Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1878 E. 2026/756 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1878
Karar No
2026/756
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1878

KARAR NO: 2026/756

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/10/2022

NUMARASI: 2022/15 Esas - 2022/927 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafın alüminyum, cam ve duş kabini aksesuarları ticari yaptığını, davalı tarafa dosya muhteviyatına sunulan faturaların tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafın fatura bedelini ödenmediğini, bunun üzerine davalı tarafa icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin 18.703,96 TL üzerinden devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ayıplı mal ve hizmet ifa ettiğini, ayıplı malların değişimi için yeniden fatura düzenlendiğini ve davalı taraftan ödeme talep edildiğini, davacı tarafın davalı tarafı zarara uğrattığını, davacı taraftan 390,00 TL alacaklı olduklarını beyanla davanın reddine, %20 den az olmamak üzere tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile ücret-i vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,... Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu davacının takip ve dava tarihi itibariyle takip konusu fatura neden ile davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olup bu kapsamda yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, taraflar arasındaki cari hesap farkının davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği iade faturasından kaynaklandığı, işbu faturanın iadeye konu olan faturalar kısmında, “...-04.03.2020” diye yazıldığı, faturanın e-fatura olduğu, teslim eden ile teslime alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığından teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturanın davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlenmediği, ancak iş bu faturanın taraflarca karşılıklı olarak BS-BA formu ile beyan edildiği, davacının tarafınca davalıya verilen ürünler ve hizmetlere ilişkin olarak davalının ayıp iddiası kapsamında kestiğini beyan ettiği reklamasyon faturasını BA formu ile beyan etmekle faturayı ve içeriğini kabul ettiği, davacının alacak iddiasını ispat yükü altında olduğu ancak ticari defter incelemesinde davacının alacaklı olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının alacağına dair bunun dışında herhangi bir belge sunmadığı bu nedenle davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğundan yemin delili hatırlatılmasına rağmen bu delile başvurmadığı görülmekle ispatlanamayan davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından ürünlerde mevcut olan hataların açık ayıp olduğunun belirtildiğini, ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte ayıplı olduğu değerlendirilse dahi 1-1.5 sene önce teslim edilen ürünlere ilişkin davalı tarafça herhangi bir bildirim yapılmadığını, 6102 Sayılı TTK m.23/c hükmünde “malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir." şeklinde düzenleme bulunduğunu, davalı tarafın iade edilen reklamasyon faturası üzerine yeniden fatura düzenlemesinin hukuka aykırı olduğunu, kesilen reklamasyon faturasının davacı tarafından bir kez iade edilmeyerek ayıp iddiasının inkar edildiğini, ancak davalının hukuka aykırı bir şekilde yeniden fatura düzenlediğini, davalı tarafça yapılan bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça, davacının borcunu karşılayacak tutarda iade faturası keşide edildiğini, bunun dahi tek başına iade faturasının amacını ortaya koyduğunu, bu sebeple ayıp iddiasına ilişkin ve iade faturasına ilişkin iddiaların kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkeme kararında BA formunda bu faturanın beyan edildiğinin ifade edildiğini, ancak davacı şirket tarafından iade faturasının deftere işlenmediği ve davacı tarafından sunulan BA formunda da bahsedilen faturanın belirtilmediğinin açıkça görüldüğünü, dosyaya sunulan BA formundan da davacının söz konusu iade faturasını beyan etmediğinin görüleceğini, bu hali ile ayıp iddiasının kabul edildiğine ilişkin beyanın gerçeği yansıtmadığını, tekrar tekrar fatura düzenlemek suretiyle davalı tarafın hukuka aykırı işlem yaptığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura (açık hesap) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile takibe eklenen faturalar borcun sebebi gösterilerek 18.391,68 TL asıl alacak ve 312,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.703,96 TL alacağın tahsili istemiyle 09/08/2021 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine duran takibin devamı için eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın 06/01/2022 tarihinde açıldığı görülmektedir.

