Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2022/122 E. 2025/284 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/122
- Karar No
- 2025/284
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 27/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 29/09/2021 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 27/03/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirket adına kayıtlı, dava dışı ...idaresindeki ... plakalı Volswagen ... marka açık kasa kamyonet ile dava dışı ... idaresindeki ... plakalı traktör arasında 26.07.2019 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ... aralarındaki Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi uyarınca oluşan hasar bedeli (ekspertiz raporuna göre 81.038,59.-TL) için başvurulduğunu, başvurularının sürücülerinin alkollü araç kullanarak kaza yaptığı gerekçesi ile reddedildiğini, arabuluculuk girişimlerinin olumsuz sonuçlandığını, KTK.nun da belirlenen yasal alkol sınırının hususi araçlarda 0.50 promil, ticari araçlarda 0.21 promil olduğunu, müvekkil şirkete ait aracı kullanan sürücü...n kaza yerinde yapılan işlemlerde 0.36 promil alkollü çıktığını, tespit edilen promilin KTK.nda belirlenen yasal sınırlar içinde olduğunu, müvekkili şirkete ait... plakalı aracın kamyonet cinsi olup kullanım amacının hususi olduğunu, ayrıca kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin de araştırılması gerektiğini, ispat yükünün de davalı sigortacıda olduğunu, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla söz konusu hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı Şirket'e ait aracın müvekkili şirket tarafından... Poliçe No'lu "Maksimum Kasko Sigorta Poliçesi" ile sigortalandığını, araç üzerinde .... A.Ş.nin dain-i mürtehin kaydı bulunduğunu, davaya devam edilebilmesi için bankanın muvafakatinin alınmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay 11. HD. nin 17/11/2008 tarih ve ...E. ...K. sayılı kararının bu yönde olduğunu, davacı tarafın rehin hakkı sahibinden muvafakat alması zorunlu olup anılan muvafakat alınmadığı takdirde davaya devam edilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kazanın meydana geliş şekline göre kazadan sonra polis memurlarınca olay yerinde yapılan araştırmada, davacı şirkete ait sigortalı aracı kullanan sürücünün 0,36 promil alkollü ve % 100 oranında asli kusurlu olduğu, kazaya başkaca bir etken bulunmadığının tespit edildiğini, aracın kullanım tarzı ve cinsinin kamyonet olup ticari araç olduğunu, ticari araçlarda alkollü araç kullanma sınırının 0,20 promil olduğunu, bu aracın özel araç olarak kabul edilemeyeceğini, hasar başvurusunun Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5. Maddesi Teminat Dışında Kalan Zararlar gereği reddedildiğini, yargılama aşamasında nöroloji uzmanı, hukukçu ve makine mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından yapılacak bilirkişi incelemesi ile durumun tespit edileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Taraflar arasında kazanın varlığı ve sigorta poliçesi hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; öncelikle, meydana gelen kazanın münhasıran alkolün etkisinde gerçekleşip gerçekleşmediği, kazada alkolün etkisi münhasıran değil ise hasar miktarının ne olduğu, dolayısıyla davalı sigortanın söz konusu kaza nedeniyle sigortalısı olan davacıya ödeme yapmamakta haklı olup olmadığı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Olaya ilişkin hasar dosyası, trafik kazasının oluşumuna ilişkin soruşturma evrakları, tescil belgeleri, alınan bilirkişi raporu, toplanan sair deliller, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Sigortalı ... plakalı aracın davacı adına kayıtlı olduğu, üzerinde... Afyon Şubesi tarafından ... tarihinde rehin şerhi eklendiği ve halen aktif olduğu Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü'nün 10/08/2020 tarihli cevabi yazılarından anlaşılmıştır. Bunun üzerine Dain-i Mürtehin konumunda olan ilgili bankaya davaya muvafakatlarının olup olmadığı sorulmuş, ilgili banka 05/11/2020 tarihli yazıları ile kayıt ve şart koymadan açılan davaya muvafakat ettiklerini bildirmişlerdir. Bunun üzerine Adli Trafik Uzmanı, Nörolog Uzman Dr., Sigorta Eksperi ve Makine Mühendisi bilirkişilerinden oluşan heyetten kusur durumu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, hasar tutarı konularında görüş istenmiş, verilen raporda, sigortalı araç sürücüsü ...'ın kaza anında yasal sınırın üstünde 0.54 promil alkollü olduğu, trafikte doğru düşünme ve karar verme süreçlerinin etkilendiği, dikkatini yola veremediği, mesafe algısının bozulduğu, alkolün verdiği özgüven ile kontrolsüzce araç kullandığı ve kazanın salt alkolün etkisi altında meydana geldiği, tam kusurlu olduğu, hasar miktarının 81.038,59.-TL, değer kaybının da ZMMS hesabına göre 13.012,35.-TL, serbest piyasaya göre 14.318,00.-TL olduğu tespit edilmiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 5.5.maddesi gereğince; Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, teminat dışında kabul edilmiştir. Davacının sigortalı aracını kullanırken kaza yapan araç sürücüsü ...