Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/107 E. 2025/1553 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/107
- Karar No
- 2025/1553
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/107
KARAR NO : 2025/1553
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/10/2021
NUMARASI : 2017/682 Esas - 2021/690 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 06.05.2011 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesinin imzalanarak Şanlıurfa Ticaret Sicil Memurluğunca 13.05.2011 tarihinde tescil edildiğini, sözleşmenin şartlarına göre süresi bir yıl için belirlenmiş olsa da sürenin bitiminden sonra taraflarca sözleşme aynı şartlarda devam ederek sözleşmenin belirsiz süreli yetkili acentelik haline geldiğini, davalı tarafın belirsiz süreli acentelik sözleşmesini haklı bir sebep olmaksızın 3 aylık ihbar süresine uymadan sözleşmenin feshini davacı tarafa bildirdiği tarih itibariyle acentelik yetkilerini kısıtladığını ve işlem yapma yetkisini elinden alarak davacının iş kaybına neden olduğunu, davalı tarafın sözleşmenin yapıldığı ve acenteliğin faaliyete girdiği ilk yıllarda sözleşmede belirtilen komisyon tutarın ödemiş olsa da sonradan daha düşük oranlarda ödeme yaptığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde olan davanın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile 1000 TL alacağın davalıdan komisyon ödeme tarihleri itibari ile faiziyle birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine, haksız fesih nedeniyle davacının uğradığı zarar için fazlaya dair hakların saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL maddi tazminatın feshin tebliğ tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı tarafın üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, acentelik ilişkisinin başladığı 2011 yılından feshin yapıldığı 2016 yılına kadar yaptığı poliçelerden 4.110.454,66 TL net pirim üretimi yapılmış buna karşılık 3.504.258,39 TL hasar ödemesi yapılmış, acenteye ise 455.938,73 TL komisyon ödemesi yapıldığını, halen ödenmeyi bekleyen 1.66.841,41 TL hasar olduğunu, tahsil edilen primlerden hasar ve komisyon tutarları düşünüldüğünde -1.516,583,87 TL'lik davalı aleyhine bir farkın mevcut olduğunu, bu duruma uzun zaman direnen, tahammül eden davalının şirket durumunun düzelmediğini görerek müddebir tacir davranışı gösterip sözleşmeyi ihbarsız olarak feshettiğini, zararın bu kadar ortaya çıkmasının nedeninin davacının sadece trafik kasko poliçesi düzenlemesi, yangın inşaat gibi poliçeler ile ödenen hasarların dengelenmemesi olduğunu, sürekli zarar edenin müvekkili olduğunu, sözleşmenin çekilmez hale geldiğini, davacının komisyon alacağı olmadığını ve davacının zararının bulunmadığını, davacının maddi tazminat talebi dayanağının, dava dilekçesinde açık ve net olarak belirtilmediğini, davacının bu talebini hakiki ve fiili dayanaklarıyla açıkladıktan sonra bu konuda cevap verme haklarını saklı tuttuklarını belirterek, dava dilekçesindeki maddi tazminat talebinin hukuki ve fiili dayanaklarını açıklaması için HMK 192/2 maddesi gereğince davacıya 1 haftalık kesin süre verilmesini, davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... taraflar arasında 06.05.2011 tarihli yetkili acentelik sözleşmesi akdedildiği, taraflar arasındaki itilafta davacı acentanın talebinin portföy tazminatı olmadığı, sigorta şirketi ile çalıştığı dönemde acente sözleşmesi ekinde bildirilen komisyon oranlarının uygulanmaması daha düşük oran uygulanarak tahakkuk eden primlerin eksik ödenmesi iddiası olduğunu, acentelik sözleşmesinin 21. Md. komisyonlar başlığı olup “komisyona hak kazanma ve komisyon oranları” altında yer alan düzenlemede acenta komisyonların hesabında, branşlara göre işbu sözleşmeye ekli komisyon oranları uygulandığı geçen sigorta branşları itibarıyla belirlenmiş olan komisyon yüzdeleri komisyon oranlarında ilgili makamlarca değişiklik yapılması, özellik arz eden veya yurtdışı reasüre edilen işlere ait komisyon oranı acente 'ye ihbar edilmiş olmak kaydı ile değiştirilebilir” şeklinde olduğunu, mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde acenta sözleşmesi ekinde yer alar komisyon oranlarından daha düşük oranda komisyon ödendiğini, ancak acenteye değişiklik ile ilgili bildirim yapılmadığının anlaşıldığını, bildirim yapıldığının ispatı külfeti davalı sigorta şirketinde olduğunu, bu hususa ilişkin belge ibraz