Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1284 E. 2025/187 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1284
- Karar No
- 2025/187
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1284 KARAR NO : 2025/187
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2020/58 Esas - 2022/440 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesine Kefaletten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2020 BAM KARAR TARİHİ : 12/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2022 tarihli, 2020/58 Esas ve 2022/440 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalılar ... ve ... 'nın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, 20/06/2013 tarih 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi taahhütnamesine istinaden davalılara ticari kredi kullandırıldığını, kredilerin geri ödemelerin kesilmesi ve alacağın riske girmesi üzerine Gebze 3. Noterliğinin 06/08/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek hesabın kat edildiğini ve alacağın ödenmesinin ihtar edildiğini, alacağın ödenmemesi üzerine borçlular hakkında icra takibine geçildiğini, borçluların haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiklerini, itiraz üzerine 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun' un 20. maddesi ile getirilen 6102 sayılı TTK 5/A düzenlemesine göre 2019/6913 Arabuluculuk Büro Nolu ve 2019/114290 Arabuluculuk Nolu müracaat yapıldığını, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucu anlaşma sağlanmadığını, 25/11/2019 tarihli anlaşmazlık son tutanağının imza altına alındığını, davalı taraftan alacaklı olunduğu ve alacak meblağının banka kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenecek rapor ile ispat edileceğini belirttiğini, davalı borçluların itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk aşamasında davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığını, davalının arabuluculuk gün ve saatinden haberdar olamadığını, arabuluculuk aşaması usul ve yasaya uygun olarak tamamlanmadan dava açıldığından davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesinin gerektiğini, davalının alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının alacaklı olduğu iddiasını ispat etmekle mükellef olduğunu, hesap kat edilmesinin söz konusu olmadığını, muaccel hale gelmeyen alacak için takip başlatılmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafından davalıya ihtar gönderilmediğini, taraflar arasında borç ilişkisi olmadığından alacağın likit olarak nitelendirilemeyeceğini ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, icra takibinde talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu, genel ticari kredi sözleşmesinin hazırlanış şekilleri itibariyle genel işlem koşullarına tabi olduğunu belirtmiş ,davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, ancak savunma ve delil sunmadığından, davayı inkar etmiş sayıldığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davacı banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların da sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığı, davalı ... ' nın borca itiraz ettiği ancak daha sonra itirazından vazgeçtiği , borçlu ... yönünden takibin icra müdürlüğü tarafından kesinleştirildiği , davalı ... ' nın borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin ... yönünden durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça itirazın iptaline yönelik olarak her iki davalı hakkında eldeki davanın açıldığı, davalı ... ' nın icra takibine yaptığı itirazından vazgeçtiği ve takibin ... yönünden kesinleştirildiği , takibe itirazından vazgeçen ... yönünden itirazın iptali davası açılmasında hukuki yararın varlığından söz edilemeyeceği , HMK' nun 114/h maddesi gereğince dava açmakta hukuki yararın bulunmasının dava şartı niteliğinde olduğu, dava şartlarının varlığının HMK' nın 115/1 maddesi gereğince davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılmasının ve dava şartı noksanlığı halinde HMK' nın 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, davacı bankanın ... şubesi ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 20.06.2013 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinin imza altına alındığı, davalılar ... ve ...'nın söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, sözleşme doğrultusunda dava dışı asıl borçluya kredi kullandırıldığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından kredi hesapları kat edilerek Gebze 3. Noterliği'nin 06.08.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği , ihtarnamede borcun 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin dava dışı şirket ve davalı kefillere 10.