Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1596 E. 2026/231 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1596
Karar No
2026/231
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

53.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1596

KARAR NO : 2026/231

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/10/2021

NUMARASI : 2019/467 Esas, 2021/701 Karar

Birleşen İstanbul 14. ATM'nin 2020/556 Esas Sayılı Dosyasında;

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ : 18/02/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

I. DAVA

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 17/08/2017 tarihli teklif formu kapsamında müvekkili şirket tarafından sipariş edilen ... makinesinin imalini taahhüt ettiğini, teklif formunda teslim süresinin 35 iş günü olduğunu, teslimin...' taki işyerinde müvekkilinin nakliye aracına yüklenerek yapılacağını, konveyörün bedelinin 45.000. TL + KDV olduğunu ve ödemelerin ne şekilde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin ticari ilişki gereğince tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak davalı tarafından söz konusu makinenin müvekkiline süresinde teslim edilmediği gibi seri üretime ve kullanıma uygun olarak yapılmadığını, makinenin ayıplı olduğunu ileri sürerek 17/08/2017 tarihli teklif formu kapsamında müvekkili şirketçe siparişi verilen ...' ün müvekkile zamanında teslim edilmemesi nedeniyle 06/09/2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalı tarafa ödenen 14.100,00.-TL nin ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, ... müvekkiline zamanında teslim edilmemesi ve davalının temerrüdü nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu müspet zararın tespiti ile şimdilik 100,00.-TL müspet zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında, 17/08/2017 tarihinde gönderilen sipariş mektubunda belirtilen evsafta ... ( ...) konveyör imal edilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını ve sözleşme akdedildiğini, varılan anlaşmaya göre davalı şirket müvekkiline 47.000,00-TL + KDV ödeyeceğini, davalı tarafın işe başlarken müvekkili şirkete 14.100,00-TL ödediğini, akabinde müvekkili şirket tarafından evsafta bir adet ... kararlaştırılan tarihte hazır hale getirildiğini, davalı taraf söz konusu malın ayıplı olduğu iddiasına girdiğini, akabinde davalı tarafın delil tespiti yaptığını, bilirkişilerce hazırlanan raporda üründe herhangi bir ayıp veya kusur olmadığını rapor ettiklerini, davalı taraf söz konusu malı teslim almadığını, sözleşme ile kararlaştırılan bedeli de müvekkiline ödemediğini, davalının ödemesi gereken bakiye bedel olan 32.900,00-TL'nin ödenmesi için davalı aleyhine takip yaptıklarını, davalının borcun tamamına itiraz ettiğini, müvekkili tarafından Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptalini ve takibin devamını, takibe yapılan haksız ve hukuka aykırı itiraz nedeniyle davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl davada davalı vekili, davalı şirketin 17/08/2017 tarihli teklif formu kapsamında müvekkili şirket tarafından sipariş edilen ... makinesinin imalini taahhüt ettiğini, teklif formunda teslim süresinin 35 iş günü olduğunu, teslimin...' taki işyerinde müvekkilinin nakliye aracına yüklenerek yapılacağını, konveyörün bedelinin 45.000. TL + KDV olduğunu ve ödemelerin ne şekilde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin ticari ilişki gereğince tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak davalı tarafından söz konusu makinenin müvekkiline süresinde teslim edilmediği gibi seri üretime ve kullanıma uygun olarak yapılmadığını, makinenin ayıplı olduğunu beyanla 17/08/2017 tarihli teklif formu kapsamında müvekkili şirketçe siparişi verilen ...' ün müvekkile zamanında teslim edilmemesi nedeniyle 06/09/2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalı tarafa ödenen 14.100,00.-TL nin ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, ... müvekkiline zamanında teslim edilmemesi ve davalının temerrüdü nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu müspet zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00.