Davacı taraf davalıya satıp teslim ettiği ürünlerin bedelinden bir kısmının ödenmediğini iddia ederken davalı taraf dava dışı ... A.Ş ne ait Esenyurtta buluna fabrikasını tadilat ve yenileme çalışmaları kapsamında davalının yüklendiği işlerden; fabrika yangın kapıları, yangın kapı kol ve panik bar, duşakabin, menfez, fotoselli açılır kapı radar ve fotoselli folya kaplama uygulamaları ve iç mekan ışıklı tabela uygulamaları işlerini davacı firmaya verdiklerini, davacının verdiği iki teklif ile çalışmaya başladıklarını, ödemelerin anlaşıldığı şekilde düzenli olarak yapıldığını, ... marka yangın kapı kollarında sorunlar meydana geldiğini, bu durum üzerine davacı şirketle iletişime geçildiğini, davacının söz konusu ayıplı malları değiştirdiğini ve yeniden fatura düzenleyerek davalıdan ödeme talep ettiğini bu işlemlerden sonrada yapılan mal ve hizmet sorununun devam ettiğini, bunun üzerine davalının farklı şirketlerden mal ve hizmet alımı yapmak zorunda kaldığını, taraflarca yapılan incelemede kapı kollarının ayıplı ve montajlarının hatalı olduğunun tespit edildiğini, davacının ayıpları gidermediği için yapılan işlemler neticesinde reklamasyon adı altında iade faturası düzenlendiğini, ve 14/07/2020 tarihide mail yolu ile firmaya bilgi verildiğini, davacının 16/07/2020 tarihinde maile cevap verdiğini ve ürünlerde montaj hatası olduğunu kabul ettiğini, sorunların giderileceğini belirttiğini, davacının kendilerine toplam 168.911,68 TL lik fatura düzenlediğini, kendilerinin 144.911,68 TL ödeme yaptıklarını, ayrıca davacı şirkete 14/07/2020 tarihinde reklamasyon olarak 12.000,00 TL ve 04/11/2021 tarihinde ... dış kapı kol pompası olarak 12.390,00 TL olmak üzere 24.390,00 TL iade faturası düzenlendiğini, bu durumda kendilerinin 390,00 TL alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Açık hesap ilişkisi: önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.

Somut olayda: Dava konusu fatura içeriği malların davalıya satılıp teslim edildiği, bir kısım bedelin ödendiği, takip tarihi itibarıyla ödenen ve ödenmeyen mal bedeli konusunda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık: davalıya satılıp teslim edilen bir kısım malların ayıplı olduğundan bahisle davalı tarafça davacıya düzenlenen reklamasyon ve iade faturasının davacı alacağından düşülüp düşülmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Bahsi geçen faturaların düzenlenmesine neden olan emtiaların ayıplı olup olmadığı, ayıbın süresinde ve usulünce davacıya ihbar edilip edilmediği, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabul edilmesi ihtimalinde davalı tarafça ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklı usulünce açılmış bir dava veya takas defi bulunup bulunmadığı buradan varılacak sonuca göre ayıp nedenine dayanarak davanın reddine karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.

İtirazın iptaline ilişkin eldeki davada, davalı tarafın davacıya düzenlediği '... dış kol kapı pompası' emtiasının iadesine ilişkin savunma ve davalının ayıplı üretimi nedeniyle başkalarına yaptırdığı işlemler için yaptığı masraflara dair düzenlediği reklamasyon faturası borcun belirlenmesine yönelik mahsup talebi niteliğindedir.

