Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2022/1644 E. 2025/539 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1644
- Karar No
- 2025/539
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1644
KARAR NO: 2025/539
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2022
NUMARASI: 2017/784 E. - 2022/428 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinden Polonya'da bulunan oğlu ...'in rehin alınıp telefon açtırılmak suretiyle zorla imzalatılan çeke dayalı takibe karşı alacaklının çeki kötü niyetli iktisabı sebebiyle alacaklı sıfatı bulunmaması ve yetkili hamil olmaması sebebiyle öncelikle takibin durdurulması ve bilahare yapılacak yargılama neticesinde bedelsiz ve gaspedilerek alınan çeke dayalı takip sebebiyle borçlu bulunmadığının tespiti ile haksız takibin iptalini, davalının müvekkil aleyhine İstanbul 8. Asliye TicaretMahkemesinin 2017/856 D.İş sayılı dosyasıyla ihtiyati haciz kararı aldığını ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla takibe geçerek müvekkile ait 6 adet taşınmazı, 2 adet araç ve pek çok menkul malı haczettiğini, takibin müstenidi çekin resmi ve ticari çek olup müvekkilinin takip alacaklısı ile hiçbir ticari ilişkisi ve hiçbir borcunun bulunmadığı gibi kendilerini tanımadığını, müvekkilin mağazasındaki rayiç değeri 150.000,00TL 'yi bulan tüm mobilya ve eşyalar ile rayici 1.000.000TL üzerinden olan 6 adet taşınmazı ve iki adet aracın haczedildiğini, bu sebeple teminatsız olarak veya haczedilen taşınmaz malların teminat olarak kabulü ile işbu haksız takip hakkında öncelikle İhtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasını ve bilahare borçlu bulunmadıklarının tespiti ile gaspedilerek iktisap edilen bedelsiz çeke dayalı takibin iptaline, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu takibe mesnet teşkil eden çek ile ilgili olarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına 02.11.2017 tarihinde yapılan suç duyurusuna ilişkin soruşturma devam etmekte olup, şuana kadar isnad edilen fiillerin işlendiğine dair bir delil veya tanık ifadesinin dosyaya girmediğini, davacının asılsız suç duyurusunda bulunduğunu, davacı tarafın sürekli olarak aynı dilekçe ve aynı taleple, dava açması çekin kötü niyetle iktisap edildiğini ispat edecek herhangi bir delilin bulunmamasından kaynaklandığını, haczedildiği iddia edilen malların daha önceden Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasında alacaklı vekili işbu davanın vekili olan Av. ... olup bu icra dosyası da karşı tarafın kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20' den az olmamak kaydı ile inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın KABULÜNE, Davacı ...'in İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 31.07.2017 tarihli ve 1.200.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sırasında davacının oğlu ... hakkında FETÖ terör örgütü üyeliğinden soruşturma bulunup bulunmadığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulduğunu, savcılık cevabında ... soruşturma sayılı dosya kapsamında soruşturmanın devam ettiğinin bildirildiğini, mahkemenin takibe dayanak belgenin kambiyo vasfına haiz olmadığı yönünde yanılgıya düştüğünü, icra takibine konu çekin kambiyo senedine ilişkin tüm şartları taşıdığını ve kayıtsız şartsız bir ödeme vaadini içerdiğini, davacı tarafından verilen beyanlarda, yargılama konusu çekin davacının oğlu ...'in borcu nedeniyle düzenlendiğinin açıkça ifade edildiğini, davacının oğlu ile müvekkilinin kardeşi ... arasında alacak-verecek ilişkisi bulunduğunu ve bu ilişkinin Polonya’da meydana geldiğini, müvekkilinin kardeşi olan ...’ın davacının oğlundan alacaklı olduğuna dair tüm fatura ve belgelerin mahkemeye sunulduğunu, ancak mahkemenin bizzat davacı tarafından imza altına alınan protokolü göz ardı ettiğini, davacının, çekin ve protokolün zorla imzalatıldığı yönündeki soyut ve gerçek dışı iddialarının hiçbir tanık dinlenmeden kabul edildiğini, bu sebeple haksız davanın kabul edilmesiyle müvekkilinin ikinci kez mağdur olduğunu, mahkemece, protokol altındaki imzanın davacıya ait olup olmadığına ve davacının oğlunun borcunun bulunup bulunmadığına dair hiçbir araştırma yapılmadığını, davacı tarafından sunulan hiçbir kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığını, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/184 Esas sayılı dosyasında sanık olarak yargılanan müvekkilinin kardeşi ...’