-TL müspet zararın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen davada davalı vekili; 17.08.2017 tarihli teklif formu kapsamında müvekkili şirketçe 05.09.2017 tarihinde sipariş edilen “...” makinesinin imalini taahhüt ettiğini, bunlar dışında ... kısmın 3 parça olması, ön tarafında 7 derece kaldırılacak hidrolik sistem olması, bu hidrolik sistem ve ekipmanlarının ... olması, yerden yüksekliğinin 90 cm olması, yer monte olacak şekilde yapılması, bandın etrafında 5 cm yüksekliğinde iç içe geçen boru ile koruyucu yapılması ve müvekkili şirketin maillerinde bahsettiği hususların yapılması kararlaştırıldığını, yine aynı teklif ile söz konusu ... teslim süresinin 35 iş günü olduğu, teslimin...’taki işyerinde müvekkil şirketin nakliye aracına yüklenerek yapılacağını, ... bedelinin 45.000,00 TL + KDV olduğu, ödemenin %30 siparişle, konveyör tesliminde %30, %40’lık bakiye kısmın ise teslimden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesi kararlaştırıldığını, 17.08.2017 tarihli teklif formu kapsamında müvekkil şirketçe siparişi verilen "..."ün müvekkile zamanında teslim edilmemesi nedeniyle 06.09.2017 tarihinde müvekkil şirket tarafından davalı tarafa ödenen 14.100,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini, "..."ün müvekkiline zamanında teslim edilmemesi ve davalının temerrüdü nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu müspet zararın tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL müspet zararın davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddini, birleşen davada davacı haksız ve kötü niyetli hareket etmiş olduğundan %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, 25/06/2020 tarihli kök raporda dava konusu makinenin iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğu, bu nedenle davacının TBK m.475 uyarınca sözleşmeden dönerek ödediği 14.100,00 TL’nin iadesini talep edebileceği, ayrıca 2.395,45 TL faiz isteyebileceği, sair zarar kalemlerinin ise ispata muhtaç olduğu yönünde görüş bildirildiği, birleşen dosyanın da birleştirilmesinden sonra alınan 28/05/2021 tarihli ek raporda kök rapordaki teknik tespitlerin korunduğu ve birleşen dava yönünden sözleşme gereklerini yerine getirmeyen tarafın GCM şirketi olduğu, bu nedenle bakiye alacak talebinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, raporların denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bulunması nedeniyle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, dosyada mevcut 17/08/2017 tarihli teklif formuna göre teslim süresinin 35 iş günü, bedelin 47.000,00 TL + KDV ve ödeme planının %30 peşin, %30 teslimde, bakiye %40’ın 30 gün içinde olduğu, davacının %30’luk 14.100,00 TL’yi banka yoluyla ödediğinin sabit olduğu, makinenin siparişe ve teknik özelliklere uygun olmadığı ve ayıplı bulunduğu, süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu, bu nedenle davacının sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini isteyebileceği, ancak geç teslim nedeniyle talep edilen müspet zarar kalemlerinin soyut kaldığı ve ispat edilemediği, birleşen dava yönünden ise sözleşme gereklerini yerine getirmeyen tarafın bakiye alacak talebinde haklı olmadığı sonucuna varılarak asıl davanın kısmen kabulü ile 14.100,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, müspet zarar talebinin reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı/birleşen davada davacı vekili istinafında; taraflar arasında 17.08.2017 tarihli sipariş mektubu ile ... (...) konveyör imaline ilişkin eser sözleşmesi kurulduğunu, bedelin 47.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığını ve işe başlanırken 14.100,00 TL avans ödendiğini, teknik şartname düzenlenmemiş olmakla birlikte davacı/karşı davalının demo görerek 3 parçalı, 7 derece kaldıracak hidrolik sistemli, belirli yükseklik ve bant çevresinde 5 cm iç içe geçen koruyucu borulu konveyör istediğini, müvekkilince de bu vasıflarda ürünün süresinde imal edilip teslime hazır edildiğini; buna rağmen davacı/karşı davalının sonradan ortaya attığı ek talepler ve “ayıp” iddiasıyla kötü niyetli biçimde teslimden kaçındığını, oysa Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/24 D.