Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2022/206 E. 2024/1134 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/206
Karar No
2024/1134
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/206 Esas

KARAR NO: 2024/1134 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2016/783 Esas - 2021/811 Karar

TARİH: 10/11/2021

DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 28/06/2024

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının yurtiçinde fuar düzenleme yetki belgesine sahip A.Ş olduğunu, yurtiçinde düzenlenecek ulusal ve uluslararası fuarların ve düzenleyeceklere ilişkin kuralların, kriterlerin yurtiçinde Fuar Düzenlemesine Dair Usul Ve Esaslarda belirlendiğini, davacının ilk kez 1987 yılında olmak üzere bugüne kadar 28 kez Seramik Banyo Mutfak Fuarı düzenlediğini, fuarın 15.sinden itibaren Uluslararası nitelik kazanarak Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarları olarak davacı tarafından düzenlenmeye devam edildiğini fuarın sahibinin ... A.Ş olduğunu, Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarının 21 — 25 Şubat 2017'de ... Fuar ve Kongre Merkezinde ... A.Ş tarafından düzenleneceğini, davalıların 18 — 22 Nisan 2017 tarihlerinde ilk kez yapacakları fuarı davacının 28 yıldır yapageldiği fuarın bir devamı imişçesine ve sanki uluslararası nitelikteymiş gibi 29, Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı olduğuna dair gerçeğe aykırı duyurulara başladıklarını, davalıların haksız rekabet fiillerinin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1764 D, İş dosyası ile tespit edildiğini, her bir kuruluşun aynı veya benzer bir konuda düzenleyeceği fuarın isminde veya tanıtım materyallerinde 29. ibaresini kullanmasının ilgili mevzuata aykırı olduğu gibi davacıyı zarara sokan, müşterileri yanıltan haksız rekabet fiili olduğunu, davalılardan Türkiye Seramik Federasyonunun fuar düzenlemesi, fuarın sahibi olmasının mümkün olmadığını, buna rağmen internet sitesinde ve diğer duyurularda ... Fuar ibaresini kullanması yanında “yıllardır dünyadaki tüm profesyonelleri bir araya getiren sektörün kendi kulvarında 2. Türkiye'deki en büyük buluşması artık ... Çatısı altında düzenlenecek", “Türkiye Seramik Federasyonunun katkılarıyla organize edilen fuarın 29.su ... ile düzenlenecek", "... seçtik", "2017'de ... işbirliğinde düzenleyeceğimiz fuar" şeklinde yer alan ibarelerin gerçek duruma aykırı, davacıyı ticari zarara sokan müşterileri yanıltan haksız rekabet fiilleri olduğunu, Fuar düzenleme başvurusu henüz TOBB tarafından onaylanmayan bir organizasyonun tanıtım materyallerinde "Bu fuar 5174 Sayılı Kanun gereğince TOBB denetiminde düzenlenmektedir" ibaresine yer verilmesinin ilgili mevzuata aykırı olduğunu, davacıyla sözleşme imzalayan bazı müşterilerin yenilmesiyle sözleşmelerini feshettiklerini, davalıların haksız rekabet fiillerinin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1764 D. İş dosyası ile tespit edildiğini, ihtiyati tedbir kararı verildiğini belirterek fiilin haksız olup olmadığına tespitini haksız rekabetin men'ini haksız rekabet sonucu maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış, yanıltıcı beyanlarla yapıldığından bu beyanların düzeltilmesini, haksız rekabetin işlenmesinde etkili ilan internet sitesinin yayınının durdurulmasını, fazlaya dair hakları saklı kalarak belirsiz alacak davası şeklinde açtıkları davada 100.000 TL maddi tazminat TBK m. 58'de öngörülen şartlar sabit olduğundan 5.000 TL manevi tazminata karar verilmesini masraf ve rekabet ücretinin karşı yana yüklenmesini talep etmistir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, müvekkilinin düzenlemek istediği fuarın ... fuarı olduğunu, ... İstanbul'un diğer davalı Türkiye Seramik Federasyonu'nun tescilli markası olduğunu, fuarın uluslararası olduğuna ilişkin herhangi bir beyan, reklam, görsel.. kullanmadıklarını, davacı tarafın iddia ettiği maddi zararını ispat etmesi gerektiğini, davacının böyle bir alacağının olmadığını, aksine müvekkilinin zarara uğradığını, davacının İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/13689 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati tedbir kararı aldığını, tedbirin "29." ve "uluslararası" tabirlerinin kullanılmamasına ilişkin olduğunu, ancak davacı tarafça fuarın yapılmayacağı söylentilerinin yayıldığını, alınan kararın ayrıca icra müdürlüğünde infaz edildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Türkiye Seramik Federasyonu cevap dilekçesinde özetle; Davacının kendisinin de “Seramik Banyo ve Mutfak Fuatı” adı altında daha önce 28 defa fuar düzenlediğinin gerçek dışı olduğunu, davalının “...” markasını TPE nezdinde 10.01.2003 yılında tescil ettirdiğini, tescil süresinin 556 sayılı KHK m.40 gereğince 10.01.2023 yılına kadar uzatıldığını, taraflar arasındaki muhtelif sözleşmelerle 2005 — 2015 olduğunu, 03.04.2014 tarihli sözleşmenin amacının da ... markasının davalı adına tescilli olduğu, m.7.7'de “TSF'nin işbu sözleşme yürürlükte olduğu sürede tek başına veya başka firma ya da kuruluş ile kapsamdaki fuarı gerçekleştirmeyecek açık ya da dolaylı destek vermeyecek LOGO'sunun kullanılmasını izin vermeyeceğinin denildiğini”, sözleşme 01.04.2016'da feshedilmiş olup davalının bu tarihten sonra dilediği firmalarla ... BANYO MUTFAK fuarı veya fuarları düzenlemek hakkına sahip olduğunu ayrıca bu maddenin hak ve yetkileri kullanılarak diğer davalı ile böyle bir organizasyon düzenlemek üzere sözleşme imzaladığını, hatta ilgili kuruluşlardan teklif alındığını, davacının da teklif verdiğini, uygun bulunmadığını, birlikte gerçekleştirilen önceki fuar organizasyonundan davalıya ödenmesi gereken 2.141.232,46 TL bakiye alacaklarını ödememek için bu davayı açtıklarının düşünüldüğünü, ödeme yapmadıkları için Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E., .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takipleri yapıldığını, davacının itiraz ettiğini, davalının kendisine ait internet sitesindeki 29'uncu ve de “uluslararası” ibarelerinin dava dilekçesinin tebliğ edilmeden önce kaldırıldığını belirterek davanın reddini, dava haklarının saklı tutulmasını masraf ve vekalet ücretinin davacıya tahmilini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 10/11/2021 tarih 2016/783 Esas 2021/811 Karar sayılı kararında; Davacının iddiasının, davacı tarafça 28 kez düzenlenen Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarının 29. Kez davalı ... A.Ş. Tarafından düzenlenmesi, bu yolla fuarların devamı niteliği ile haksız rekabet sağlanması, bunu da 10/03/2017 tarihinde davalı şirket tarafından düzenlenen "..." markası altında düzenlenen "Seramik Banyo Mutfak Fuarı" ile sağlandığını ileri sürmektedir. 31/03/2017 tarihli bilirkişi raporunun 3. Sayfasında belirtildiği üzere 10/03/2017 tarihinde ... Fuar Alanı Yeşilköy'de Seramik Banyo Mutfak Fuarının ... markası altında düzenlediği fuar alanında görülen ilan ve reklamlarda "29" ve "Uluslararası" ibarelerine rastlanılmadığının bildirildiği, Ancak "29" ve "Uluslararası" sözcüklerinin davalı şirketin internet sitesinde kullanılması bu da haksız rekabete "kısmen de olsa" yeterli olacağı,Ama davalı şirketin 2017'de düzenlediği bu fuarın "..." markası altında düzenlendiği, Marka sahibinin davalı Türkiye Seramik Federasyonu olduğu, bu federasyonun markası "süreli" olarak davacıya kiraladığı, davacımızın dava konusu ettiği 10/03/2017 tarihli fuardan evvel sürenin dolduğu, yani davacımızın esasen bu markayı 2017 tarihinde bir fuar yapsaydı kullanamayacak olduğu, davalı şirketin ise markayı 2017 fuarından evvel federasyondan kiraladığı, Davacının esasen "..." markası altında 28 değil 12 adet fuar düzenlediği, bu sebeple davalı şirketin internet sitesinde yayınlayıp davadan evvel kaldırılan "29" kelimesinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, "..." markası altında değilde, davası yanca bu marka kullanılmaksızın düzenlenen diğer fuarların toplamında 28 adete katılamayacağı,Davacının, marka anlaşmasının zaten 2017 yılından evvel sona erdiğinden bu marka adı altında fuar düzenleyemeyeceği için bundan dolayı zarar ettiğinin değerlendirilemeyeceğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile, Davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,Davanın konusu, davalıların 18-22 Nisan 2017 tarihlerinde ilk kez düzenledikleri Seramik Mutfak Banyo Fuarını, müvekkilinin 1987 yılından bu yana 28 kez düzenlediği Seramik Banyo Mutfak Fuarı'nın devamı gibi ve uluslarası nitelikteymiş gibi ... Fuarı olduğuna dair gerçeğe aykırı duyurularla pazarlaması, müvekkilinin müşteri kitlesini yanıltması suretiyle gerçekleşen haksız rekabet eylemlerinden dolayı müvekkiliNİN uğradığı zararın tazminine ilişkin olduğunu, haksız rekabet eylemleri İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1764 D.