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 18.08.2018 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri , davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalı ...'dan 484.258,41 TL asıl alacak 40.109,55 TL işlemiş faiz, 2.005,48 TL BSMV olmak üzere toplam 526.373,44 TL alacaklı olduğu, bu miktar üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu ve bu miktar üzerinden icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davacı tarafça icra takip tarihinden itibaren asıl alacağın 95.054,31 TL'lik bölümüne %33 ,334.035,44 TL lik bölümüne % 32,40 ve 55.168,66 TL lik bölümüne % 28,08 temerrüt faizi ve % 5 BSMV talep edilebileceği , davacı tarafça icra takibinde 390,74 TL masraf talep edildiği, söz konusu masrafın icra gideri olarak icra müdürlüğünce nazara alınmasının gerektiği , icra takip tarihi ile dava tarihi arasında kısmi tahsilat yapıldığı, bu tahsilat göz önüne alındığında dava tarihi olan 24/01/2020 tarihi itibariyle davacı bankanın 484.258,41 TL asıl alacak, 12.906,84 TL işlemiş faiz, 645,34 TL BSMV olmak üzere toplam 497.810,59 TL alacaklı olduğu , bu hususun infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasının gerektiği, incelenen tüm dosya kapsamında anlaşılmış davanın davalı ... yönünden dava şartı yokluğundan reddine, diğer davalı yönünden ise kısmen kabulüne karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle "...Davanın davalı ... yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile, davalının İzmir 26. İcra Müd. 2018/14543 E. sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptaline, takibin, 484.258,41 TL asıl alacak, 40.109,55 TL işlemiş faiz, 2.005,48 TL BSMV olmak üzere toplam 526.373,44 TL ile asıl alacağın 95.054,31 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren % 33 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si , asıl alacağın 334.035,44 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren % 32,40 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si , asıl alacağın 55.168,66 TL lik bölümüne takip tarihinden itibaren % 28,08 temerrüt faizi ve faizin % 5 BSMV si ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, icra takibinde talep edilen 390,74 TL masrafın icra gideri olarak İcra Müdürlüğünce nazara alınmasına, icra takibinden sonra ve davadan önce yapılan ödemeler nedeniyle dava tarihi olan 24/01/2020 tarihi itibariyle alacağın 484.258,41 TL asıl alacak, 12.906,84 TL işlemiş faiz, 645,34 TL BSMV olmak üzere toplam 497.810,59 TL olduğunun tespiti ile nihai infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasına, asıl alacağa uygulanacak temerrüt faiz oranı ile ilgili fazlaya ilişkin istemin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine kararının hatalı olduğunu, davalı ...’nın 25.07.2019 tarihli takibe itirazı ve itiraz sonrası icra müdürünün takibi durdurma kararının halen devam ettiğini, davalı ...'nın ilk olarak 04.12.2018 tarihinde icra takibine itiraz ettiğini ve daha sonra 31.12.2018 tarihinde vekili vasıtası ile bu itirazını geri aldığını, davalı ...’nın itirazını geri alması sonrasında takibin kesinleşmesi ve devamı için icra müdürlüğüne talepte bulunulduğunu ancak İzmir 26. İcra Müdürlüğü, takibin kesinleşmesi ve devamı taleplerini borçlu ...’ya ödeme emri tebliğ edilmemiş olması sebebiyle reddettiğini ve borçluya ödeme emri çıkarılmasına karar verdiğini, davalı/ borçlu ...’nın icra dosyasına yaptığı itiraz mevcut olup bu itiraz neticesinde icra takibinin durmasına karar verildiğini, kararın redde ilişkin bölümünün kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın müteselsil kefil olan borçlulardan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın davalı ... yönünden, dava açılmadan önce takibe itirazından vazgeçtiğinden dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, diğer davalı yönünden ise davanın kısmen kabul kısmen karar verilmiş; davalı ... yönünden verilen hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İtirazın iptali istemine konu İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14543 esas sayılı ilamsız icra takibine konu dosyanın incelenmesinde; borçlu davalılar ... ve ... aleyhine davalı banka tarafından İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden alınan 27/11/2018 tarihli 2018/1031 Değişik iş esas ve karar sayılı ihtiyati haciz kararının aynı gün uygulanması için icraya konulduğu, borçlu davalılar adına 28/11/2018 tarihli ödeme emrinin tebliği için davetiye çıkartıldığı, borçlu davalı ... adına Av. ...'ın Uyap sisteminden 05.12.2018 tarihinde gönderdiği vekaletname ve ödeme emrine itiraz dilekçesi üzerine, icra müdürlüğünce alınan 06/12/2018 tarihli kararla takibin durdurulmasına karar verildiği, borçlu davalı ... vekilinin Uyap sisteminden gönderdiği 31/12/2018 tarihli dilekçe ile müvekkilinin talimatı ve banka ile yapılan borç yapılandırma anlaşması gereğince icra dosyasına yapılan itirazından vazgeçtiği, icra müdürlüğünce bunun üzerine 31/12/2018 tarihli karar ile borçlu davalı ... vekilinin itirazından vazgeçtiğinden takibin devamına karar verildiği, bu sırada borçlular adına çıkartılan ödeme emri tebligatlarının bila tebliğ iade edildiği, alacaklı davacı vekilinin 24.06.2019 tarihli dilekçesi ile borçlu davalı ...'nın tespit ettiği mernis adresine ödeme emri tebliğ edilmesini talep ettiği, bu talep üzerine yalnızca borçlu ... adına yeniden ödeme emri davetiyesi çıkartıldığı, bu davetiyeden sonra borçlu davalı ...'nin de vekili olan Av. ...'