Davalının bahsi geçen savunmasına konu ayıplı ürünler nedeniyle düzenlediği reklamasyon faturasının 10.169,49 TL mal bedeli ve 1.830,51 TL KDV olmak üzere 12.000,00 TL bedelli, iadeye ilişkin 04/11/2021 tarihli faturanın ise 10.500,00 TL mal bedeli ve 1.890,00 TL KDV olmak üzere 12.390 TL bedelli olup mahsubu istenen toplam tutar 24.390 TL'dir. Davalı cevap dilekçesi ekinde 14/07/2020 tarihli kendisinin düzenlediği reklamasyon faturası ve 16/07/2020 tarihinde davacının kendisine düzenlediği reklamasyon faturası örneklerini dosyaya sunmuştur. Bu durumda davalının ayıptan kaynaklı bu savunması üzerinde durmak gerekmektedir.

6100 sayılı HMK’nın 25/1.maddesine göre, “Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.” Ayıp ihbarı niteliği itibariyle satın alınan maldaki ayıbın varlığını satıcıya bildirmeye yönelik bir tasavvur açıklaması olduğundan, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığını davalı satıcı ileri sürmelidir. Satıcı tarafından, davacının yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına yönelik bir savunma ileri sürülmedikçe bu husus, mahkemece re’sen dikkate alınıp değerlendirilemez. (Hukuk Genel Kurulu 2014/13-1125 e., 2016/587 K,)

Davacı tarafça bilirkişi raporuna itiraza ilişkin 20/07/2022 tarihinde sunulan dilekçenin 4. Maddesi ile "Bilirkişi tarafından ürünlerde mevcut olan hataların açık ayıp olduğu belirtilmektedir.Ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte ayıplı olduğu değerlendirilse dahi 1-1.5 sene önce teslim edilen ürünlere ilişkin davalı tarafça herhangi bir bildirim yapılmamıştır." şeklindeki beyan ile süresinde ayıp ihbarının bulunmadığı ileri sürülmüştür.

Davalı tarafa teslim edilen ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin teslim tarihleri 04/03/2020 dir. Her iki rapor ile ürünlerde iddia edilen ayıpların açık ayıp olduğu belirlenmiştir. Reklamasyon ve iade faturasına konu ürünlerin açık ayıplı olduğu belirlenmiş olmakla davalı tarafça TTK 23/2 hükmünce 2 gün içinde ayıbın satıcı davacıya bildirilmesi gerekir. Dosyada süresinde bahsi geçen bildirimin yapıldığına dair bir belge mevcut değildir.

Davalı tarafça davacının kendilerine 16/07/2020 tarihinde gönderildiği mail ile ayıbı kabul ediliği yönündeki yazı içeriği zor okunmakta ve üzerinde herhangi bir tarih okunmayan e-posta içeriğinde ihbarın yapılış tarihine ilişkin bir kayıt yoktur. Ayrıca bu e -posta 04/03/2020 de teslim edilen mallardan 4 ay sonraki tarihi taşıdığı iddia edilmektedir. Yine davalı tarafça davacıya 14/07/2020 tarihinde durum ihbar edildiği iddia edilmiş ancak buna dair bir evrak sunulmadığı gibi böyle bir evrak olsa dahi bu da açık ayıplı malın tesliminin yaklaşık 4 ay sonra yapıldığı iddia edilen ihbara ilişkindir. Dosyada son olarak davalı tarafça davacıya gönderilen ve içeriğinde "... marka kapı kollarındaki montaj hatasından kaynaklı bedel tarafınıza faturalandırılacaktır" içerikli bir e-posta çıktısı olduğu, üzerindeki tarihin okunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda davalı tarafça yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmadığı anlaşılmakla emtianın TBK 223/2 hükmünce satılanı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır. Buradan hareketle davalının ayıp savunmasına itibar etme imkanı yoktur.

Davacı ve davalının BA ve BS formları ile iade faturası ve reklamasyon faturasının birbirine uyumlu olarak vergi dairesine bildirildiği bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Davalının düzenlediği reklamasyon faturası 1 adet olmakla her iki tarafın BA-BS formunda beyan edildiği denetlenebilmektedir. Davacının düzenlediği reklamasyon faturasının tarafların o dönemdeki alış-satışları KDV hariç 129.530 TL olarak bildirilmiş olup bu rakamın içinde davacının düzenlediği reklamasyon faturasının da karşılıklı olarak BA-BS formuyla bildirildiği değerlendirilmektedir.