ın kaza anında yasal sınırın üstünde 0.54 promil alkollü olduğu kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan ve Afyonkarahisar 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... sayılı dosyasından aldırılan İstanbul Adli Tıp İhtisas Kurulunun ... tarihli raporuna göre, kaza tespit tutanağında alkol seviyesi'nin 0,36 promil olarak belirlenmiş ise de bu ölçümün kaza anından 70 dakika sonra yapıldığı, alkol düzeyinin geçen zamana göre kandaki düzeyinin düşüş hızı dikkate alındığında sürücünün kaza anında 0,53 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı başlıklı 48/5. maddesi gereğince, alkollü araç kullanma sınırı hususi araçlarda 0.50 promil, diğer araçlarda promil alt sınırı 0.21 olarak belirlenmiştir. Sigortalı ...plakalı araç kamyonet olarak davacı şirket adına kayıtlıdır. Kullanım şekli ruhsat kaydına göre yük nakli olarak belirtilmiştir. Bu nedenle aracın hususi değil, ticari bir amaçla kullanıldığı çok açıktır. Bir sermaye şirketinin aracı hususi olamaz. Makam aracı olarak tahsis edilmiş olsa bile özünde ticari faaliyetlerin yürütülmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle yasada belirlenen alt limitlerin üzerinde alkollü araç kullanıldığı kabul edilmiştir. Elbette pek çok Yargıtay içtihadında da belirtildiği gibi, yasal alkol limitlerinin üzerinde alkollü araç kullanılması, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 5.5. maddesinin ihlal edildiği anlamına gelmemektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.10.2002 tarih ve ... E. ....sayılı kararı, yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.12.2018 tarih ve ... E....K. sayılı vb. kararlarında da işaret edildiği gibi hasarın teminat dışı kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yetmeyip kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluşması gerektiği, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerektiğine işaret edilmektedir. Bu amaçla kurulan bilirkişi heyeti, davacı şirketin sigortalı aracını kullanan araç sürücüsü...kaza anında yasal sınırın üstünde 0.54 promil alkollü olduğu, trafikte doğru düşünme ve karar verme süreçlerinin etkilendiği, dikkatini yola veremediği, mesafe algısının bozulduğu, alkolün verdiği özgüven ile kontrolsüzce araç kullandığı ve kazanın salt alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirttiğinden ve raporu kabul etmemek için de bir neden görülemediğinden hükme esas alınarak, davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik ve yetersiz inceleme neticesinde davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu kazanın salt alkol etkisi ile gerçekleşmemiş olmasına karşın yerel mahkemece eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporları neticesinde usul ve yasaya aykırı bir karar tesis edildiğini, ortaya çıkan kazanın doğrudan doğruya alkol kullanımı ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, kazanın oluşunda zemin, ışık, hava şartları, karşı tarafın durumu vb. gibi birçok durum etkili olduğundan alkolün tespit edildiği kazalarda alkolün bulunmadığı durumlar varsayımsal olarak incelenerek; alkolün kazada ne kadar rolü olduğu incelenerek salt alkolün etkisi altında kazaya sebebiyet verilen durumlarda rizikonun teminat dışı kaldığının en nihayet söylenebileceğini, ... plakalı traktör’ün arkasına takılı saman balya yapma makinesinin KTK ve yönetmeliklere uygun olarak takılıp takılmadığı, söz konusu traktöre ekli saman yapma makinesinde herhangi bir ışıklandırma bulunup bulunmadığı, traktöre takılı saman balyası yapma makinesinin yolu ne kadar kapladığı, saman balya yapma makinesinin diğer sürücülerin sürüşüne etkisi hususları başta olmak üzere ve benzeri hiçbir inceleme ve tespit yapılmadığının açıkça görüldüğünü, özellikle Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesinde düzenlenen "Tarım işlerinde kullanılmak üzere imal edilmiş ve genişliği 2.55 metre ile 3.05 metre arasında olan araçların günün kararmasından itibaren gün aydınlanıncaya kadar karayolunda trafiğe çıkarılamaz." hükmünün göz önünde bulundurulmadığını, karşı aracın mevzuata aykırı olarak yolda olması nedeniyle kazanın gerçekleştiği hususlarının, taraflarınca sunulan deliller ve itirazların hiçbir şekilde yerel mahkeme tarafından incelenmediğini, dolayısıyla eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporları esas alınarak kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, Yargıtayın yerleşik uygulamalarında da görüleceği üzere salt alkol etkisi altında kazaya sebebiyet verildiğinin tespit edilmesi gerektiğini, kazada rol oynayan diğer etmenlerin de değerlendirmeye alınarak uzman kişilerden alınacak rapor ile bu durumların tespiti yaptırılarak ve alkolün kişi üzerindeki etkilerinin de tespit edilerek rizikonun teminat dışı kalıp kalmadığına karar verilmesi gerekmekte olup somut olayda eksik ve yetersiz incelemeler neticesinde karar tesis edilmiş olup söz konusu karar usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemece kazaya karışan karşı araç sürücüsü...’nın traktörüne takılı bulunan römork’un genişliğinin, yine 128. maddede yer aldığı