Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1514 E. 2025/244 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1514
Karar No
2025/244
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1514

KARAR NO: 2025/244

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 16/06/2021

NUMARASI: 2021/463 E. - 2021/110 K.

DAVANIN KONUSU: Tespit (Fikir Ve Sanat Eseri Sahipliğinin Tespiti)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava konusu www...com alan adının davalı tarafa devrine ilişkin WIPO kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın dava konusu alan adının devrine yönelik talepleri zamanaşımına uğradığını, buna rağmen WIPO tarafından alan adının devri yönünde karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, huzurdaki yargılama sona erinceye kadar HMK 389 maddesi gereğince dava konusu www...com alan adına erişim engellenmesini talep ettiğini beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ;Davacı müvekkili adına tescili bulunan www...com alan adının davalı tarafça WIPO nezdinde yapılan başvuru neticesinde davalı tarafa devrine ilişkin 25/04/2019 tarihli karara itirazı ile www...com alan adının davacı müvekkil adına tesciline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: genel yetkili mahkemenin müvekkili ortaklığın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri, yasal ikametgâhı olan Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresi bakımından Türkiye sınırları içinde tescilli, tanınmış ve uzun süreli kullanımı ile oluşan korunması zorunlu olan mutlak/inhisari bir hakkının mevcut olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi ile müvekkili ortaklığın haklarının daha fazla zarar görmemesi bakımından her halükarda WIPO kararının yargılamanın sona ermesi beklenilmeden uygulanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, herhangi bir biçimde davacının alan adını kullanma imkanının doğması halinde, adı geçenin alan adını başka bir web sitesinde ya da ortamda kullanımının yasaklanmasını, bu alan adının kısmen veya tamamen müvekkili ortaklık dışında bir kişiye kullandırılmasının ya da devrinin yasaklanmasını, davacının internet sağlayıcısına karşı alan adını tescilden feragate ve bunları müvekkili ortaklığa devrettiğine ilişkin geçerli beyanda bulunmasına tazminat ve sair talep hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava konusu www...com alan adının davalı tarafa devrine ilişkin WIPO kararının hukuka aykırı olduğunu, Davacı müvekkilinin yurt dışında ikamet etmekte olup 2007 yılında tescil edilmiş bulunan www...com alan adının müvekkili adına kayıtlı iken, davalı tarafça uluslararası bir fikri mülkiyet kuruluşu olan WIPO nezdine yapılan başvuru uyarınca “...” ibaresinin marka olarak tescil işlemlerinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde devam ettiği, hali hazırda bu ibarenin kendilerine ait paket tur ürünlerinin satış ve pazarlamasında kullanılacağı ve bu nedenle kullanımın kötü niyetli olduğu” iddialarıyla söz konusu alan adının devri talebinde bulunulduğunu, Davalı tarafın başvurusu neticesinde WIPO tarafından verilen 25.04.2019 tarihli karar uyarınca www...com alan adının davalıya devrine karar verildiğini, karar metninde başvurucu-davalıya karşı 10 iş günü içinde yerel mahkemede dava açma haklarının bulunduğu WIPO tarafından elektronik posta yoluyla taraflarına iletilmiş olmasına rağmen, 10 iş günlük süre beklenmeksizin alan adının davalı ...’ye devri, yasal prosedüre uyulmaksızın ve süre beklenmeksizin gerçekleştirildiğini, -ihtilaf konusu www...com alan adı 2007 yılından bu yana tescil edilmiş olup, davalı ... tarafından ... ibaresinin marka tescili başvurusu ise 2018 yılının Ekim ayında yapıldığını, bu nedenle ...