ın, alacağın kendisine ait olduğunu, ancak iş yoğunluğu sebebiyle müvekkilinin davacı ile görüştüğünü ve kendi rızasıyla çeklerin müvekkili adına tanzim edilmesini istediğini açık bir şekilde beyan ettiğini , aynı ceza dosyasında bizzat davacının, çeklerin oğlunun borcuna karşılık verildiğini kabul ettiği hususunun görüldüğünü, davacının çeklerin zorla alındığı, oğlunun alıkonulduğu yönündeki soyut iddiaları nedeniyle yargılanan müvekkilinin ve diğer sanıkların beraat ettiğini, mahkemenin taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı ve çekin kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi içermediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdiğini, ancak söz konusu çekin davacının oğlunun borcundan dolayı verildiğini, kararın açık şekilde usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlunun Polonya’da tanımadığı bazı kişiler tarafından iş yerinde rehin alındığını, müvekkiline her biri 1.200.000 TL bedelli iki adet çekin zorla imzalatıldığını, bu çeklerden birinin icra takibine konulduğunu, diğerinin ise savcılık soruşturması nedeniyle bankaya ibraz edilmediğini , ceza mahkemesi yargılamasında borçlu ...’ın, müvekkilden herhangi bir alacağı olmadığını, davacıyla hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, hatta ...’i tanımadığını beyan ettiğini, bu nedenle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan menfi tespit davasının kabul edilerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edildiğini, davalının kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatarak müvekkiline ait ... plakalı aracın usulsüz şekilde ihale edilmesine neden olduğunu, yine usulsüz tebligatlar yapılarak ihalenin kesinleştirilerek müvekkilinin büyük zarara uğratıldığını,kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davanın konusunun 1.328.054,79 TL tutarında olduğunu ancak mahkemenin vekalet ücretini bu rakam üzerinden değil, eksik tespit ettiğini, mahkeme hükmünün bozulmasını veya kararın düzeltilerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve vekalet ücretinin doğru şekilde belirlenmesini talep etmiştir. Davacı cevap dilekçesinde özetle; Davalının mahkeme içi ikrarları sebebiyle dava sübut bulduğundan davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine, davalı aleyhine istinaf taleplerinin kabulü ile; %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve yine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin oğlu ...’in Polonya’da rehin alınarak zorla imzalatılan çeke dayalı olarak icra takibi yapıldığını, müvekkilinin takip alacaklısıyla hiçbir ticari ilişkisinin ve borcunun bulunmadığını, dolayısıyla takibin dayanağı olan çekin bedelsiz ve gasp edilerek alınmış olduğunu beyanla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 31.07.2017 tarihli ve 1.200.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün ... E. Sayılı icra dosyasında borca itiraz üzerine davanın reddine karar verildiği , Yargıtay 12. H.D tarafından "Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/630 Esas sayılı dosyasının 24.01.2019 tarihli 1. celsesinde alacaklı ...’ın "...müşteki (...) yanımızda iki adet 1.200.000 TL.’lik çeki keşide ederek bana verdi...Benim müşteki ile hiç bir ticari ilişkim olmamıştır, olaydan önce kendisini tanımıyordum, çekleri benim adıma düzenlettirmemin nedeni, çekleri kendim teslim almaya gitmem ve telefon ile kardeşimi arayarak kendim teslim aldığım için adıma yazdırmanın daha doğru olacağını..." şeklinde beyanda bulunduğu,Alacaklının çekin lehtarı, borçlunun çekin keşidecisi olduğu , alacaklının ceza dosyasındaki beyanında açıkça borçlu ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığını, borçluyu tanımadığını ikrar ettiği göz önünde bulundurulduğunda bu durumda çek kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadini içermediğinden kambiyo vasfı taşımayan bu belge nedeniyle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılmasının mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince, istemin kabulü ile İİK'nun 170/a-2.maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken .." şeklinde gerekçe ile bozulmuş, bozma sonrası İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 30/03/2021tarih, 2020/391-2021/159 sayılı kararı ile takibin iptaline karar verilmiş, ve bu karar Yargıtay 12. H.D.nin 2021/7381 -2021/9729 sayılı kararı ile onanmak suretiyle 04/11/2021 tarihinde kesinleşmiştir.Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/630 Esas sayılı dosyasında" katılanın oğlunun borçlarını ödemesinin kendisi için mutat olduğunun anlaşıldığı, çekleri verdikten sonra katılanın bu çekleri ödeyemeyeceğinden bahisle oğluna ait olduğunu bildirdiği daireyi sanıklara devretmek istemesinin de bu hususa işaret ettiği, nitekim katılanın da Mahkememiz huzurundaki beyanında oğlu ile görüşmediğini, olanlar nedeniyle kendisine kızgın olduğunu söylemesi, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında katılanın, oğlu ...'in yurt dışındaki adresini bilmediğini belirtmesi ve katılanın oğlu ...'e ulaşılamaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; katılanın oğlu ...'in babası olan katılanı yüksek miktardaki borcunu ödetmeye ikna etmek adına bu tarz bir kurgu yapmış olmasının ihtimal dahilinde olması, katılanın çekleri vermesinin akabinde oğlunu aramamasının, sanıklarla imzaladığı protokolden iki ay kadar sonra savcılığa şikayette bulunmasının, yine protokolden 4 ay sonra menfi tespit davası açmasının iddia ettiği tehdidin boyutu düşünüldüğünde hayatın olağan akışına aykırı olması, protokol imzalandığı sırada olay yerinde bulunan tanık ...'un "...işyerine gelen 3-4 kişide herhangi bir silah görmedim, sadece gelenler müştekiye senin oğlun bize yüksek miktarda borçlandı, senin oğlunun bize olan borçları nedeni ile biz de borçlarımızı ödeyemiyoruz diye yüksek sesle söylediler, bir tehdit ya da hakaret sözüne şahit olmadım, kimsede silah görmedim, ben işyerinde bulunduğum süre zarfında 3 kez işyerine gelip gittiler, gelenler hep aynı kişilerdi..." şeklindeki anlatımı ile tanık ...'ın sanıkların katılana yönelik cebirde bulunulmadığına ilişkin anlatımları birlikte değerlendirildiğinde," şeklindeki gerekçeyle sanıkların delil yetersizliğinden beraatlerine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli ve 2022/1167 E., 2022/1481 K. sayılı kararı ile istinaf talebinin reddine karar verildiği, temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2023/705E. 2024/12951K. Sayılı kararı ile, temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA," karar verilerek 05.12.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesinin gerekçesine bakıldığında, borcun katılanın oğluna ait olduğu, katılanın oğlu olan borçlunun kaçırıldığına dair bir delil ve katılana bu konuda yapılmış tehdit ve baskıya dair delil bulunmadığı, katılanın oğlunun bu borcu babasına ödetmek adına kaçırıldığı ve hayati tehlikesi bulunduğuna dair bu tarz bir kurgu yapmış olmasının ihtimal dahilinde olduğu hususuna yer verildiği , katılanın oğlundan alacaklı olan kişinin ... olduğu dikkate alındığında davacının davalı ile arasında temel ilişki bulunmadığı, oğlunun hayati tehlikesi bulunduğuna inandırılarak çeki verdiği bu nedenle çekin davacının serbest iradesi ile gerçek bir borç ilişkisine dayalı düzenlenmediği , "alacaklının ceza dosyasındaki beyanında açıkça borçlu ile aralarında hiçbir ticari ilişki olmadığını, borçluyu tanımadığını ikrar ettiği göz önünde bulundurulduğunda bu durumda çek kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadini içermediğinden kambiyo vasfı taşımayan bu belge nedeniyle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılmasının mümkün olmadığı" gerekçesi ile takibin iptali kararının kesinleştiği , tüm bu nedenlerle taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı , davacı yönünden dava konusu çekin bedelsiz olduğu hususunun sübut bulduğu anlaşılmakla, davacının imzası bulunan protokolün de bu sonucu değiştirmeyeceği , mahkemece menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca davalının kardeşinin alacağı için davacıdan kendi lehine düzenlenen çeki alarak takibe koyduğu , bu durumda takip haksız olmakla birlikte davalının çeki tehdit ve baskı ile aldığına dair ceza mahkemesinde beraat ettiği gözetildiğinde takipte ayrıca kötüniyetli olduğu hususunun ispatının dosyada mevcut olmadığı görülmekle kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca davacı vekili vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürmüş ise de davanın 1.200.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olduğu ve bu değer üzerinden harçlandırıldığı, hüküm altına alınan vekalet ücretinde bir isabetsizliğin söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Taraf vekillerinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2022 tarih ve 2017/784 E. 2022/428 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 81.972,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 20.493,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 61.479,00-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025