ın 25/07/2019 tarihinde Uyap sisteminden davalı ... adına sunduğu vekalet ve aynı tarihli borca itiraz dilekçesinde borçluların her ikisinin de ismini yazarak takibe itiraz ettiği, icra müdürlüğünce 26/07/2019 tarihli karar ile borçlu ... vekilinin itiraz dilekçesi incelenerek borçlu ... yönünden takibin durdurulmasına karar verildiği, anılan bu karardan sonra icra müdürlüğünce borçlular vekilinin 25/07/2019 tarihli borca itiraz dilekçesi tekrar değerlendirilerek bu kez borçlu davalı ... yönünden 12/09/2019 tarihli kararla takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Bilindiği gibi, itirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından ödeme emrine itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılır. İİK m. 68-68-a'daki belgelerden birine sahip olmayan alacaklı, itirazın kaldırılmasını sağlamak için İİK 67. maddesine göre itirazın iptali yoluna başvurabilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz geçerli değilse alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar yoktur. Ödeme emrine itiraz etmiş olan borçlu veya vekâletnamesinde "kabul" özel yetkisi bulunan vekili itirazdan her zaman vazgeçebilir. Borçlunun itirazdan vazgeçtiğinin icra tutanağına geçirilmesi ve imza edilmesi gerekir. İtirazdan vazgeçmenin kayıtsız şartsız olması hâlinde itirazın hükmü kalmaz, takip alacaklının talebi ile devam eder. Kayıt ve şartlı olarak yapılan itirazdan vazgeçme hâlinde takip durmakta devam eder. Yargılama usulü bakımından ise itirazın iptali davaları genel hükümlere tabidir (HMK m.67,I). İtirazın geri alınması itirazın iptali davasına özgü davayı sona erdiren bir taraf işlemidir. İtirazın iptali davası açıldıktan sonra itirazın geri alınması durumunda ortada geçerli bir itiraz bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davası konusuz kalacağından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde bir hüküm tesis edilmelidir. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre borçluya ikinci kez ödeme emri gönderilmesi ise ona yeni bir itiraz hakkı ve süresi verildiği anlamına gelmektedir. Bu durumda ikinci ödeme emri esas alınarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. ( bknz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2009 gün ve E:2009/12-417, K:2009/511, 20.03.2013 gün ve E:2012/12-1129, K:2013/380, 30.03.2016 gün ve E:2014/6-939, K:2016/442 emsal kararları). Genel haciz yoluyla yapılan takipte ancak süresinde ve geçerli bir itiraz icra takibini kendiliğinden durdurur. İtiraz üzerine duran takibe itiraz giderilinceye kadar devam edilemez. İcra müdürü itirazın süresi içerisinde yapılıp yapılmadığını inceler. İcra müdürünün itirazın süresinde ve geçerli bir itiraz olup olmadığına ilişkin kararına karşı şikayet yoluna başvurulabilir. İcra müdürünce bu konuda verilecek kararın hatalı olması halinde hatalı bu karar inşai nitelikte bir karar olmayıp, şikayet yoluyla iptal edilmemiş olsa bile sonuç doğurmaz. Takibe süresinde itiraz edilmemesi veya geçerli bir itirazın bulunmaması halinde takibin kendiliğinden durduğundan da söz edilemeyecektir. (bknz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E:2014/6-939, K:2016/442 emsal kararı). Somut olayda; davalı borçlu ...'ya bir kez ödeme emri gönderildiği, bu ödeme emri henüz tebliğ edilmeden borçlu vekilinin takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu, daha sonra borçlu ... vekilinin icra dosyasına sunduğu 31/12/2018 tarihli dilekçe ile takibe itirazından vazgeçtiği, icra müdürlüğünce itirazdan vazgeçme dilekçesi dikkate alınarak 31/12/2018 tarihli karar ile takibin devamına karar verildiği, davacı alacaklı vekilinin borçlu davalı ...'ya yeniden ödeme emri tebliği edilmesi yönünde bir isteğinin bulunmadığı gibi icra dosyasında bu boçluya ikinci kez ödeme emri de tebliğ edilmediği, icra müdürlüğünce diğer dosya borçlusu olan ...'nın mernis adresine çıkartılan ikinci ödeme emri davetiyesi üzerine bu borçlu adına vekalet sunan ve her iki borçlunun da ismini yazarak takibe itiraz eden borçlular vekilinin itirazı üzerine takibin borçlu davalı ... yönünden de icra müdürlüğünce hatalı bir şekilde durdurulmasına karar verildiği, takibe itirazından kayıtsız ve şartsız vazgeçen davalı borçlu ... vekilinin vazgeçmeden sonra yeniden takibe itiraz hakkının bulunmadığı, vazgeçmeden sonra yapılan ikinci itirazın geçerli olmadığı, geçerli olmayan itiraz üzerine icra müdürlüğünce alınan takibin durdurulması kararı hatalı olup, hatalı bu karar inşai nitelikte olmadığından yasal olarak icra takibinin durduğundan da söz edilemeyeceği, dolayısıyla dava tarihinden önce davalı borçlu ...'nın takibe itirazından vazgeçtiği, bu aşamadan sonra yapılan ikinci itirazının ise geçerli olmadığı gözetildiğinde davacı alacaklının bu davalı yönünden itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar doğru olup, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2022 tarihli, 2020/58 Esas ve 2022/440 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına , 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/02/2025