edilmediğini, bu sebeple davalının davacı şirkete 165.281,28 TL eksik komisyon ödemesi nedeniyle borçlu olduğunu, davacının diğer alacak talebi ise bildirimsiz fesih nedeniyle mahrum kalınan kazanç olduğunu, mali müşavir bilirkişi tarafından tespit edilen mahrum kalınan kazanç miktarı 30.664,89-TL olduğu, yapılan mali incelemede acente portföyünün karlı bir portföy olmadığını, acentenin 4.110.454,66-TL net prim üretimi yaptığı, ancak portföyünde bulunan poliçeler dolayısıyla sigorta şirketinin 3.504.258,39-TL hasar tazminatı ödediğini, 1.666.841, TL muallak (ödenmeyi bekleyen) hasar olduğunu, ayrıca acenteye 649.782,43 TL komisyon tahakkuku olduğu dikkate alındığında davacı acentenin davalı şirkete 1.516.583,87-TL bir zarar oluşturduğu anlaşıldığını, sunulan acente partajının incelenmesinde, davacı acentenin ağırlıklı olarak trafik ve kasko poliçesi çalıştığı, portföyünde poliçe çeşitliliği bulunmadığının görüldüğünü, sigorta şirketleri açısından trafik ve kasko poliçeleri kâr etmeyen poliçeler olduğunu, trafik poliçesinin zorunlu poliçe olması sebebiyle düzenlenmesi sigorta şirketleri açısından zorunlu olduğunu, bu sebeple düzenlemekten kaçınamayağını, sözleşmenin erken feshi nedeniyle mahrum kalınan kazancın 30.564,89 TLve davacı acentenin acentelik sözleşmesi ekinde açıklanan komisyon oranları dikkate alındığında davalı sigorta şirketinde 165.281,28 TL eksik komisyon alacağı bulunduğu hususunun tespit ve rapor edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre asıl ve ıslah ile açılan davasının kabulüne, davacı yanın eksik ödenen komisyon alacağı talebi yönünden talebinin kabülü ile 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren, 164.281,28 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı yanın sözleşmenin erken fesih nedeniyle mahrum kalınan kazanç talebi yönünden talebinin kabülü ile 1.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren, 29.564,84-TL ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 06.05.2011 tarihinde davacı ... Sigorta Aracılık Hizmetleri ile müvekkili şirket arasında imzalanan Yetkili Acentelik Sözleşmesinin 2016 yılında müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, acentelik ilişkisinin başladığı 2011 yılından fesih tarihine kadar davacı tarafından yapılan poliçelerden 4.110.454,66 TL net prim üretimi yapılmış olmasına karşılık 3.504.258,39 TL hasar ödemesi yapıldığını, ayriyeten davalı acenteye de 455.938,73 TL tutarında komisyon ödemesi yapılmış olup, hali hazırda ödenmeyi bekleyen 1.666.841,41 TL hasar tazminatı mevcut olduğunu, izah edilen durum değerlendirildiğinde yani tahsil edilen primlerden hasar ve komisyon tutarları düşüldüğünde müvekkili şirket aleyhine -1.516.583,87 TL tutarında bir fark mevcut olduğunu, her ne kadar sigortalıların araçlarında meydana gelecek hasar acentenin elinde değilse de sigorta şirketlerince "Zararlı Portföy" olarak tanımlanan bu tip acentelerin sözleşmelerinin ticari hayatın olağan koşulları gereğince devam edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemeye sunulan belgelerden de görüleceği üzere acentelik ilişkisinin başladığı yıldan müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedilene kadar müvekkili şirket aleyhine yüklü miktarda fark doğduğunu, mahkemece müvekkil şirketin acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshi hususunun incelenmediğini, dava konusu uyuşmazlık hakkında komisyon oranlarının davacı tarafa iletilmediği iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, uyuşmazlığa konu olay hakkında hükme elverişli bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, acentelik sözleşmesinin haklı sebeplerle feshedildiği için davacı lehine herhangi bir alacaktan bahsedilemeyeceğini, mahkemenin kararına esas teşkil eden bilirkişi raporu objektif kriterlete uygun olarak tanzim edilmediğinden hükme esas teşkil edecek nitelikte bulunmadığından ayrıca mahkemece bilirkişi raporlarına karşı itirazları, deliller değerlendirilmeden eksik, hatalı incelemelerle davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hukuka aykırı mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olması sebebiyle mahkemenin sehven ıslah dilekçesi verilmek üzere 1 haftalık süre verilmesi ve taraflarınca da sehven ıslah dilekçesi adı altında talep artırım dilekçesi verildiğinden, talep artırım dilekçesi ile talep ettikleri eksik ödenen komisyon alacağı ile sözleşmenin erken fesih nedeniyle mahrum kalınan kazanç talebi yönünden yasal faizlerin ıslah tarihinden başlatılması kararının kaldırılarak, faizlerin dava tarihinden başlatılması suretiyle yeniden karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı zararın tazmini ve komisyon bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin davalı tarafça feshinin haksız olup olmadığı, acente ekranının kapatılması nedeniyle acentenin zarara uğrayıp uğramadığı, davacının komisyon alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı ile ... Sigorta A.