiğini, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, zararın hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, davalı şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı aracın seyir halinde iken lastiğinin patlamasının %100 oranında kazaya etken olduğunun anlaşıldığı, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %96, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %100 oranında olduğunun, davacının devamlı bir başkasının bakımına muhtaç olduğunun mütalaa edildiği, davacının sürekli işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, davacının %96 daimi maluliyete göre sürekli işgöremezlik zararının 837.203,69 TL, bakıcı giderinin 916.020,19 TL olduğunun hesaplandığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının poliçe limiti ile sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 165.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 165.000,00 TL'lik bakıcı gideri tazminatına, temerrüt tarihi olan 19.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadan davanın açılmış olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, aktüerya raporunda %1.8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılmadığını, bakıcı giderinin sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, bu hususta ayrıca bir teminat bulunmadığını, davacıya fiili olarak bakıcı tutulup tutulmadığının araştırılması gerektiğini, kim tarafından ne kadar bakım yapıldığının belirlenerek hakkaniyet indirimi uygulanmadığını, davacı yolcu olduğundan emniyet kemeri kullanıp kullanmadığının tespit edilerek müterafik kusur hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, usulüne uygun başvuru olmadığından dava tarihinden itibaren faiz uygulanabileceğini, davacı lehine fazla vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talep etmiştir. 1-Davalı ... şirketi, davacı tarafından davadan önce davalı ... şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanamayacağından mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3- Davacı vekili dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davacının talebi gibi davanın kabulüne karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı birlikte değerlendirildiğinde davalı ... şirketinin tedavi giderleri kapsamında olan bakıcı giderinden 2918 sayılı KTK'nın 85.maddesi ve 91. Maddesi, TBK'nın 54. Maddesi gereğince sorumluluğunun devam ettiği her ne kadar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında sigortacının poliçe kapsamında sürekli sakatlık ve sürekli bakıcı gideri için tek limitten sorumlu olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve KTK'nın 95. Maddesi gereğince sigorta sözleşmesinden ve kanundan doğan tazminat yükümlülüğünün kaldırılması ve miktarının azaltılması hallerinin zarar görene karşı ileri süremeyecek olmasına, Yargıtay tarafından bakıcı giderinin tedavi ve sağlık giderleri teminatında kabul edilmesine, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf yapan KTK'nın 90. Maddesindeki ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle davalı ... şirketinin sağlık gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmasına, tedavi gideri ve sağlık giderinin ne olduğunun kanun ve Yargıtay tarafından belirlenmiş olmasına, Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen ve poliçede bulunması zorunlu teminatlardan olan ve primi de tahsil edilen teminat limitine göre sigorta şirketi tarafından poliçeye yazılarak tahsil ettiği prim karşılığı verdiği teminatları ödemekten kaçınamayacağından bakıcı gideri zararından davalının sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2019/6189 E- 2020/8324 K. 2020/2566 E-2021/902 K. Sayılı ilamları) 4-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davalı vekili, davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını, bu nedenle müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kaza tespit tutanağı ve toplanan delillere göre, davacının kaza esnasında emniyet emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi emniyet kemerinin takılı olmaması halinde dahi, bu güvenlik tedbirinin alınmaması ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı ispat edilemediği gibi müterafik kusur nedeniyle indirimi yapılması halinde dahi sigorta şirketinin sorumluluğuna etkisi olmayacağından bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 5- 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda, dava açılmadan önce davacı vekili tarafından davalı şirkete başvuru yapıldığı anlaşılmakla buna göre davalı şirketin temerrüt tarihinin belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6-Davanın kabulü nedeniyle davada vekille temsil edilen davacı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 31.550,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 91.550,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun, vekalet ücreti yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve kesinleşen yönler korunarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, sair istinaf sebeplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın kabulüne, 165.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 165.000,00 TL' akıcı gideri tazminatının, temerrüt tarihi olan 19.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 22.542,30 TL karar harcından davacı tarafça peşin yatırılan 35,90 TL karar harcı ile ıslah harcı 1.125,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 21.381,40 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 31.550,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 250,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan ve UYAP sisteminde kayıtlı 4.478,03 TL yargılama gideri ile 314,500 TL Adil Tıp Kurumu bilirkişi ücretinin toplamı 4.792,53 TL’nin kabul/red oranına göre belirlenen 4.788,90 TL’sinin ve davacı tarafça yatırılan 1.160,90 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 77,00 TL posta masrafı ile 162,10 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 239,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 3- Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
... Başkan ...
Üye ...
...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.