Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1196 E. 2025/1679 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1196
- Karar No
- 2025/1679
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/1196
KARAR NO : 2025/1679
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/02/2022
NUMARASI : 2018/39 Esas - 2022/93 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ: 12/11/2025
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın, 04/07/2017 tarihinde müvekkilinin idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL iş gücü tazminatının temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince: Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, 330.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kabulü ile temerrüt tarihide dikkate alınarak 05/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacı tarafından dava şartının (KTK m.97) yerine getirilmediğini, eksik evrakla başvuru yapıldığını, Adli Tıp Raporunda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranının esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, çelişkileri gideren üçüncü bir rapor alınmadan %36 maluliyet oranı üzerinden hüküm kurulduğunu, kaza tarihinde geçerli olan genel şartlar kapsamında 1,8 teknik faiz uygulanması; aksi kanaat olsa dahi 04/12/2021 tarihinde yayınlanan genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı hesap içerdiğini, tazminat bedeli belirlenirken davacının müterafik kusurunun göz önünde bulundurulmadığını, ıslaha konu edilen tutar için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.Somut olayda davacının tazminat talebiyle 25/12/2017 tarihinde davalı şirkete başvurduğu anlaşılmakla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde öngörülen dava koşulunun yerine getirildiği kabul edilmiştir.Diğer yandan, müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayda, motosiklet sürücüsü olan davacının sol tibia alt uç kırığı, sol femur kırığı ve sol radius alt uç kırığı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmakla, koruyucu kask takmamasının zararın oluşmasına veya artmasına etkili olduğundan söz edilemeyeceğinden, mahkemece müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmaması yerinde görülmüştür. Davacının maluliyet durumunun, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin uygun yönetmelik hükümlerini gözeterek düzenlediği raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporun yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmakla usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında ve sigorta şirketinin iş görmezlik giderinden kaza tarihi itibarıyla 330.000 TL poliçe limitiyle sorumluluğunun belirtilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Yine, davanın niteliğine (belirsiz alacak davası) göre, ıslah dilekçesinde belirtilen ve mahkemece kabul edilen tazminat tutarının tamamı için (dava ve ıslah tarihleri ayırımı yapılmaksızın) faize hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bu konudaki itirazı da kabul edilmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 22.542,30 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.636 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.906,30 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/11/2025