İş delil tespiti dosyasında alınan 26.03.2018 tarihli bilirkişi heyet raporuyla ürünün tüm ekipmanlarıyla çalıştığı, sonradan iletilen ilave taleplerin de karşılandığı ve eserde ayıp/kusur bulunmadığının tespit edildiğini; davacı/karşı davalının buna rağmen bakiye 32.900,00 TL’yi ödemediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu; taraflar arasında sulh müzakereleri sırasında dahi davacı/karşı davalı vekilinin, ürünün teslimi şartıyla icra borcunun faiz ve ferileriyle birlikte 40.000,00 TL ödenmesine dair protokol taslağı gönderdiğini, buna rağmen davacının asıl davada peşin ödemenin iadesini talep ederek çelişkili ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını; yerel mahkemenin uyuşmazlık konusu ürün hiç görülmeden ve delil tespiti raporu ile maddi olgular gözetilmeden, yalnızca davacının iddiaları ve taraflarına tebliğ edilmeyen e-posta yazışmalarına dayanılarak düzenlenen taraflı/denetime elverişsiz bilirkişi raporuna itibarla asıl davayı kabul edip birleşen davayı reddettiğini, eksik inceleme ve hatalı bilirkişi değerlendirmesine dayalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında sipariş edilen ... makinesinin süresinde teslim edilmediğini ve ayıplı olduğunu ileri sürerek ödenen bedelin iadesi ile müspet zararının tazminini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili ise makinenin sözleşmeye uygun şekilde imal edildiğini, davalı tarafın teslim almaktan kaçındığını belirterek bakiye bedel için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda makinenin ayıplı olduğu, bu nedenle asıl davacının sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini isteyebileceği, ancak müspet zarar talebinin ispatlanamadığı; sözleşme gereklerini yerine getirmeyen tarafın birleşen davanın davacısı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl davada davalı/birleşen davada davacı yüklenici tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.Sözleşmeden dönme, sözleşmeyi sona erdiren ve tarafların iradelerine bağlı sebeplerden biridir. Nakit bedel karşılığı eser sözleşmelerinde tek taraflı bir irade açıklaması olan dönme beyanı bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte hukuki sonuçlarını doğurur (Yargıtay 15. HD’nin 17/03/2010 tarih, 2010/98 E., 2010/1538 K. sayılı kararı). Dönme beyanının açıkça “fesih” veya “dönme” şeklinde ifade edilmesi zorunlu olmayıp, iş bedelinin geri istenmesi gibi dönme iradesini ortaya koyan beyanların bulunması hâlinde sözleşmeden dönme iradesinin bildirildiğinin kabulü gerekir (Yargıtay HGK’nın 10/02/2010 tarih, 2010/19-38 E., 2010/69 K. sayılı kararı).Sözleşmeden dönme hâlinde sözleşme geriye etkili olarak ortadan kalkar ve taraflar sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca aldıklarını iade etmekle yükümlü olurlar. Bununla birlikte sözleşmeyi haksız veya kusurlu olarak sona erdiren taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır. Bu durumda fesih sebebiyle zarara uğrayan taraf, koşullarının bulunması hâlinde uğradığı zararların tazminini talep edebilir.Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin bedel karşılığı kurulduğu, davacı tarafın sözleşme kapsamında ödediği bedelin iadesini talep etmek suretiyle sözleşmeyi geriye etkili biçimde sona erdirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davacı ödediği bedelin iadesini talep edebilecektir. Sözleşmenin haklı nedenle mi yoksa haksız olarak mı feshedildiği hususu ise ancak ve sadece tazminat talepleri bakımından değerlendirilmesi gereken bir konudur.Nitekim davacı tarafın zarar talebi mahkemece ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, bu hususta asıl davada davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmamıştır. Davalı taraf ise birleşen davada yalnızca bakiye iş bedelinin tahsilini talep etmiş olup, sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü herhangi bir zarar kalemine ilişkin bir talepte bulunmamıştır. Öte yandan davalı tarafın, şartları oluştuğu takdirde fesih nedeniyle uğradığını ileri sürebileceği zararlarını ayrıca dava etmesi de mümkündür. Bu durumda sözleşmeden dönmenin sonuçları bakımından mahkemece yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı/birleşen davada davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/10/2021 tarih ve 2019/467 Esas, 2021/701 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Asıl davada alınması gereken 963,17 TL nisbi istinaf karar harcından davalı-birleşen davacı tarafça peşin olarak yatırılan 240,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 722,37 TL harcın davalı-birleşen davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından davalı-birleşen davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalı-birleşen davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı-birleşen davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1596, K. 2026/231, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1596-e-2026-231-k-8c7983d4ed42