Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/1624 E. 2025/724 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1624
Karar No
2025/724
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

ESAS NO:2022/1624

KARAR NO:2025/724

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:03/03/2022

NUMARASI:2017/969 Esas - 2022/144 Karar

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

DAVA TARİHİ: 08/08/2016

BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2017/117 E.-2017/1093 K.

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ:28/04/2025

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 05/09/2015 günü ...'in idaresinde olan ... adına kayıtlı ... plakalı aracın Gelibolu istikametinde seyir halindeyken, öndeki kamyonu sollamak için aniden sol şerite geçtiğini, bu şeritten aynı yönde seyir halinde olan ... isimli kişinin ... plakalı aracı ile çarpıştığını, çarpışma sonucu ...'nun direksiyon hakimiyetini kaybedip orta refüjü aşarak karşı şeride geçtiğini ve davacılar ... ve ...'ın çocuğu ve ...'nin kardeşi olan ...'ın sevk ve idaresinde olan ... araca çarptığını, çarpışma sonucu ..., ... ve ...'nin olay yerinde vefat ettiklerini, ...'in kontrolsüz ve aniden yaptığı manevra sonucu kazanın olmasına sebebiyet verdiğini ve kazada toplam 5 kişinin hayatını kaybettiğini, ...'ın kazanın oluşmasında kusursuz olduğunu, kaza tespit tutanaklarında ...'in 2918 sayılı Yasanın asli sürücü kusurlarını ihlal ettiğinin tespit edildiğini, hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme suçundan Çanakkale 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/145 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ...'ın kariyer olarak yükselmekte iken ...'in trafik kurallarını ihlal etmesi sonucu hayatını kaybettiğini, evin en küçük oğlu olduğunu ve ailesine her zaman maddi ve manevi destek verdiğini belirterek müvekkili ... için 300.000 TL, ... için 300.000,00 ve ...'ye 200.000 TL olmak üzere toplam 800.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile, ileride artırılmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/117 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 05/09/2015 tarihinde meydana gelen aynı trafik kazasında müvekkillerinin desteği olan ...'in vefat ettiğini ve desteğinden yoksun kalındığını, ayrıca manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her biri için 10.000,00 TL olmak üzere davacı ..., oğulları ... ve ... için toplam 30.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan işletilecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı eş ..., davacı olan oğulları ... ve ... için 100.000'er TL, davacı baba ... için 20.000 TL, davacı kardeşler ..., ..., ... ve ... için de 15.000'er TL olmak üzere toplam 380.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce müvekkili sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ve poliçe limitinin 268.000 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalının kusuru ve teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, kusurun tespiti gerektiğini, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren avans faiz talep ettiğini, söz konusu talebin mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin davadan önce temerrüde düşürülmediğini, sigortalı aracın ticari olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in kazada tek başına ve aslen tamamen kusurlu olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ceza yargılamasında müvekkilinin ceza aldığını ancak karar kesinleşmemiş olup dosyanın Yargıtay'da olduğunu, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ceza dosyasında soruşturma ve kovuşturma sırasında eksik inceleme yapıldığını, ceza dosyasında uzman bilirkişilerden aldıkları dört adet raporu dosyaya sunduklarını, alınan raporlarda ...'nun kazada 1. derece kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının maddi tazminat talebinin net olmadığını, talep edilen manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, davacılar tarafından talep edilen avans faizi taleplerinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl davada davacıların maddi tazminat talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile; davacı ... için 200.000 TL, davacı ... için 200.000 TL, davacı ... için 100.000 TL manevi tazminatın 05/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/117 Esas sayılı dosyasında davacıların maddi tazminat talepleri konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile; davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın 05/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bu dava dosyası kapsamındaki bilirkişi raporunda müvekkili sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmesine rağmen %100 kusur atfedilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kazada müvekkilinin tali