‘ya ait paket tur satış ve pazarlama projesinin bilindiğinden ve kötü niyetli olgusundan söz edilmesi mümkün olmadığı gibi, bu iddia ve talepler iyi niyetle de bağdaşmadığını, Dava konusu alan adı 2007 yılından bu yana tescilli olup, aktif olarak kullanılmadığını, dava konusu www...com alan adı Türkiye’de tescil edilmiş olup, somut uyuşmazlığın Türk hukukuna tabi olduğunu, -müvekkili ...'in gerçek kişi olup, ...’ya ait dünya çapında meşhur ve maruf bir marka olan “...” markası ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, aksi yöndeki iddialar tamamen gerçek dışı olduğunu, ortalama bir tüketicinin ...’ya ait internet sitesini uçak bileti almak için kullanmakta ve davalıya ait www...com internet sitesinden uçak bileti satın alma işleminin gerçekleştirilebileceğini bilebilecek durumda olduğunu, ihtilaf konusu www...com alan adının İngilizce “...” yani tatil jenerik sözcüğünü de içermekte ve bu sözcükten türetilmiş bir alan adı niteliğinde olduğunu, ...'in İspanya’da ikamet etmekte olup, T.C. kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olan davalı ile herhangi bir ticari yahut hukuki ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin dava konusu alan adını ticari bir amaçla yahut kötü niyetle kullandığından söz edilmesinin de mümkün olmadığını, -Davalı tarafın dava konusu alan adının devrine yönelik taleplerinin zamanaşımına uğradığını, WIPO tarafından alan adının devri yönünde karar verilmesinin kanuna aykırı olup, yerel mahkemece de zamanaşımı defilerinin değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu madde 72 uyarınca haksız fiileden doğan talepler zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, bu nedenle davalının taleplerinin zamanaşımına uğramış olup, dava konusu www...com alan adının kendisine devrine yönelik talepleri dinlenemeyeceğini, davalı tarafın bu durumu bilmesine rağmen WIPO nezdinde şikayet başvurusunu yaparak, zamanaşımına uğramış ve Türkiye Cumhuriyet kanunları nezdinde zamanaşımı sebebiyle dinlenmesi mümkün olmayan bir talepte bulunarak kanunu arkadan dolaştığını, alan adının devrine ilişkin WIPO kararı hukuka aykırı olup, WIPO kararının kaldırılması ve söz konusu alan adının yeniden müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesi gerektiğini,-davalı lehine 5.900-TL vekalet ücretine hükmedildiğini, Yerel mahkeme ilamının davalı tarafça icra takibine konularak müvekkili hakkında haciz ve icra işlemleri yapılması söz konusu olduğunu, icranın geri bırakılmasına da karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacı adına tescilli www...com alan alan adının davalı tarafa devrine ilişkin WIPO kararının iptali ile alan adının davacı tarafa tarafa devrine yöneliktir. Taraflar arasındaki alan adına ilişkin uyuşmazlığın, Alan Adı Uyuşmazlıkları Çözüm Politikası (Politika veya UDRP), Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallar (Kurallar) ve Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Politikası için Yeknesak Kurallara Ek Kurallar (Ek Kurallar)'da öngörülen usul ve kurallar çerçevesinde uyuşmazlığın çözümlendiği anlaşılmıştır. 16/04/2019 tarihli, D2019-0123 sayılı WIPO tahkim kararında özetle; "Şikayet Eden'in ... markası, 1997 senesinden bu yana seyahat hizmetleri için tescillidir. Ayrıca, ... markasının, Türkiye'de ve dünyada tanınmış bir marka olduğu bilinmektedir. Bununla beraber, tescil edilmiş tüm .. markalarının, “seyahat acentalığı hizmetleri” için korunmakta olduğu tespit edilmiştir. İdari Hakem, Şikayet Eden'in marka haklarını ve “...” ibaresinin jenerik olarak kullanıldığını dikkate alarak, ihtilaflı <...com> alan adının, Şikayet Eden'in ... ve türev markalarıyla karıştırılma ihtimali yaratacak derece benzer olduğu kanaatine varmıştır. İdari Hakem, ihtilaflı alanı adında yer alan “.com” uzantısının, ayırt edici niteliği olmadığının altını çizmiştir. Yukarıda açıklanan sebepler çerçevesinde, İdari Hakem, Politika'nın 4(a) maddesindeki ilk şartın yerine getirildiği kanaatine ulaşmıştır. Politika'nın 4(c) maddesi uyarınca Şikayet Edilen, diğer şartlarla beraber, aşağıdaki hususlardan herhangi birini ileri sürerek, alanı adı üzerindeki hak ve meşru menfaatlerini ortaya koyabilir. (i) Şikayet Edilen'in herhangi bir ihtilaf bildirimi yapılmadan önce, iyi niyetli (bone fide) mal ve hizmet sunum için alan adı veya alan adına tekabül eden bir ibare kullarını veya herhangi kanıtlanabilir kullanım hazırlığı veya; ii) Şikayet Edilen'in (birey, teşebbüs ya da diğer kuruluşlar), hiç marka ya da hizmet markası hakkı edinmemiş olmasına rağmen, söz konusu alan adıyla tanınıyor hale gelmiş olması veya; (iii) Şikayet Edilen'in, alan adını, ticari olmayan ve meşru şekilde, müşterileri yanlış yönlendirmek ve bu şekilde haksız ticari kazanç elde etmek vaya söz konusu ticari marka ya da hizmet markasına zarar verme amacı gütmeyecek şekilde kullanımı hususları bulunması gerektiği... Bu