İş sayılı dosyası ve diğer yazılı deliller ile ispat edildiğini,Yerel mahkeme haksız rekabet eylemlerini hiçbir surette değerlendirmemiş davayı bir marka kullanım hakkı üzerinden tanımlamış, eksik ve hatalı heyet içerisinde fuarcı bilirkişinin dahi yer almadığı rapora itibar ederek hüküm kurduğunu, işbu kararın kaldırılması gerektiğini, Bilirkişi kök raporunda davalıların gerçekleştirecekleri fuarın tanıtımlarında “29. VE ULUSLARARASI” ibarelerini kullanmakla haksız rekabet eylemlerinde bulundukları tespit edildiğini, bu hususun başka raporlarda ve sayın mahkemenin ihtiyati tedbir kararında da tespit edilmiş bulunduğunu,Bilirkişi kurulu ek rapor tanzim edilirken her nedense Sayın Mahkemenin dikkatini ... Markasına yönlendirerek önceki tespit ve değerlendirmeler ile ilgisiz, çelişik ifadelerle “...’ın ... Markası ile fuar düzenlemesinin söz konusu olmayacağı” bu markayı davalıların dilediği gibi kullanabileceği, şeklinde beyanlarda bulunduğunu, oysa ... markasının kullanılmasının davayla hiçbir ilgisi olmadığını, Davalılar hakları olmadığı halde ve haksız rekabet kastıyla bugüne kadar 28 kez ... tarafından düzenlenmiş olan Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı’nın 29. kendilerinin düzenleyeceklerini ilan ederek ...’ın müşteri kitlesini yanılttıklarını, Yerel mahkeme fuarcılık mevzuatını bilmeyen ve bilmesi de beklenemeyecek, dosyayı bir seneye yakın elinde bulunduran, dosya içerisinde zaten mübrez olan sözleşmelerin dosyaya celbedilmesini talep eden, müzekkere cevaplarını dahi okumayan ve bu sebeplerle haklı davanın reddine sebep olan bilirkişi heyetinin fuar mevzuatına ilişkin hukuki değerlendirmelerini nazara alarak karar verdiğini, Bilirkişi heyeti müvekkilinin düzenlediği fuar sayısını dahi dosyadaki delilleri okumadığından ve incelemediğinden hatalı tespit ettiğini, mahkemeyi de yanıltmış, ve bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, müvekkilinin 28 KEZ Uluslararası Seramik Ve Banyo Fuarını düzenlediğini ancak yerel mahkeme 12 kez fuar düzenlediği yönünde hatalı şekilde tespitte bulunduğunu, Müvekkilin "... "..." markası altında 28 değil 12 adet fuar düzenlendiği" tespiti sayısal olarak iki bakımdan yanlış olduğunu, müvekkili Uluslararası Seramik Banyo Ve Mutfak Fuarını 28 kere gerçekleştirdiğini, "..." markasını ise müvekkili, 2002 yılında kullanmaya başladığını buna ilişkin kayıtların dava dilekçesi ekinde, Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı müzekkere cevabında görüldüğünü, 2005 yılından sonra ise "12" kere "..." markası kullanıldığını, görüldüğü üzere bahsi geçen "..." markası "12 değil "15" kere kullanıldığını ancak yukarıda da izah edildiği üzere dava konusunun "..." markasının kullanılıp kullanılmaması ile ilgisi olmadığını, bu husus sadece delillerin ve dosya münderacatının okunmadığını ispatladığını, Müvekkilinin marka anlaşmasının zaten 2017 yılından evvel sona ermesi sebebiyle bu marka altında fuar düzenleyemeceği için bundan zarar görmeyeceği kanaati ise fuarcılık mevzuatını bilmeyen bilirkişilere itibar edilerek kurulan rapora dayandığı için bir hukuk faciası olduğunu, müvekkili davalı daha marka hakkına sahip değilken bile "seramik Mutfak Banyo Fuarı"nı düzenlemeye başladığını ve 28 kez bu fuarı düzenlediğini, zaten defalarca izah edildiği üzere dava dilekçesinde "..." markasının kullanımından kaynaklanan bir talep olmadığını, taleplerinin davalıların kendi fuarlarını müvekkilinin 28 yıldır düzenlediği fuarın devamı gibi pazarlamalarında gerçeğe aykırı şekilde tanıtım materyalleri ve sözleşmelerinde "... FUARI” ibarelerini kullanması yanında,*“Yıllardır dünyadaki tüm profesyonelleri bir araya getiren sektörün kendi kulvarında ikinci Türkiye’deki en büyük buluşması artık ... çatısı altında düzenlenecek” *“Türkiye Seramik Federasyonunun katkılarıyla organize edilen