Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2022/1555 E. 2025/548 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1555
- Karar No
- 2025/548
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1555
KARAR NO:2025/548
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:30/06/2022
NUMARASI:2020/252 E. -2022/578 K.
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ... sayılı dosyası ile alacaklı olduğunu iddia eden davalı ... BANKASI A.Ş.'nin müvekkili eli mahsulü olmayan bonoyu icra takibine konu ettiğini, davalı ... Bankası A.Ş. ile müvekkili arasında hiçbir şekilde alacak borca konu olacak bir ticaret ilişki olmadığını bono üzerindeki imza müvekkilinin eli mahsulü olmadığını, bononun lehdarı olan ve icra takibinde borçlu olmayan... Ltd. Şti. şirketi ile de müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, davalının ciro silsilesine aykırı davranmak sureti ile borçlu... Ltd. Şti.'ni takibe ekleme gereği dahi duymadığını, bu yön ile de ciro silsilesindeki kopukluk nedeni ile de takibin iptaline karar verilmesinin gerektiğini, davaya konu edilen bono üzerindeki imzanın hiçbir şekilde müvekkilinin eli mahsulu olmadığını, senet üzerindeki imzanın, dosya içerisindeki evraklar incelenmek sureti ile imza ve evrakta sahtecilik yönündeki itiraz ve iddiaları değerlendirilerek davaya konu olan senet bakımından dava sonunda verilecek hükme kadar hiçbir işlem ve isteğe esas tutulmaması yönünde tedbir kararı verilmesine, senet nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptaline, davalı aleyhine %20 oranında icra tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; müvekkili banka ile dava dışı .... Şti. arasındaki kredi-borç ilişkisi kapsamında, takibe ve davaya konu edilen 20.07.2015 düzenleme tarihli 31.05.2016 ödeme tarihli 100.000-TL bedelli bono, kredi borçlusu tarafından kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya verildiğini, müvekkili banka, senedin kredi-borç ilişkisi kapsamında meşru yetkili hamili olduğunu bu sebeple ödeme Protestosunu çektiğini, ancak davacının herhangi bir ödeme yapmaması sebebiyle ...Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacının takibe herhangi bir itirazda bulunmadığını, takibin kesinleştiğini, ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk söz konusu olmadığını, müvekkili banka senedin meşru yetkili hamili olduğunu, dava konusu senedin teminat senedi olmadığını, bedeli dava dışı şirketin kredi borcundan mahsup edilmek üzere alındığını, bedel kaydının varlığı senedin bono niteliğini etkilemeyecek olduğunu, bu husustaki beyanları kabul etmediklerini, müvekkili bankanın iyiniyetli olduğunu, haksız icra tazminatı talebinin reddine karar verilmesini, davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harcın verilecek olan süre içerisinde tamamlattırılmasını, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, işbu davanın müvekkili bankanın kredi borçlusu ve bono lehtarı olan .... Şti.'ye ihbar edilmesine, davacının davaya konu bono hakkında hiçbir işlem ve isteğe esas tutulmaması yönündeki tedbir talebinin reddine, müvekkili bankanın alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış davanın ve haksız icra tazminatı talebinin reddi ile müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık olarak %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın kabulü ile, ....sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilini menfi tespit davası açma mecburiyetinde bırakan haksız ve kötü niyetli takip alacaklısı davalı ... Bankası'nın, takip konusu bedelin en az %20’si oranında tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, dava konusu senetler ile ilgili alacaklı konumunda bulunan bankanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 20/2. maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu, teminat olarak borçlusu olan dava dışı bir şirketten senet alan bankanın, hem basiretli tacir hem de güven kurumu olması nedeniyle, kredi vereceği kişiler ile krediye karşı gösterilecek teminatları dikkatle incelemesi gerektiğini, bankanın, kredi tahsis sürecinde müşterisinin risk analizini yapması,kredi karşılığı teminatları değerlendirmesi, gelir tespiti yapması ve kredi için belirlenen süreleri ticari hayatın gereği olarak uygulaması gerektiğini, bankanın üzerine düşen incelemeleri yapmamış ve senet üzerindeki imza ve yazıları karşılaştırmamışsa, ağırlaştırılmış özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalı ... Bankası’nın iyi niyetli olduğunun söylenemeyeceğini , bu sebeple, istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme tarafından reddedilen kötü niyet tazminatı kararının kaldırılarak müvekkili lehine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davalının haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine, menfi tespit yönünden yerel mahkeme hükmünün aynen onanmasına ve kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının mahkeme dosyasında yer alan imzalarının hiçbirinin birbiri ile uyuşmadığının çıplak gözle fark edilebilecek kadar açık olduğunu, bu nedenle imzalara ek olarak davaya konu kıymetli evraklardaki diğer unsurların da incelenmesi gerektirdiğini, mahkeme tarafından adli tıp raporuna ilişkin bu yöndeki itirazlarına ve davacının da son celsede talep edilen imza örneklerini vermek üzere hazır bulunmasına karşın mahkeme tarafından bu yönde bir inceme yaptırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davaya konu senetlerdeki tüm unsurların özellikle mukayese imzalarda birbirleri ile uyuşmaz durumda iken incelenerek hüküm kurulması gerektiğini, imzaların uyumsuzluğu mukayese için kullanılan imzalarında birbirlerinden farklı olması nedeniyle kesin bir kanı oluşturmadığını ve bu nedenle verilen kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, talep etmiştir.
GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı vekili,... sayılı dosyasına konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını beyanla borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. ... sayılı dosyasında, davacı tarafından davalı aleyhine,20.07.2015 düzenleme tarihli, 31.05.2016 vade tarihli 100.000-TL tutarlı, lehtarı... Ltd. Şti., borçlusu ... olan , lehtar tarafından davalıya ciro edilen bonoya dayanılarak, toplam 102.333,66-TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığı, görülmektedir.Davalı tarafından takip dayanağı bono için ,02.06.2016 tarihli Ödeme Protestosu keşide edilmiştir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 24/05/2022 tarihli raporunda; "Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından ; İnceleme konusu senette yer alan borçlu imzaları ile...'nın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği," belirtilmiştir.Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.“imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Dosya kapsamına göre; dava, imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu bono nedeniyle takip yapıldığı, ancak bononun keşidecisi olan davacı adına atılmış olan imzanın davacının eli ürün olmadığının tespit edildiği, İmza incelemesine esas ADli Tıp Kurumundan alınan raporun bononun düzenleme tarihine yakın borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı ve değerlendirildiği, raporun denetime elverişli ve yeterli olduğu , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bu durumda senedin davacı tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte olduğu, sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerindedir.Yine davalının senedi ciro yolu ile iktisap ettiği, yüzyüzelik ilkesi gereği borçlu imzasının sahte olduğunu bilecek durumda olmadığı bu nedenle haksız ve kötü niyetle takip yaptığı ispatlanamadığından, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, menfi tespit talebinin kabulünde, ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2022 tarih ve 2020/252 E. 2022/578 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.990,41-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.747,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.242,81-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025