bağlamda, İdari Hakem, dosya içeriğine dayanarak; Şikayet Edilen'in ... markasını kullanmak için yetkisi ya da lisansı bulunmadığı; ihtilaflı alan adının, Şikayet Edilen tarafından bilinen hale getirilen bir isme ilişkin olmadığı ve Şikayet Edilen'in, ihtilaflı alan adını, mal ve hizmetlerin iyi niyetli (bona fide) sunumunda kullanıyor olduğunun kabul edilemeyeceği kararına varmıştır. Bundan dolayı, Şikayet Edilen'in Politika'nın 4(c) maddesinde yer alanı hak veya meşru menfaatleri kanıtlanamamış olduğundan, İdari Hakem, Şikayet Eden'in Politika'nın A(a)lii) maddesinde yer alan şartları yerine getirdiği kanısına varmıştır. Son olarak, Şikayet Eden, Politika'nın 4(a)lili) maddesi uyarınca alan adının kötü niyetle tescil edildiği ve kullanılmakta olduğunu ortaya koymak zorundadır. İdari Hakem, Şikayet Edilen'in, Cevap dilekçesinde, ihtilaflı alan adını tescil ettirmeden önce Şikayet Eden'in markasının varlığından haberdar olduğunu itiraf ettiği görüşündedir. Zira, Cevap dilekçesinde, Şikayet Eden'in yetkili acentası olduğunu ifade etmekte ve Şikayet Eden ile aralarında acentalık sözleşmesi olduğunu belirtmektedir. Söz konusu sözleşmeye rağmen, Şikayet Edilen, ihtilaflı alan adını devretmek için 10,000 USD talep etmiştir. Öte yandan, her ne kadar Şikayet Edilen "Whatsapp mesajlarının" delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirtmiş olsa da, UDRP davalarında aranan standart delil kriteri “olasılıkların dengesi” veya "delillerin ağırlığı" olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, Şikayet Editen'in bu yöndeki itirazları, işbu dava kapsamında değerlendirilmemiştir. Ayrıca İdari Hakem, Şikayet Eden'in ... markalarının Türkiye'de ve Dünya'da yoğun kullarımı ve tanınmışlık düzeyi göz önüne alındığında ve Şikayet Edilen'in Türkiye'de faaliyet göstermesi ve seyahat acentalığı hizmetleri vermesi sebebiyle; Şikayet Edilen'in, Şikayet Eden'in markasından habersiz olmasının düşünülemeyeceği kanaatindedir. Dolayısıyla, ihtilaflı alan adı, Şikayet Eden ile doğrudan ve dolaylı rekabat içinde olan hizmetlerin tanıtımı için kullanılmaktadır. Bu sebeple, Şikayet Edilen'in, tescil tarihi itibarıyla, ihtilaflı alan adının ticari kullanımının, Şikayet Eden'e ait marka haklarını ihlal edeceğini bilebilecek durumda olduğu, dolayısıyla iyi niyetli kullanımının söz konusu olmadığı" değerlendirilmiştir. Merkez tarafından verilen kararın infazı yönünden on günlük bekleme süresi içerisinde genel yetkili bir mahkemede veya tescil kuruluşunun bulunduğu yer mahkemesi nezdinde talebi kabul edilen tarafa karşı, alan adı sahibince hak sahipliğinin tespiti yönünde dava açılması ve tescil kuruluşuna ispatlanması halinde kararın icrasının engellenebileceği (4 (k) UDRP), düzenlenmiş, davanın 06/05/2109 tarihinde süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının www...com alan adını, ilk olarak 2007 yılında aldığı, ancak davalı adına tescilli ve tanınan marka olan ... markasının, 1997 senesinden bu yana seyahat hizmetleri için tescilli olduğu, davalının öncelik hakkı sahibi olduğu,... ibaresinin alan adında kullanılmasının ortalama tüketiciler neznide karışıklığa yol açacağı, davacıların www...com isimli internet sitesinde herhangi bir şekilde aktif olarak kullanmadıkları, davalı markasının tanınmış olduğu, davacıların bu alan adını tesadüfen seçmiş olmasının düşünülmeyeceği, iyi niyetli olarak kabulünün mümkün olmadığı, iptali istenen WIPO İdari Kurulu'nca verilen kararın ICANN Tüzüğü'ne uygun olduğu gibi iç hukuk kuralları karşısında doğru olduğu, bu sebeplerle davaya konu 16/04/2019 tarihli, ... sayılı WIPO alan adı tahkim kararının usul ve yasaya uygun olduğu, tahkim kararının yasal ve yeterli gerekçesi gösterilerek verildiği, davacının bu ibareyi taşıyan alan adı üzerinde öncelik haklarının ve meşru bir bağlantılarının bulunmadığı, alan adı tescilinin kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği, davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1713 - 2012/9089). Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı, İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/06/2021 tarih ve 2021/463 E., 2021/110 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1514, K. 2025/244, T. 06.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1514-e-2025-244-k-62fa25ef1b5c