Davalı ve davacı ticari defterlerinde 14/07/2020 ve 16/07/2020 tarihli karşılıklı reklamasyon faturalarının aynen kaydedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının bu faturaya ilişkin savunmamsının gerek süresinde ayıp ihbarı bulunmaması, gerekse karşılıklı fatura ve BA-BS formları ile reklamasyon faturasının iade edilerek kayıt altına alınması karşısında davacıya olan borcundan mahsup imkanı yoktur.

Davalının düzenlediği İade faturasının ise davacı ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde 04/11/2021 tarihinde kaydedildiği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen fatura davacı ve davalı tarafça BA ve BS formuyla bildirilmiş olmasının davaya etkisi tartışılmalıdır.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir.

Somut olayda: davalının ayıp iddiasına dayalı düzenlediği ancak dayanağı ispatlanmayan iade faturasını düzenleyip kendi defterlerine kaydettiği, 01/07/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmı 4. Maddesinde iade faturasına konu malların 29/06/2022 tarihi itibarıyla davacıya teslim edilmeyip davalının Başakşehir/İstanbul adresindeki bulunduğu, buna karşılık iadeye ilişkin faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak faturanın davacı tarafça BA formuyla vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde sunulan kasım 2021 ayına ait formun boş verildiğine dair kayıt bulunmakta ise de dosya içeriğine alınan ikitelli vergi dairesince gönderilen 11/01/2022 tarihli yazı ekindeki 2021 yılının tüm aylarını kapsayan BA formunda uyuşmazlık konusu iade faturasının KDV hariç 10.500 TL tutarlı olarak beyan edildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının düzenlediği iade faturasının davacıya ulaştırıldığı, davacı tarafça bu faturaya bir itiraz edilmediği ve iade edildiğine dair bir iddia ve belge sunulmadığı, fatura içeriği konusunda davalının TTK 21/2 maddesindeki karineden faydalanacağı, faturanın sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin olup kurulması aşamasıyla ilgisi bulunmadığından davacının ticari kayıtlarına almadığı gibi fatura içeriği malların kendisine iade de edilmediği sabit olmakla faturanın BA formuyla vergi dairesine bildirmiş olmasının ayıplı mal teslimi için iadeyi kabul ettiği anlamına gelmeyeceği buradan hareketle davalının ayıplı ürünler nedeniyle mahsup etmek istediği 12.390 TL iade faturasını mahsup etme imkanı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu açıklamalardan sora davalının düzenlediği iade faturasının dışlanması halinde her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi olan 09/08/2021 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 12.000,00 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.

TBK 117/2 maddesi gereği borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş olması veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesiyle temerrüd oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmemde ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.

Bu durumda, davacı davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz.

İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Eldeki davada, faturaya dayalı ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.

Reddedilen kısım yönünden davacı takibinde haksız ise de takip ve davasında kötü niyeti ispat edilmediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 12.000,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin reddine,

2- Takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine

3- Hüküm altına alınan alacağın % 20 oranına tekabül eden 2.400,00- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4- Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

5- Alınması gerekli olan 819,72 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin olarak alınan 225,90 TL harcın mahsubu ile eksik 593,82‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

6- Davacı tarafından yatırılan 225,90 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 80,70 TL, posta ve tebligat gideri 77,50 TL, bilirkişi ücreti 2.000,00 TL, olmak üzere toplam 2.158,20 TL yargılama masrafının davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak 1.384,71 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 12.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,

9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 6.703,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

10- 6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 1320,00-TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 846,92- TL'sinin davalıdan, 437,07 TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına

11-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine,

12-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;

a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 93,50 TL olmak üzere toplam 314,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1878, K. 2026/756, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1878-e-2026-756-k-1589d06f2fec