üzere tescilinin bulunup bulunmadığı, kazanın gerçekleştiği saatin gece vakti olmasına karşın genişliği 2.55’i geçen römork’un o saatte hiçbir aydınlatması olmamasına karşı kanunla yasaklanmış saatler arasında karayolunda bulunması hususları, kazanın oluşumunda bu hususların etkisinin dosya kapsamına sunmuş oldukları fotoğrafların hiçbir şekilde araştırılmadığını, Yargıtay kararlarında genişliği 2.55 ‘ten fazla olan araçların KTY‘nin 128. maddesine aykırı olarak belirlenen saatler dışında karayolunda bulunmasının ceza davalarında bilinçli taksir olarak nitelendirildiği, hukuk davalarında ise kusur atfı yapıldığını, yerel mahkeme kararında her ne kadar müvekkil şirkete ait aracın ticari araç olduğu ifade edilmişse de söz konusu aracın hususi kullanıma tahsis edilmiş bir araç olup şirket yetkilisi tarafından kullanılmadığını, dolayısıyla hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkil şirkete ait aracın sürücüsü...ta tespit edilen alkol oranının yasal sınırlar dahilinde olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca belirlenen yasal sınırın hususi araçlarda 0.50 promil ticari araçlarda 0.21 promil olup müvekkil şirkete ait araç sürücüsü ...ın kaza yerinde yapılan işlemlerde 0.36 promil alkollü çıktığı ve tespit edilen promilin KTK'da belirlenen yasal sınırlar dahilinde olduğunu, dilekçe ekinde yer vermiş oldukları kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın kamyonet cinsi olup kullanım amacının özel araç olduğunu, hal böyle olunca KTK'da belirtilen yasal sınırlar dahilinde hususi araç sürücülerinde alkol sınırının 0.50 promil olarak belirlendiğinden müvekkil şirkete ait araç sürücüsü ... tespit edilen alkol miktarının yasal sınırlar dahilinde olduğunu, sigorta şirketinin cevabi yazısında belirttiği hususlar dikkate alındığında kanunda öngörülen yasal sınırdan fazla alkollü olduğu tespit edilen sürücünün karıştığı kazanın teminat dışı kalırken zıt yorumla birlikte yasal sınırlar dahilinde kalan alkol miktarı tespitinde rizikonun teminat altında olması gerektiğini, kaldı ki her ne kadar dosya kapsamında alınan raporda varsayımsal olarak "araç sürücüsü...03:43 te yapılan alkol ölçümünde 0.36 promil alkollü olduğu, alkol ölçümünün kazadan 73 dakika sonra yapıldığından ve kan alkol düzeyinin saatte ortalama 0.15 promil azaldığı bilindiğinden sürücünün kaza anında 0.54 promil alkollü olduğunu kabulü gerekir’’ şeklinde tespitte bulunulmuşsa da bu tespitin de taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı yan kasko sigortalı aracının karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, zarardan davalının sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise; sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı, dava konusu trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından karşılanmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davacı aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı, poliçe teminatı kapsamında ise; hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Somut olayda, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı ileri sürülmüştür. Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının hasarın teminat kapsamı dışında bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409. maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde; "Teminat dışı kalan zararlar" kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğunun belirtildiği, hasarın teminat dışı kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yetmeyip kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluşması gerekmektedir. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerektiği benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları, 2017/17-1095 E. 2019/432 K., 2014/17-1082 E. 2019/431 K.). Somut olaya gelince, davaya konu kaza tespit tutanağının incelenmesinde; meydana gelen kazada ...plakalı araç sürücüsü...2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b ve 84/d maddelerini ihlal ettiği,... plakalı araç sürücüsü...nın herhangi bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamında alınan adli trafik uzmanı, nörolog bilirkişi, sigorta eksperi ve makine mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; ... plakalı sigortalı araç sürücüsü ... kazadan 73 dakika sonra yapılan alkol ölçümünde 0,36 promil alkollü olduğu, yapılan hesaplama gereğince kaza anında 0,54 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, kazada sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğu, trafikte doğru düşünme ve karar verme süreçlerinin etkilendiği, dikkatini yola veremediği, mesafe algısının bozulduğu, alkolün verdiği özgüven ile kontrolsüzce araç kullandığı ve sigortalı araç sürücüsünün bu kazayı salt alkol etkisi altında yaptığı, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakla hasarın bu nedenle kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı gözetilerek davanın reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, dosya kapsamında yer alan denetime açık, ayrıntılı, açıklayıcı nitelikteki bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.27/03/2025 ...