fuarın 29. cusu ...’da düzenlenecek”*“... seçtik”*“Fuarın 29.cusu yeni bir mekanda yeni bir partner ile”*“2017 de düzenleyeceğimiz fuar” şeklinde yer alan ibarelerin hukuka aykırı olduğunu, ancak bu aykırılıkların ihtisası fuarcılık olmayan bilirkişilerce tespit edilemeyeceğini, tanzim edilen ek raporda bilirkişiler mahkemenin dikkatini alakasız bir şekilde önceki rapor ile çelişecek şekilde ... markasına yönelttiğini ve hatalı şekilde hüküm kurulmasına sebep olduklarını,Ayrıca yerel mahkeme çelişkili olan kök ve ek rapora itirazlarını nazara almaksızın yeni bir rapor alınması talebini reddettiğini ve tahkikatı bitirip, belirsiz alacak davası olarak açılmış davada talep artırımına ilişkin süre istedikleri halde süre tanımayarak savunma haklarını sınırladığını, bu nedenle de verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, duruşma açılarak yargılamanın yineden yapılmasını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, haksız rekabeti tespiti, men’i ve maddi-manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Eldeki dava, belirsiz alacak davası olarak açılmış ve davacı vekili 10/11/2021tarihli duruşmada;'' Bilirkişi raporları çelişkilidir, fuarcı bilirkişi heyette yoktur, belirsiz alacak davası olarak açtık, talebimizi artıracağız, bu nedenle tarafımıza süre verilsin, müvekkilimizin alacağı dokuz milyona yakındır, dosya bilirkişiye tevdi edilmeyecekse bedel arttırmak için süre talep ediyoruz,'' şeklinde talepte bulunduğu , mahkemece davacının talebinin reddine karar verildiği, davacı vekilinin mahkemenin ret kararını istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü görülmüştür.6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası’nın 107.maddesinde yer alan “belirsiz alacak davası” başlangıçta alacak veya tazminat miktarının hiçbir biçimde ve kesin olarak belirlenemediği olaylarda, dava dilekçesinde (kısmi istek değil) harca esas "simgesel" bir değer belirtilerek açılabildiği; yargılamanın son aşamasında belirlenen alacak veya tazminat tutarının, davalının onamı aranmaksızın ve ıslaha başvurmaksızın harcı tamamlanarak artırılabildiği bir dava türüdür.Başka bir anlatımla, belirsiz alacak davası, davanın başlangıcından tahkikatın sonuna kadar aslında bir “tespit davası” olup, tazminat veya alacağın miktarı belli olduktan sonra, dava değerinin artırılabilecektir. Bu durumda mahkemece, davacı vekiline talebi doğrultusunda bedel artırım dilekçesini ibraz etmek üzere süre verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı vekili Davalılardan ... A.Ş. Vekilinin cevap dilekçesine karşı verdiği cevaba cevap dilekçesinde; davalı ... markasının sahibi olduğunu ileri sürmekteyse de Bu konuda İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai haklar Mahkemesi’nin 2016/131 E. sayılı dosyası ile marka hükümsüzlüğü davası açıldığını ve derdest olduğunu, davayı yakından etkileyecek bu davanın da bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, konuyla ilgili olarak Türkiye Seramik Federasyonu Yöneticileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığının 2016/92783 Kovuşturma No.lu dosyası ile kovuşturma devam edildiğini belirtildiği halde mahkemece, gerek soruşturma dosyasının gerekse İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai haklar Mahkemesi’nin 2016/131 E. sayılı dosyasının getirtilip incelenmediği ve bu dosyaların bekletici mesele yapılması talebi konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır.Ceza hakiminin mahkumiyet kararı ve mahkumiyet hükmünde tespit olunan maddi vakalar hukuk hakimini bağlar. Şu halde ceza soruşturmasının ve İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai haklar Mahkemesi’nin 2016/131 E. sayılı dosyasının eldeki dava ile ilgili olup olmadığı ve bu dosyaların sonucunun beklenip beklenmeyeceği hususunda karar verilmeden hüküm kurulması ve bu yönde gerekçeli kararda da değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir. HMK.nun (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2021 Tarih ve 2016/783 Esas- 2021/811 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/206, K. 2024/1134, T. 28.06.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2022-206-e-2024-1134-k-10fb4975ae97