Ş.(isim değiştirerek ... Sigorta A.Ş) arasında 06.05.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere bir yıl süreli olarak akdedilen yetkili acentelik sözleşmesi davalı, tarafından Beşiktaş 6. Noterliğinin 11.03.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin 29.02.2016 tarihi itibariyle feshedilmiştir.Davacı tarafça, acentelik sözleşmesinin süresinden önce feshi üzerine ekranların kapatılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini, komisyon oranlarında yapılan değişikliğin bildirilmediği iddiasına dayalı eksik komisyon alacağının tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır.1.Taraflar arasındaki 06.05.2011 tarihli yetkili acentelik sözleşmesinin 30.maddesinde sözleşmenin 1 yıl için düzenlendiği, sürenin sonunda taraflardan birisinin sözleşmenin devam etmesini istemediği takdirde diğer tarafa sürenin bitiminden 1 ay önce iadeli taahhütlü mektup ile haberdar edeceği, ihbar yapılmadığı takdirde bu sözleşmenin devam eden yıllarda kendiliğinden aynı şartlar ile 1 yıl için uzatılmış olacağı; 32. Maddesinde taraflardan her binin dilediği takdirde 1 ay önceden diğer tarafa iadeli taahhütlü bir mektup göndererek veya noterden ihtarname çekerek her zaman sözleşmeyi feshedebileceği, acentenin, ilgili kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik hükümlerine ilgili Bakanlık Genelgelerine ve sigorta şirketi tarafından acenteye gönderilen genelge ve talimat hükümlerine uygun çalışmaması halinde; acentenin, iş bu sözleşme hükümlerine göre sigorta şirketine ödemesi gereken prim borçlarından nakden tahsil edilenleri süresi içinde ödememesi halinde, acentenin, taksitli işler için sigortalıdan kendi adına alacağı ödeme araçlarının sigorta şirketine teslim etmemesi halinde; acentenin sözleşme hükümlerine göre istenilen ek teminatı vermemesi halinde; sigorta şirketince verilen satış hedeflerine ulaşmaması halinde; tüzel ve özel kişiliğine sahip acenteliğin sona ermesi, feshi, iflası , konkordato ilan etmesi veya faaliyetine devam edemez duruma gelmesi halinde sigorta şirketinin sözleşmenin süresinin bitmesini beklemeden ve önceden ihbara gerek kalmaksızın her zaman acentelik sözleşmesini fesih edebileceği veya acente yetkilerini kaldırabileceği, bu hallerde sözleşmenin sona ereceği düzenlenmiştir. Davalı tarafça fesih ihtarında herhangi bir fesih nedeni belirtilmemiş olup, cevap dilekçesinde davacının sadece trafik kasko poliçesi düzenlemesi, yangın inşaat gibi poliçeler ile ödenen hasarların dengelenmemesi nedeniyle davalının sürekli zarar ettiği, sözleşmenin çekilmez hale geldiği belirtilerek sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüştür. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, davacının ağırlıklı olarak trafik ve kasko poliçesi çalıştığı, portföyünde poliçe çeşitliliği bulunmadığı, sigorta şirketleri açısından trafik ve kasko poliçeleri kâr etmeyen poliçeler olduğu, trafik poliçesinin zorunlu poliçe olması sebebiyle düzenlenmesinin sigorta şirketleri açısından zorunluluk olduğu, risk kabul prensiplerinde sigorta şirketlerinin, aracını sigortaladığı sigortalının evi, işyeri ile ilgili poliçelerin de kendilerinden düzenlenmesini hedefleyerek, oto sigortalarındaki zararlılık oranını bu suretle düşürdükleri, sektör genel uygulamasının bu yönde olduğu, davacının sözleşmenin ayakta kaldığı süre içerisinde 1 günlük komisyon tutarının 463,19 TL olduğu , sözleşmenin fesih tarihi olan 29.02.2016 tarihi ile sözleşme sonu 05.05.2016 tarihinde kadar kalan süre için davacının elde etmesi muhtemel komisyon kazancının 30.564,89 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 121/4.maddesine göre haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır. Bu düzenlemede yer alan başlanmış işler ifadesi, acente yönünden, acentenin faaliyeti sonucu hak ettiği ücret olmayıp, acentenin sözleşme aşamasına getirdiği ancak müvekkili ile üçüncü kişi arasında acentelik sözleşmesinin sona ermesine kadar henüz bağıtlanmamış sözleşmeleri kapsamaktadır. Bu madde gereği tazmin edilmesi gereken, işin tamamlanmaması nedeniyle acentenin kazanmaktan mahrum olduğu (olası) komisyon alacağı olup, bu tazminatın üst sınırı, olası komisyon miktarını geçemez. Bu konudaki ispat yükü acente üzerindedir. Sözleşme süresinden önce haklı neden olmaksızın ya da üç aylık fesh-i ihbar öneline uyulmaksızın feshedilmesi halinde acentenin yapmamış olduğu masrafların da bu tazminat miktarından indirilmesi gerekir.