kusurlu olduğu ve esasen asli kusurlu sürücünün %75 kusur oranı ile ... olduğu yönünde kanaate varıldığını, müvekkilinin %100 kusurlu olarak bu dava dosyasında aleyhine hüküm kurulmasının şüpheli hale geldiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde de dava dışı diğer sürücü ...'na %25 kusur atfedildiğini, müvekkili sürücünün %100 kusuru bulunmadığı kanaatine varan ilk bilirkişi heyeti de bu dosya kapsamındaki heyet olmadığını, aynı nedenle ceza yargılamasındaki savcılık makamınca dahi kusur değerlendirmesine katılınmayarak temyiz yoluna başvurulduğunu, mahkemece hükümde atfedilen ceza mahkemesi kararında esasen 2015 yılında daha soruşturmanın en başında düzenlenmiş bulunan bir Adli Tıp Kurumu raporundan hareket edildiğini, dava konusu kazanın oldukça karmaşık yapıya sahip bir kaza olup dosya kapsamındaki beyanlarının da yer aldığı üzere birçok bilirkişi tarafından farklı değerlendirmelerin söz konusu olduğunu, bu davada ölüme dayanılan bir talep söz konusu olduğundan, tek başına kazanın meydana gelmesindeki kusurlar değil ölümlerin yaşanmasının sebeplerinin de araştırılması gerektiğini, trafik kazası bir veya birden çok kişinin kusuru sonucunda meydana gelebilir aynı şekilde yaşanan bir trafik kazasındaki hangi kusurlu hareketin ölüme sebebiyet verdiği mutlak suretle tespit edilmesi gerektiğini, kusurlu hareket ve yol durumunun tespiti taleplerinin bu bakımdan çok büyük önem arz ettiğini, mahkemece hükme esas alınan raporda kusur değerlendirmesi yapılırken yol kusurunun da incelenmesi yönündeki taleplerinin karşılık bulmadığını, davacıların ekonomik durumlarına dair bilgiler eksik olup kararın da eksik inceleme ile kurulduğunu, mahkemece anılan hiçbir bilirkişi mütalaasının değerlendirmeye alınmadığı görülmekle, ceza dava dosyası da kül halinde celp edilmeden, somut olaya dair tanık beyanları ve sair delilleri ile kendilerinin de delilleri arasında yer alan mütalaalar yeterince değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karara varılması söz konusu olup kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, delilleri arasında yer alan ve ceza dosyası kapsamında bulunan mütalaaların ülkenin en önde gelen teknik üniversiteleri olan İTÜ ve ODTÜ'nde görev yapan öğretim görevlilerince hazırlandığını, savcılık makamının dilekçelerin başında yer alan 04.05.2016 tarihli duruşmadaki beyanı da bu kanaatler ile paralel olduğunu, manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, müvekkil lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin eksik olduğunu, asıl davada kısmen reddedilen manevi tazminat için hükmedilen karşı vekalet ücretinin bu talebin muhatabı olmayan diğer davalılarla paylaştırılmasının da hatalı olduğunu, konusuz kalan ve vazgeçilen maddi tazminatlar bakımına kendilerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinde vazgeçmesi söz konusu olmadığını, asıl ve birleşen davada maddi tazminatlar bakımından müvekkillerin lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 05.09.2015 tarihinde saat 18.00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille Keşan yönünden gelip Devlet Karayolu üzerinden Gelibolu yönünde, sol şeridi takiben seyirle 28.km, civarına geldiğinde aracının sağ kısmının, sağ şeritte giderken önündeki plakası belirsiz bir aracı geçmek için sola yönelerek sol şeride girmek isteyen davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol yan arka kısmına çarpması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yol bölümüne savrularak bu yol üzerinden gelmekte olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille de çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda ... yönetimindeki ... plakalı araç içerisinde bulunan ... ve ... ile ... yönetimindeki ... plakalı araç içerisinde bulunan sürücü ..., ... ve ...'nin vefat ettiği, asıl davada ...'ın, birleşen dava da ...'in ölümü nedeniyle maddi ile manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...’nun kazada dikkatsiz, tedbirsiz, kontrolsüz ve hızlı seyri nedeniyle KTK'nın 52/b, 84/d,f ve g maddelerine göre %75 oranında asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in dikkatsiz, kontrolsüz ve güvensiz davranışı ile KTK'nın 67/c, B4/f ve KTY'nın 103/A-3 maddelerine göre, %25 oranında tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü maktül ...'ın kusursuz olduğu, yolun yapım ve bakımından sorumlu idarenin kusurlu olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Aynı trafik kazası nedeniyle ceza soruşturma sırasında ATK'dan alınan kusur raporunda "sanık ...'