(Kaya, Arslan : Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 1. Kitap Ticari İşletme, Yedinci Kısım Acentelik, s.200)Somut olayda davalının keşide ettiği fesih ihtarnamesinden sonra davacı ekranlarının kapatıldığı taraflar arasında ihtilafsız ise de davalı tarafından gerçekleştirilen feshin haklı olup olmadığı karar gerekçesinde tartışılmadığı gibi TTK'nın 121/4.maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmaksızın mahkemece eksik incelemeyle karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.2. Taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmenin 21.maddesinde acentenin, komisyonlarının hesabında, branşlara göre işbu sözleşmeye ekli komisyon oranlarının uygulanacağı, adı geçen sigorta branşları itibarıyla belirlenmiş olan komisyon yüzdeleri komisyon oranlarında ilgili makamlarca değişiklik yapılması, özellik arz eden veya yurt dışı reasüre edilen işlere ait komisyon oranı acenteye ihbar edilmiş olmak kaydı ile değiştirilebileceği, acentelik komisyonunun hesap ve tespitinin acentenin portföyüne giren poliçelere ait net prim üzerinden sözleşmede belirtilen oranlara göre yapılacağı , sigorta şirketinin herhangi bir hak talep edemeyeceği, acentenin cari ay içerisinde düzenlediği poliçelerden hak kazandığı prim alacağını (iptaller düşüldükten sonra); bir sonraki ayda (acentenin sigorta şirketine borcu varsa düşülerek) defaten ödeneceği hükmü mevcuttur. Sigorta Acenteleri Yönetmeliğinin 15.maddesinde de branş bazında ödenecek komisyon ve sağlanacak diğer menfaatlere ilişkin usul ve esasların sigorta şirketleriyle acenteler arasında yapılacak acentelik sözleşmelerinde düzenleneceği, yönetmeliğin 18.maddesinde acentelerin, aracılık ettikleri prim tutarları ve tahakkuk eden komisyonu çalıştıkları şirketler bazında takip edecekleri, sigorta şirketlerinin, acenteler ile akdettikleri sözleşmenin uygulanmasını etkileyen hususlara ilişkin olarak acentelik sözleşmesinde belirlenen dönemler halinde acenteye bilgi vereceği düzenlenmiştir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda; trafik ve kasko poliçelerine ilişkin kademe ve basamak ayrımı ile sözleşme eki komisyon tablosunda bildirilen oranlar ile davalının prim ve komisyon tutarları tek tek hesaplama yapıldığında davalının davacı şirkete toplam 165.281,28 TL eksik komisyon ödemesi yapmış olduğu , diğer sigorta poliçelerire ilişkin karşılaştırma yapıldığında eksik komisyon ödemesi olmadığı, komisyon oranlarında değişiklik yapıldığına ilişkin davalı tarafça bildirimde bulunulduğuna dair herhangi bir belge ibraz edilmediği belirtilmiştir. Davalı tarafça, komisyon ödemelerine yönelik olarak davacının itirazı bulunmadığı yönünde bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda komisyon ödemeleri yönünden trafik ve kasko poliçelerine ilişkin kademe ve basamak ayrışımı bazında topluca hesaplama yapıldığından hangi yılda ne şekilde komisyon ödemesi yapıldığı ve bunun davacı ticari defterlerine ne şekilde kaydedildiği anlaşılamamaktadır. Buna göre taraflar arasında 2011-2016 yılları arasında devam eden acentelik ilişkisinde , belirtilen hususlarda inceleme yapmak üzere sigorta konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla taraf ticari defterleri yeniden incelenerek, alınacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuşturKabule göre de, eldeki dava, belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, davacı tarafından yargılama sırasında ıslah dilekçesi sunulmuş ise de mahkemece bu talebin bedel arttırım talebi olarak kabul edilerek hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faize hükmetmek gerekirken mahkemece aksi kanaatle dava ve ıslah tarihinden itibaren ayrı ayrı faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/11/2025