ın yönetimindeki otomobille sağ şeritte seyri sırasında önündeki aracı geçmek için arka tarafı kontrol etmeden sol şeritten yakın mesafeden gelmekte olan diğer sanığın yönetimindeki araca rağmen aniden sol şeride giriş yaparak hatalı geçme teşebbüsü ile neden olduğu olayda asli kusurlu; sanık sürücü...'in otomobille sol şeridi takiben seyir halinde iken sağda seyreden diğer sanık...'in aniden aracını sol şeride yönlendirmesi ile bu araca çarpması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek karıştığı zincirleme kazada olayın oluş yeri ve oluş şekli itibarı ile alacak bir önlemi olmadığı, ayrıca olayda etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali de görülmediğinden atfı kabil kusurun bulunmadığı; ölen sürücü ...'ın yönetimindeki otomobille kendi yol bölümü üzerinde seyri sırasında gelişen zincirleme kazada etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali görülmediğinden atfı kabil kusurun bulunmadığı" tespit edilerek bildirilmiştir. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/149 Esas - 2016/119 Karar sayılı kararında soruşturma dosyasından alınan ATK kusur raporundaki kazanın oluş şekline göre belirlenen kusur oranı esas alınarak sanık olarak yargılanan ...'in cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/9163 E. ve 2021/5549 K. sayılı kararı ile kusur durumuna yapılan temyiz itirazlar reddi ile sanık ... hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.İlk Derece Mahkemesince davalılar vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, ceza mahkemesince sanık ... tam kusurlu olarak kabul edilerek mahkumiyetine karar verildiği, kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı,Yargıtay 12. Ceza Dairesinin sanığın kusur durumuna eksik araştırmaya ilişkin temyiz taleplerinin reddi ile olayın meydana gelişine ilişkin açıklaması ve kabulü ile maddi olgu kesinleştiğinden ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgular esas alınarak (... sanık ...'ın yönetimindeki otomobille sağ şeritte seyri sırasında önündeki aracı geçmek için arka tarafı kontrol etmeden sol şeritten yakın mesafeden gelmekte olan diğer sanığın yönetimindeki araca rağmen aniden sol şeride giriş yaparak hatalı geçme teşebbüsü ile neden olduğu olayda asli kusurlu; sanık sürücü...'in otomobille sol şeridi takiben seyir halinde iken sağda seyreden diğer sanık...'in aniden aracını sol şeride yönlendirmesi ile bu araca çarpması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek karıştığı zincirleme kazada olayın oluş yeri ve oluş şekli itibarı ile alacak bir önlemi olmadığı, ayrıca olayda etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali de görülmediğinden atfı kabil kusurun bulunmadığı; ölen sürücü ...'ın yönetimindeki otomobille kendi yol bölümü üzerinde seyri sırasında gelişen zincirleme kazada etkenlik arzedecek herhangi bir trafik kural ihlali görülmediğinden atfı kabil kusurun bulunmadığı ...) yapılan değerlendirme ile "... her ne kadar Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda dava dışı ...'nun kazada asli ve %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de adı geçen hakkında daha önce ek takipsizlik kararı verilerek kesinleştiği de nazara alınarak Mahkememizce davalı ...'in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kabul edilmiş" gerekçesiyle davalı sürücü ... kazanın oluşumunda tam kusurlu olarak kabul edilmek suretiyle karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekilinin kusura ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi,kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarlarına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Bu nedenle davalı işleten/sürücü bakımından talebe uygun olarak kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davacılar vekilinin davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını ve maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığını beyanı doğrultusunda mahkemece asıl ve birleşen maddi tazminat talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Yargıtay yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere davacılar alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için dava konusuz kaldığından davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında isabetsizlik yoktur.İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasının 10.maddesinde"Asıl davada davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddolunan manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 29.450 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine," şeklinde yazılarak davalılar ... ve ... lehine vekalet ücreti belirlendiğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalılar ... ve ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 34.155,00 TL harçtan peşin alınan 15.028,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.126,80 TL harcın davalılar ... ve ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/04/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1624, K. 2025/724, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-9-hukuk-dairesi-2022-1624-e-2025-724-k-bd2b6a08ffa7